SivriSinekCaz

►►►

‘Dini İmanı PARA’ derler ya!

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın altı aylık maaş ödemelerinin toplamı 4,1 milyar TL olduğu öğrenildi...

Diyanet'in maaş ödemeleri dudak uçuklattı!
Dev bütçesi ile aralarında yatırımcı bankaların da bulunduğu 29 kurumu geride bırakan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından işletme sermayesi dört kat artırılan Diyanet İşleri Başkanlığı, 2019 yılının ilk altı ayında 5 milyar TL harcadı... 

Çoğunluğunu imamların ve Kuran kursu öğreticilerinin oluşturduğu toplam 107 bin 206 çalışan ile dev bir orduya dönüşen kurumun personel giderleri 4.1 milyar TL’ye ulaştı.

Birgün gazetesinden Mustafa Mert Bildircin'in haberine göre, Diyanet’in, 2018 yılının aynı döneminde personel giderlerinin 3.2 milyar TL olduğu öğrenildi. Personel giderleri 2018 yılına göre 2019’da yüzde 27 artan kurum, çalışan maaşları için ayrılan başlangıç ödeneğinin yüzde 52’sini tüketti.

PERSONEL SAYISI BİRÇOK BAKANLIĞI AŞTI

Personel sayısı 2013 yılında 122 bine ulaşarak zirve yapan, 2016 yılındaki darbe girişimin ardından yaşanan tasfiyeler ile kademeleri olarak düşerek 107 bine inen Diyanet’in son 10 yüzde 29 artan çalışanı için ödediği milyarlarca lira, birçok bakanlığın maaş ödemelerini de aştı. 

Diyanet’in 2019 Ocak-Haziran dönemlerinde ödediği personel maaşı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın aynı dönemde personeline ödediği 94 milyon TL’yi 50’ye katladı. Diyanet’in personel giderleri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 1.4 milyar TL’lik personel giderinin de üzerinde gerçekleşti.

HARCAMALARIN YÜZDE 97’Sİ PERSONELE

Kurumun 2018 yılına oranla 2019’da yüzde 34,36 artan ödenek miktarının yüzde 82’si personel için harcandı. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi gideri ise gider kalemlerinin yüzde 15’ini oluşturdu. Buna göre, Diyanet’in 2019 Haziran ayı sonu harcamalarının yüzde 97’si, personelin maaş ve primlerinden oluştu.

Kurumun, “2019 Yılı Mali Durum ve Beklentiler Raporu”nda bazı personel giderlerinin dağılımı, “Memur maaşları yüzde 82, sözleşmeli personel ücretleri yüzde 13, işçi ücretleri ve tazminatları yüzde 4” şeklinde paylaşıldı.

VAKIFLARA 13.6 MİLYON TL

Rapora göre Diyanet, 2019’un ilk yarısında vakıflara 13 milyon 603 bin TL para aktardı. Cari transferler kaleminden yapılan toplam 14 milyon 461 bin TL harcamanın yüzde 97’sini vakıflara yapılan ödemeler oluşturdu.

Tayyip'in 'şifacısı' gözünü İzmir'e DİKTİ

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “bitkisel kür” başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, İzmir'in Menderes İlçesi'ndeki Cumaovası'na "bitkisel çay ve soğuk pres yağların üretimi ile ham bitki işleme tesisi" kurmak için kolları sıvadı. Saraçoğlu'nun 7 milyon TL'lik tesisi için ÇED süreci başlatıldı...


Parsellediler: 
Tayyip Erdoğan'ın 'şifacısı' gözünü İzmir'e dikti 
  AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "şifacısı" olarak bilinen, “bitkisel kür” başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, Türkiye'de bitkisel yağ ve yağlı tohum ihracatının önemli merkezlerinden İzmir'e tesis açmak için harekete geçti... 

 İzmir’in yerel yayın organı Son Kale’den Mustafa Akbaş’ın habere göre; Prof. Dr. Saraçoğlu'nun sahibi olduğu Saraçoğlu Turizm ve Çevre Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş., İzmir'in Menderes İlçesi'ndeki İTOB Organize Sanayi Bölgesi'nde 4800 metrekarelik alana "bitkisel çay ve soğuk pres yağların üretimi ile ham bitki işleme tesisi" kurmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na ÇED başvurusu yaptı.

Bakanlık, 3 milyon 292 bin TL'si ithal makina ekipmanı, 611 bin TL'si yerli makine ekipmanı ve 3 milyon 177 bin TL'si de kurulum hazırlıkları olmak üzere toplam 7 milyon 81 bin TL tutarındaki bu projeyle ilgili ÇED sürecini başlattı. 

