Kemalist ilkelerle, dün olduğu gibi bugün de..
TERÖR ÖRGÜTÜ VE BARIŞ
Suay KARAMAN

Polis, Atatürk’ü anmak isteyenlere cop, biber gazı ve tazyikli suyla
karşılık verirken, PKK terör örgütüne karşı sergilenen bu yumuşak tutum, ülkemiz
üzerinde oynanan kötü senaryoların bir sonucudur. Devletin, devlet
olmaktan çıkarılmaya başlandığı sıkıntılı günlerden geçmekteyiz.
Terörle mücadele sürecinde, yapılması gerekenler yapılmadan,
emperyalist devletlerin isteğiyle terör örgütüyle pazarlığa oturmak, yenilgiyi
kabullenmek anlamındadır. PKK terör örgütünün uyuşturucu, sigara, akaryakıt ve
insan kaçakçılığıyla sağladığı finans kaynaklarını çökertmeden, silahlarını
bırakmadan yapılan görüşmelerin hiçbir faydası olmaz. Terör örgütünün maddi
kaynakları kesilip, hareket edemez duruma getirilebilseydi, devletin önerdiği
çözümü kabul etmekten başka seçenekleri kalmazdı.
Kurulduğu günden bu yana PKK terör örgütüne, tüm AB ülkeleri ve ABD’nin
verdiği destek bilinmektedir. Kendi ulus devletlerini korumaya
çalışırken, Türkiye üzerinde yeniden Sevr planları yapanların ikiyüzlülüğü
tekrar ortaya çıkmıştır. PKK, ülkemizin bütünlüğünü parçalamaya yönelik
emperyalist amaçlara hizmet eden ve bu uğurda onbinlerce insanımızı acımasızca
öldüren bir terör örgütüdür.
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’nin;
“öldürülen üç kişiden biri Kürdistan Ulusal Kongresi Paris Temsilcisi
olan hem benim, hem de birçok siyasi aktörün tanıdığı bir isimdir, zira sık sık
bizimle görüşmeye gelmekteydi” sözü, bize emperyalizmin kirli yüzünü
bir kez daha kanıtlamaktadır. Fransız yöneticilerin terör örgütü üyeleriyle
görüşmeleri uluslararası arenada tam anlamıyla bir skandaldır. Bu skandalın
ardında terör örgütüne maddi destek sağlandığı ve karşılığında ne gibi
isteklerde bulunulmuş olduğunun düşünülmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
Fransız Devleti, bu konu hakkında açıklama yapmalıdır. Bugüne kadar öldürülen
teröristleri vuranlar ortaya çıkarılamamıştır. Aynı şekilde Fransa’da ASALA
militanları tarafından öldürülen diplomatlarımızın da katilleri ortaya
çıkarılamamıştır. Bu konuda Fransa’nın sicili bozuktur ve gün geçtikçe bu
bozulma daha da artmaktadır.
Ülkemizdeki yandaş ve paralı yazarlar ile televizyonlar, bu konuya hiç değinmemektedirler. Emperyalizmin isteği doğrultusunda yapılan yayıncılık, sürekli gerçekleri toplumdan gizlemektedir. Yandaş medya bize PKK terör örgütünün aslında barış istediğini, bu süreci terör örgütü içindeki küçük bir grubun bozmaya çalıştığını pompalamakta ve PKK terör örgütüyle görüşmelere karşı çıkmanın, terörün devamını istemekmiş gibi algılatılmasını yaratmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde ölen, TRT’yi dolandırmaktan suçlu ve Avrupa
Birliği’nin Türkiye temsilcisi Karen Fogg’un elektronik iletilerinde meze olan
Mehmet Ali Birand, İmralı’da konaklayan PKK terör örgütünün
başı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılıp, Meclis’e girmesini önermişti.
ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) işbirliği yaptığını
açıkladığı Fettullah Gülen, terör örgütü ile görüşmelere destek vermiş
ve “el de öpülebilir, etek de..“ değerlendirmesi yapmıştır. Tüm
bu görüşmelerden yandaş medya, F tipi örgüt, PKK terör örgütü, BDP ve AKP
memnundur. Çünkü bunların hepsi kukladır ve ipleri ABD emperyalizminin
elindedir. Bunlara kredi verenler de gaflet ve dalalet
aşamasını geçmişlerdir.
Başbakanın “sayın” dediği PKK terör
örgütünün başı ifadelerinde şunu söylemişti: “Doğu Perinçek, bize
ABD’nin ve Avrupa’nın peşine gitmeyin. Bu yoldan bir yere varamazsınız, PKK
terör örgütünü dağıtın, Türkiye’nin bütünlüğü içinde yer alın telkinlerinde
bulundu.” Ama bu ve bunun gibi söylemleri görmek istemeyenler, ülkenin
bölünmesi için emperyalizmin maşası olmaktan çekinmemektedirler.
Terörle mücadelede başarılı olmak için, şimdiye kadar izlenen politikalar
tekrar gözden geçirilmeli, terör örgütünün maddi kaynakları kurutulmalı ve
terörü destekleyen ülkelere karşı etkin önlemler alınmalıdır. Terörle ilgili
istihbaratın “Çekiç Güç“ aracılığıyla PKK terör örgütüne silah
ve malzeme yardımı yaptığı belirlenen ABD’den alınmaması gerekir ve silah
zoruyla siyasi çözüm dayatmaya çalışanlarla görüşme yapılmamalıdır.
Ülkemizin
tüm sorunları çözülebilir. Bunun için yurtsever bir anlayışla sorunların üzerine
gidilmelidir.
Kemalist ilkeler ve altı ok, dün olduğu gibi bugün de,
yarın da yine bize önderlik edecektir.