Utanmadan “AİHM’e gidilir” diyor!



Hep aynı, hep aynı!..


SivriSinekCaz

Zeytinyağı gibi üste çıkıyorlar!

AKP kurmayları, Sivas, Odatv, Uğur Kaymaz ve Hrant Dink davalarında alınan skandal kararların hesabını vermek yerine, kendilerini meşru kılmaya yönelik açıklamalara imza atıyor.

AKP hükümetinin önde gelen isimleri, Sivas, Odatv, Uğur Kaymaz ve Hrant Dink davalarında alınan skandal kararların ardından yaptıkları açıklamalarla adeta kendilerini aklamaya, durumu lehlerine kullanmaya çalışıyor. Hatta AKP, bu skandal kararları, yargı reformunu meşru kılmak için malzeme olarak kullanıyor.

AKP uzun tutuklamalara karşıymış!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Odatv davası kapsamında Ahmet Şık, Nedim Şener, Coşkun Musluk ve Sait Çakır’ın tutuksuz yargılanmalarına karar verilmesin takiben yaptığı açıklamada "Hukuk devletinde kimin tutuklanacağına kimin ceza alacağına bağımsız mahkemeler karar verir. Biz AK Parti olarak uzun süreli tutuklamalara karşı olduğumuzu defalarca ifade ettik. Gazeteci arkadaşlar için de bu görüşümüz geçerlidir. Birilerinin hapiste kalmasını istemek zaten caniliktir. Bu tahliyeyi olumlu bir durum olarak değerlendirmek gerekir" dedi. Uzun süreli tutuklamalara karşı olduklarını dile getiren Çelik, tahliye edilen dört gazetecinin ardından hala hapiste olan onlarca gazetecinin varlığından bihaber gibi konuştu. Birilerinin hapiste kalmasını istemenin “canilik” olduğunu belirten Çelik, gazetecilerin haklarında somut delil bulunmaksızın aylarca tutuklu yargılandıklarını unutmuş gibiydi.

Önemli olan ülkenin imajı!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Odatv davasında alınan kararla ilgili olarak "Tahliyeler bizi memnun etmiştir. Mahkeme nihayet verdiği kararla Türkiye'nin imajına çok büyük katkı sağlamıştır" diye konuştu. Gül’ün basın özgürlüğüne gölge düşüren böylesi bir davada aylarca yargılanan gazetecilerin özgürlüklerine kavuşmalarından değil, kararın Türkiye’nin imajını düzeltmesinden memnuniyet duyması dikkat çekti.

Her davaya deva yargı reformu!

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç da Odatv davası ile ilgili olarak "Tahliye kararına çok dikkat etmemiz lazım. Bir hukukçu olarak tahliye gerekçesi doğrudur. Kişisel olarak düşüncem suç vasfının değişmesi çok önemlidir. Bütün uzun tutukluluk davalarında buna dikkat edilmelidir. Konuyla ilgili de bir kanun tasarımız var. Tasarımız çok haklı bir noktaya işaret ediyor" gazetecilerin aylarca tutuklu yargılandığı davayı yargı reformu güzellemesine malzeme etti.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da, Sivas davasının zamanaşımı gerekçesiyle düşmesinin ardından "Türkiye’nin AB standartlarında bir yargı reformuna ihtiyaç duyduğu bu 2 gün içerisinde herhalde bir kez daha anlaşılmıştır. Bu ülkede hepimizin ortak paydası AB standartlarında bir yargı olmalıdır. O yüzden çalışmalarımızı sürdürmeliyiz" dedi.

Hüseyin Çelik ise, “Zaman aşımı ve uzun tutukluluk süresinin, Türk hukuk sisteminin temel problemlerindendir... Yargı reformu yapıyoruz. Hedef, 2023 seçim beyannamemizde ifade ettiğimiz gibi biz vatandaşa ileri demokrasi ve o başlık altında da güven veren bir adalet vaat ediyoruz. Vaat etmekle kalmıyoruz. Bunun gereğini yapıyoruz. İşte üçüncü yargı paketi hazırlandı. 2 yıl sonra Türkiye’de zaman aşımıyla ilgili bir problem Türkiye’de kalmayacaktır. 2005’te yaptığımız bir düzenlemeyle bu tür davalar için zaman aşımı 45 yıla çıkarılmıştır. Ancak mahkeme Anayasa’nın 38. maddesine göre, kararını vermektedir. Anayasa’nın 38. maddesinde, hangi olay, hangi suç ne zaman işlenmişse, o dönem cari olan kanunlar esas alınarak yargılama yapılır. Siz bugün istediğiniz şekilde kanun değişikliği yapın, bu şu anda görülen bir dava için uygulanamaz” diye konuşarak hem AKP’nin geçmiş icraatlarını övdü, hem de zaman aşımına uğrayan Sivas davasını, 3. yargı reformu paketinin gerekliliğine örnek gösterdi.