Projeye göre, Cumaovası'nda yapılacak tesiste nane, yaban otu, papatya, ıhlamur, kuşburnu gibi çayların üretimi yapılacak. Ayrıca, yılda 384 ton soğuk sıkım yağ üretimi gerçekleştirilecek fabrikada 21 kişi çalışacak.

TRT İDDİASI ÇOK KONUŞULMUŞTU 

 Kamuoyunun ekranlardan tanıdığı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, bir süre önce, TRT eski Genel Müdürü Şenol Göka'nın açıklamalarıyla gündeme gelmişti. 

Göka, Prof. Dr. Saraçoğlu'na TRT Diyanet kanalında yayınlanan 44 program için 1 milyon 355 bin TL ödendiğini ileri sürmüştü. Bu iddiayı reddeden Prof. Dr. Saraçoğlu ise "Şimdi, yani bu TRT'yle ilgili bir emeğin karşılığı vardır, bu da gayet mazbut ve ölçülü bir fiyattır onu söyleyeyim. Böyle 50 bin, 100 bin, program başına, böyle bir fiyat yok, 10 bin lira bile değil” demişti.

AKP'de hal ve gidiş 3,5!

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun ayrı ayrı sürdürdüğü yeni parti çalışmalarına rağmen, AKP içinde revizyon adımları atmaması, parti içinde tansiyonu yükseltiyor...

AKP'de tansiyon yükseliyor
İktidar partisi AKP’de yerel seçimlerin ardından başlayan kaos derinleşerek sürüyor... 

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın yeni parti çalışmalarını hızlandırması ve AKP içerisinden de destek görmesine rağmen Erdoğan’ın bugüne kadar tatmin edici adımlar atmaması parti içerisinde hem umutları tüketiyor hem de tepkileri artırıyor.

AKP kulislerinde, Erdoğan’ın Davutoğlu ve Babacan’ın yeni partilerini kurmadan önce bir adım atması, parti yönetiminde, kabine ve danışman kadrosunda değişikliklere gitmesi gerektiği konuşuluyor.

Yeniçağ'dan  Fatih Ergin'in haberinde,  AKP’ye yakın kaynaklar, eğer yeni partiler kurulmadan Erdoğan’ın böyle bir adım atması durumunda, kopuşların yaşanmayacağını ve yeni partilerin zemin bulamayacağını belirtiyor.

“YENİ OLUŞUMLARIN SEBEBİ OLARAK ERDOĞAN GÖRÜLÜYOR”

AKP’de yönetim kanadında yeni oluşuma karşı revizyon söylemleri keskinlik kazanırken, parti tabanında ise umutsuzluk hakim. Tabanda büyük bir bölümün değişim umutlarını yitirmeye ve yeni oluşum hareketlerinin sebebi olarak Erdoğan’ın ve etrafının suçlanmaya başlandığı aktarıldı.

AKP’ye yakın kaynaklar, ekonominin bir türlü düzeltilememesinin yanında, yeni sistemin aksaklıkları ile 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinin de AKP'nin büyüsünü bozduğunu, bu sebeple yeni kurulacak partilerin özellikle tabandan büyük kopuş yaşatacağını düşünüyor. 

Parti içerisinden bir yetkili, Erdoğan’ın yeni oluşumlara karşı bugüne kadar olan ve tepki çeken yaklaşımını Davutoğlu ve Babacan’a karşı daha da sertleşerek sürdüreceğini iddia etti.

“METAL YORGUNLUK OPERASYONU NEDEN PARTİDE YAPILMIYOR?”

Parti içerisinden bir yetkili sözlerini şöyle sürdürdü; “Sayın Cumhurbaşkanımız, Ankara ve İstanbul da dahil olmak üzere bazı şehirlerin belediye başkanlarını metal yorgunluğu nedeniyle görevden aldı. Şimdi aynısının AKP Genel Merkezi ve Saray’da da yapılması lazım. 

Belediyelerde metal yorgunluk operasyonu yapmak partiye zarar verdi ama parti yönetimi ve kabinede metal yorgunluk operasyonu yapılmazsa, iktidarımızın çöküşü kaçınılmaz hale gelecek. ”

Benzin ve motorine YİNE ZAM GELDİ!

Motorinin litre fiyatına 17 kuruş, benzinin litre fiyatına ise 6 kuruş zam geldi...

Benzin ve motorine zam geldi
Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikasından (EPGİS) alınan bilgiye göre, söz konusu artış pompa fiyatlarına bu gece yarısından itibaren yansıyacak...

