"Pişkinlik yapma. İstifa et"
"Günaydın sayın Bakan!.."
İnsan haklarını canı yanınca hatırladı!

Onlar da feryat etmişti ama...
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı “Köstebek” dosyası, Beşir Atalay’ın insan haklarını hatırlamasını sağladı. Yıllardır süren bazı davaların onur kırıcı muamelelere maruz kalmış sanıkları da yargısız infaza isyan etmiş, ancak dönemin İçişleri Bakanı Atalay’dan çıt çıkmamıştı.
“Günaydın sayın Bakan!..”
Atalay’ın tavrına jet yanıt CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’den geldi: "Vicdanı olan, soruşturması süren dosyayı kamuoyuyla paylaşır mı?” diyor. Günaydın sayın Bakan! Bizim konuşmalarımız yayınlanırken, hukuk anlayışınız el veriyordu da buna mı el vermiyor!"
“Pişkinlik yapma, istifa et!”
"Makam odamdan başkanın aranması normal” demek pişkinlik. Organize işleri meşrulaştırarak, hiçbir şey değilmiş gibi pişkinlik yapmayın, istifa edin! “Haberim yok” diyorsanız o müdürü görevden alın. Bu dosya burada da kalmayacak, devamı kamuoyu ile paylaşılacak."
ÇİFTE STANDARDA TEPKİ YAĞDI
Atalay, tepkide haklı ama...
Avukat Celal Ülgen: "Yüzlerce sanık ve şüpheli için aynı uygulamalar yapılırken neredeydi? Yasa dışı kayıtlar, delil sayılması, yandaş basının yayınladığı içerikleri hiç mi görmedi?"
Basına serviste neredeydi!
Avukat Mehmet Cengiz: "Beşiktaş merkezli soruşturmalarda savunmaya verilmeyen belgeler, basına servis edilirken neredeydi? Nerenin aranacağı haberi çıksa orası arandı!"
Dosya delilleri, basından!
Avukat Vural Ergül: "Müvekkillerimizle ilgili iddiaları basından öğrendik! Yasa dışı elde edilen, türetilen delillerin yandaş basın üzerinden dava dosyasına sokulduğunu gördük!"
'Canın yanınca mı hukuku insan onurunu hatırladın'
Deniz Feneri e.V olayı ile ilgili “Köstebek”likle suçlanan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, hukuk çevrelerini göreve çağırdı: 'Herkes tabloyu ibretle izlesin'
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili “köstebek” iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, anamuhalefet liderinin iftira attığını belirterek, “Kendi onuruna düşkün olmayanlar başkalarının onuru ile kolay oynarlar. Burada zerre kadar insani bir tavır yok. Burada söylediği her şey inanın bir kurgudur, yalandır, iftiradır. Tüm hukuk çevreleri ibretle izlesin” dedi.
Atalay’ın bu sözlerine CHP’den jet yanıt geldi. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, “Daha geçen hafta Sayın Başkanımızın bir gazeteci ile konuşmaları çarşaf çarşaf bütün gazetelerde yayımlandı. Ben de gazeteci Nedim Şener ile konuşmuşum. Bu konuşma gazetelerde yayınlandı. Hukuk anlayışınız buna el veriyordu, buna mı el vermiyor” diye konuştu. .
Sadece savcılar biliyordu
Atalay, dün NTV’de katıldığı programda Kılıçdaroğlu’nun iddiaları için konuştu. Kılıçdaroğlu’nu dava edeceklerini belirten Atalay, “Bir anamuhalefet partisi genel başkanını düşünün. Grup toplantısında elinde tamamen gizli olan, gizlilik durumunda olan soruşturma dosyasını sallayarak hiçbir şey açıklamadan, işe yarar hiçbir şey açıklamadan böyle bir duruma düşüyor” dedi.
Deniz Feneri savcılarının görevden alınmalarıyla ilgili bir soruya Atalay şu cevabı verdi: “Savcılar HSYK tarafından görevden alındı. Görevden almanın sebebi evrakta sahtekarlık gibi suçlamalardır.” Köstebek iddialarıyla ilgili sadece savcıların bildiği dosyaların belgelerin ana muhalefet liderinin elinde kamuoyuna açıklanması konusunda değerlendirmede bulunan Atalay, tüm hukuk çevrelerinin bu yaşananları ibretle seyretmesi gerektiğini belirterek bununla ilgili gerekenin yapılması çağrısında bulundu.
Tekin: Atalay istifa etsin
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’nın Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili NTV’ye yaptığı açıklamaya anında cevap verdi. Tekin,
“Koruma müdürünün telefonla aradığını hatırlamaması mümkün değil. ’Makam odamdan başkanın aranması normaldir’ deme pişkinliğini anlamış değilim. Arama kararı ne zaman çıktı? Senin koruma müdürü niye telefon ediyor?” diyerek şöyle konuştu:
“Nerede isterlerse sadece Deniz Feneri’ni tartışmaya biz CHP olarak açığız. Ana muhalet liderinin konuşmaları gazetelerde yer aldı. Böyle bir demokrasi, hukuk anlayışı olabilir mi? Bir hukuk garabeti varsa bunun sorumlusu hükümettir. Bakan ’Benim ilgim yok’diyorsa, o müdürü görevden alması lazım. Sayın Kılıçdaroğlu’nun 3 yıl önce söylediği şeyler doğru çıktı. Bundan daha net ne olabir? Umut ediyorum gensoruya kalmaz. Demokrasilerde istifa müessesi diye bir şey var, sanıyorum sayın bakan gereğini yapacaktır.”
