Allah ile aldatma ve siyasi çöküş..
HARAM LOKMA, ALLAH İLE ALDATMA
VE SİYASETİN ÇÖKÜŞÜ..
'Yaşar Nuri ÖZTÜRK '

Halkımız bilmelidir ki, haram serveti hayatımızın amacı haline getirmek
bizi perişan etmiştir. Benim görüşüme göre, Türkiye’nin hiçbir sıkıntısı yoktur
ki, o haram lokma ve haram servet tutkusu ile bir biçimde irtibatta olmasın.
Haram lokma köylerimizi, kentlerimizi, ormanları-mızı, suyumuzu ve nihayet kamu
imkânlarımızı talana maruz bırakmıştır. Ve daha kötüsü, siyaseti çürütüp çöküş
noktasına getirmiştir.
Bundan da kötüsü, haram lokma virüsü, sadece dinci ve dinsiz
hırsızların kanını bozmakla kalmamış, artık halk tabakalarını da zehirlemiştir.
Yiyebilen yiyebildiği kadar haram lokmaya istekli hale gelmiş veya getirilmiş
bulunuyor. 1980 sonrası siyasal iktidarları haram lokmayı meşrulaştıran
politikalarla bu ülkenin ahlak ve vicdan yapısını büyük bir yıkıma
uğratmıştır.
İstisnalar, her alanda olduğu gibi burada da kuralı bozmuyor,
bozamıyor.
İkinci ana sıkıntı, Allah ile aldatmadır. Yani temel
belaların birincisine günlük deyimlerle hırsızlık, soygun ve vurgundan
kaynaklanan sıkıntı dersek, ikincisi de din istismarından, Allah ile aldatmaktan
doğan sıkıntı adını alabilir.
Allah ile aldatma tabirini doğrudan
doğruya Kur’an’dan alıyorum. Zamanlar üstü kitap bu deyimi, üç yerde
kullanmaktadır: Lukman suresi 33, Fâtır suresi 5 ve Hadid suresi 14. Ve bu
tabiri kullanırken söylediği aynen şudur: “Dikkat edin, sizi aldatan sakın
Allah ile aldatmasın!”.
Kur’an bir din kitabıdır. İnsanlık tarihinin,
peygamberler mirasının özetini veren zamanüstü bir kitaptır. Bu kitap neden
“Allah ile aldatılmayın!” diye altını çize çize haykırmakta,
insanlığı hem vicdanından hem de omuzlarından tutarak silkmekte,
sallamaktadır? Çünkü Allah insanın şah damarındadır, canındadır. Allah ile
aldatan kahpelik insanı işte o can noktasından vurur ve böyle bir kahra maruz
kalmış insan kitlelerinin kurtulmaları, hatta aldatıldıklarının farkına
varmaları bile ömürler alır. Onun içindir ki, Yüce Yaratıcı, insanoğlunu,
“Sakın sizi benimle aldatmasınlar!” diye bizzat kendisi
uyarmaktadır.
Din bağlamında gündeme gelen bütün meselelerden kaynaklanan sıkıntıların
çözümü, bu tabirdedir. İnsanoğlu, din adına Allah ile aldatılıp aldatılmadığının
hesabını ciddi bir biçimde yapıp tedbirlerini de ciddi biçimde olmadıkça iflah
edemez.
Din, kalbe benzer; kalp, sağlığına kavuşturulmadıkça huzur ve rahat söz
konusu olamaz. Ve bu benzetmede kalbin rahatsızlığı dinin istismarı
demektir.
ALLAH İLE ALDATMA BİTMEDİKÇE HUZUR BULAMAYIZ
Bütün aldatmaların, bütün oyunların, kandırmaların, ihanetlerin acısı bir
biçimde biter. Ama Allah ile aldatılanların acıları, ıstırapları ve gözyaşları
bitmez. Allah bitmez ki Allah ile aldatma bitsin! İdeolojiler, rejimler,
modalar ve sevdalar biter ama Allah ve onun gönderdiği kurum olan din
bitmez. O halde, Allah ile aldatma kahrına karşı sürekli ve
‘tam teyakkuz durumu’ kaçınılmazdır. Tarih boyunca hep böyle
olmuştur ve ileriki zamanlar boyunca da hep böyle olacaktır.
İleriki zamanların evrensel çapta kavgalarının
esasını din ve mezhep çekişmelerinin oluşturacağını, benim gibi bir
ilahiyatçıdan değil de bir siyaset bilimciden sormak isteyenlere, süper güç
ABD’nin politikalarına yön veren beyinlerden biri olan Samuel
Huntington’ın “The Clash of Civilizations and the Remaking of World
Order” (Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden
Oluşturulması) adlı eserini okumalarını öneririm.
Benim vardığım sonuç şudur: İnsanoğluna Allah ile aldatılmanın
panzehirini veren temel kaynak Kur’an’dır. Bu Kur’ansal
panzehirin nasıl kullanılması gerektiğini kitlelere anlatan ve düşünce
tarihimizde bir devrim kabul edilen ‘Allah İle
Aldatmak’ adlı eserimiz mutlaka ve muhakkak okunmalıdır. İşin özeti
şudur:
Kur’an’ı din ve dini Kur’an yapanlardan başkası Allah ile
aldatmanın yıkıcı kahrından korunamaz.