SivriSinekCaz

Çok Okunanlar

20.Yüzyılın gelmiş geçmiş en büyük lideri

Atatürk dünya liderleri arasında kaçıncı sırada

Türker ERTÜRK
Geçen gün, bir arkadaşım tarafından elektronik posta aracılığı ile gönderilen bir videoyu izledim. Videoda; ilkokul seviyesinde bir sınıfı öğretmenleri “Selamünaleyküm” diye selamlıyor ve öğrenciler hep bir ağızdan “Aleykümselam” diye yanıt veriyorlar. 

Arkasından dinsel içerikli ritüeller, “Siyasal İslamcı” sözler ve tekbirler. Belli ki; andın yerine planlanmış, cihatçı kafa yapısına sahip dindar ve kindar nesiller yetiştirilmesine yönelik bir beyin yıkama operasyonu.

Bu uygulama henüz eğitim ve öğretim sistemimize egemen olmamakla birlikte; halen bizi yöneten iktidar iradesi ile gidilen yer burasıdır. Cihatçı, kindar ve dindar nesiller yetiştirme fikri; “Siyasal İslamcı” ideolojisi, “Yeni Osmanlıcı” hayali ve mezhepsel bakış açısı ile iktidarın gerçekleştirmeye çalıştığı idealidir.

DİNSEL MOTİFLİ TERÖRİST ÜRETİR

Çağdaş eğitim ve öğretim sistemi, bilim egemen kafalı ve eleştirel akla sahip nesilleri yetiştirme peşindedir. İnanan değil, sorgulayan, biat etmeyen, bilimi tek yol gösterici olarak benimseyen nesillerle üretici, zengin ve refah toplumu olabilir. Eğer eğitim ve öğretim sistemi akli (laik) ve bilimsel değilse, oradan çağdaş ve üretici insan çıkmaz.

Cihatçı, kindar ve dindar eğitim ve öğretim sistemine tabi olmuş nesillerden çok az çağdaş insan çıkar. Bu az olan insanlar ya yüksek zeka kapasitesine sahiptir ya da çağdaş ailelerden geldiklerinden bağışıklık sistemleri kuvvetlidir. Çoğunlukla ise üretemeyen, problem çözme yeteneği olmayan, sorgulayıcı akıldan uzak ve kafayı öteki dünyaya takmış mutsuz kitleler yetiştirir cihatçı kindar ve dindar eğitim ve öğretim sistemi. Ayrıca, günümüzde çok yaygın olan dinsel motifli teröristleri de bu öğreti üretir.

TAKIM ELBİSE VE KRAVAT ALDATMASIN

Atatürkçülük eşittir çağdaşlıktır, aydınlanmadır, akıldır ve bilimdir.  Atatürkçü eğitim ve öğretim sistemi demek; akılcı ve bilimsel düşünce sistemine geçmiş, bilim egemen kafalı ve eleştirel akla sahip nesillerin yetiştirilmesi demektir. Bugün dünya yüzünde ileri giden, zenginleşen, refah yaratan ve mutlu olan toplumların hepsinin formülü budur. 

Bugün ülkemizi yöneten iktidar iradesi, çağdaş dünya görüşüne sahip değildir. Atatürk’e düşmanlıklarının arkasında çağdaşlığa olan düşmanlıkları vardır. Giydikleri takım elbise ve kravat sizi aldatmasın. Eğitim ve öğretim sistemi içinde bulunan Atatürk’ü çıkarmalarının da nedeni budur. 

DÜŞMANLIĞIN ARKASINDA NE VAR?

Tabii ki, Atatürk’ü herkes sevmek sorunda değil. Ama bu topraklarda yaşadığı halde birisi Atatürk’e düşmanlık yapıyorsa; benim gözümde adam bile değildir. Çünkü Atatürk’e düşmanlığın mutlaka bir gerekçesi vardır. Ya bölücüdür ve Türk ulusal kimliğine karşıdır, ya emperyalizmin işbirlikçisidir, ya aydınlanmaya karşıdır ve Ortaçağ düşünce sisteminden çıkamamıştır, ya Türk Devrimlerini anlamamış ve travmalı hale gelmiş bir ailenin zehirlenmiş çocuğudur, ya zır cahildir ya da ahlak, şeref ve haysiyet gibi kavramlardan bayağı uzaktır.

Geçen hafta, sınıf arkadaşım Ayhan Yıldızel yurtdışından getirtip okuduğu kitabın geniş bir özetini faydalanmam için bana göndermiş. İzninizle ben de bugün, konuyla ilgisi olduğu için özeti biraz daha özetleyerek sizinle paylaşmak istiyorum.

