SivriSinekCaz

Çok Okunanlar

Bahçeli nerede? Tayyip’e sorduğu soruların cevabı nerede?

Devlet Bahçeli, partisinin 2 Haziran 2015 tarihinde Elazığ İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitingde yaklaşık 15 bin kişinin karşısında Erdoğan'a çok sert sözlerle yüklenmiş ve beş soru sormuştu...

Bahçeli bu sorularının cevabını ne zaman aldı?


Devlet Bahçeli, partisinin 2 Haziran 2015 tarihinde Elazığ İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitingde yaklaşık 15 bin kişinin karşısında Erdoğan'a çok sert sözlerle yüklenmiş ve beş soru sormuştu...

Anayasa değişikliği referandumunda AKP'ye açık çek veren Bahçeli o gün Erdoğan'a şu soruları sorumuştu;


1- İmralı canisi ile mektuplaştın mı? Öcalan'ın İmralı'dan günübirlik çıkışlarına izin verdin mi? Ve şahsen temas kurdun mu?

2- Kandildeki PKK'lılar dinlenmesin diyerek kriptolu telefon gönderdin mi? Terör baronları ile telefon görüşmeleri yaptın mı?

3- Bülent Arınç'a yönelik düzmece suikast iddiasından sonra girilen kozmik odalardan gasp edilen devletin en mahrem bilgileri kimlerin eline geçti?

4- KCK'nın kuruluşunda katkın var mı?

5- PKK ile HDP ile başkanlık karşılığında federasyon ümidi verdin mi?


ERDOĞAN'IN MASKESİ DÜŞECEK, 

YA KAÇACAK, YA HESAP VERECEK

Bahçeli, ard arda sıraladığı bu beş sorunun ardından "Daha sorularımız vardır ancak Erdoğan'a şimdilik bunlar yetecektir. Erdoğan'ın çok yakında maskesi düşecektir ve günü geldiğinde ya kaçacak yada adalete hesap verecektir" diyerek sözlerini bitirmişti.

İşte o görüntüler; 
abcgazete

3. Havalimanı projesinde şaşırtan SKANDAL!

3. Havalimanı projesine başvuru yapan Hollandalı firma, yol açacağı çevresel zararları öğrendikten sonra çekildi...

3. Havalimanı projesinde skandal gelişme

İstanbul’un Kuzey Ormanları’nda katliama yol açarak, betonlaşmaya neden olacak 3. havalimanı sahasında proje başvurusu yapan Hollandalı bir şirket çekildi...

Kuzey Ormanları Savunması yaptığı açıklamada “İstanbul’un akciğerleri Kuzey Ormanları’nın ekosistemini bozacağı ve devasa büyüklükteki bir alanı betonlaştıracağı için eleştirilen ve yaşam savunucuları tarafından durdurulması istenen 3’üncü havalimanı inşaat sahasında proje başvurusu yapan Hollandalı bir şirket, Kuzey Ormanları Savunması’nın (KOS) görüşleri üzerine projeden çekildi” ifadelerini kullandı.

Adı açıklanmayan ve hangi projeyi üstlenmek istediği belirtilmeyen Hollandalı bir inşaat-emlak şirketi, proje kapsamında kredi almak ve sigortalatmak üzere uluslararası kredi kurumu olan Atradius Dutch State Business’a (ADSB) 2016 yılı içerisinde yaptığı başvuruya olumlu cevap alamayınca çekildiğini duyurdu.

Hollandalı şirketin kredi için başvuruda bulunduğu ADSB, Kuzey Ormanları Savunması ile geçtiği irtibat sonucu proje hakkında ayrıntılı bilgi almıştı.

KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI’NDAN AÇIKLAMA

Kuzey Ormanları Savunması yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Kuzey Ormanları Savunması (KOS) olarak ADSB yetkilileriyle İstanbul’da bir araya gelerek, toplantıda ‘Projenin bölge ekosistemi üzerinde bırakacağı kalıcı hasarları, projede yaşanan iş cinayetlerini, projenin kır ve kente etkisini ve projenin şeffaf bir şekilde ilerlemediği dahil olmak üzere bir dizi itirazımızı’ aktarmış ve ‘İstanbul’un katli demek olacak 3. havalimanının yapılmamasından başka bir yol olmadığını’ belirtmiştik.

KOS olarak, 3.havalimanı projesine yönelik bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz itirazlarımızda, açıklamalarımızda ve 3. havalimanı ile ilgili hazırladığımız raporumuzda altını çizdiğimiz üzere bu projenin bir ulaşım projesi olmadığını, Kuzey Ormanları’nı betonlaştıracak bir emlak-inşaat projesi olduğunu belirttik.

