Bütün vatan hainleri hortladı..
'Feza TİRYAKİ '
Hayalet, gerçekten olmayan, göze canlıymış gibi görünen hayal demektir. İyi görünmeyen varlığa, karartıya da hayalet deriz. Korkutucu görüntüsü olana da derler. Hortlak anlamında da kullanılır. Huzur bulamamış ölü ruh, hayali görünen ama aslında cismen var olmayan.
Hayalet kent, kavramını iyi bilirsiniz.Yaşayanların yok olduğu, yalnızca yapıların yerinde durduğu kentler.
Savaş filmlerinde, romanlarında çok sözü edilir bu konunun. Hayalet kent, hayalet köy ve kasabalar görürüz oralarda.
Ev var, insan yok ; insan var ama ruhu yok… İnsanlar robot olmuşlar, ruhları gitmiş… Hayalet gibi dolaşıyorlar, var mı yok mu bilinmiyor…
Bir sabah kalksanız, yaşadığınız yeri hayalet bir yere dönmüş bulsanız, nasıl olur?
Sokağınız Hürriyet sokağı diyelim. Caddenizin adı çoğu büyük caddemiz gibi Cumhuriyet olsun veya Samsun’un en ünlü caddesinin adı gibi İstiklâl olsun. İnönü caddesi de olabilir, Kurtuluş Savaşı’nındaki İnönü savaşlarının komutanının adı verilmiş olsun yarım asırdan yaşlı caddenize…
A… O ne? Bir sabah kalkıyorsunuz artık Hürriyet Sokağı değil sokağınızın adı. Cumhuriyet Meydanı’nızın adı kalkmış meydandan. İstiklâl Caddesi’ne ne olmuş? Yerinde mi?
Siz de çok oluyorsunuz artık canım, Hürriyet, Cumhuriyet kalkarsa İstiklâl kalır mı?
Bu dediklerim pek yenice hayalet olan yerlerimizin adı. Araştırıp bakıyorum, buralar önceki onyılda bir kez daha değişmişler. Caddenin ismi Hükümet’miş İstiklâl olmuş. Lise imiş, İnönü olmuş. Fatsa ve Reşadiye adlı iki yolu birleştirip Cumhuriyet Bulvarı demişlermiş önceki onyılda. Şimdi bu da kalkmış, yeniden Reşadiye, Fatsa.
Diyor ki AKP’li Ordu Belediye Başkanı, “Halktan talep geldi. Eski isimler verilsin dediler.Verdik.”
Demek ki halktan talep gelecek, eski adlar çöp sepetine gidiverecek.
Güneydoğu’da ve Doğu’da Türkçe yer adlarımız , vatan topraklarımız oldu bittiye getirilip nasıl Arapça, Ermenice, Farsça, Rumca laflarla değiş tokuş edildi, ediliyor, bu da aynı yola çıkıyor. (Türkçe adların yerine koyduklarına bunlar Kürtçe diyorlar, aslında böyle bir dil yok, -birbirini anlamayan beş altı çeşit yerel ağız var- Kürtçe dedikleri bu dillerin karışımı.)
Kafa aynı kafa. Eskiye dönmek…
Bölücülüğe hizmet etmek, onların işlerini kolaylaştırmak.
Hayalet olduğumuz Osmanlı’nın son günlerini, işgal günlerini özlemek(!)
Kahramanlarının, önemli ulusal kavramlarının adlarını değil de öyle denivermiş adları yer adı olarak katmak.
Yurdışına gidenlerimiz bilir, nerede bir Türk adı gördüler? Bizim eski yurtlarımızdan nerede bizim öz adımız kaldı? Adımızı bıraktılar mı, yoksa silip gittiler mi?
O halde biz neden böyleyiz? Neden böyle yapıyoruz?
Mudanya’nın Zeytinbağı’nı İçişleri Bakanlığının onayıyla Tirilye yaptılardı yenice anımsadınız mı?
Geçen akşam hem de öyle böyle bir kanalda değil Başkent Televizyonunun kanalında (Kanalb) bir tanıtıcı yer belgeselinde bu adla orayı tanıttılar. Odadan oğlum sesleniyor: “Anne bu Tirelye de neyin nesi? Burası Türkiye değil mi? Koş bak Bursa’yı anlatıyor ama Tirilye diyor bu güzel yerlere.”