ÇALIŞMA 18 YIL SÜRMÜŞ

Kitabın adı; “King of The Mountain: The Nature of Political Leadership” (Dağın Kralı: Siyasi Liderliğin Doğası). Kitabın yazarı; Amerikalı Psikiyatri Profesörü Arnold Ludwig. 

20. Yüzyılda görev yapmış olan dünya liderlerini masaya yatırmış ve bilimsel olarak incelemiş. Ludwig’in liderler üzerinde yaptığı çalışma tam tamına 18 yıl sürmüş ve 2 bin kişi değerlendirme kapsamına alınmış.

Araştırma sonunda ise; öne çıkan 377 devlet adamı belli kıstaslar üzerinden değerlendirilmiş. Bu kıstaslar; “sıfırdan ülke yaratmak, toprakları genişletmek, iktidarda kalınan süre, askeri başarı, sosyal tasarım gücü, ekonomik başarı, devlet adamlığı, ideoloji ortaya koyma, ahlaken örnek olma, siyasi miras ve ülkenin nüfusu”dur.

İNSANLIK ALEMİNİN PARLAYAN YILDIZI 

Dünya liderlerinin bilimsel kıstaslar üzerinden değerlendirildiği bu uzun soluklu akademik çalışma sonunda; “Vizyoner” sıfatı ile 20.Yüzyılın (1 Ocak 1900 - 31 Aralık 2000) gelmiş geçmiş en büyük liderinin ve devlet adamının Mustafa Kemal Atatürk olduğu sonucuna varılmış.

Yapılan bilimsel sıralamada, Atatürk 31 puanla ilk sırada yer alırken, Çin’in kurucusu Mao ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt 30 puan, Sovyetler Birliği Başkanları Stalin 29, Lenin 28, Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle 27, Hindistan’ın ilk Başbakanı Nehru 25, Tunus’un kurucusu ilk devlet başkanı Habib Burgiba 24, Küba lideri Fidel Castro ve İran’ın dini lideri Humeyni 23, İngiltere Başbakanı Churchill 22 puan almıştır. Osmanlı Devleti’nin 34. Padişahı II. Abdülhamit de 12 puan ile sıralamaya girmiştir.

Sonuç olarak söylemek gerekirse; Atatürk yalnız ülkemiz, bölgemiz ve tüm İslam alemi için değil, aynı zamanda tüm dünya ve insanlık için de vizyon sahibi büyük bir liderdir. Bu nedenle Atatürk’ü yok saymaya çalışmak, boşuna gayretkeşliktir. Bu gayret içinde olanların hepsi yok olacak ve yarın kimse hatırlamayacaktır. Ama O, tüm zamanların insanlık aleminin parlayan yıldızlarından biri olmaya devam edecektir.

İsrail işi 'Kürdistan' kutlaması

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Erbil kentinde, anayasaya aykırı olarak yapılan tartışmalı referandum sonuçları henüz açıklanmadan kutlamalar başladı.​..

Erbil'de İsrail bayraklı 'Kürdistan' kutlaması


Erbil kentinde binlerce vatandaş, referandumun düzenlenmesi ve resmi olmayan sonuçlara göre yüksek bir katılımın olmasından dolayı caddelere çıktı...

Kentin tarihi kalesi ve trafiğe kapalı caddelerinde bir araya gelen vatandaşların ellerine IKBY bayrağı ve Mesut Barzani posterleri taşıdıkları görülüyor. Aynı zamanda bazı kent sakinleri ise havai fişek kullanıyor. Yöresel elbiseler içerisindeki vatandaşlar kale önünde halay çekip, eğleniyor. Kentin başka semtlerinde ise araçlarıyla caddelere çıkan vatandaşlar konvoylar halinde dolaşıyor. 


BAZI KİŞİLER İSRAİL BAYRAĞI TAŞIYOR 


Tartışmalı referanduma sadece İsrail'in destek vermesinden ötürü bazı kişilerin İsrail bayrakları da taşıdığı görülüyor.

Kent geneli ve özellikle kutlamaların yapıldığı bölgelerde güvenlik güçlerinin olası bir terör saldırısına veya patlamaya karşı güvenlik tedbirlerini en yükseğe çıkardığı kaydedildi.

Tayyip tipi 'Demokrasi'

AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda dün Kadir Topbaş’ın istifasından sonra boş kalan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlık koltuğuna kimin geleceği oylandı...