Utanmadan “AİHM’e gidilir” diyor!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Sivas davasında alınan karara ilişkin olarak “Beğenelim, beğenmeyelim ama eleştirelim. Bu kararla ilgili olarak Yargıtay süreci var. Bu süreç henüz tamamlanmadı. Türkiye’de süreç tamamlanırsa da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) süreci var” diye konuşması da dikkat çekti.

Daha önce AİHM'e gönderdiği savunmada Hrant Dink'i Hitler'e benzeten, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'a sıkılan 13 kurşunun 'orantılı' olduğunu iddia eden AKP iktidarının Başbakan Yardımcısı Arınç’ın, Sivas davasının da gerekirse AİHM’e taşınabileceğini söylemesi pes dedirtti.

Hrant’ı Hitler’le bir tuttular!

Hükümetin, 2007 yılında suikasta kurban giden Hrant Dink’in, ölmeden önce Türklüğü tahkir suçundan aldığı cezaya karşı yaptığı başvuru ile öldürüldükten sonra Dink Ailesi’nin yaptığı başvurularla ilgili AİHM’e gönderdiği skandal savunma hafızalardan silinmedi.

AKP hükümeti savunmasında "AİHM, daha önce Almanya’da bir Nazi örgütü liderine nasyonal sosyalizmi savunan yazısı için verilen cezayı yerinde buldu. Demokratik bir toplumda bu tür yazılar (Dink’in mahkumiyetine neden olan yazısı) halkı tahrik etmek suçunu oluşturacak ve kamu düzenini bozacaktır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ‘nefret söyleminin engellenmesine’ ilişkin tavsiye kararı bulunmaktadır. Dink’in yazısı da ‘nefret söylemi’dir” ifadelerine yer vererek Dink’in, Hitler ile aynı suçu işlediğini iddia etmişti.

Suikast ile ilgili olarak ise “Dink gerçek ve yakın biçimde tehdit edilmiş olsaydı koruma için yerel makamlara başvurur ve koruma isterdi” denilmiş ve öldürülmesinin suçu Hrant Dink’e yüklenmişti.

AKP’nin önde gelen isimleri, böylesi bir savunmaya ek olarak bir de Dink cinayetini de kendilerini aklamak için malzeme olarak kullanmışlardı. Başbakan Erdoğan, Dink’in suikaste kurban gitmesiyle ilgili olarak “32 saatte bu işin failini yakalamış bir hükümetiz biz. Ondan sonrası yargıya ait bir süreçtir. Ama yargıya ait süreç uzamıştır” diyerek hükümetine pay çıkarmayı bilmişti.

Hüseyin Çelik ise "Dink davası için her kesimden başka insanlar bir muhasebe yapmışlardır. Bu da demokratikliğin gelişimi için çok iyi bir şeydir” demişti.

Adli Tıp Raporu’nu hiçe saydılar

Bilindiği gibi 2004 yılında evlerinin önünde polis kurşunlarıyla yaşamını yitiren 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın öldürülmesi ile ilgili davada olaydan sorumlu polislerin “meşru müdafaada bulundukları” gerekçesiyle beraatına karar verilmişti. Kaymaz ailesinin davayı AİHM’e taşımasının ardından Türkiye, yaptığı savunmada, 12 yaşındaki Uğur’un polise 8 kez ateş ettiğini, karşılığında yakın mesafeden 13 el ateş edilmesinin “orantılı” olduğunu iddia etmişti.

Türkiye, savunmasında Adli Tıp Raporu’nu da hiçe saymıştı. Savunmada bıyık ve koltuk altı tüyleri kanıt göstererek Uğur’un 12 yaşından büyük olduğu savunulmuştu. Oysa Adli Tıp Raporu, Uğur’un 12 yaşında olduğunu doğrulamıştı. Raporda Uğur’un ellerinde bulunan barut izinin silah kullandığına kesin kanıt oluşturamayacağı belirtilmiş olmasına karşın Türkiye savunmasında Uğur’un 8 el ateş açtığını iddia etmişti. Uğur’un kalaşnikof taşıyabilecek kadar büyük olmadığının da belirtildiği raporda sırtından 9 kurşun yiyen birinin çatışmayı sürdüremeyeceğine dikkat çekilse de, Türkiye savunmasında bu verileri hiçe sayarak Uğur’un bedenine 13 kurşun isabet edene kadar çatıştığını da öne sürmüştü.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan davalarda Türkiye adına savunma hükümet yetkilileri tarafından yazılarak tüm bakanların onayı alındıktan sonra gönderiliyor. Uğur Kaymaz ve Hrant Dink davalarına ilişkin skandal savunmaların altında AKP hükümetindeki tüm bakanların imzası bulunuyor. Arınç’ın önerdiği gibi Sivas davasının da AİHM’e taşınması halinde Türkiye’nin bir skandal savunmaya daha imza atacağı şimdiden tahmin edilebiliyor.


SivriSinekCaz


soL - Haber


.
➽ Paylaş:

➽ Gözden Kaçırmayın... ➽ Bunları Okudunuz mu?..

“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..
.com/img/a/