Konuya ilişkin geçen ay ADSB yetkililerinden aldığımız habere göre, Hollandalı şirketin kredi desteği reddi sonucunda projeden çekildiğini öğrendik.”
Odatv

Yandaşlar ‘HAYIR’ için kapıştı!

Yandaş kalemler birbirine girdi. O onu suçluyor, O onu. Bu kavga daha uzar. AKP’ye yakın kalemler arasındaki kavga büyüyerek devam ediyor...





Yandaş medyada gizli HAYIR’cı kavgası büyüdü
AKP’li eski Bakan ve Habertürk gazetesi yazarı Ömer Dinçer, Başkanlık sistemine ilişkin eleştiri getirdikten sonra iktidara yakın isimler tarafından kendisinin hedef alındığını yazarken, Fehmi Koru ise Başkanlık sistemini savunurken Osmanlı tarihine gönderme yapanları çok sert bir dille eleştirdi... 

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç de hükümete yakın isimler arasında “gizli hayır”cı olduğunu ifade ederken, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakınlığıyla bilinen Karar gazetesinin yazarı Mehmet Ocaktan ise AKP’nin etrafında ‘itibarsızlaştırma timleri’ bulunduğunu ifade ederek partiye yakın isimleri hedef aldı.

“SEN DOST GÖRÜNÜP İFTİRAYI SİNSİCE SÜRDÜRÜYORSUN”

AKP’li eski Bakan ve Habertürk gazetesi yazarı Ömer Dinçer, bugünkü yazısının son bölümünde  Başkanlık tasarısına ilişkin eleştirisi sonrasında kendisinin iktidara yakın medya tarafından hedef alınmasına “Sen dost görünüp iftirayı sinsice sürdürüyorsun.” ifadeleriyle yanıt verdi.

Ömer Dinçer’in yazısının son bölümü şöyle:
“O doğru olanı eksik ve yanlı yansıttı, yalan haber yaptı.
Bunlar yetmedi, şantaj yaptı, iftira etti.


Yargısız infaz yapmışlardı ama dertleri şahsım değildi. Çünkü ben ortaya çıkana kadar hiç bulaşmamışlardı. Yol arkadaşlarım için de aynı şeyleri yaptılar ve hâlâ yapıyorlar.
O benim düşünce ve inancımdan dolayı düşmandı.
Ben dava arkadaşlarımın önünde durduğum için taşları önce bana çarpıyordu.
O haklı olana değer vermiyordu, “bilginin ve doğru sözün gücüne” güvenmiyordu.
O hâlâ öyle.
Şimdi sen de aynı şeyi yapıyorsun. Senin ondan ne farkın var.
Ama dur, senin ondan farkın var:
O okuduğunu anladığı için düşmandı, sen okuduğunu anlamadığın için…
O sadece düşüncelerimi ve yaptıklarımı hor görüyordu, sen tanımadığın halde enaniyet diyerek şahsımı da.
O açıkça iftira ediyordu. Sen dost görünüp iftirayı sinsice sürdürüyorsun.
Görüldüğü gibi, iyi olmanın hali tek ama kötü olmanın hali çeşitli…”

FEHMİ KORU’DAN “EVET”ÇİLERE KIRMIZI KART

İktidara yakın kalemlerden Fehmi Koru da kişisel web sayfasında kaleme aldığı yazısında, “Evet” kampanyasını yapanlara çok sert ifadelerle yüklendi.

Siyasette de futbol gibi hata yapanlara sarı ve kırmızı kart çıkarılmalı diyen Fehmi Koru, “Evet” kampanyası yapanlara söylemleri ve açıklamaları nedeniyle hem sarı hem de kırmızı kart gösterdi. “Evet” kampanyasını savunanların Osmanlı tarihine gönderme yapmasını eleştiren Fehmi Koru, tasarının “Başkanlık” olmasına karşı “Cumhurbaşkanlığı” olarak yansıtılmasını da çok sert ifadelerle eleştirdi.

