Ricciardone’nin arkasındaki teyze!
Yargıç!
Cevher KANTARCI
Filmin konusu 22’inci Yüzyıl New York’unda geçiyordu!
Ağır silahlı polis gücünde çalışan memurlara, hemen sokak ortasında hâkimsiz,
savcısız; tutuklama, yargılama ve idam etme yetkisi verilmişti!
Bunlara “Yargıç” unvanı verilmişti ve Sylvester
Stallone de, bu yargıçlardan birini canlandırıyordu!
Mesela, herifin biri öldürülmüş yerde yatıyor.. “Yargıç”
oraya geliyor, çevreden birinin o adamı öldürdüğüne kanaat getirirse, hemen
orada idam hükmünü verip, herifi kaldırımda alnından vuruyordu..
Teknik tarafına girip sıkıcı olmayalım..
Yargıtay ve Danıştay’ın kalkması ile birlikte, yüksek yargı hâkimlerini
neticede ülkemizin müstakbel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
belirleyeceği yeni düzen ortaya çıkınca, aklıma yukarıda bahsettiğim film
geldi!
Bu film, pardon yasa, kabul edilir mi, edilir!
Yüksek yargı tamamen siyasetin yani Başkan Erdoğan’ın eline
geçer..
Zaten Kuvvetler Ayrılığı Prensibi kendisinde sıkıntı yaratıyordu, böylece o
problem de biter!
Meclis’i fesih yetkisini zaten alır!
Eylül veya Ekim gibi, yapılacak mebus transferleri ile Meclis’ten referandum
kararı çıkarsa, “İleri Demokrasinin” mucidi Recep
Tayyip Erdoğan, başımızda “Ebedi Şef” tir!
Çünkü referandum, zaten çantada keklik!
“Yetmez ama Evet”çi demokrat arkadaşlara hayırlı uğurlu
olsun!
Aha buraya yazıyorum, bu demokrat arkadaşlar, 12 Eylül günlerini mumla
arayacak, Kenan Paşa ölünce ona 40 mevlidi okutacaklar!
12 Eylül’de hiç değilse hikâyeden de olsa, mahkemeler vardı!
Aslında seçime falan da gerek olmamalı!
Seçim, dünya kadar masraf!
Ebedi Şefimiz, parlamentoyu kafasına göre atasın, sonra da yargıçları falan,
böylece onca parası gitmesin memleketin!
Şimdi 12 Eylül’den sonraki Meclis’i hatırlayın!
Evren paşam kürsüde, aşağıdaki sıraların en önünde geri kalan dört kişilik
konsey üyeleri!
Geri kalan milletvekili sıraları, mebuslar kovulduğu için bomboş!
TRT naklen koskoca ve bomboş Meclis’ten canlı yayın yapıyor!
Evren paşam yukarıdan soruyor:
“Kabul edenler, etmeyenler!”
Konsey üyeleri ellerini kaldırıp oy birliği ile kabul ediyordu!
Her şeyi o beş kişi belirliyordu!
“Yargıç” filminin bir başka şekliydi!
Ne var işte, o zaman da yaşayıp gidiyorduk, şunun şurasında!
Yüce Allah ömür verdikçe, yine yaşar gideriz!
Öyle di mi Samet!
Salla kafanı Samet!
Hah tamam, bakın Samet de doğruluyor!
……..
(Efendim, Ricciardone özür dilemeyip,
“üzüntülerini” bildirdiği için bizimkiler çok mutlu.. Ama ABD
Dışişleri Sözcüsü Nuland teyzem, Ricciardone’nin arkasında durmakla
kalmadı, yeni Dışişleri Bakanı Kerry’nin de aynısını tekrar
edeceğini söyledi! Halimize gülelim mi, ağlayalım mı?)

