Ortaçağ karanlığındaki iktidardan örnekler
ALKOL YASAK
Suay KARAMAN

İşte örnekleri;
•Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. (12.5.1994
Hürriyet)
•Bütün okullar İmam Hatip yapılacak. (17.9.1994 Cumhuriyet)
•10 Kasım’da yaygara kopartıldı. (14.11.1994 Hürriyet)
•Elhamdülillah şeriatçıyız. (21.11.1994 Milliyet)
•Yılbaşına karşıyım. (19.12.1994 Sabah)
•Ben İstanbul’un imamıyım. (8.1.1995 Hürriyet)
•İmamlar da nikah kıysın. (9.5.1995 Milliyet)
•İçki yasaklansın. (1.5.1996 Hürriyet)
Recep Tayyip Erdoğan’ın 1996 yılında yaptığı bir konuşma, 21 Ağustos 2001
tarihindeki tüm gazetelerde yayımlandı. Şimdi o konuşmadan alıntılara bakalım:
•“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye!.. Yahu bu millet
istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!.. Sonra nedir bu laiklik Allah
aşkına?.. Bu ne menem şey?.. Çıkıyor İçişleri Bakanı, ‘Devlet dine karışır’
diyor. Eeee.. gerisini niye söylemiyorsun?.. Din devlete karışır
demiyorsun!..”
•“Hem laik ve Müslüman olunmaz.. Ya Müslüman olacaksın ya
laik.”
•“Ben Müslümanım, diyenin tekrar yanıma gelip bir de aynı zamanda
laikim, demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslümanın yaratıcısı Allah kesin
hâkimiyet sahibidir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ lafı koskoca bir
yalan!.. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.”
•“Yahu bu milletin bütünlüğü ‘Ne mutlu Türküm diyene’ ifadesiyle
sağlanır mı? Osmanlı otuzu aşkın etnik grubu ümmet düşüncesiyle bir arada tuttu.
Biz de inanç birliği ile tutacağız.”
•“Bir buçuk milyar nüfuslu İslam âlemi Müslüman-Türk milletinin ayağa
kalkmasını bekliyor… Ayağa kalkacağız.. Işıkları göründü, Allah’ın izniyle kıyam
başlayacak!..”
•“Doğumevlerinde yalnız kadın doktorlar çalışacak!.. Öğretmenlikte
yetişmiş başörtülü kızlarımız var; şimdi işe alınmayan bu başörtülü kızlarımız
anaokullarında yavrularımızı yetiştirecek…”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta TBMM’nde kabul edilen alkol
yasakları düzenlemesiyle ilgili olarak şunları söylemiştir: “Din
doğruları emrediyorsa bunun karşısında mı duracaksın? İki tane ayyaşın yaptığı
yasa, sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, bir vaka, niçin
sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor.”
Başbakanın bu sözü üzerine herkesin aklına “kim bu iki tane ayyaş”
sorusu geliyor? “Laiklik eşittir ayyaşlıktır” demeye
getiren başbakan Erdoğan, bu iki ismi açıklamak zorundadır. Ulusal Kurtuluş
Savaşı döneminde yasak edilen alkollü içecekleri yeniden serbest bırakan yasa,
22 Mart 1926 tarihinde çıkmış. O zaman başbakan İsmet Paşa, cumhurbaşkanı ise
Mustafa Kemal Paşa. Emperyalistlere karşı bağımsızlık savaşı vererek, yepyeni
bir devlet kuran insanlar için “ayyaş” ifadesi, densizliktir.
Atatürk’ün kurduğu vatana ihanet edenlerin, kendilerini aklama çabasıdır ama
boşunadır.
Atatürk’e ve ilkelerine karşı olduğu bilinen başbakanın bu sözlerinde laik
devletin sona ermesi, TBMM’nin varlığının ortadan kalkması ve ülkeyi Kuran ile
yönetmek mantığı bulunmaktadır. Bütün bu sözlere karşın, halen başbakanın
değiştiğini söyleyenler, “yetmez ama evetçiler”, sürekli
destekleyenler ne yapacaklardır?
Gerçekten dinin emirlerine uygun bir tavır sergilemek isteyenlerin
“görevi ihmal, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta ve
kayıtlarında sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak”
eylemlerinde bulunmamaları gerekirdi. Üstelik başbakanın bu eylemleri,
dokunulmazlık zırhıyla örtülmektedir. Bunlar, demokrasiyle gelerek, diktaya
dönüşen bir anlayışın göstergeleridir.
Bu anlayış, kendilerine muhalefet eden yurtseverleri, sahte belgelerle
Silivri’de zulüm altında tutmaktadır. Bu anlayış, hukuku siyasallaştırmıştır. Bu
anlayış, kendi ordusunu düşman olarak görmektedir. Bu anlayış, emperyalistlerin
çıkarları için ülkemizi savaşa sokmaktan çekinmemektedir. Bu anlayış, laik
eğitim yerine medrese eğitimini savunmaktadır. Bu anlayış, aydınlanma devrimi
yerine ortaçağ karanlığına dönüşü istemektedir. Bu anlayış ormanlık alanları
talan ederek, yapılaşmaya açmaktadır. Bu anlayış, hazırladığı yasa tasarısıyla
devletin sanat kurumlarını, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ve Güzel
Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı sanat kurumlarını ortadan kaldırmaktadır. Bu
anlayış, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nı, diğer ulusal kuruluşlarımız
gibi, yabancılara peşkeş çekmektedir. Bu anlayış, ülkemizde sivil darbe
yapmıştır…
Dünyanın 17. büyük ekonomisi olmakla övünen siyasi iktidar, Ekonomik
İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 36 ülkede yaptırdığı “daha iyi
yaşam endeksi” araştırmasında Türkiye’nin, sonuncu sırada yer alması
karşısında seslerini çıkaramamaktadır. İleri demokrasi ile yönetilen ülkemizde
alkol yasak ama hırsızlık, soygun, vurgun, talan serbesttir. Ortaçağ karanlığına
dönmek serbesttir. Sivil darbe yapmak serbesttir. Ve vatana ihanet
serbesttir.
Taksim Gezi Parkı’na sahip çıkmak için başlayan protesto, “ileri demokrasi” rejimine karşı isyanın tohumlarını atmıştır. Artık haklın sabrı tükenmiştir, siyasi iktidarın on yılı aşkın sürdürdüğü zulüm, hukuksuzluk, laik ve demokratik cumhuriyete yönelik saldırılarına ve faşist baskılarına karşın direnmektedir. Atatürk’ün gençleri, büyük kurtarıcılarına layık olarak, gerekeni yapmaktadırlar. Tüm kentlerde sokaklara dökülen insanlar, tam bağımsız Türkiye özlemiyle emperyalist güçlere ve siyasi iktidara gereken dersleri verecektir. Hükümetin önünde, istifa etmekten başka bir yol bulunmamaktadır..
İlk Kurşun