Dosyanın devamı gelecek
“Daha geçen hafta Sayın Başkanımızın bir gazeteci ile konuşmaları çarşaf çarşaf bütün gazetelerde yayınlandı. Ben de gazeteci Nedim Şener ile konuşmuşum. Bu konuşma gazetelerde yayınlandı” diyen Tekin şöyle devam etti:
“Hukuk anlayışınız buna el veriyordu, buna mı el vermiyor. Anamuhalefet liderinin konuşmalarının o gazetelerde ne işi var diye sormazlar mı size? 3 yıl önce Sayın Kılıçdaroğlu’nun sorduğu sorulara yanıt verilmedi. Sayın Bakan, Sayın Başbakan daha somut, daha net ne olabilir? Bütün bunlar göreceksiniz sadece burada kalmaycak. Bu dosyanın devamı kamuoyu ile paylaşılacak. Sayın Bakan’ın itiraz edebildiği ne var burada? İftira diyor. Burada iftira olan ne var? Nasıl bir ülke olduk, nasıl bir anlayıştır, nasıl bir pişkinliktir? Avrupa’da yüzyılın davası denilen davayı Sayın Kılıçdaroğlu kendisine dava edinecek, sonra belediyeye yapılan herhangi bir operasyonmuş gibi görülüyor. Neden Erzurum, Hakkari değil de Kırıkkale Belediye Başkanı’nı arıyor? Tüm bunlara bakmanız lazım.”
Bu ne pişkinlik
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın
odasından Kırıkkale Belediye Başkanı’na telefon açılmasını normal karşılamasını pişkinlik
olarak değerlendirdi. Tekin “Atalay demokrasilerdeki istifa müessesesini hatırlamalı” dedi
Akılları, vicdanları daha önce neredeydi?
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, kendisi hakkında “Köstebek” iddiasında bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu için söylediği, “Gizli olan soruşturma dosyalarıyla suçlamak anamuhalefet liderine yakışmıyor. Bunların hepsi kurgu iftira. Dünkü tabloyu bütün hukuk çevreleri ibretle seyretsin. Elinde daha gizli soruşturma safhasında benimle ilgili olmayan şeyleri getirip dosyayı bizzat gösteriyorsa toplumda adalet duygusuyla ilgili sorun var demektir” sözlerine hukukçulardan da tepki yağdı.
Kendi memurları
Ümraniye, Balyoz, Islak İmza, Poyrazköy, İnternet Andıcı gibi davalarda bir çok sanığın avukatlığını yapan Celal Ülgen, Beşir Atalay’ın tepkisinde çok haklı olduğunu belirterek, “Ama, Atalay bu tepkide bulunurken yüzlerce sanık ve şüpheli için aynı uygulamalar yapılırken nerediydi? Bunlar kendi bakanlığına bağlı memurlar tarafından yürütülen soruşturmalar. Bunların bir teki hakkında soruşturma bile açılmadı. Örneğin; yetkisiz dinleme kararları, internete düşen yasadışı dinleme kayıtları, usulüne göre elde edilmemiş kayıtların delil kabul edilmesi, soruşturma aşamasında daha avukatlara bile gösterilmeden yandaş basında yayınlanan dosya içerikleri bir bakan olarak hiç dikkatini çekmemiş mi?” dedi.
Bilgiyi bakanlık sızdırdı
Yaptığı şikayetle Almanya’daki Deniz Feneri e.V soruşturması ile bağlantılı Deniz Feneri soruşturmasını başlatan Mehmet Cengiz, gelişmeleri Atalay’ın deyimiyle “ibretle” izlediğini söyledi. Cengiz, şöyle konuştu:
“Deniz Feneri yolsuzluğunu örtbas etmek ve delilleri karartmak için bakanlık makamından devreye girildiğini bu vesileyle öğrenmiş olduk. Savcılarla ilgili açılan soruşturma vesilesiyle her türlü bilgi ve belge kamuoyuna servis edilirkin buna sessiz kalan, hatta teşvik edin siyasal iktidar, bu dosyada kendi aleyhlerine olan hususlar açıklandığında gizliliğin arkasına sığınıyorlar. Deniz Feneri savcılarının üç senelik çalışmalarından en ufak bir belge bilgi sızmadı. Bu soruşturmanın müştekisi olduğum halde bana bile bilgi verilmedi. Bu bilgiler ilk kez savcılar hakkında soruşturma başlatıldığında iktidar tarafından ortaya atıldı. Bizzat Adalet Bakanlığı tarafından savcıların aleyhine olabileceği düşünülen belge, bilgi basına servis edildi. Atalay, Adalet Bakanlığı’na dava açsın.”
Deliller basından
Avukat Vural Ergül de soruşturma aşamasında müvekkilleri ile ilgili iddiaları basından öğrendiklerini kaydederek şöyle dedi:
“Bizler, yargı darbesi olarak adlandırdığımız Ümraniye kapsamındaki takım davalarda yasadışı elde edilen, hatta türetilen delillerin dahi yandaş basın üzerinden dava dosyasına sokulduğunu izledik. Şimdi yakınanların akılları, gözleri, vicdanları o tarihlerde neredeydi? İş gelip kendilerine dayanınca mı insan hakları, hukuk, adalet duygusu, onur gibi kavramlar akıllarına geldi. Şimdi soruşturmanın gizliliğinden sözedenlerin Deniz Feneri e.V dava dosyasının içeriğini tam olarak bilmedikleri anlaşılıyor. Ortalıkta dolaştığı iddia olunanlar yalnızca Almanya’daki davada aleniyet kazanmış belge ve bilgiler. Bu bilgilerinde gizliliği sözkonusu bile edilemez. Deniz Feneri Almanya davasını inceleyenler soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği iddialarının ciddiyetsizliğini anlayacaktır.”
Yeniçağ
*