Fehmi Koru’nun yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Yaklaşık 150 yıldır, 1876’dan beri, ara sıra kesilse bile bugünlere kadar bizi getirmiş parlamenter sistemle yönetiliyoruz; parlamentodan geçen değişiklik paketi halkımızdan da onay alırsa referandum sonrası ‘başkanlık sistemi’ne geçeceğiz.
Köklü bir değişiklik söz konusu.
Ancak daha adından başlayarak yanıltılmak istendiğimizi hissetmemek elde değil.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan en son “Yetkileri tek elde toplayacağız” dedi açık açık. Doğru olan onun tavrı. Gerçekten de öyle olacak; daha önce farklı kurumlarda bulunan yetkiler, değişiklik hayata geçirildiğinde, ‘başkan’ mevkiindeki kişide toplanacak…
Başbakan da olmayacak zaten…
İyi de getirilecek yeniliğe ‘cumhurbaşkanlığı sistemi’ denilmesi bir yanıltmaca değil mi?
“MHP’nin ricası” olduğunu biliyorum ve bu bana daha da rahatsız edici geliyor…
Bize daha uygun olduğu söyleniyor değişiklikle getirilecek yeni sistemin ve ispatı için tarihimize başvuruluyor.
Oysa tarihimiz farklı şeyler anlatıyor.
Parlamentoya, ‘Meclis’li sisteme’ geçiş, tarihimizin gerçeğidir. Öncesine göre bir ilerleme olan o geçişti.
Kaldı ki, Meclis bulunmadığı dönemde bile, devletin başı bütün yetkileri elinde bulunduran biri değildi ki…
‘Sadrazam’ diye biri hep vardı Osmanlı’da ve Padişah onu göreve getirdiğinde kendisine teslim ettiği mührü geri alana kadar devleti o idare ederdi.
Tarihimiz büyük padişahlar kadar, onları ‘büyük’ yapan büyük sadrazamların da tarihidir.
‘Evet’ oyu verilmesini savunurken tarihimiz gerekçesine başvuranları gördüğümde.. ‘sarı kart’ çıkarasım geliyor…

İLERİ ÜLKELERİN SİSTEMİ Mİ

‘Başkanlık sistemi’ konusunda ikna olmamız için başvurulan gerekçelerden biri de ilerlemiş ülkelerin ‘sistemi’ olduğu iddiası…

İddia sahipleri, bu gerekçeden önce, ‘bize özgü bir sistem’ getirdiklerini ifade ettikleri için çelişkili bir alana giriyorlar; ‘bize özgü’ bir şey ile başka hiçbir şey mukayese edilemez çünkü…
Sistemler ülkelerin geleneklerini yansıtır ve ‘başkanlık’ ile yönetilen ülkeler de genellikle ‘federal’ yapıya sahiptirler.
ABD’de olduğu gibi, ‘başkan’ 50 eyaletten oluşan bölük pörçük yapının tutkalıdır; birliği şahsında o temsil eder…
Gerekçeye ‘sarı kart’.
Kampanya sırasında birilerinin coşup ‘melek-şeytan’ bahsine dalarak dini argümanlar kullanmasına ise hiç girmek istemiyorum.
Tam ‘kırmızı kartlık’ bir durum çünkü…
Referanduma sunulan anayasa değişiklikleri savunulamaz mı?
Elbette savunulabilir. İkna edilmeye hazır, ancak yanlış söylemlere muhatap olduklarının farkında geniş bir kitle var ve onlar kurallar içerisinde bir ikna faaliyetine muhatap olabilmek için merakları ayakta bekliyorlar.”

“GİZLİ ‘HAYIR’CI”

Hükümete yakınlığıyla bilinen Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç “Mahallenin gizli ‘hayır’cısı… Senin derdin nedir birader!” başlıklı yazısında, 
CHP’li Akif Hamzaçebi’nin Başkanlık sistemini eleştirmesi sonrasında AKP’ye yakın kalemlerinin buna sahip çıktığını ifade etti. Ahmet Kekeç yazısında konuyla ilgili şöyle yazdı: “Mahalle sakinleri Hamzaçebi’nin sözlerinin üzerine atlamakta gecikmediler. Hemen “paylaşım kanalları” devreye sokuldu. Hemen yoğun bir “iktibas faaliyeti” başladı.”

AKP’YE YAKIN ‘İTİBARSIZLAŞTIRMA TİMLERİ’ VAR

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakınlığıyla bilinen Karar gazetesinin yazarı Mehmet Ocaktan, Başkanlık referandumu sürecindeki isim vermeden “Evet” kampanyasını eleştirerek şöyle yazdı:

“Şu günlerde hainlik-vatanseverlik ikilemi arasına hapsedilen ve yüksek tansiyonda seyreden bir referandum tartışmasını yaşıyoruz. Ne yazık ki siyaset coşkusunu kaybetmiş, fikri tartışmalar tam bir seviye kaybıyla malul durumda, dini alanın ruhaniyeti ise alabildiğine hırpalanmış bir görüntü arz ediyor. Daha da önemlisi birlikte yaşama şevkimizi kaybetmiş durumdayız.

