“Cehennem zebanisi kapitülasyonları”
OSMANLIYA BENZEMENİN
DAYANILMAZ KAPİTÜLASYONLARI
Osmanlı döneminde YABANCI ŞİRKETLERE bazı imtiyazlar verilmiş ve bu şirketler bu
ayrıcalıklarla PETROL ticaretinde TEKEL duruma gelmiştir.
British Petrol, Standart Oil gibi petrol şirketleri bu sayede Osmanlı
topraklarındaki PETROLÜ çıkartıp kar edebilmekteydi. Bu ayrıcalıklar sadece
ekonomik değil, hukuki ve kültürel anlamda da bulunmaktaydı.
Bu kapitülasyon anlaşmalarına göre YABANCILAR, Osmanlı ülkesinde OKUL,
POSTAHANE, SİGORTA ŞİRKETİ, FABRİKA kurarak Osmanlı’yı SARMALADIKLARI gibi,
LİMANLARI, DEMİRYOLLARINI, MADENLERİ de satın alıp işletip PARA KAZANIRLARDI.
Ayrıca HUKUKİ olarak da TÜRK MAHKEMELERİNDE yargılanamaz, suçüstü bile
yapılsa YAKALANAMAZ VE tutuklanamazdı.
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ kuran kadrolar ve en başta Mustafa Kemal, KAPİTÜLASYONLARIN ne ifade ettiğini çok iyi bilmekteydi ve bu nedenle de LOZAN’a giden heyete verilen ve KESİNLİKE KABUL EDİLMEYECEK şeklindeki DİREKTİFLERİN başında da KAPİTÜLASYONLAR yer almaktaydı.
Bu nedenle KAPİTÜLASYONLAR Lozan’da kabul edilmemiş ve kaldırılması
sağlanmıştır.
KAPİTÜLASYONLAR HAKKINDA bir doktora tezi yazıp bunu kitaplaştıran
biri olarak LOZAN’da hiçbir şey elde edilmeseydi de sadece KAPİTÜLASYONLARIN
KALDIRILMASI SAĞLANMIŞ OLSAYDI, bunun bile TEK BAŞINA LOZAN’I ZAFER YAPTIĞINI
düşünmekteyim.
Bu nedenlerden olarak TBMM’den SESSİZ SEDASIZ geçen yeni Türk Petrol Kanunu bana tamamen KAPİTÜLASYON izlenimi VERMEKTEDİR. Öncelikle var olan yasadaki “milli menfaat” vurgusunun KALDIRILMASININ genelde kimlerin işine geleceğini bilmekle beraber ÖZELDE KİMİN ELLERİNE GEÇECEĞİNİ de merakla beklemekteyim.
Ayrıca bu yasa ile “devletin hissesi” de kuyulardaki sahalara göre
azaltılmaktadır.
Yine bu yasa ile Türkiye’deki PETROL SEKTÖRÜ YABANCILARIN ELİİNE
BIRAKILMAKTADIR. Devlet petrol alanındaki arama ve işletme haklarından vaz
geçmektedir. Bunu AKLI BAŞINDA BİRİLERİNİN mutlaka açıklaması şarttır. Çünkü
yeni TÜRK PETROL KANUNUNDAN “Devlet adına arama ve işletme ruhsatı alma hakkı
TPAO’ya aittir” hükmü çıkarılmıştır. Böylece PETROL ALANLARININ işletilmesindeki
DEVLET HAKKI ortadan kaldırılmış ve resmen ÖZEL SERMAYEYE sunulmuştur. Petrol
konusunda YABANCI ŞİRKETLERİN etkili olduğunu bildiğimizi için bu BİZİM
TOPRAKLARIMIZDAKİ PETROL ALANLARIMIZIN kimlere peşkeş çekildiğini veya
planlandığını görmemiz de sanırım çok yakında gerçekleşecektir diye
düşünüyorum.
ANLAYACAĞINIZ, Osmanlı’nın kendi ifadesiyle “CEHENNEM ZEBANİSİ
KAPİTÜLASYONLARI böylece Meclis’ten geçen bu petrol yasası ile geri gelmiş
olmaktadır.
Osmanlıyı “ZİNCİRLERLE” sarmalayan KAPİTÜLASYONLAR, Cumhuriyetle kaldırıldığı
gibi, daha evvel YABANCILAR tarafından kurulup işletilen ve para kazanılan
LİMANLARIMIZ ve DEMİRYOLLARIMIZ da yine Cumhuriyet döneminde
DEVLETLEŞTİRİLMİŞTİ.