Tayyip  Erdoğan tipi 'Demokrasi'

AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda Topbaş’ın yerine geçecek ismi belirlemek için yapılan oylamaya katılan AKP Genel Başkanı Tayyip  Erdoğan, oyları yanına 3 kişi alarak bir odada saydırdı. Sonuçlar açıklanmadı...

Cumhuriyet gazetesinden Hazal Ocak’n haberine göre, oylama öncesinde Erdoğan’ın “Belirlenecek aday 2019’a kadar emanetçi olacak. 2019’da durumu tekrar değerlendireceğiz. Eğer başarılı olursa 2019’da da devam ederiz” dediği öğrenildi. Basına kapalı toplantı çerçevesinde, Topbaş’la parti çatısı altında çalışmaya devam edileceğinin vurgulandığı öğrenildi.

Erdoğan: Yanlışlık oldu

CHP’li Meclis üyesi Hüseyin Sağ’dan edinilen bilgilere göre toplantıda şunlar yaşandı: Toplantı sırasında ilk önce aday olarak Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın adı geçti. Daha sonra duyumların aksine toplantıda temayül oylaması yapıldı. 

Oylamaya AKP İstanbul Milletvekilleri, İlçe Belediye Başkanları, İl Kadın Kolları, İl Gençlik Kolları, İlçe Başkanları, AKP’li Meclis üyelerinin de yer aldığı yaklaşık 340 kişi katıldı. Oylamaya katılanlar sadece İBB Meclis üyelerinin isimlerinden birini seçti. İBB Meclis üyeleri arasında AKP’li İstanbul ilçe başkanları da yer alıyor. 

Oylar alt kattaki salon yerine üst kattaki İl Başkanı Odası’nda sayıldı. Sayım sırasında odada sadece iki AKP Genel Başkanı Yardımcısı, AKP İl Başkanı ve Erdoğan bulundu. Sayımın ardından salona inen Erdoğan’ın İBB Başkan vekili Ahmet Selamet’in de sayımda yer alması gerektiğini ancak bir yanlışlık olduğunu söylediği öğrenildi.

Sonuç açıklanmadı

Sayımın ardından sonuç açıklanmadığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre İBB Meclisi’nde seçim perşembe günü öğleden sonra gerçekleşecek. AKP’li Meclis üyelerine ise adayın kim olduğu ilk kez İBB Meclis toplantısından önce kendi aralarında yapacakları İBB AKP Grup toplantısında deklara edilecek.

Kadir Topbaş karşıladı

AKp Genel Başkanı Tayyiğp  Erdoğan’ı Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AKP Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı ve Ravza Kavakcı, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AKP İstanbul İl Başkanı Selim Temurci karşıladı.

PKK minibüse saldırdı: Ölü ve yaralılar var!

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde PKK mensupları tarafından minibüse ateş açılması sonucu 3 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı...

Ağrı’da, 

PKK minibüse saldırdı:
 Ölü ve yaralılar var!

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, yurda yasa dışı yollardan girdikleri belirtilen yabancı uyrukluları taşıyan minibüse PKK mensuplarınca Güngören köyü Yukarıdemirkapı mevkisinde uzun namlulu silahlarla ateş açıldı...

Saldırıda ilk belirlemelere göre, araçtaki 3 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı. Minibüs şoförü ile araçtaki diğer kişiler ise saldırının ardından olay yerinden uzaklaştı.

Güvenlik güçleri, kaçan PKK'lılar ile minibüstekilerin yakalanması için operasyon başlattı.

Meral Akşener hükümete yüklendi

Meral Akşener, sosyal medya hesabından Barzani'nin sözde bağımsızlık referandumuyla ilgili çok sert bir açıklama yaptı ve hükümete yüklendi...
 
Akşener'den
 hükümete çok sert 'referandum' tepkisi
Meral Akşener'den peşmerge başı Mesud Barzani'nin sözde bağımsızlık referandumuna çok sert bir tepki geldi...

Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Akşener, "Bugün yaşananlar dün yaptıklarımızın sonucudur" ifadelerini kullandı.

Hükümete sert sözlerle yüklenen Akşener, "Türkiye hiçbir girişimde bulunmasaydı daha iyi olurdu. Hiç olmazsa muhataplarımız bizi daha akıllı ve güçlü zannederdi" dedi.

