Yiyecek stokları da tükenen ‘SIĞINMACI’lar...

Suriye tarafında iç savaştan kaçarak sınıra sığınanlar, kamplarda kendine yer bulamayınca zeytin ağaçlarının arasına çadır kurdu. Çamurun içine yaşam mücaledesi veren Suriyeliler yiyecek stokları da tükenince günlük öğünlerini ot kaynatıp yiyerek geçiştiriyor...
 

Açlıktan ot yiyorlar
SivriSinekCaz
Suriye-Türkiye sınırındaki Halep’e bağlı Azez kasabası kırsalında insanlık dramı yaşanıyor... 


Suriye ordusu, PYD, IŞİD ve Rus savaş uçaklarının bombardımanından kaçan binlerce kişi zeytin bahçelerine kurdukları derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. 

Yiyecekleri tükendi Esad’a bağlı Suriye ordusu, PYD, IŞİD ve Rus savaş uçaklarının bombardımanından kaçarak Türkiye’ye sığınmak isteyen köylüler, kapıların açılmaması üzerine Suriye içindeki kamplara yerleştirildi. 

Bu kamplara yerleşmek istemeyen ya da yer bulamayan Suriyeliler ise zeytin bahçelerinde yaşam mücadelesi veriyor. 

Kilis sınırında 6-7 kilometrelik alana yayılan bahçelerde kendi imkânlarıyla kurdukları derme çatma çadırlarda yaşayan binlerce Suriyeli, yiyecek stokları tükendiği için günlük öğünlerini araziden topladıkları otları kaynatarak geçiştiriyor. 

Hayatta kalmak için Araziden topladığı otları doğrayan 6 çocuklu Emine Yusuf de Burakatı köyünden bir hafta önce geldiklerini belirterek şunları anlattı: 
“Yiyeceğimiz kalmadı. IŞİD kapıya dayanmıştı, birkaç eşya ancak alabildik. Kocam, yiyecek ekmek bulmaya gitti. Ben de topladığım otu suda kaynatıp süzdükten sonra zeytinyağı dökerek öğün yapıyorum. Günde bir kez bunu yiyebiliyoruz. Hayatta kalmak için ne yiyebiliriz ki? En büyük sıkıntı su, battaniye ve kışlık giyecek.”

 ‘Güvencemiz Türkiye’ydi’ 

Kızılmezra köyünden kaçarak Türkiye sınırına 5 kilometre uzaklıkta kendi çadırlarını kuran beş çocuk annesi Saba Muhammed (27), köylerinin yıllardır çok kez el değiştirdiğini ancak bu kez durumun çok farklı olduğunu söylüyor. 

Daha önce olduğu gibi köylerinin geri alınacağını düşündükleri için ilk başta Türkiye’ye geçmediklerini ancak şimdi kapıların tamamen kapandığını belirterek, 
“Dünya bizi görmüyor, güvencemiz Türkiye’ydi onlar da kapılarını bize kapatmış. Kamplarda da yer bulamadık. Bize bir çadır verdiler, biz de bu zeytinliğe gelip çadırımızı kurduk. Tarlanın ortasındayız. Burada ne su var, ne tuvalet. Her taraf çamur, yürümemiz bile mümkün değil. İnsan değil hayvan gibi yaşıyoruz. Yanımızda getirdiğimiz bulgur, domates ve zahter ancak dört gün yeter. Önce Allah’a sonra Türkiye’ye yalvarıyoruz bize yardım edin” diye çağrıda bulundu. 

Gözyaşlarıyla hüsranı anlattı 

Utangaçlığı yüzüne, bakışlarına vuran Yusuf ailesinin en büyük kızı 17 yaşındaki Mirfet ise, doktor olmak isterken şimdi hayatta kalma mücadelesi verdiklerini anlatırken gözyaşlarına hâkim olamıyor. Genç kız, “Allah çok büyük, çocukluğumda ne hayaller kurmuştum ama şimdi ölmemek için ot kaynatıp yiyoruz. Buraya gelirken kalp hastası olan ninem belinden sakatlandı yürüyemiyor. İnşallah savaş erken biter” diyor. 

‘Kapıları son kez açın’

 Babüsselam Kampı’nın 7 kilometre ilerisinde bir tarlaya kurdukları çadırda yaşayan Muhammed Yasin de yedi kişilik ailesiyle dört gün önce Tel Rıfat’tan kaçıp buraya gelmiş. Yanlarına sadece bulgur ve patates alabildiklerini, yiyecekleri erken bitmesin diye günde bir öğün yediklerini söyleyen Muhammed Yasin, bir haftalık yiyeceklerinin kaldığını ifade ediyor.

Türkiye’nin kapıları bir an önce açmasını isteyen bir başka Suriyeli Ali Zeyno da yaşadıklarını ve isteklerini şöyle dile getiriyor: 
“Yedi ay önce Halep’ten kaçtık. Sistemli bir şekilde sınıra doğru sürüldük ve bizim için büyük ülke olan Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldık. Ama artık geçemiyoruz çünkü kapılar kapanmış. Türkiye bizim için umudun kapısıydı. Esad ve Rusya acımadan bizi bombalıyor ama insaflı Tayyip Erdoğan bize sahip çıkıyor. Ona bir kez daha yalvarıyoruz, kapıları çocuklarımız ve kadınlarımız için son bir kez açsın.” 

Ölüme terk edildik 

Tel Rıfat’ın PYD tarafından kuşatılmasından sonra Rus uçakların ağır bombardımanına maruz kaldığını ve apar topar kaçtıkları için yanlarına sadece Zahter ve salça aldıklarını anlatan Ali Haydar ise, 
“Burada açlıkla baş başa bırakılıp ölüme terk edilmiş gibi hissediyoruz. Büyük bir kıtlıkla karşı karşıyayız. Türkiye’den gelen yardım kuruluşları bize ekmek veriyor ama çok sınırlı. İnsanların açlıktan ölebileceğine burada şahit oluyoruz. Henüz bir hafta oldu biz buraya geleli ama aylar öncesinden gelenler var, çoğu bakımsız ve sağlıksız. Bu şekilde nereye kadar dayanırız bilemiyoruz. Dünya bizim bu uğradığımız zulme karşı sesiz kalırsa yakında bir bir ölülerimizi buraya gömerler” diye konuşuyor.
Milliyet
➽ Paylaş:

➽ Gözden Kaçırmayın... ➽ Bunları Okudunuz mu?..

“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..
.com/img/a/