Hava kurşun gibi ağır… Birbirimizi hırpalamaktan, etrafa korku salmaktan adeta zevk alıyoruz. İnsanlar referandum konusunda görüşlerini komşularıyla paylaşmaktan bile çekinir haldeler, ‘hain’ damgası yememek için neredeyse saklanarak yaşamayı tercih ediyorlar.”
Mehmet Ocaktan, “Evet” kampanyasında yaşanan olumsuzlukların nedeni olarak AKP’ye yakın bazı çevreleri gösterdi ve o çevreleri  ‘itibarsızlaştırma timleri’ olarak adlandırdı.
Ocaktan’ın yazısının o bölümü şöyle:

“Ne yazık ki AK Parti’nin en büyük talihsizliği, partinin etrafında konuşlanmış bulunan ‘itibarsızlaştırma timleri’dir. Çünkü kimlerin hain olduğuna, kimlerin vatansever, yerli ve milli olduğuna onlar karar veriyor. Farklı fikir beyanında bulunan dava arkadaşlarını, dostlarını bile rahatlıkla hain olarak yaftalamaktan çekinmiyorlar.
Referanduma sayılı günler kala eğer AK Parti, parti ile hiçbir gönül bağı bulunmayan bu itibarsızlaştırma timlerine karşı ciddi bir adım atamazsa, korkarım bu negatif algıdan AK Parti de, Türkiye de zarar görür.”

‘Kaçak Katı’ yıkımdan korumak için ‘evet’ diyor!

Urfa'da hakkında yıkım kararı olan kaçak kata, "Allah yolunda zafere doğru güçlü bir Türkiye için evet" pankartı asıldı. Amacın bu şekilde yıkımı engellemek olduğu belirtildi...

Kaçak katın yıkımını durdurmak için

 ‘Allah yolunda zafere doğru evet’ pankartı asıldı! 

Urfa'nın tarihi Haşimiye Meydanı'nda bulunan ve kafe olarak işletmeye verilen iş yeri, tarihi yapının üzerine çıktığı inşaatın yıkılması doğrultusunda Tarihi ve Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü'nün verdiği kararı aşmak için, kaçak yapıya boydan boya referandumda "evet" pankartı ile sardı...

EVET PANKARTIYLA YIKIMI ENGELLEMEK İSTİYOR

Dihaber'de yer alan habere göre, yıkım kararı olan kata üzerinde "Allah yolunda zafere doğru güçlü bir Türkiye için evet" yazılı pankart asıldı. Pankartta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın fotoğrafları da yer aldı. 


Kaçak yapıya pankartı boydan boya asan iş yerinin, yıkım kararını kamufle etmeye çalıştığı belirtildi. 

AKP’li Büyükşehir Belediyesinin kaçak yapı hakkında alınan yıkım kararı uygulayıp uygulamayacağı ise merak konusu oldu.

BELEDİYE SESSİZ

Alınan karar doğrultusunda yıkım için iş yerine 17 Ocak'ta giden ekipler, yıkımı başaramamıştı. İşyerinin sahibinin "intihar girişimi" ile direndiği yıkım kararı 15 gün süreyle uzatılmıştı. Ancak yıkımı gerçekleştirmesi gereken Büyükşehir Belediyesi 35 gündür yıkım kararının gereğini yerine getirmiyor.

Konuya ilişkin aranan Büyükşehir Belediyesinde, sorulara cevap verecek muhatap bulunamadı.

Tayyip ‘GÜÇ’ istiyor!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bugün toplu açılış törenlerinde referandum kampanyasına devam etti. 

Recep Tayyip Erdoğan,
 ‘Gücü tek kişide toplayacağız’
Önce Elazığ ardından Malatya’da konuştu. Erdoğan, hayır oyu vereceklere terörist damgası vuran üslubunu sürdürdü...

“Kandil hayır diyor. Kişi sevdikleri ile beraberdir” dedi. Erdoğan Suudi Arabistan dönüşü gazetecilere, “hayır’ demekte hayır da yoktur, şerre rıza şerdir” ifadelerini kullanmıştı.






Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’den, Başbakan Binali Yıldırım Almaya’dan referandum için “evet” istedi.

Önce Elazığ’da açılaşa katıldı Erdoğan. Sistem değişikliği ile gücün tek kişide toplandığının altını çizdi.


Cumhurbaşkanı, tarafsız olamayacağını da vurguladı.

Elazığ’ın ardından Malatya’ya geçti Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan dönüşünde “Hayır demekte hayır yoktur, şerre rıza şerdir” demişti. Burada da “kişi sevdiklerinin yanındadır” göndermesi yaptı.

Başbakan Binali Yıldırım ise Düseldof’taydı. Referandum çalışmasını terör örgütleri üzerinden yürüttü.

Yıldırım, referandumda AKP’ye destek veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Yenikapı ruhuyla hareket ettiğini söyledi.

