Aydınlar ve “Kara Cahiller”
AYDINLAR AYDINLANIYOR!
Rifat SERDAROĞLU
Memleketi
Osmaniye’nin Çökçedem(Hemite) köyünde şunları söyledi;
“Hiçbir köylü ben Kürdüm diye beni dışlamadı. Biz cennette büyüdük. Hiçbir kötülük görmedim, anadan babadan dededen. Şimdi bağırıyorum yine buradan ve Türkiye bunu dinlesin. Türkiye bilsin, bütün Türkiye desin ki, “Bütün Türkiye Yaşar Kemal’in köyü gibi olsun.” Bende bunu yazayım. Bana bir gün bile “Sen Kürt’sün demediler!”
“Hiçbir köylü ben Kürdüm diye beni dışlamadı. Biz cennette büyüdük. Hiçbir kötülük görmedim, anadan babadan dededen. Şimdi bağırıyorum yine buradan ve Türkiye bunu dinlesin. Türkiye bilsin, bütün Türkiye desin ki, “Bütün Türkiye Yaşar Kemal’in köyü gibi olsun.” Bende bunu yazayım. Bana bir gün bile “Sen Kürt’sün demediler!”
Türkiye’nin her yeri zaten Yaşar Kemal’in köyü gibiydi. Hala da öyledir.
Küresel şeytanların kölesi Kürtçü-Bölücü çetenin tüm kışkırtmalarına, tüm
cinayetlerine rağmen Türk Milleti bu terör olayını, hiçbir zaman Kürt kökenli
vatandaşlarına mal etmedi.
Türk Milleti bu Bölücü Teröre 54 bin insanını kurban verdi ama ülkenin hiçbir
yerinde herhangi bir Türk-Kürt çatışması yaşanmadı. Bundan sonra da inşallah
yaşanmayacak.
Sıkıntılar-acılar-ızdıraplar-ölümler yaşanmadı mı? Elbette ki yaşandı.
Fakat ülkenin her yerinde yaşandı. Diyarbakır Cezaevinde yaşananların
benzerlerini, ülkenin başka cezaevlerindeki demokratlar da yaşadı.
Darbeler-Dış Etkenler-Bölgedeki Ağalık Düzeni- Cehalet-Yolsuzluk ve Yoksulluk
–Şeriat ve Hilafet özlemcileri birliğimize-bütünlüğümüze sürekli darbe
vurdular.
Bölücülerin bu süreç boyunca yararlandıkları en önemli kaynak ise maalesef
kendini aydın olarak tanıtan “Kara Cahiller” oldu. Kendileri
bilmedikleri, gerçekleri araştırmadıkları gibi içlerinden bazıları para
karşılığı vatanımıza ihanet ettiler ve genç nesli zehirlediler.
Türk Milletine hiçbir zaman doğruları göstermediler. Bölücü örgütü
suçlayacaklarına, devleti suçlamayı tercih ettiler.
Örnek vermek gerekirse,
30 Aralık 1994 Yazar Sayın Onat Kutlar, saat 18.30’da Kafe Marmara’ya gitti. 15 dakika sonra orası terör örgütü tarafından havaya uçuruldu. Hastanede 11 gün yaşam mücadelesi veren Onat Kutlar maalesef kurtarılamadı.
30 Aralık 1994 Yazar Sayın Onat Kutlar, saat 18.30’da Kafe Marmara’ya gitti. 15 dakika sonra orası terör örgütü tarafından havaya uçuruldu. Hastanede 11 gün yaşam mücadelesi veren Onat Kutlar maalesef kurtarılamadı.
Aynı olayda Arkeolog Yasemin Cebenoyan hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını
yitirdi. İkisini de rahmetle anıyorum.
Ertesi gün, Aydınlarımız toplu olarak yürüdüler ve haklı olarak, işlenen cinayete isyan ettiler ve devleti suçladılar. Olaydan bir ay kadar sonra, bu feci patlamayı ve cinayetleri PKK Narko-Terör Örgütü üstlendi. Fakat o günden bu güne geçen yaklaşık 20 yılda aynı Aydınlarımızdan PKK terör örgütünü kınayan-telin eden bir tek açıklama duyulmadı.
Aydınlarımız bir türlü kafalarındaki kalıbı kırıp, devlet ve millete sahip
çıkamadılar.
Sayın Yaşar Kemal’in son açıklamasını bu yüzden çok önemsiyorum.
Aydınlar, aydınlanmaya ve gerçekleri görmeye başlarlarsa, Türk Milletinin
önündeki pislikler de temizlenecektir.
Bu arada Türkiyeli Eşbaşkan’a sormak isterim; “Türkiye Cumhuriyeti Devletini
sürekli olarak, inkârcı-asimilasyoncu-baskıcı olarak gösterdiniz. Aynı zamanda
Yaşar Kemal’i de hep takdir ettiniz.
Şimdi ne olacak?
Sizce, Yaşar Kemal de, Ergenekoncumu oldu?
Not; “Cumhurbaşkanı-Başbakan Eşi” nasıl olmalı, sorusuna
Hanımefendiliği, Saygınlığı, Fedakârlığı ile örnek olan Sayın Nazmiye Demirel’i
kaybettik.
Kendisine Allahtan rahmet, ailesine ve Sayın Cumhurbaşkanı Demirel’e
başsağlığı dilerim.
Sağlık ve başarı dileklerimle