Sanırım BU HÜKÜMET Osmanlı’ya BENZEMEYİ o kadar abarttı ki OSMANLI’NIN KÖTÜ
olan KAPİTÜLASYONLARINI almayı bile İYİ BİR ŞEY olarak görmeye başladı.
CUMHURİYETE düşmanlığı da o kadar abarttılar ki CUMHURİYETİN İYİ olan
DEVLETLEŞTİRMELERİNİ kaldırmayı bile KÖTÜ BİR ŞEY olarak görmeye başladı.
Türkiye’nin petrol sektörü yeni Türk Petrol Kanunu ile birlikte artık
yabancıların hakimiyetine terk ediliyor. Yabancı petrol şirketleri,milli petrol
arama şirketimiz Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’na karşı imtiyazlı duruma
geçiyor. TBMM’den geçen yeni Türk Petrol Kanunu mevcut yasadaki “milli menfaat”
vurgusunu kaldırıyor, “devlet hissesini” sahalara göre azaltıyor. Yeni yasada
“Devlet adına arama ve işletme ruhsatı alma hakkı TPAO’ya aittir” hükmü
çıkarıldı.Böylece süresi dolan petrol üretim sahalarının devlet adına üretime
devam etmesi için TPAO’ya verilmesini öngören yasa maddesi kaldırılarak, bu
sahaların özel sektör şirketlerine sunulmasının yolu açıldı. TPAO’nun
özelleştirilmesinin de önü açılmış oldu.
Bu yasa ile Petrol hakkı sahipleri kazançları üzerinden ödemekle yükümlü
bulundukları vergiler ve hissedarları adına yapmaları gereken gelir vergileri
kesintisi toplamı, yüzde 55’i geçemeyecektir. Böylelikle Osmanlı zamanında
yabancıların vermediği gelir vergisi olan TEMETTU vergileri geri gelmiş
olmaktadır.
Yine Osmanlı bu İMTİYAZLI KURULUŞLARA dışarıdan getireceği malzemenin ülkeye
girişinde de KOLAYLIKLAR sağlardı.
Bu TÜRK PETROL yasasıyla da bu PETROL ŞİRKETLERİNİN kullanacağı malzeme ithali, gümrük muafiyeti ve güvenlik sertifikaları konularında başka kurum ve kuruluşun iznine tabi olmadan, bakanlığın uygunluk izniyle yapılabilmesi İMTİYAZI verilmektedir. Ayrıca Yabancı petrol şirketi ihracattan sağladığı dövizi ülkemize getirme zorunluluğu da olamayacak ve yurt dışında tutabilecek.. Gitsin paracıklarımız YABANCILARA, aynen OSMANLI zamanında olduğu gibi……
Anlaşılır gibi değil, Yabancı Petrol hakkı sahibi, sermayesine mahsuben her
zaman transfer talebinde bulunabileceği gibi, Petrol hakkı sahibi ihraç ettiği
petrolden sağladığı dövizi yurtdışında muhafaza edebilecek….
Daha da ileri gidebilecek şekilde yeni Türk Petrol Yasası ile petrol hakkı
sahibi yabancılar da Türk kara sularında petrol arama ve üretim faaliyetleri
icra edebilecek. Doğal gaz üretimi yapan hak sahibi yerli ve yabancı şirketler
ile yabancı şirketlerin Türkiye’deki şubelerine, toptan satış lisansı verilecek.
Yani Türk kara suları YABANCI ŞİRKETLER ile dolacak. Dedim ya Osmanlı’da
böyleydi ve yine dediğim gibi BİRİLERİ şiddetle OSMANLI’YA benzemeyi KÖTÜ
KANUNLARINI alabilecek derecede ÇOK İSTİYOR.
İşin ilginç yanı da Osmanlı’yı bu şekle sokan EMPERYALİST SÖMÜRÜCÜ KAPİTALİST
devletleriin, LOZAN’da önlerine çekilen DUVARI maalesef GÜNÜMÜZDE, YIKABİLMİŞ
olmalarıdır. Sanırım Lozan’da “siz fakirsiniz, bizim paramıza muhtaçsınız” diyen
SÖMÜRGECİ DEVLETLERİN kapitülasyon önerilerini ŞİDDETLE reddeden İsmat Bey’e,
Lord Curzon’un” verdiklerimizi almıyorsunuz bunları cebime atıyorum zamanında
teker teker cebimden çıkartacağım” SÖZÜ GERÇEK OLMAYA BAŞLADI. Hem de 90 yıl
sonra……
Mehmet Emin ELMACI