İşte Meral Akşener'in açıklamaları:

"Mesele Türkiye Cumhuriyeti'nin insiyatif alanıdır. Bugün yaşananlar dün yaptıklarımızın sonucudur. Nereden ve kimden gelirse gelsin onu daraltacak bir gelişme tabidir ki kabul edilemez. İnsiyatif alanı ülkenin tamamı içindir.

Ülkeyi yönetenler iddialı beyanatlar vermeseydiler ve Türkiye hiçbir girişimde bulunmasaydı daha iyi olurdu.

Hiç olmazsa muhataplarımız bizi daha akıllı ve güçlü zannederdi.

Sınırı kapatamayıp, tatbikatı üst düzeye çıkarmak bizim için israf, seyredenler için espri konusu olmaktan öteye gitmez. Dış Politikada "durum geçiştirmek" şeklinde okunur.

Netice olarak:
"Türkiye kendi sorunlarında ve kendi sınırlarında bile ana aktör olmaktan çıkmıştır"

Türk halkı Atatürk’e ve vatanlarına her koşulda sahip çıkacaklardır..

LAİK EĞİTİM

Suay KARAMAN
17 Eylül 2017 Pazar günü İstanbul Kartal Meydanı’nda Eğitim-Sen ve Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde “Laik, Bilimsel, Kamusal, Parasız ve Anadilde Eğitim” mitingi yapıldı. Mitingi düzenleyen kuruluşların tam listesi şöyle: Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Halkevleri, Haziran Hareketi, Öğrenci Veli Derneği (Veli Der), Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER), Eğitimciler Derneği (Eğit Der), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Alevi Kültür Derneği, Divriği Kültür Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu. Farklı görüşlerden sendika, platform ve kitle örgütünün destek verdiği bu mitinge, bazı yeni CHP milletvekilleri ile yöneticileri de katıldı.

Siyasi iktidarın, ülkemizi orta çağ karanlığına götürerek, dinci bir rejim kurmak istediği günümüzde “laik eğitim” için toplanmak çok doğru bir karardır. Laik, bilimsel, kamusal ve parasız eğitime herkes destek verir, vermelidir de. Ancak Kürt ırkçılarının inatla ‘anadilde eğitim’ dedikleri ve aydın geçinen kendini bilmez bazı aymazların da savunduğu bu tutum, ülkemizin parçalanmasını sağlar. Bu tutum laik eğitimle çelişmektedir. Çünkü laik eğitimde bölücülük yoktur, teröre destek olmak yoktur.

PKK terör örgütünün denetimindeki kuruluşlarla yürütüldüğü belli olan ve Türk Bayrağı bulunmayan bu mitingde “Kahrolsun Kemalist Faşist Diktatörlük” pankartı taşınmıştır. Bu pankart PKK terör örgütünün ve birlikte hareket ettikleri emperyalist kuruluşların ideolojisini yansıtmaktadır.

Laik eğitim diyerek mitinge getirilenlere, özellikle Alevilere, Seyit Rıza denilen isyancı derebeyini övdürerek, propagandasını yaptılar. Hem laik, hem de Seyit Rıza’cı olunamayacağı gibi, emperyalizmin kucağına oturarak da, laiklik savunulamaz. Bu şekilde bilinçli olarak Alevilik kirletildiği gibi, değerlerimiz de çiğnenmektedir. Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığını sadece AKP iktidarı değil, maddi ve manevi çıkarları uğruna emperyalizme teslim olan aydın insan taklitleri de yapmaktadır. Devlete başkaldıran Seyit Rıza gibi eşkıyaların ve vatan hainlerinin, peşinden gidenlerin, heykelini dikenlerin, olmayan onurlarının iadesini isteyenlerin emperyalizme hizmet ettikleri çok açıktır.

667 sayılı kanun hükmünde kararname ile kapatılan YARSAV’ın başkanı Murat Arslan, 26 Ekim 2010 tarihinde telefonunda ‘Bylock’ programı bulunduğu ve FETÖ terör örgütünü desteklediği gerekçesiyle tutuklanmıştır. Tutuklu bulunduğu ceza evinden eşine gönderdiği mektubun içeriğinden rahatsız olan cezaevi yönetimi, 7 Ağustos 2017 tarihinde Murat Arslan’a “bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma”, cezası vermiştir. Murat Arslan eşine gönderdiği mektupta Seyit Rıza’nın asılırken söylediği, doğruluğu kanıtlanmayan bir ifadeyi kullanmıştır: “Seyit Rıza ölüme giderken, Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de size boyun eğmedim, bu da size dert olsun.” Seyit Rıza gibi bir haini tanımadan ne laik eğitim savunulur, ne laik yargı savunulur, ne de vatan savunulur.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından her yıl düzenlenen Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne bu yıl, Türkiye’den Murat Arslan, Avusturya’dan ‘Concordia Proiecte’ adlı yardım kuruluşu başkanı Georg Sporschill ve Macaristan’ın Helsinki Komitesi aday olarak belirlendi. Bu üç adaydan ödül kazanan Ekim ayı içinde belirlenecek. Ancak İnsan Hakları Ödülü ile vatan haini Seyit Rıza arasında nasıl bir ilişki olduğu da anlaşılamamaktadır.

