Gezi Parkı eylemindeki direnişin talepleri
AKP'li Bülent Arınç, bugün beklendiği gibi
Taksim Gezi Parkı eylemini başlatan protestocularla bir araya geldi. Gezi Parkı
direnişçileri görüşmenin ardından taleplerini açıkladı...
İşte Gezi direnişinin talepleri
AKP'li Bülent Arınç'la görüşen Gezi Parkı direnişçileri taleplerini
hükümete ve kamuoyuna duyurdu. Eylemcilerin 6 talebinin ilki, Gezi Parkı'nda
hiçbir yapılaşma olmayacağının resmen açıklanması.
Görüşmeden görüntü alınmasının ardından basına kapalı devam eden görüşmede Taksim Platformu adına, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Celal Ovat, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Süleyman Solmaz yer aldı.
Gezi Parkı direnişinin başından beri sürecin içinde yer alan 'Taksim Dayanışması' adına hazırlanan ve hükümetle kamuoyuna seslenen bildiride, Gezi Parkı'na müdahalenin “özel hayatlara müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı, gösterilerin de iktidarın bu tutumuna karşı verilmiş büyük bir toplumsal tepki olduğu belirtildi.
Taksim Dayanışması, Gezi Parkı'nda Topçu Kışlası ya da başka bir isimle herhangi bir yapılaşma olmayacağının resmen açıklanmasını, gösterilerdeki şiddetten sorumlu olan yetkililerin yargılanmasını ve gözaltındaki herkesin serbest bırakılarak haklarında hiçbir işlem yapılmamasını da içeren 7 temel talepte bulundu.
Platformun talepleri;
.
*Gezi Parkı, park olarak kalmalıdır.
*Topçu Kışlası projesinin iptal edildiği açıklanmalıdır.
*AKM’nin yıkılmayacağı açıklanmalıdır.
*Olaylardaki sorumluların görevden alınmalıdır.
*Gaz bombası kullanımı yasaklanmalıdır.
*Gözaltındaki yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmalı ve haklarında hiçbir soruşturma açılmamalıdır.
*İfade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Görüşme sonrası Taksim Platformu üyelerinin yaptığı açıklamanın satırbaşları:
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu:
Bizler Taksim Dayanışması olarak 27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.00 sularında Taksim Gezi Parkı'nın polis kuvvetiyle yıkılma sürecinde toplumun gösterdiği duyarlılılk karşında hükümetin izlediği polis şiddeti tüm yurtta protesto edilmeye başlanmış ve bu etkinlikler devam etmektedir.
Hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerin acılarını paylaşıyoruz. Yaralanan binlerce yurttaşımıza geçmiş olsun diyoruz.
Sürecin diyalogla çözülmesine beklediğimizi bir sırada Sayın Başbakan bir açıklama yapmış ve ne yazık ki iç savaşı çağrıştıran ve topluma hakarete anlamında bir takım ifadelerde bulunmuştur.
Bu ifadelerden sonra toplumsal tepki çığ gibi büyümüştür.
Bizler Taksim Dayanışması olarak içinde bulunduğumuz koşulları dikkate alarak toplumun taleplerini hükümete iletmek için görevlendirildik.
Ortak talepleri dile getiren bir belgeyi Sayın Bülent Arınç’a teslim etmiş bulunuyoruz. Bundan sonra toplumsal tepkilerin nasıl seyredeceği konusundna hükümetin atacağı adımlar belirleyici olacaktır.
ARINÇ'A SUNULAN TALEP METNİ
.
Taksim Dayanışması'nın Hükümet ve kamuoyuna yönelik talep metni şöyle:
Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ve Kamuoyuna
27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.30 sularında Taksim Gezi Parkı'nın fiilen yıkılması girişimi sonrası yaşanılan toplumsal duyarlılık karşısında hükümetin izlediği polis şiddeti nedeniyle başta Taksim İstanbul olmak üzere bütün yurtta, yurttaşlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadır. Öncelikle hayatını kaybeden yurttaşların ailelerinin acılarını paylaşıyor, yaralanan binlerce yurttaşımıza acil şifa dileklerimizi iletmek istiyoruz.
Ne yazık ki, toplumun en temel demokratik ve insan hakkı olan taleplerinin barışçıl ve demokratik şekilde ortaya konmasına karşın iktidar şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına devam etmektedir. Tek bir yurttaşımızın burnunun kanamadığı, gerilimlerin ortadan kalkarak demokratik taleplerin dillendirilebildiği bir toplumsal iklime bir an önce kavuşmak için yoğun çaba harcadığımızın bilinmesini isteriz.
Bu nedenlerle; Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki taleplerin Hükümet tarafından bir an önce yerine getirilmesi için somut adımların atılmasını bekliyoruz.
- Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağına, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını,
- Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,
- Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, Mehmet Ayvalıtaş ve Abdullah Cömert adlı iki yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını,
- Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,
- Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,
- 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.
Bunun yanı sıra; 27 Mayıs 2013 saat 22.30'dan bu yana ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında ve tüm kamusal alanlarında yükselen tepkilerinin içeriğinin, ruhunun, beklentilerinin, taleplerin yetkililer tarafından fark edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşananları “marjinallikle” açıklamaya çalışmak görmezlikten gelmek anlamına gelir. Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda “özel hayatlarına müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı ve buna kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile büyük bir toplumsal tepki gösterdikleri; “biz varız, buradayız ve taleplerimiz var” biçiminde yanıt verdikleri görülmektedir.
