Tayyip Erdoğan’ı uyandırma saati
Türk’ün Öfkesi;
Devlet’in Aklı Erdoğan’ı Sahneden Çekecek
Bir ağaç ile başlayan olaylar, bir ormana dönüştü ve zamanında
Devlet için bir kıymet ifade eden Tayyip Erdoğan artık Devlet ve küresel
ortakları için bir risk olmaya başladı.
Tayyip Erdoğan’ın gitmesi gerektiğini savunanlarla, “daha işimize yarar” diyenler arasındaki bilek güreşi sürüyor.
Kendisini halkın iktidar yaptığını zanneden Tayyip Erdoğan şimdide kendisini “çapulcu” diye nitelendirdiği halkın götüreceğini düşünüyorsa yanılıyor.
Halkın biriken ve sokaklara taşan öfkesi bu süreçte sadece bir
araçtır.
Tayyip Erdoğan’ın siyaset sahnesine yüklenişi hiç bir kula nasip olmayacak
“ilahi tesadüflerle” doludur.
Normal şartlarda; oğlunun trafik kazasında öldürdüğü sanatçı Sevim Tanürek
vakasından, Üsküdar Adliyesi’nde dondurulan kalpazanlık dosyasına kadar hiç bir
siyasetçinin kaldıramayacağı bir bagajla siyaset sahnesine çıkmıştır. Baykal’ın
attığı destekle siyasi yasağın kaldırılması da normal şartlarda açıklanamayacak
bir “ilahi tesadüftür”
Halbuki bunlar “ilahi tesadüf” değil, “Al-i tesadüftür”.
Devlet, 1999 yılından itibaren küresel dinamiklerle eşgüdümlü bir dönüşüm
projesine başlamıştır ve kendini revize ederken bu projeyi taşıyacak bir lider
arayışına girmiştir. Bu lideri, toplumun çevre kesimlerini de sisteme dahil
edecek karizmatik bir portre olarak Tayyip Erdoğan da bulmuş ve küresel
ortaklarının da üzerinde uzlaştığı bir isim olarak Tayyip Erdoğan’ı siyaset
sahnesine lider olarak Devlet taşımıştır.
Bu süreci ayrıntıları ile analiz eden yazımızı ; “Batı Bey’in Can Polat’ı”
başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.
Belli bir süre , Devlet’in dönüşüm projesinde başarılı ile rol alan,
Devlet’in günlük ihtiyaçları doğrultusunda şekilden şekile giren Tayyip Erdoğan
rolünde palazlandıkça Pinokyo olduğunu unutmaya başladı ; kendini esas oğlan
zannetmeye başladı.
Bu gidişatı görenlerden samimi olanlar, Tayyip Erdoğan’ı , gidişatı konusunda
uyarırken;onun karakterini çok daha iyi tahlil etmiş olan şeytani kanat,
Çinlilerin aşağıdaki atasözüne uygun bir yaltaklanma kuşağı kurdular
etrafında:
“Atı zayıf olanı, atının ne kadar güçlü olduğu konusunda övün, pohpohlayın.
Bu övgülerin etkisi ile atını çok zorlayacak ve çatlatacaktır”
Ve çevresindeki yaltakçı kuşağı ile kendini padişah ve hatta peygamber
zannetmeye başlayan Tayyip Erdoğan, hızını alamayıp atını çatlattı.
Bir ağaç ile başlayan olaylar, bir ormana dönüştü ve zamanında Devlet için
bir kıymet ifade eden Tayyip Erdoğan artık Devlet ve küresel ortakları için bir
risk olmaya başladı.
Üst siyaset odakları toplantı üzerine toplantı yapıyor.
Tayyip Erdoğan’ın gitmesi gerektiğini savunanlarla, “daha işimize yarar”
diyenler arasındaki bilek güreşi sürüyor.
Kendisini halkın iktidar yaptığını zanneden Tayyip Erdoğan şimdide kendisini
“çapulcu” diye nitelendirdiği halkın götüreceğini düşünüyorsa yanılıyor.
Halkın biriken ve sokaklara taşan öfkesi bu süreçte sadece bir araçtır.
Erdoğan’ı kim getirdiyse onlar götürecek ve bir taşla iki kuş vuracaklar:
1) Kontrolden çıkan adamlarını tasfiye
2) Yeni adamlarını Halk nezdinde sempatik kurtarıcı olarak lanse etme.
Bu yolda ilk işaretler geliyor.
İngiliz aklından nasiplenmiş Abdullah Gül; akıllı bir şekilde, Tayyip’in
arkasına dolandı, köprüye getirdi ve çırptı bile.
Abdullah Gül’ün Tayyip Erdoğan’I arayıp, polisleri çekmesini sağladığı
haberleri yayılıyor.
Ve bu akşam haberlere Tayyip Erdoğan’ın dört günlüğüne bir yurtdışına
çıkacağı haberi ekranlara düşüyor.
Tahmin edersinzi ki; “Kaçıyor” nidaları gırla. Kaçıp kaçmadığı önemli değil.
Önemli olan, olayları önemsemediğini belli etmek adına yurtdışına çıkan
Tayyip Erdoğan’ın hala kendini kandırıyor olması.
Bu olayların toplumsal zeminini küçümsüyor olsa dahi, jeo-politik arka
planını küçümsememesi gereken Erdoğan’ın bu kritik konjonktürde dört gün ülkeden
uzaklaşması, üst siyaset odaklarına istediği alanı açacaktır.
Daha da önemlisi, #diktatörkaçıyor hashtagini uluslararası arenaya
taşıyacaktır.
Zamanında Devlet için bir değer ifade eden Erdoğan’ın gittikçe
kontrolsüzleşen portresi artık o Devlet için bir risktir.
Son olaylar bu riski somutlaştırarak, ikna olmayanları da ikna olma noktasına
getirmiştir.
Ekranlara düşen 4 günlük Fas-Tunus gezisi, Erdoğan’a üst siyaset odaklarının
yapacağı “çekil” çağrısının kamuoyuna yansımış şeklidir.
Türkiye’de siyaset kartları yeniden karılıp, dağıtılırken; bu yeni kart
setinin jokeri Abdullah Gül olacaktır.
Tayyip Erdoğan’ı ne AKP gençlik kolları, ne onbinlerce polis, ne de Fatih
Altaylı’nın çanakçılığı kurtarabilir.
Halkın değil, birilerinin Başbakanı olduğunu unutan Erdoğan için uyandırma
saati gelip çatmıştır.
Açık İstihbarat