Başkent Ankara'da ortalama 6,07 liradan satılan motorinin litre fiyatı 6,24 lira olacak. Motorinin litresi İstanbul'da 6,01 liradan 6,18 liraya, İzmir'de 6,09 liradan 6,26 liraya yükselecek.

Ankara'da ortalama 6,61 liradan satılan benzinin litre fiyatı 6,67 lira olacak. Benzinin litresi İstanbul'da 6,54 liradan 6,60 liraya, İzmir'de 6,62 liradan 6,68 liraya yükselecek.

Dağıtım firmalarının belirlediği fiyatlar rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük değişiklikler gösteriyor.

Büyük Kandırmaca

GÜVENLİ BÖLGE
Suay KARAMAN
Suriye’yi parçalamak politikaları doğrultusunda Şam’da bulunan Emevi Camisi’nde namaz kılmak için yola çıkan ABD güdümündeki siyasi iktidar, kimilerine göre günümüzde emperyalizme kafa tutmaya başlamıştı. Ancak bu sözde kafa tutuş sürerken Şanlıurfa’ya ABD askerleri geldi. AKP genel başkanı da, PKK terör örgütüne karşı ABD ile ortak harekat merkezi kurduk diyerek, durumu özetlemiş oldu.

ABD askerlerinin Şanlıurfa'ya gelmeleri konusunda TBMM’nin kararı yoktur. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisi Anayasamızın 92. maddesine göre TBMM’nindir. Şu anda yapılan, açık şekilde bir anayasa ihlalidir. Gerçi tek adam rejimi ile ülkemizde anayasa ihlalleri artık alışkanlık haline gelmiştir.

PKK terör örgütünü kurduran, destek veren, koruyup, kollayan ve binlerce TIR dolusu silah veren ABD ile birlikte PKK terör örgütüne karşı mücadele edilecek olması gerçekçi değildir. “Kürtlere saldırırsanız ekonominizi mahvederiz” diyen ABD Başkanı Trump ile birlikte bölgeden PYD/YPG terör örgütlerinin temizleneceğine inanmak saflıktır. NATO tatbikatında gemilerimizden birini vuran, Süleymaniye’de subaylarınızın kafasına çuval geçirip kelepçeleyen, “Türk ordusunu kafesleyen” ABD’ye güvenmek için akıl yoksunu olmak gerekir. ABD ile ortak harekat merkezinin anlamı, PKK terör örgütü için önce güvenli bölge yaratmak, ardından devletlerinin kurulmasını kolaylaştırmaktır. Güvenli bölge konusunda uzlaşan ABD ile Türkiye’nin amaçları birbirine zıttır.

“Suriye'de sınırımız boyunca terör koridoruna izin vermeyiz” diyenler Fırat'ın doğusunda 30 km derinliğinde Türkiye’nin kontrolüne bırakılmış bir güvenli bölge oluşturulmasını ve PYD/YPG terör örgütlerinin güvenli bölge dışına çıkarılmasını istiyorlardı. Ama bu istekler ABD karşısında yok olup, gitti.

ABD heyeti ile bu konularda yapılan görüşmeler sonucunda 7 Ağustos 2019 tarihinde Ankara’da mutabakata varıldığı açıklandı. Siyasi iktidarın yetkilileri bunu büyük bir zafer kazanılmış ve yol alınmış gibi ilan ettiler. Bu mutabakat ile en kritik isteğimiz olan kurulacak güvenlik bölgesinin sadece Türkiye'nin kontrolünde olması talebimiz hakkında olumlu bir sonuç yoktur; bölge, ABD ile birlikte yönetilecektir. Kurulacak güvenli bölgedeki PYD/YPG terör örgütlerinin ne olacağı da belli değildir. Terör örgütlerinin oradan çıkarılacağı kayıt altına alınmamışken, bölgenin bir güvenli bölge ya da barış koridoru haline getirileceği de büyük bir kandırmacadır. Bu barış koridorunun kimlerle ve neden barışmak için kurulduğu belli olmadığı gibi, güvenli bölgede kime veya kimlere karşı güvenliğin sağlanacağı da bilinmemektedir. Siyasi iktidar, her zaman olduğu gibi yine Türk kamuoyunu yanıltmaktadır.