Kim bu Tayyip Erdoğan’ın dünürü?..

Tayyip Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner, darbe girişiminde halkı sokağa çıkarmak için bir platform kurdu...

Kim Bu Dünür? 
Kardeş Kal Türkiye’ adlı platform ‘Zello’, WhatsApp ve radyoyla halka ulaşmayı planlıyor... 

Bir inşaat şirketinde yöneticilik yapan platformun kurucusu Uzuner, silahlı milis gücü kurdukları iddialarını kesin bir dille reddedip, “Ben silah değil, siren dedim” dedi. 

Tartışmalar “silah dedi” “silah demedi siren dedi” üzerinde boğulurken devletin güvenlik güçleri yerine böyle bir yapılanma kurulması gözden kaçıyor. 

Peki kim bu Orhan Uzuner? Erdoğan’ın dünürünün adı daha önce hangi olaylarda geçti?

BELEDİYE’DE MEMURDU

Orhan Uzuner 1994′ yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Ulaşım AŞ’nin Proje Müdürlüğü’nde Mühendis olarak çalışmaya başladı.  

Fatih’te oturuyordu ve mütevazi bir hayat sürüyordu. AKP kurulana kadar bir siyasi partiye üye olmadı. Bir dönem Fazilet Partisi’nin seçim çalışmalarına katıldı. Tayyip Erdoğan AKP’yi kurunca yanında yer aldı. İstanbul 2.Bölgeden milletvekili aday adayı oldu ancak listeye giremedi.

2003 YILINDA DÜNÜR OLDU

2003 yılında ise hayatı tamamen değişti. Kızı Reyyan Uzuner’e görücü usulü ile Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan talip oldu.  

2003 yılında da düğün gerçekleşti. Reyyan Uzuner 17 yaşında olduğu için, düğün Fatih 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden alınan izinle gerçekleştirildi. Bilal Erdoğan ve Reyyan Uzuner’in nikâh şahitliklerini  İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile AKP Milletvekili Nevzat Yalçıntaş yaptı. Reyyan Uzuner liseyi evlilik dolayısıyla ikinci sınıfta bırakarak tasdikname aldı. Evlendikten sonra eğitimini ABD’de sürdürdü.

Orhan Uzuner Başbakan’ın oğlu ile kızının evlenmesinin hayatında bir değişiklik yapmayacağını mütevazi hayatına devam edeceğini söylüyordu “Başbakan ailesine dünür olmamız hayatımızı etkilemez.  Çevremizdeki genel hava değişti. Etrafımızda değişiklik olabiliyor ancak ben değişmedim. Bana farklı davranmak isteyenler olabiliyor, ancak ben onlara bu imkanı vermiyorum”

HİZMET VAKFI’NDA YER ALDI

Orhan Uzuner AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu döneminde yönetim kurulunda yer aldı. Bir dönemde Nur Tarikatına yakın Hizmet Vakfı mütevelli heyetinde bulundu.

Vakıf Başkanı Mehmet Bilgin Akatay ile ve diğer üyelerle İstanbul’a yeni atandığı zaman Vali Vasip Şahin’i ziyaret etmişti. Hizmet vakfı mütevelli heyetinde şimdi adı bulunmuyor
.


BALLI İHALE İDDİASI

Orhan Uzuner milletvekili aday adayı olduğu dönemde listede yer almayınca Milletvekili seçilseydim Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki komisyonlarda çalışmak isterdim” demişti. Milletvekili olmadığı için Ulaştırma bakanlığı komisyonlarında görev yapmadı ama 2014 yılında Ulaştırma Bakanlığı ihalesine ilişkin iddialarda Orhan Uzuner’in adı vardı.

2014 yılında sayıştay raporuna dayanılarak yapılan haberlerde Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner’in adı da geçti. “Başbakan’ın dünürüne ballı ihale!” başlıklı haber şöyleydi;
“Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner’in iştiraki Betra A.Ş.’ye TCDD’den imtiyazlı ihale sağlamak için TCDD’nin travers fabrikalarının 9 yıl süreyle kapalı tutulduğu ortaya çıktı.

Bilal Erdoğan’ın kayınbabası Orhan Uzuner’in iştiraki Betra AŞ’ye TCDD’den imtiyazlı ihale sağlandığı iddiasını TBMM gündemine getiren CHP Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’yü, CHP Kriz Masası Başkanı Aykut Erdoğdu’nun ortaya çıkardığı Sayıştay raporları doğruladı.