Türkiye’de laik eğitimi yıkmak için yoğun saldırılarda bulunan AKP iktidarına karşı yapılan bu sözde miting, Alevi tabanı ile bağları bulunmayan Alevicilerin, PKK terör örgütünün uzantısı HDP ile yürüttükleri ihanet dolu bir gösteriden başka bir şey değildir. Gerici AKP’yi ve bölücü HDP’yi çare olarak görenlerin, Seyit Rıza’yı kahraman olarak ananların ne insanlıkla, ne Alevilikle, ne vatanseverlikle, ne de laiklikle hiç bir ilgileri yoktur. Atatürk’e hakaret edilmesine izin verenler, Atatürk ve cumhuriyet düşmanları ile birlikte yürüyenler, emperyalizmin maşalarıdır ve en az AKP kadar sorumludurlar. Bu mitingden sonra yeni Cumhuriyet Gazetesi şöyle manşet atmıştı: “Binlerce yurttaş laik eğitim için yürüdü: Teslim olmayacağız.” 


Hep birlikte emperyalizme teslim olanlar, başlarını kuma gömmüşlerdir. Ancak Türk halkı olanları görmektedir; Atatürk’e ve vatanlarına her koşulda sahip çıkacaklardır..

"Türkiye'yi bataklığın içine soktunuz"

Meclisteki tezkere görüşmelerinde konuşan Altay, "Türkiye'ye bataklığın içine soktunuz." dedi...

CHP'li Altay:

 "Türkiye'yi bataklığın içine soktunuz"
Altay, " Şehitler gelmesin diye 'evet' oyu veriyoruz. Bugün yine Hakkari'den iki şehit haberimiz geldi. Terörle mücadele için her türlü yetkiye rağmen açık hedef haline gelmemizden duyduğum üzüntüyü dile getirmek isterim. MGK kararlarına baktığımızda bir haftadan biri oyalamanıza rağmen bir şey çıkmadı...

Neden iç politikaya malzeme ediyorsunuz, ayıp değil mi? AKP 'El Bab'ı temizledik' dedi, DAEŞ'in 72 ilde uyuyan hücre evi var. Milli güvenlik sorunumuz var ama varsa yoksa hamaset.... Her meseleye milli dava, mesele diyorsunuz. Muhalafete bilgi vermek diye bir şey vardı. Bir tane bilgi var mı bize verilen? 

Türkiye'ye bataklığın içine soktunuz. Milleti aldatıyorsunuz, kandırmayın. Bana sorarsınız askeri seçeneği düşünmeyin bile. Ticari, ekonomik, siyasi yaptırımlar var. Şimdi askeri seçenek konuşulmamalıdır. Elbette alınması gereken tedbirler vardır. Sayın Başbakan Lozan'a atıfta bulunmuş, hani Lozan hezimetti? 

Türkiye'nin müdahalesinin uluslarası hukukta da sorun yaratabilir. Türkiye'nin yapması gereken çatışmasızlık getiren bir ortamı sağlamaktır. Her Kürt'e terörist gözüyle bakamazsınız. Türkiye'yi böler bunlar. Bu ülkede benim ne kadar hakkım varsa Kürtlerin de hakkı vardır. Biz diyoruz ki PKK ile gerektiği mücadeleyi yapsın ama bütün Kürtleri terörist gibi davranan iş ve işlemlerden uzak durmak gerekir. Bizim önerilerimiz şunlardır:1-İç politika malzemesi yapmayın,2-Türkiye'nin yaptırımları arasında askeri seçenek olamaz.

3- 7-8 yıldır karşılıksız tehditlerle yaptırım gücü zayıflamıştır. Dış politika için yardıma hazırız. 4-İkna yöntemlerini kuk5- Erbil'le Bağdat'ı masaya oturtmak için kullanmıştır bütün enerjisini hükümet.Hükümet, Ortadoğu vizyonunu değiştirmeli. Ortadoğu'yu bütün olarak görülmelidir. Son olarak şu Meclis'e açıklayın, Barzani'nin petrolünü alıp İsrail'e satan şirketin Türk hissedarlarının listesini sunun."
dedi.

