Tayyip'in “sıkıyorsa” dediği şu şey ne?!
Fethullah’ın neyi sıkıyorsa?
Mustafa MUTLU

Önce Fethullah Gülen’e ait çok ağır bir “beddua klibi” yayınlandı; sonra AKP bu klip üzerinden “dindar vatandaşları” kendi tarafına çekmeye çalıştı.
Dünkü Sabah gazetesi birinci sayfasının tümünü bu konuya ayırdı. Manşetteki haberin başlığı, “Düşmanlara bile beddua edilmez”di…
İnanmayacaksınız ama Diyanet’ten dahi fetva almıştı Başbakan’ın damadının yönettiği bu gazete!
***
Yine aynı gazetenin bir yazarı da Başbakan’la Pakistan’a giderken uçakta tanık olduğu bir olayı anlatıyordu.
Bu geziye, önceki gezilerin aksine cemaat gazetelerinden ve televizyonlarından katılım fazla olmamış.
Uçakta sadece Zaman gazetesinin Ankara Temsilcisi ve yazarı Mustafa Ünsal bulunuyormuş…
Uçak havalandıktan bir süre sonra Başbakan dolaşmaya başlamış ve herkesin elini sıkarak sohbet etmiş…
Sıra Mustafa Ünal’a geldiğinde, herkes pürdikkat bu ikilinin konuşmasını dinlemeye başlamış.
Başbakan Erdoğan, Zaman’ın Ankara Temsilcisi’ne, “Bu nasıl beddua, kime ediyor? Sıkıysa kime ettiğini de söylesin. İsim versin?” demiş…
Ancak Sabah’ın yazarı, Zaman’ın temsilcisinin verdiği yanıtı paylaşmamış!
***
Araştırdım; bugüne kadar Başbakan’a dört kişi bela okumuş…
Yani, beddua etmiş, “Allah belanı versin” demiş…
Örneğin; Başbakan’ın makam aracı bu yılın 25 Temmuz günü Yıldız yokuşundan aşağı inerken 40 yaşlarındaki bir erkek vatandaş yolun kenarından, “Tüh, Allah belanı versin” diye bağırmış…
Korumalar vatandaşı hemen gözaltına almış…
Peki; ne olmuş o vatandaşa?
.
Bilen yok!
***
Başbakan’a, “Allah belanı versin” diyenlerden biri de senarist Alev Toprakoğlu… Toprakoğlu, Erdoğan’ın Gezi Direnişi’yle ilgili sözlerini dinlerken çıldırmış ve Facebook’taki kişisel sayfasına “Allah belanı versin RTE, hâlâ yalan söylüyorsun” diye yazmış…
İşinden olmuş tabii…
Diğer iki kişiye ise Başbakan’ın avukatları ceza ve tazminat davası açmış…
İki vatandaş da haklarında açılan bu davaları kaybetmiş!
***
Dönelim; Fethullah Gülen’in bedduasına:
Sahi; Başbakan bilmiyor mu Fethullah Gülen’in o sözleri kime söylediğini?
Elbette biliyor…
Peki; neden haber gönderip, “Sıkıysa o bedduayı kime ettiğini de söylesin” diyor?
Nedeni basit?
“Sıkmayacağını” dünyaya göstermek için!
***
Peki; “sıkmayacak” olan ne?
Ayakkabı mı?
Yüzük mü?
Tüzük mü?
Yoksa…
Her neyse?
Başbakan, “sıkıyorsa” derken kastettiği şu “şey”i açıklasa da siyasetimizin yüksek seviyesine seviye katılsa!
TERS ROBİN!
Enerji Bakanlığı’nın hazırladığı son kanun taslağına göre, akaryakıt ve LPG sektörüne kesilen idarî para cezaları affedilecekmiş…
Bu da yaklaşık 2-2,5 milyar lira civarında bir paraymış!
Peki; bu büyük aftan yararlanacak olanlar kimler?
Dedim ya akaryakıt ve LPG şirketleri…
İyi de onların sahipleri kim?
Hepsini çok yakından tanıdığınız medya patronları!
Hani şu iktidarı yağlayıp yıkayan gazetelerin, televizyonların sahipleri…
Çok çalıştılar; şimdi karşılığını alıyorlar!
Ne diyordu Başbakan?
“Fakir fukara, garip gureba” falan…
Hadi oradan Allah aşkına!
Fakirden alıp zengine veren bir garip “Robin Hood”a dönüştünüz!
Edebiyat yapacaksanız; bari gerçekçi olanını yapın…
GÜNÜN SORUSU
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son yolsuzluk ve rüşvet operasyonu hakkında dün ilk kez konuşmuş:
“Bir yolsuzluk varsa üzeri kapanmaz, herkesin rahat olması gerekir.”
Sorum kendisine:
Deniz Feneri’nin üzeri nasıl kapandı o zaman? Onun üstünü babam mı örttü?
İş cinayetinde öldür
‘Şehit’ de, kurtul…
Ege Denizi’ndeki tek askeri tersane olan Alaybey Tersanesi’nde önceki gün büyük bir katliam yaşandı!
“Kaza” görünümlü katliamda, 1 astsubay, 7 er ve 2 işçi hayatını kaybetti; 17 kişi de yaralandı.
İşin ilginci daha sonra yapılan açıklamada, ölenlerden “şehit” diye söz edildi.
Bu ifade de gazetelerde ve televizyonlarda aynen kullanıldı.
***
Ne şehidi beyler?
Sivili, askeri fark etmez; düpedüz iş cinayeti bu!
Aslan gibi 10 gencimizin ölümüne neden oldunuz…
Tersane gibi ciddi güvenlik önlemleri gerektiren bir işyerinde, hiçbir önlem almadınız!
Adam gibi önlem alınmasını sağlasaydınız; o gençlerin hepsi bugün hayatta olacaktı!
Düşmanın öldürdüğüne “şehit” denir; beyler!
Bu çocukları siz öldürdünüz!
Sahi; bizim düşmanımız siz misiniz?
Günün İsyanı!
Bakan çocuklarının anneleri, oğullarının tutuklanmalarının üzerinden henüz 24 saat bile geçmeden cezaevine baklava börek taşırken; birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlülere “bere ve atkı” gibi zorunlu malzemeler bile “doktor reçetesi”yle veriliyormuş…
İsyanım Adalet Bakanı’na:
Bakanlığınızın isminin sonuna bir “sizlik” eklemenin zamanı sizce de gelmedi mi?