Sayıştay Raporu, Betra AŞ’nin TCDD’nin travers (beton bloklar) ihalelerine tek başına girdiğini, ihalelerin ilan edilmediğini, sözleşme bedellerinin yüksek tutulduğunu ve fiyat kırımı yapılmadığı kaydediyor. Yurt gazetesinden Murat Bayar’ın haberine göre, yine Sayıştay, TCDD’nin Sivas ve Afyon’daki travers fabrikalarını dokuz yıl boyunca devreye sokmayarak Betra şirketine pazar yarattığı tespitini yapıyor.

Türkiye’de 6 adet beton travers üreten firma bulunuyor. Sayıştay, TCDD’nin 2006-2010 yılları arasında yapılan ihalelerinden Betra şirketi tarafından kazanılan ihalelerin biri hariç tamamında, Betra’nın tek katılımcı olduğunu ve ihalelerden 3 tanesinin ilan edilmediğine dikkat çekiyor.

İHALEDE REKABET YOK

Sayıştay raporları, sözleşme bedellerinin maliyet tutarı kadar yüksek tutulduğunu ve hemen hemen hiç fiyat kırımı yapılmadığını ortaya koyarak, ‘Bu durum ihalelerde rekabet ortamının sağlanmadığını gösteriyor’ tespiti ile devletin zarara uğradığı ortaya koyuluyor. Betra AŞ’nin 2010 yılına kadar ortalama 50 Avro birim fiyatla temin ettiği traversin, 2012 yılında Sayıştay, 40 Avro fiyatla satılmasına dikkat çekiyor.

Sayıştay Raporu 2006-2010 yılları arasında 1,5 milyon B70 travers alımının, 50 Avro birim fiyatla 75 milyon Avro ödenerek yapıldığını belirtiyor. Buna karşın TCDD’nin Sivas ve Afyon travers fabrikalarını 9 yıl boyunca devreye sokmayarak Betra şirketine pazar yarattığı tespitini yapıyor.

Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre Betra AŞ’nin yüzde 50’si Maba-T firmasına, yüzde 49.5’i Raymak İnşaat’a ait. Raymak İnşaat’ın ise yüzde 50’si Orhan Onur Dış Ticaret AŞ, yüzde 39’u Mehmet Seçil ve Ahmet Selçuk Uzuner kardeşlerin. Uzuner kardeşler aynı zamanda Uzpa Turizm Oto Pazarlama’nın yüzde 60’ına sahipler. Uzpa da dünür Orhan Uzuner’in de yüzde 10 payı var. Betra’nın yüzde 0.25’i ise Uzpa İnşaat’a ait. Uzpa İnşaat’ın yüzde 39’u da Erdoğan’ın dünürü Uzuner ailesine ait”

HABER TEKZİP EDİLDİ
Orhan Uzuner daha sonra avukatı aracığı ile bu haberi tekzip etti.

Tekzip metninde ” Gazetenizin 17.02.2014 tarihli nüshasında manşette ve detaya yer verilen 5. sayfasında müvekkil Orhan UZUNER’in BETRA A.Ş. firmasının iştiraklerinden olduğu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dünürü dolayısıyla Bilal Erdoğan’ın kayınpederi olduğu, bu ilişki sayesinde ortağı olduğu firmanın bir takım usulsüz ihaleler aldığı, sözü edilen ihaleler ile devletin zarara uğratıldığı ifade edildikten sonra 5. sayfada müvekkilin ortağı olduğu belirtilen BETRA A.Ş.’nin TCDD’den imtiyazlı travers ihaleleri aldığını, TCDD’nin sahip olduğu travers fabrikalarının 9 yıldır bilerek çalıştırılmadığı, tek katılımcının BETRA A.Ş. olduğu, rekabetin sağlanamadığı ve bu nedenle devletin zarara uğratıldığı ifade edilmiştir.

Haberde gerçek olan tek husus müvekkilin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dünürü, Bilal Erdoğan’ın kayınpederi olduğudur

Müvekkil Orhan UZUNER, BETRA A.Ş.’nin sahibi, yetkilisi, yöneticisi veya ortağı değildir. Söz konusu firma ile hiçbir ilişkisi, bağlantısı bulunmamaktadır. Müvekkil, sadece haberde adı geçen Uzka İnşaat firmasının sigortalı çalışanıdır. Ayrıca, TCDD’ye ait fabrikaların çalıştırılmamasını müvekkilin sağladığı iması da fazlasıyla yakışıksız olup, haberi okunabilir kılma çabasının ürünü olarak değerlendirilmiştir. Önemle ve öncelikle belirtmek isteriz ki; müvekkil Orhan UZUNER hakkında yapılan söz konusu haber tamamen gerçek dışıdır.Müvekkil hakkında, hangi maksatla yapıldığı anlaşılamayan, asılsız, gerçeğe aykırı ifadeler kullanılmıştır. 