ABD’nin amacı, sadece Ortadoğu’daki enerji kaynaklarının denetimini ele geçirmek değildir. Doğu ile Batı’nın kavşak noktası olan bu bölgeye egemen olarak, dünyaya da egemen olma amacındadır. Ancak, bu bölgeye Rusya ve Çin’in de gereksinimi vardır. Bu nedenle, ABD Ortadoğu’ya egemen olmak için her yolu denemekte ve her türlü şiddete başvurmaktan çekinmemektedir. ABD’nin Savunma eski Bakanı Condoleezza Rice, 7 Ağustos 2003 tarihinde The Washington Post gazetesinde Fas’tan Çin sınırına kadar 22 ülkenin siyasi ve ekonomik coğrafyasının değiştirilmesini amaçladıklarını söylemiştir. Adım adım bu amacın gerçekleştirildiği görülmektedir. ABD güdümünde siyaset yapanlar, bu amacın maşalarıdır.

Irak’ın, Kuveyt’i işgali nasıl tezgahlandığını, Irak’ın kuzeyi nasıl uçuşa yasak bölge ilan edildiğini ve Çekiç Güç’e verildiğini anımsamakta yarar var. Şimdi de Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge, yine aynı tezgahtır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü, Suriye’yi bölmek isteyen ABD ile sağlayamaz, bunun tek şartı Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan Suriye devletiyle işbirliği yapmaktan geçer. Emperyalizm ile işbirlikçilerinin oyunları asla bitmez. Eğer bu oyunlar bozulamazsa, oyuncak durumuna gelinir, sürekli sömürge olunur ve ülkenin saygınlığı bitirilir.

Tank Palet Fabrikası'nda 'YENİ OYUNLAR!'

Gelen tepkiler üzerine özelleştirilmesinden vazgeçilen Tank Palet Fabrikası’nın ASFAT formülüyle özel sektöre devri adım adım gerçekleşiyor. 21 Ağustos’ta fabrika TSK’den çıkacak.

Tank Palet Fabrikası'nda 'YENİ OYUNLAR!'
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) elindeki en kritik askeri fabrikalardan biri olan Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası'nın dolaylı yoldan özel sektöre kiralanmasına yönelik işlemler sessiz sedasız yürütülüyor... 

Halen Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) bünyesinde TSK'ye hizmet veren askeri fabrikanın 21 Ağustos'ta ASFAT AŞ'ye (Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.) resmen devredileceği öğrenildi. 

Devri üstlenen ASFAT'ın fabrikayı Katar ortaklı BMC'ye kiralayacağı ya da doğrudan işletmesini BMC'ye yaptıracağı ifade ediliyor.

KARARDAN VAZGEÇİLDİ

Askeri birlik statüsünde olan ve TSK'nin elindeki tanklar başta olmak üzere tüm paletli silah araç ve gereçlerinin onarımının yapıldığı, Fırtına Obüsleri'nin üretildiği Tank Palet Fabrikası, Cumhurbaşkanlığı tarafından alınan sürpriz bir kararla özelleştirme kapsamına alınmıştı. 

Ancak kamuoyundan gelen tepkiler ve fabrikada örgütlü işçilerin tayin baskısıyla özelleştirme yoluyla şirketlere devir kararından vazgeçildi. Bunun yerine fabrikanın, MSB bünyesinde kurulan bir kamu şirketi olan ASFAT AŞ'ye devrine karar verildi.

Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre, Tank Palet Fabrikası'nın ASFAT AŞ'ye devrine yönelik resmi işlemler 21 Aralık Çarşamba günü tamamlanacak. Böylece fabrikada çalışan işçilerin tamamı MSB kadrosundan çıkıp ASFAT kadrosuna geçecek. İşçilerin maaşları da artık 14 Eylül'den itibaren ASFAT tarafından ödenmeye başlayacak.

Tank Palet Fabrikası'nın özelleştirilmesi yönündeki kararın Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine fabrikada çalışan 605 işçi MSB'ye bağlı diğer fabrikalarda çalışma talebiyle tayin başvurusunda bulunmuştu. Ancak özelleştirmeden vazgeçilip ASFAT formülünün devreye alınmasıyla tayin konusunda ısrar eden işçi sayısı 180'e düştü. 

Tayin isteyen bu 180 işçiden 160'ının tayin talepleri kabul edilip istenilen illere gönderildi. Tank motoru ustası oldukları belirtilen 20 işçinin tayin talebi ise kabul edilmedi. Tankların güç grubunun onarımını yapan bu işçilerin yerine şimdilik usta bulunamayacağı gerekçesiyle tayin taleplerinin geri çevrildiği öğrenildi.

CİDDİ KUŞKULAR BARINDIRIYOR

Askeri fabrikalar genel müdürlüğü komutanlarının fabrikada işçilere açıklama yapıp devir ve yeni işletme yöntemini açıkladıkları öğrenildi. Türk Harb-İş Sendikası Sakarya Şube Başkanı Yaşar Yavuz, komutanların yaptığı açıklamalardan Tank Palet'in ASFAT'a devredilmekle birlikte işletmesinin BMC'ye verileceğini, dolayısıyla Fırtına Obüsü ve Altay tankının BMC tarafından yapılıp ASFAT'a, oradan da MSB'ye satılacağını anladıklarını söyledi. 