FETÖ arşivi ardına kadar açıldı!

Hükümete yakın isimlerin Taşgetiren’e öfkesi dinmedi. Taşgetiren'in daha önce yazdığı kitabı ve bazı yazılarını paylaştılar...
 
'Eski ortak'ları isyan edince,
 FETÖ arşivini ortaya döktüler!
Yandaş Star gazetesinin yazarları Ahmet Taşgetiren ile Ahmet Kekeç arasında bir süredir devam eden tartışma, Taşgetiren’in yazısının sansürlenmesi ve gazeteden ayrılmasıyla son buldu...

Taşgetiren yazılarında kimi zaman AKP’yi eleştiriyordu. En son Kekeç’le arasında çıkan tartışmanın fitilini Zafer Çağlayan’ın ABD’de devam eden Rıza Sarraf davasına dahil edilmesi üzerine Taşgetiren’in yazdığı yazı ateşledi. 

Taşgetiren söz konusu yazısında “‘Kol saati’ ile sembolize olan yolsuzluk dosyalarını, bu ‘milli mesele’ ile içimize sindirmemizin istenmesi içimize sinmiyor. ‘Çağlayan'ın yükü’nü taşımanın ve tüm siyasi harekete taşıtmanın nasıl bir gerekçesi olabilir ki?” diye yazmıştı. 

Tartışmanın sonunda Taşgetiren ile Star gazetesinin yolları ayrıldı. 

KİTAP KAPAĞINI PAYLAŞTILAR
 

Hükümete yakın isimlerin ise Taşgetiren’e öfkesi dinmedi. 

Sosyal medyadan, haha önce FETÖ’nün yayın organı olan Bugün gazetesinde yazan Taşgetiren’in bazı yazılarını paylaşan hükümete yakın isimler Taşgetiren’in yazdığı “Bir Gönül İnsanı: Aydınların Dünyasında Fethullah Gülen” kitabının kapağını da paylaştılar.

Odatv'nin derlediği habere göre, Taşgetiren’i eleştiren isimlerin gündeme getirdiği bir yazı daha var. O da Taşgetiren’in Bugün gazetesinde yazarken Fethullah Gülen’i Pensilvanya’da ziyaretinin ardından kaleme aldığı yazı. Taşgetiren o yazısında “Hocaefendi'nin hatıralar geçidinde, ilim - fikir dünyası, hizmet dünyası, siyaset dünyasına kadar uzanan gerçekten çok zengin bilgiler saklı” ifadelerini kullanmıştı.

Gezi burada, dönemin valisi, emniyet müdürü ve belediye başkanı bugün nerede?

Kadir Topbaş istifa ettirildikten sonra sosyal medyada bir fotoğraf paylaşılmaya başlandı...

Gezi'deki ağaçların ahı mı tuttu


Kadir Topbaş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifa ettirildikten sonra sosyal medyada bir fotoğraf paylaşılmaya başlandı...

Fotoğrafta 2013 yılı Gezi parkı eylemleri sırasında parka asılan bir pankart ve dönemin İstanbul valisi, İstanbul emniyet müdürü ve İstanbul belediye başkanının fotoğrafları paylaşılıyor. 


Pankartta, “Siz yokken burada olan ağaçlar, siz giderken de burada selam duracaklar” yazıyor.
 

Peki o pankartın altında fotoğrafları olan dönemin valisi, emniyet müdürü ve belediye başkanı bugün nerede?

Dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, FETÖ'nün mülkiye yapılanması operasyonu kapsamında tutuklu yargılanıyor. Avni Mutlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile çeşitli oranlarda hapis cezası isteniyor.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, FETÖ’nün mülkiye yapılanması operasyonu kapsamında tutuklu yargılanıyor. Hüseyin Çapkın hakkında da ağırlaştırılmış müebbet ile çeşitli oranlarda hapis cezası isteniyor.

Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı FETÖ’den tutuklandı. AKP tarafından dışlanan Kadir Topbaş, iktidarın baskısıyla istifa ettirildi.

2013 yılındaki Gezi eylemleri sırasında 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın da aralarında olduğu birçok genç öldürüldü, onlarca kişi yaralandı ve binlerce kişi gözaltına alınmıştı.

Odatv

Anlayana SivriSinekCaz