Atatürk’ün gençliğe seslenişini hala anlayamadık mı?
TARİHE NOT DÜŞMEYE VAR MISINIZ?
'Tevfik KIZGINKAYA '
Tarih: 06.01.2012.
Saat: 00.40
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 2008 – 2010 dönemi Genelkurmay Başkanı olan emekli Orgeneral İlker Başbuğ tutuklandı ve Silivri Cezaevine kondu.
Bu olay, Cumhuriyet tarihine bugün düşülen bir nottur.
Tarihe düşülen bu notun ak mı, kara mı olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gelecekteki yönetim şekline göre belirlenecektir.
Bu yaşadıklarımız karşısında ne söylemeliyiz ve ne yapmalıyız ki, tarihe not düşen bu not Cumhuriyet tarihimizde demokratik laik sosyal hukuk devleti adına “kara bir leke” olarak yerini alsın.
10 yıl geriye gidelim.
Demokratik laik cumhuriyetin geleceği açısından Türkiye’nin en güvenilir kurumu kimdir, sorusuna halkın verdiği yanıtta, birinci sırada Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ikinci sırada Türk Silahlı Kuvvetleri vardı.
Bugüne gelelim.
1. En güvenilir kurum Türk Silahlı Kuvvetlerine duyulan güven %70’lere düşmüş.
2. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesinin %20’si hükümete karşı darbe girişimi suçundan tutuklu, hapiste,
3. Komutan kalmadığı için Genelkurmay başkanlığına olağandışı yollardan geçilerek atama yapıldı,
4. Bir buçuk yıl önce, süresi dolmadan kendi isteği ile emekli olan genelkurmay başkanı İlker Başbuğ, hükümete karşı darbe girişiminden dolayı tutuklandı ve cezaevine konuldu.
Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluşunu ve kuruluşunu gerçekleştiren ordumuzun bugünkü durumu bu!
Bu sonuçlar üzerinden yaşadıklarımızı sorgulayalım.
• İlker Başbuğ’un genelkurmay başkanlığını onaylayan yüksek askeri şuranın başkanı bugünkü başbakan ve cumhurbaşkanı değil miydiler?
• Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ ile iki yıl süre beraber çalışmadılar mı?
• Beraber çalıştıkları süre içinde kendi emirleri altında çalışan genelkurmay başkanının kendilerine karşı darbe girişiminde bulunduğunu göremeyecek kadar iktidarsız mıydılar?
Bu sorular, yaşadığımız bu olayın sıcaklığı ile akla ilk gelen sorulardı.
Gelelim işin perde arkasına bakmaya,
• Emekliliğinin üstünden 1.5 yıl geçen genelkurmay başkanı neden bugün ülkenin gündemine getirildi?
• Üç seçim kazanarak on yıldır iktidarda olan siyasi iktidar, kendi emrindeki Türk Silahlı Kuvvetlerinin demokrasi karşıtı ve darbeci olarak gösterilmesinden nasıl bir tepki bekliyor?
• Mağduru oynayabilmekle hangi olumsuz gelişmeyi örtmenin gayreti içindeler?
• İktidar, nasıl bir derdin içine girdi ki, kendi ordusunu bile gözden çıkartabilecek kadar ülkenin gündemini değiştirmenin çabası içinde?
• Uluslararası alanda Türkiye’nin en önemli gücü olan Silahlı Kuvvetlerinin bu kadar güçsüz ve itibarsız duruma düşürülmesi ile içte ve dışta kim veya kimler ne kazanacak?
• Bu tutuklama ile yine hangi cambaza bakmamız isteniyor?
Bu koşullarda kendimizi sorgulayalım,
Yıllardır, cumhuriyet devrimi karşıtlarının yükselişleri karşısında, “nasıl olsa ordu var” “cumhuriyete bir şey olmaz” rehaveti ve vurdumduymazlığı içinde “Atam izindeyiz” diye tatil yapanlar, şimdi kime sırtınızı dayayacaksınız?
• Yaktığı Kuvve-i Milliye ocakları ile halkı ateşleyen,
• Halkı, demokratik kitle örgütü olan “Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” çatısı altında örgütleyen,
• Emperyalistlerin askeri işgalini, halkın ordusu ile yok eden,
• Ulusal Bağımsızlık Savaşımızı demokrasinin çatısı olan TBMM ile zafere taşıyan ve Cumhuriyet devrimimizi gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda olanlar,
Mustafa Kemal Atatürk’ün, en büyük eserim dediği Cumhuriyeti orduya değil, her dönemin gençliğine yani silahsız kuvvetlere emanet ettiğini, ne zaman anlayacaksınız?
Mustafa Kemal Atatürk’ün bugünleri görürcesine 85 yıl öncesinden söylediği gençliğe seslenişi hala anlayamadık mı?
“Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet’ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
M.K. ATATÜRK 20 Ekim 1927.”
Bugün, gaflet, delalet ve hıyanet içinde olanlar kimler?
Bu yaşadıklarımızı bizlere yaşatanlar mı?
Yaşanılanları, “Türkiye bir hukuk devletidir, normalleşiyoruz” diye yutturmaya çalışanlar mı?
Yaşanılanlar karşısında “yakasında rozet” sessizce seyredenler mi?
Kıssadan hisse, kime ne düşerse…
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk milleti ne zaman kendisini kurtulmuş sayabilir?“sorusuna Hasan Ali Yücel’in verdiği yanıt hepimize ders olsun.
“Paşam, Türk Milleti ne zaman kurtarıcı aramaz duruma gelirse”
Bugün Cumhuriyet tarihimize düşülen bu notun yarın ak mı, kara mı olacağının yanıtı, kendini Atatürkçü, Kemalist, Cumhuriyetçi, Devrimci, Demokrat, Aydın vb olarak tanımlayanların bir kurtarıcı aramaktan vazgeçmelerine, ben duygularından kurtulmalarına ve hep birlikte olabilme yolunda gösterecekleri duruşa bağlıdır.
Bugün tarihe düşülen bu notun, yarınlarda Demokratik Laik Cumhuriyet ve Sosyal Hukuk Devleti adına “bedel ödendi” şeklinde yer alması için yan yana, omuz omuza durmaya var mısınız?
“Milletin bağımsızlığını ve geleceğini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
(Amasya Genelgesi Md.3 – 22.06.1919)
İlk Kurşun
.