Düşünün Zeytinbağı’nda doğdunuz, büyüdünüz, yaşlandınız.
Mektuplar aldınız, adres verdiniz: Zeytinbağı- Mudanya- Bursa diye.
Sonra bir sabah memleketinizin yol girişinde bir tabela: Tirilye.
Ölümden de beter olmalı.
Ölünce bir kez ölürsün. Ama özyurduna bir Rum adıyla seslenilirse, hem de Rumlardan, Yunan’dan Kurtuluş savaşı’nda neler çekmiş bir yerde yaşıyorsan… Şehitliğinde Kurtuluş Savaşı şehitlerin yatıyorsa… Anıların henüz tazeyse… Vatanın kanın canın pahasına kurtulmuşsa… Kendi dilini şerefle bu yüzden kullanabiliyorsan…
Sonra bir gün, yurdunun bir toprağının durduk yerde adını değiştirirlerse ne olursun? Ölmez misin üzüntüden?
Yeniden hayalet olacağız…
Ruhumuz çekilecek içimizden… Okullarımızın adlarına bir bakın. Yeni yapılan yapıların adlarını görün. İstanbul’un yeni stadı bile Telekom Arena olmadı mı? Yunanca Arena adını yakıştırdık kendimize . Telekom da Türkçe değil. Bu da İngiliz’in dilinden.
Sonra böyle spor alanlarını (stadlarını) tamir, onarma amacıyla önce kapatıyorlar. Açtıklarında bir bakıyorsunuz burası hayalet. Kayseri Atatürk Stadı’nı adı böyle bir numarayla gitmiş kaybolmuş. Yerine bir yapanın adı gelmiş. Kayseri Kadir Has Stadyumu.
İnsanların kimliklerinin gelişiminde yaşadığı kentin adı, sokaklarının adı, okulunun adı hele hele kendi adı çok önemlidir.
Küresel düşmanlarıımz ve onların işbirlikçileri bu psikolojik etkilemeyi çok iyi biliyorlar. Bu işin sanki ilmini yapmışlar.
Okul yaptırana, dersane ekleyene bir ülkenin en önemli kurumlarının başında gelen okullara adlarını verdiriyorlar.
Böyle bir uygulama başka bir ülkede var mıdır?
Bir kişinin olur ya parası var, bu işlere ilgisi var, okul yaptırıyor, bu kişini adını okula vermeye mecbur muyum? Bu adla anılan okula çocuğumu gönderecek miyim? Bu kişinin parasından başka hangi özelliği var? Gurur duyacağımız nesi var? Ülke tarihinde yeri neresi?
Karnesi bu adla yazılacak.
Defterine bu adı yazacak çocuk. Bu adı taşıyan diplomayı bir ömür boyu taşıyacak.
Niye gurur duyacağımız millî bir ad olmasın bu? Simge adlarımızdan olmasın? Uğur Mumcu’nun, yıkılan, yerine alışveriş merkezi yapılan ilkokulunun adı Devrim İlkokulu’ymuş. İnkılâp İlkokulu vardı bizim memlekette, diğer ilkokulun adı Gazi Mustafa Kemal İlkokulu’ydu. Her kentimizde, ilçemizde Atatürk adı takılmış okullar vardır.
Diğer Türk büyüklerinin adı da katılır. Büyük şair ve yazarların adının da takıldığı okullar var. Şimdi bu okulların adları da elimizden alınıyor. Yıkıp yerlerine geçmişimizden hiçbir iz taşımayan beton yığınları diktikleri yeni yapıların adlarına üşenmeyin bakın.
Hepsi hayalet okul…
Okullar hayalet!
Tarihimiz hayalet! Vahdettin’e vatan haini demek yasaklandı tarih kitaplarında. Gâvura gâvur denmeyecek! Düşmana düşman demeyi kaldırdılar… Üzülürlermiş, kırılırlarmış…
Kurtuluş Savaşı hayalet! Hiç olmamış bizi yöneten partinin zihniyetine göre. Bir vekilleri böyle dedi de ne ceza aldı,ne partiden atıldı.
