Vahdettin’ler gibi kaçacaklar…



BU KAVGA FAŞİZME KARŞI, 

BU KAVGA HÜRRİYET KAVGASIDIR…


Ali ERALP
Taksim direnişi başladığı günden bu yana Face’ime “Bu direniş bir Soros hareketi midir? ABD ya da AB mi yönetiyor? Sakın sonumuz Libya, Mısır gibi olmasın…” gibilerinden sorular gelmeye başladı.

Gelen iletiler o kadar çoğalmıştı ki, bunların tümüne o zaman toplu bir yanıt verme gereğini duymuştum.

Bu soruları şöyle bir yanıtla karşılamıştım birkaç gün önce. Buraya olduğu gibi alıyorum.
“Öncelikle şunu söyleyeyim bu bir Soros moros hareketi değildir. Anamızın ak sütü gibi helal bir hak arama, bir direniş hareketidir. Şimdiye dek geç bile kalınmıştır. Bu hareket, AKP iktidarını sarsmaya başlamıştır.

Ama bu devrimci direniş, yabancı güçler ya da gizli odaklar tarafından ters istikametlere yönlendirilebilir.

İstenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu konuda dikkatli olmak; örgütsüz, başıboş, keyfi hareketlerden kaçınmak, özellikle polis tertiplerine, provokatör oyunlarına, kışkırtmalara gelmemek gerekir.

Bir noktaya daha dikkat çekeceğim:

Bizim yurdumuz ne Mısır, ne Arabistan, ne de Katar’dır. Burası Mustafa Kemal’in ülkesidir ve 1923 DEVRİMİNİ, AYDINLANMA hareketini yaşamış bir ülkedir. Onu çağ dışı Arap ülkelerinden ayıran en büyük özelliği budur. Mısır, Libya, ya da Afganistan olma ihtimali yok denecek kadar azdır…”

ÇOK AÇIK VE NET SÖYLÜYORUM:
Ağaç kesimi ile başlayan bu taksim direnişi aslında, keyfiliğe, “Ben yaptım oldu” anlayışına karşı çıkmaya, halkın demokrasi, hak, hukuk arama mücadelesine dönüşmüştür.
Şimdiye dek görülmeyen bir fırtınadır bu. 

Bir Tsunamidir. 

7-8 şiddetinde bir depremdir…

Bir seldir. 

Bir insan selidir, uyanış selidir.

“Açılım”, “Barış, Kardeşlik Süreci”, “Analar ağlamasın” palavraları altında sevgili yurdumuzu bölmek, ABD emperyalizmine peşkeş çekmek isteyenlere karşı, 11 yıldır biriken Kemalist öfkenin patlamasıdır. 

Bir özgürlük savaşıdır bu. 

Nazım’ın deyişi ile, “Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.”
Demokrasi selinin, bir ucu taksim’de, bir ucu Kars’ta, Erzurum’da, bir ucu Paris’te, Londra’dadır. 

Demokrasi seli çağ dışı, bilim dışı, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, yüreği türbanlı, beyni çarşaflı yaratıkları önüne katmış ilerliyor.

AKP, sarsılmıştır. Şaşırmıştır. Korku içerisindedir. 

Yandaşlar, liboşlar, yalakalar korku içerisindedir.

Korku yer değiştirmiştir… Şimdi korku dağları beklemektedir.

“Evet Ama Yetmez”ciler bile ağız değiştirmeye başlamıştır.

Halk Tsunamisi ile birlikte “Akil”lik kurumu yerle bir olmuş, tarihin çöplüğüne atılmıştır.

Siz bakmayın RTE’nin “Bir avuç çapulcu” sözüne… 

Halktır bu, halk… Recep Tayyip’in, parayla, nohutla, şekerle toplanan bindirilmiş kıtalarına hiç benzemez. Bunlar Atatürk’te birleşen gönüllü devrimcilerdir…

Türk’ün, Türklüğün, T.C.’nin kaldırılıp, yerine Federe İslam Cumhuriyetini kurmak isteyenlere karşı halkın isyanıdır bu. 

Baş kaldırısıdır… 

Halkın selidir bu. Birleşen, tek vücut olan ulusun selidir.
AKP iktidarının ABD ile birlikte 11 yıldır, etnik köken, din, mezhep ayrılığı temelinde bölmeye çalıştığı Türk ulusunun birleşme mücadelesidir. 

RTE’nin “Üç beş eylemci, Taksim’e AVM yapmamızı engelleyemeyecek” sözü karşısında başlayan bir halk hareketidir.”

Şeriatçı tehlikenin büyüklüğü karşısında Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı rakipler bile tek yürek, tek kulüp olmuş, renklerin kucaklaşmasını sağlamış, yüce Türk ulusunun kırmızı – beyaz bayrağında bütünleşmişlerdir.

Yılların beceremediği birleşmeyi Recep Tayyip ve polisi gerçekleştirmiştir.

Taksim’de tek başına CHP, MHP, DYP, İP, ÖDP, TKP, HEPAR yoktu. Tümü vardı…

Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” tanımında birleşen Yüce Türk ulusu vardı. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı, Türkmen’i tek yürek, tek vücut olmuştu.
Onlar Atatürk’te kaynaşıp, bütünleşerek “ayrışma”dan yana olmadıklarını, birleşmeden, bütünleşmeden yana olduklarını böylece bir kez daha kanıtladılar. 

Dağı, taşı, gökyüzünü, denizi, toprağı “Atatürk’ün Askerleriyiz”, “Hükümet istifa”, “Tayyip istifa” haykırışları ile inlettiler…

İnönü ile yaptığı bir konuşmada Atatürk şunları söylemişti:
“İsmet, dünyanın en zor işi Türk milletini ayağa kaldırmaktır. Ben en çok bu noktada zorlandım. Bundan daha zor olanı ise, harekete geçince bu milleti durdurmaktır…”

Ata’m rahat uyu. Sevgili milletin harekete geçmiştir. Tam bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi başlamıştır…

Bu ülkeyi yolunacak kaz, dövülecek şamar oğlanı, dilediklerini yapabilecekleri ağa çiftliği sananlar, önünde sonunda yanıldıklarını anlayacak, Vahdettin’ler gibi emperyalist gemileri ile kaçacaklardır…

Artık meydan boş değildir…

 İlk Kurşun

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..