Yükselen bu tepkinin içeriğinin; “başta 3. Köprü ve HES'ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısına ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşun ve barış talebinin, Alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadınların bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin, yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri” olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz.
TAKSİM DAYANIŞMASI
Görüşmeden görüntü alınmasının ardından basına kapalı devam eden görüşmede Taksim Platformu adına, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Celal Ovat, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Süleyman Solmaz yer aldı.
Gezi Parkı direnişinin başından beri sürecin içinde yer alan 'Taksim Dayanışması' adına hazırlanan ve hükümetle kamuoyuna seslenen bildiride, Gezi Parkı'na müdahalenin “özel hayatlara müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı, gösterilerin de iktidarın bu tutumuna karşı verilmiş büyük bir toplumsal tepki olduğu belirtildi.
Taksim Dayanışması, Gezi Parkı'nda Topçu Kışlası ya da başka bir isimle herhangi bir yapılaşma olmayacağının resmen açıklanmasını, gösterilerdeki şiddetten sorumlu olan yetkililerin yargılanmasını ve gözaltındaki herkesin serbest bırakılarak haklarında hiçbir işlem yapılmamasını da içeren 7 temel talepte bulundu.
Platformun talepleri;
.
*Gezi Parkı, park olarak kalmalıdır.
*Topçu Kışlası projesinin iptal edildiği açıklanmalıdır.
*AKM’nin yıkılmayacağı açıklanmalıdır.
*Olaylardaki sorumluların görevden alınmalıdır.
*Gaz bombası kullanımı yasaklanmalıdır.
*Gözaltındaki yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmalı ve haklarında hiçbir soruşturma açılmamalıdır.
*İfade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Görüşme sonrası Taksim Platformu üyelerinin yaptığı açıklamanın satırbaşları:
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu:
Bizler Taksim Dayanışması olarak 27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.00 sularında Taksim Gezi Parkı'nın polis kuvvetiyle yıkılma sürecinde toplumun gösterdiği duyarlılılk karşında hükümetin izlediği polis şiddeti tüm yurtta protesto edilmeye başlanmış ve bu etkinlikler devam etmektedir.
Hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerin acılarını paylaşıyoruz. Yaralanan binlerce yurttaşımıza geçmiş olsun diyoruz.
Sürecin diyalogla çözülmesine beklediğimizi bir sırada Sayın Başbakan bir açıklama yapmış ve ne yazık ki iç savaşı çağrıştıran ve topluma hakarete anlamında bir takım ifadelerde bulunmuştur.
Bu ifadelerden sonra toplumsal tepki çığ gibi büyümüştür.
Bizler Taksim Dayanışması olarak içinde bulunduğumuz koşulları dikkate alarak toplumun taleplerini hükümete iletmek için görevlendirildik.
Ortak talepleri dile getiren bir belgeyi Sayın Bülent Arınç’a teslim etmiş bulunuyoruz. Bundan sonra toplumsal tepkilerin nasıl seyredeceği konusundna hükümetin atacağı adımlar belirleyici olacaktır.
ARINÇ'A SUNULAN TALEP METNİ
.
Taksim Dayanışması'nın Hükümet ve kamuoyuna yönelik talep metni şöyle:
Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ve Kamuoyuna
27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.30 sularında Taksim Gezi Parkı'nın fiilen yıkılması girişimi sonrası yaşanılan toplumsal duyarlılık karşısında hükümetin izlediği polis şiddeti nedeniyle başta Taksim İstanbul olmak üzere bütün yurtta, yurttaşlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadır. Öncelikle hayatını kaybeden yurttaşların ailelerinin acılarını paylaşıyor, yaralanan binlerce yurttaşımıza acil şifa dileklerimizi iletmek istiyoruz.
Ne yazık ki, toplumun en temel demokratik ve insan hakkı olan taleplerinin barışçıl ve demokratik şekilde ortaya konmasına karşın iktidar şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına devam etmektedir. Tek bir yurttaşımızın burnunun kanamadığı, gerilimlerin ortadan kalkarak demokratik taleplerin dillendirilebildiği bir toplumsal iklime bir an önce kavuşmak için yoğun çaba harcadığımızın bilinmesini isteriz.
Bu nedenlerle; Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki taleplerin Hükümet tarafından bir an önce yerine getirilmesi için somut adımların atılmasını bekliyoruz.
- Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağına, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını,
- Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,
- Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, Mehmet Ayvalıtaş ve Abdullah Cömert adlı iki yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını,
- Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,
- Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,
- 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.
Bunun yanı sıra; 27 Mayıs 2013 saat 22.30'dan bu yana ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında ve tüm kamusal alanlarında yükselen tepkilerinin içeriğinin, ruhunun, beklentilerinin, taleplerin yetkililer tarafından fark edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşananları “marjinallikle” açıklamaya çalışmak görmezlikten gelmek anlamına gelir. Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda “özel hayatlarına müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı ve buna kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile büyük bir toplumsal tepki gösterdikleri; “biz varız, buradayız ve taleplerimiz var” biçiminde yanıt verdikleri görülmektedir.
Yükselen bu tepkinin içeriğinin; “başta 3. Köprü ve HES'ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısına ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşun ve barış talebinin, Alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadınların bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin, yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri” olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz.
TAKSİM DAYANIŞMASI