Bütün vatan hainleri hortladı.
İsyan çıkaran hain işbirlikçi Kürtçüler artık saygı görüyor. Meclis’te bile kutsanıyor. PKK ‘lılar, Şeyh Sait’e, İmralı’dakine sayın dediler dün Meclis canlı yayınında.
Bizi öyle kafadan böldüler ki en ulusalcı yayın yaptığı iddiasındaki televizyon kanalı bile demin bir haberinde “Kürt köyü” dedi. Hemde kaç kez. Kuzey Irak’tan falan söz edilmiyor. Ülkemizdeki bir köyden söz ediliyor. Bu sözü bir de alt yazı olarak yazdılar.
“Bir Kürt köyüne Cumhuriyetin okulunu yapmıştı…
Bismil İlçesine bağlı kürt köyünde…
Kürt köyüne okul yapan…
Kürt köyünde Kürt kardeşleri için…”
İşte bazı kafalardaki hayalet sezdirmeden ortaya çıkıyor.
Umarım bu hayaleti bize gösterene bu televizyon kanalı ceza verir, izleyicilerinden özür diler…
Demin Atatürk Kültür Merkezinin onarılacağı haberi verildi . Otuz milyon lira harcayacakmış bu işi üzerine alan firma. Ama bir karşılığı varmış bunun. Kültür merkezinin büyük salonuna “Sabancı” adı verilecekmiş.
Parayı veren düdüğü çalacak anlayacağınız.
Kültür, kimlik önemli değil. Demek adı yabancı olan biri de yapsa adını verecek. Parasından başka nesi var bu ismin?
Okul sistemimiz anaokulu –dört yıl- dört yıl- dört yıl olacaktı ya, tepeden inme bir kararla. Bunun arkasındaki hinlik de açığa çıktı.
Çocuk ilk beş yılı bitirince, anasınıfını, arkasından dört yıl okulu bitirince, hem de dördüncü sınıfta Arapça öğrenmeye başlayınca okula gitme mecburiyeti bitecek. Açık öğretimle devam edecekmiş, on yaşındaki çocuk. İşin aslı ise bu çocukların doğrudan Kuran kurslarına ve İmam Hatiplere yönlendirilmesi. Dinsel eğitime dönülmesi. Çocuklarımızın hacılara hocalara teslim edilmesi… İmamın öğretmen olması…
Kayboluyoruz, her kurumumumz hayalet olacak. Yargımız oldu. Arayın da bulun güveneceğiniz Türk yargısını!
Ordumuz nerede? Gören bilen var mı? Hapishanede bir ülkenin ordusunun generallerinin neredeyse yarısı tutulur mu? Nasıl hayalet ettiler askeri… Nasıl çökerttiler…
Dilimiz de hayalet olacak böyle giderse… İngilizce yiyecek onu. Arapça çiğneyecek…Yerel ağızlar tepesine çıkacak, tepişecek…
Öğrenciler hayalet… İşçiler memurlar hayalet… Sendikalar hayalet. Hastanelerimiz hayalete dönüştü dönüşecek!
PKK’nın şehir yapılanmasına karşı yapılan tutuklamalara kendilerine sinemacı, sanatçı diyenler karşı çıkmışlar. İşte bir sürü hayalet sanatçı…
Basın yayının çoğu hayalet basın yayın!
Yazarlar gazeteciler hayalet… Hele estetik ameliyat üstüne estetik ameliyat olanlar hayalet ötesi olmuşlar…
Bayramlarımızın kutlanmasına bile çengel atıldı.
Bölücüler Meclis’te konuşturuluyor!
Tatlı tatlı bölünmeyi konuşur oldu ülkenin enciği cenciği…
Muhalefet partilerimiz doğru muhalefet etmiyor… Hayaleti bize söylemiyor.
Yeni Anayasa, ufukta kapkara bir hayalet gibi bize bakıyor, bizi hortlatacak adım bu…
Ayınmazsak, gözümüzü açamazsak, ne yapacağız?
Hortlamaya az kaldı…
.
