Dağ değişir taş değişir. Tayyip değişmez
Yine damdan konuştu!
Necati DOĞRU

Günaydın!
Dağ değişir.
Taş değişir.
Ova değişir.
Nehir değişir.
Tayyip Erdoğan değişmez.
Abdullah Gül’ün üslubu “hoşgörü pınarı” olmuştu. Bülent Arınç’ın dili “empati kaynağının” sebil çeşmesine dönmüştü.
Ülke ferahlamıştı.
* * *
Tunus dönüşü Tayyip Erdoğan, aynı ferahlatmayı “bir balkon
konuşması” yaparak devam ettirecek diyorlardı. Güneşin yeni bir güne
doğmasını bile beklemedi.
Balkona çıkmadı.
Balkona çıkmadı.
Yine damdan konuştu.
Yine parmağını uzatıp kışlanın yapılacağı yeri tarif etti. Bıraktığı yerden sayıp döktü. Tayyip Erdoğan değişmez. Enerjisini bölmekten, ayırmaktan, suçlamaktan, korkutup, sindirmekten alıyor.
Çapulcular.
Kandırılmışlar.
Faiz lobisi kışkırtıcıları.
Hain mihraklar.
Gizli güçler.
Yine aynı cümleleri tekrarladı. Karşılamaya gelen partili gençlere; “onlar şeytan biz melek” eski hazır şablonu gecenin saat 2’sinde parti otobüsünün damından yapılan konuşmayla yeniden ısıtıp aktardı. AKP gençleri de; “Azınlık şaşırma, sabrımızı taşırma… Vur vur inlesin, çapulcular dinlesin…” tehdit dolu ölüm sloganları savurarak lider selamlaması yaptılar. Tayyip Erdoğan gençleri ayrıca bir slogan daha bağırıyor; “Tayyip, sana canımız feda” diyorlardı.
Yani biz hazırız.
Sen öl de ölelim.
Vur de vuralım.
* * *
Tunus dönüşü; “Tayyip, sana canımız feda” sloganını otobüs damında gururla
dinleyen Tayyip Erdoğan, muhalefet partisi lideri Devlet Bahçeli gençlerinin;
“Öl de, ölelim. Vur de, vuralım” tezahüratlarını faşist ve anti demokratik
bulmuştu.
Oysa aynı kapıya çıkar.
Tunus’a “Yüzde 50’yi zor tutuyorum” diyerek gitmek ve Tunus dönüşü partili
gençlerini; “Canımız sana feda…” diye bağırtmak 1969 yılında
Taksim Meydanı’nda yaşanmış “halkı halka kırdıran” Kanlı
Pazar’ın kapısını, daha sonra Sivas’ta “halkı halka diri diri yaktıran”
otelde şair, yazar, ozanı ateşe vermenin kapısını aralar.
* * *
Başbakan niçin bu kadar sert?
Sertlik hamuruna ihtiyacı yok.
Sertlik hamuruna ihtiyacı yok.
Elinde 300
bin kişilik polis gücü var. O polis gücü ile; kendini kitap okuyarak, meydan
temizleyerek, müzik dinleyip kandil simidi ikram ederek demokratik yoldan ifade
edenlerin içine girmiş şiddet-yakıp yıkma- vurup kırma yolunu seçenleri
ayırabilir.
Şiddet varsa durdurabilir.
Polis bunun için var.
Oysa Tunus dönüşü partili gençlerini “Azınlık şaşırma, sabrımızı taşırma” diye bağırtarak Taksim Gezi Parkı ve diğer kent meydanlarındaki insanlara “yarım saat içinde hepinizi eli satırlı, hançerli, tabancalı partililerimle ölüme yollarım” tehdidi savuruyor.
İç savaş mı!
Düşüncesi bile korkunç.
Faiz lobisi! Günah keçisi!
Kim bu faiz lobisi ve 10 yıldır bu lobiyi kim büyüttü, besledi, gözetti,
kayırdı, ihale verdi, imar izni sundu, uçağına alıp yanında ABD’ye götürdü? Bunu
da yazmak gerekli. Ancak bugün yer yok. Şunu söyleyeyim: Milli gelirin yüzde
10’undan fazla dış ticaret açığı, yüzde 6’sından fazla cari işlemler açığı
veriyorsan, 10 yıldır ithalatın ihracatının hep üstündeyse, bütçen sürekli açık,
işsizliğin yüksek, iç tasarruf oranın düşük ve 10 yılda aldığın borç 350 milyar
doları geçmişse senin piyasalarınla (ekonominle) oynarlar. Soyut bir faiz lobisi
lafı ile çocuk kandırıyor.