Uygulama başlamadan sistemin nasıl işleyeceğini anlamanın mümkün olmadığını ifade eden Yavuz, yeni sistemde işçilerin haklarının büyük ölçüde korunduğunu, ancak milli güvenliği yakından ilgilendiren fabrikanın geleceği konusunda ciddi kuşkularının oluştuğunu söyledi.

TRT'ye de kayyum atanacak mı?

Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanları'nın terör örgütü PKK’ya destek verdikleri gerekçesi ile görevlerinden alınması, akıllara 23 Haziran’daki İstanbul seçimine günlere kala Osman Öcalan’ın TRT ekranlarına çıkarılmasını getirdi...

TRT'ye de kayyum atanacak mı?
İçişleri Bakanlığı’nın 3 büyükşehir belediyesine “PKK terör örgütünü destekleme” gerekçesiyle kayyum kararı sonrasında, gözler TRT’ye çevrildi... 

23 Haziran İstanbul seçiminden önce kırmızı bültenle aranan PKK ele başlarından Osman Öcalan’ı ekranlara çıkaran TRT yönetimine kayyum atanıp atanmayacağı sosyal medyanın en çok konuşulanları arasına girdi.

TRT OSMAN ÖCALAN’IN AYAĞINA GİTMİŞTİ!

TRT, kırmızı bültenle aranan terörist Osman Öcalan’ın ayağına giderek röportaj yapmıştı. Osman Öcalan röportajda, yenilenecek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine yönelik mesajlar vermişti.

Büyük tepki toplayan bu röportajdan önce ise, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın yenilenecek İstanbul seçimi ile ilgili HDP’ye tarafsızlık çağrısı yaptığı mektubunun da devletin ajansı Anadolu Ajansı tarafından kamuoyuna aktarılması çok tartışılmıştı.

Osman Öcalan TRT’ye yaptığı açıklamada abisi Abdullah Öcalan’ın mesajının Kürtler tarafından dinleneceği yorumunda bulunmuştu. Osman Öcalan’ın devletin televizyonu TRT’ye çıkarılmasına ise kamuoyu tarafından verilen vergilere ve şehitlere ihanet olarak görülmüştü.

İŞTE O TEPKİLER 

Yerel yönetim darbesi sürüyor

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmasının ardından Van, Mardin ve Diyarbakır belediyelerinin internet siteleri kullanıma kapatıldı. Mardin belediyesi resmi Twitter hesabından ise Erdoğan'ın fotoğrafı paylaşıldı...

Yerel yönetim darbesi sürüyor: 
Kayyum atanan belediyelerin internet siteleri kapatıldı
Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmasının ardından Van, Mardin ve Diyarbakır belediyelerinin internet siteleri bakıma alındı...
Mardin belediyesi resmi twitter hesabından ise Erdoğan'ın fotoğrafı paylaşıldı:

Kayyumdan ilk icraat: Atatürk'ü indirdi, Tayyip'in fotoğrafını astı

Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez'in belediyeye girer girmez yaptığı ilk iş Atatürk'ün fotoğrafını indirip AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını asmak oldu...

Kayyumdan ilk icraat:
Atatürk'ün fotoğrafını indirdi, Tayyip'i astı
Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, belediyeye girer girmez Atatürk'ün fotoğrafını indirdi, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını astı...

ERDOĞAN'IN FOTOĞRAFI ASILDI

Bilmez, sabah saatlerinde Van Büyükşehir Belediyesi binasına gelerek açıklamalarda bulundu.  Bilmez, daha sonra açıklamalarda bulunarak, "Çalışanlarımızın aşıyla ekmeğiyle oynamayacağız. Herkesle birlikte hizmet edeceğiz. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun” dedi. 

Bilmez, Erdoğan fotoğrafıyla ilgili ise, "Daha önce burada hem kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün hem bugünkü cumhurbaşkanımızın resmi bulunmaktaydı. Gördük ki cumhurbaşkanımızın resmi indirilmiş. Onu yeniden yerine astık" dedi.

'BU ZİHNİYET PKK KADAR TEHLİKELİ'

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan Twitter hesabından, "Van’da atanan kayyumun Atatürk’ün fotoğraflarını indirdiği görüntüleri izledim. Bu zihniyetin PKK kadar tehlikeli olduğuna inanıyorum" diyerek tepki gösterdi.

Anlayana SivriSinekCaz