Hükümet karşıtı yapılan kara propagandayla, mazbut bir yaşam süren müvekkilin adının lekelenmiş olması, hiçbir doğruluğu olmayan, onur kırıcı, küçük düşürücü, şeref ve haysiyeti rencide edici ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki söz konusu haberde milyon avroların telaffuz edildiği ihaleler ile menfaat temin ettiği iması müvekkili derinden üzmüştür. Müvekkilim hakkında asılsız ve gerçeğe aykırı nitelikteki bu tarz ifadeler, tekzip yazısının hazırlanarak, kamuoyunda uyanan yanlış kanaatlerin düzeltilmesi amacıyla yayımlanmasını zorunlu kılmıştır.”

EŞİ TÜRGEV KURUCUSU

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı olan TÜRGEV’in kurucuları arasında Orhan Uzuner’in eşi Reyhan Uzuner’de bulunuyor. TÜRGEV’İ Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, kızı Esra Albayrak, damadı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak,  eniştesi Ziya İlgen ve kızı Esra Albayrak’ın eltisi Şule Albayrak kurdu.

Orhan Uzuner, dünür olduğu dönemde “Bu bir normal evlilik. Kendimizi ön plana çıkarmak istemiyoruz. Bize uygun olmaz” demişti. Oysa  ‘Kardeş Kal Türkiye’ adlı platform ile öne  çıkmaktan öte Türkiye gündeminin önemli bir figürü oldu.

AKP memurlara saldırı planları yapıyor!

AKP, kamu emekçilerini hedefe koyan açıklamalarını uzun süredir devam ettirirken, Bakan Müezzinoğlu, “Memurluk tapulu mal olmayacak” diyerek kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı planladıklarını bir kez daha ilan etti...

AKP memura saldırı hazırlığında!

AKP kamu emekçilerine yönelik saldırı planını yavaş yavaş açıklıyor...

Kamu emekçilerinin iş güvencesi, "esneklik" ve "performans" adı altında ortadan kaldırılmak isteniyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "memurluk tapulu mal gibi olmayacak" derken, kamu emekçilerine yönelik saldırı hazırlığının takvimi de belli oldu.

AKP'nin büyük tepki çekeceğini düşündüğü düzenlemeyi başkanlık referandumu sonrasına bıraktığı ortaya çıkarken, referandumdan sonra düzenlemenin hayata geçirilmesi planlanıyor.

Konuya ilişkin AKP'nin yayın organı Sabah'ta yer alan habere göre, Bakan Müezzinoğlu, "Memurun kendisini geliştirmesinin yolu açılmalı, liyakati, performansı değerlendirebilmeli. Yılların getirdiği kıdemle, birikimle bunu ölçmek doğru değil. Bunda da ısrarla güvence diyorsak kamu da beklediği hizmeti alamaz. Mesleklere göre 5 yılda bir kendini çek edebilen bir sistem olmalı" dedi.

"Yeni dönemde, kamu kurumlarının tamamında sicil değil performans kriterleri uygulanacak" diyen Müezzinoğlu, "Mevcut beş ayrı devlet personel rejimi tek bir yasa altında toplanırken, ödeme çeşitlerinin de yeniden tanımlanması öngörülüyor. Kamuda bankamatik memurluk dönemi de sona erecek. Bu kapsamda özellikle kamuya uğramadan aylık alan müşavirlik kadroları yeniden gözden geçirilecek. 


657 Sayılı Memur Yasası da çağın gereklerine uygun hale getirilirken, kamuda yaklaşık 50 çeşide ulaşan ödemelerin de dengeli hale getirilmesi planlanıyor. Temel ücret, hizmet farkı, ek ödenek, ders ücreti, vekâlet ücreti, performans gibi belli başlıklar halinde sıralanması hedefleniyor. Yine, performansı yüksek memurlara daha yüksek ücret verilecek" ifadelerini kullandı.

Tayyip’e ilk tekmeyi vuracak olan yandaşlar!

Hükümete yakın Star gazetesi yazarı Lütfü Oflaz, “kraldan fazla kralcı” diye tanımladığı bazı AKP yandaşları için “Tayyip Erdoğan iktidardan düşse, ilk tekmeyi onlar vuracaklar” dedi...

‘Tayyip Erdoğan’a ilk tekmeyi onlar vuracak’
Hükümete yakın Star gazetesi yazarı Lütfü Oflaz, “kraldan fazla kralcı” diye tanımladığı bazı AKP yandaşları için “Tayyip Erdoğan iktidardan düşse, ilk tekmeyi onlar vuracaklar” dedi...

Lütfü Oflaz, bugünkü “Tayyip Erdoğan’a değil gücüne tapıyorlar!” başlıklı yazısında, “Demokrasi açısından ‘Evet’ diyenler de ‘Hayır’ diyenler de saygıdeğerdir” dedi.
“Bunların yanında bir de her dönemde kraldan fazla kralcılık yapanlar vardır. Bunlar her dönemin güce tapıcılarıdır!” diyen Lütfü Oflaz, şöyle devam etti:

“Şimdi de herkesten fazla Tayyip Erdoğan’a tapmıyorlar mı? Tayyip Erdoğan’ın iktidar yürüyüşüne başladığından beri yanında olanları, Tayyip Erdoğan’ı sevmemekle suçlamıyorlar mı? Aslında bunlar Tayyip Erdoğan’a tapmıyorlar; onun gücüne tapıyorlar! Onun gücünden yararlanıp köşe kapmak, mevki makam sahibi olmak, servet yapmak gibi çıkarcılıklar sergiliyorlar.”

“TAYYİP ERDOĞAN’I İLK ÖNCE ONLAR SATACAKLAR”
Lütfü Oflaz, “Bu ülkede güce tapıcıları en iyi ben tanırım” diyerek “Hiç şüphem yok ki, yarın öbür gün Tayyip Erdoğan da güçten, iktidardan düşse, ilk tekmeyi onlar vuracaklar. Tayyip Erdoğan’ı ilk önce onlar satacaklar” ifadelerini kullandı.


Lütfü Oflaz yazısını şu sözlerle sonlandırdı:
“Bugünün güçlüleri de şu uyarıma kulak kabartsın. Bugün güçlü oldukları için kendilerine tapıp başkalarını hainlikle suçlayanlar, yarın öbür gün güçten düştüklerinde kendilerine ilk hainlik edeceklerdir! En hainlerin en güce tapıcılar içinden çıktığı iyi bilinmelidir!”

AKP tüm yolsuzluklarını böyle silecek!

AKP, MHP’nin de destek verdiği anayasa değişikliğiyle yeni sistemde cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların görev suçlarından yargılanmasını oy oranı kriteriyle neredeyse olanaksız hale getirirken, 15 yıllık iktidarında görev yapan eski bakanları da güvenceye aldı...

'Evet’ çıkarsa 

15 yıllık AKP iktidarında
 görev yapan bakanlar soruşturulamayacak

Cumhuriyet'ten Emine Kaplan'ın haberine göre; Mevcut anayanın ‘Meclis soruşturması’ başlıklı 100. maddesi, başbakan ve bakanlar hakkında Meclis soruşturması açılabilmesi için 55 milletvekilinin önerge vermesini yeterli buluyor...


Hakkında soruşturma önergesi verilen bakan hakkında yapılacak gizli oylamada soruşturma komisyonu kurulmasına karar verilmesi durumunda Meclis’te siyasi partilerin milletvekili sayılarına göre bir soruşturma komisyonu kuruluyor. 

Soruşturma komisyonunun çalışmaları sonucunda hazırlanan rapor, TBMM Genel Kurulu’nda görülüşüyor ve ilgili bakan Meclis’in salt çoğunluğuyla (276) ve gizli oyla Yüce Divan’a gönderilebiliyor.

Geriye dönük zırh

Anayasa değişikliği ile öngörülen cumhurbaşkanlığı sisteminde ise cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların yargılanması zorlaştırılıyor, hatta olanaksız hale getiriliyor. 


Anayasa paketindeki hükme göre ise cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla TBMM’de üye sayısının salt çoğunluğunun (301) vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. 

Meclis’te, gizli oylamayla ancak üye tamsayısının beşte üçünün (360) oyuyla soruşturma komisyonu kurulabilecek. Yüce Divan’a gönderebilmek için ise TBMM Genel Kurulu’ndaki oylamada 400 milletvekilinin Yüce Divan’a sevk yönünde oy vermesi gerekecek.

Anayasa değişikliğiyle getirilen yeni düzenleme, AKP’nin 15 yıllık iktidarı boyunca görev yapan bakanları da kapsayacak. AKP’nin hukukçu kurmayları, “Anayasa değişikliğiyle yeni bir usul getiriliyor. Yeni usul eski bakanlar için de uygulanır” görüşünü dile getiriyor. 


Anayasa değişikliğinin 16 Nisan’da yapılacak referandumda kabul edilmesi durumunda haklarında Meclis’te daha önce soruşturma açılan 4 bakanın da yer aldığı eski bakanların yargılanabilmesi için eğer soruşturma komisyonu kurulabilirse TBMM Genel Kurulu’nda 400 milletvekilinin de Yüce Divan yönünde oy kullanması gerekecek.

Anlayana SivriSinekCaz