ADD Aydın Şubesi Şehit Kubilay’ı andı

ADD Aydın Şubesi Gençlik Kolu Menemen Olayı ve Kubilay’ın Şehit Edilişinin 86. yıldönümü dolayısıyla dernek binasında 22 Aralık 2016 Perşembe Günü Saat 16.00’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın Açıklaması ADD Gençliği adına Gençlik Kolu Üyesi Yağmur Büyükkaya tarafından yapıldı...

ADD Aydın Şubesi Şehit Kubilay’ı Andı
SivriSinekCaz

Basın Açıklama öncesi Dernek Başkanı Günver Güneş sözü aldı ve Bugünlerde olan şehit olaylarını üzülerek kınıyoruz. çağdaş Cumhuriyetin temel değerleri ve kazanımları uğruna şehit olmuş Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY ve arkadaşlarını anmak ve bu anlamda ADD Gençlik kolu üyemiz Yağmur Büyükkaya derneğimiz adına basın açıklaması gerçekleştirecektir. 

Bu nedenle sözü uzatmadan Basın açıklamasını yapması için Gençlik üyemiz Yağmur Büyükkaya’ya bırakıyorum.dedi.Yağmur Büyükkaya’nın yapmış olduğu basın açıklaması;


DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’I UNUTMADIK. UNUTTURMAYACAĞIZ

ADD   GERİCİLİĞE KARŞI MÜCADELESİNİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEKTİR.


23 Aralık 1930 tarihinde gerçekleşen Menemen Olayı bir şeriatçı kalkışma, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Laik Cumhuriyete eylemli bir saldırı niteliğindedir. Bugün, Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY’ın şeriat yandaşlarınca başı kesilerek katledildiği Menemen olayının 86. yıldönümü…. Menemen Olayı kimi çevrelerin ileri sürdüğü gibi demokratik bir gösteri değil rejime karşı, Cumhuriyet düzenine karşı bir isyan, bir ayaklanma hareketidir. 


Hiçbir rejim, kendisini yıkma amacı güden bir düşünce ve eyleme izin vermez. Laik bir hukuk devletinde yasalar, tüzükler ve yönetmelikler, dinin emrine göre yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmek isteyenlere sessiz kalarak destek olanlar, türban sorununun ardında emperyalizm olduğunu kavrayamamaktadırlar. Atatürk ilke ve devrimlerinden alacağımız güç ve ışıkla, emperyalizme karşı mücadele ederek, tam bağımsız, laik ve demokratik cumhuriyetimizi koruyacağımızın bilinmesi gerekmektedir


Türkiye Cumhuriyeti bu olayın ardından günümüze değin birçok badireler atlatmış olmakla beraber; maalesef dinci, yobaz, gerici ve Atatürk İlke ve Devrimleri’yle Laik Cumhuriyet’in temel değerleri’ne ve bugüne değin elde edilmiş kazanımlarına karşı olan zihniyet’in, tamamen ortadan kaldırılması, özellikle çok partili siyasi hayata geçişimizden sonra mümkün olamamıştır. 

Bunun en önemli ve belirgin olan nedenlerinin başında; bir kısım siyasilerin, tıpkı günümüzde olduğu gibi, o dönemde de dini siyasi amaçlarına alet etmeleridir. İşin şaşırtıcı  olan yanı da; Kubilay’ı şehit eden zihniyet’in halen mevcudiyetini koruyor olması ve Zihniyet yandaşlarıyla birlikte bu kanlı olaya karışmış olanların torunlarının da; içinde bulunduğumuz yıllarda, devletin etkili ve üst makamlarında görev yapmış olmalarıdır. 

Eskiden köhnemiş tekkelerde, zaviyelerde örgütlenen gericilik, günümüzde emperyalizmin ve cehaletin sağladığı olanaklarla devlet kurumlarında, eğitim yuvalarında, lüks otellerde, rezidanslarda örgütlenmektedir. Eskiden sadece din ile uğraşan gericilik artık kendi özel sermayesini oluşturmuş, dünyadaki her işe el atmış, varlığını yaşamın her alanına sokmuştur. Bugün her türlü teknolojiyi rahatlıkla kullanabilmektedir. 

Bugün artık onlar ‘devletin kılcal damarlarına kadar sızmışlardır’. Bugün artık onlar iş adamıdır, holding sahibidir, milletvekilidir.  Dinci, yobaz ve gerici takımı bulundukları makamlarda boş durmuyor, buldukları her fırsatta Atatürk ve O’na ait bütün değerlere zarar veriyor ve/veya yok etmeye çalışıyorlar. Menemen olayını sadece 1930’da gerçekleşip sonuçlanmış ve kapanmış bir olay olarak görmek hem tarihsel, hem de toplumsal bir yanılgıdır. 

Çünkü emperyalizm, Cumhuriyetimize karşı yeni Menemenler yaratmaktan hiçbir zaman geri durmamıştır ve durmayacaktır. Ulusça yakın tarihimizde yaşadığımız ve bugünlerde herkesin dilinde olan Maraş katliamları, Sivas kalkışması, oruç tutmadığı için öldürülen öğrenciler, katledilen aydınlarımız Uğur MUMCU, Ahmet Taner KIŞLALI, Turan DURSUN, Bahriye ÜÇOK ve daha niceleri hep birer değil biner Menemen’dir.


Atatürk’ün gerici, karşı devrimci örgütlenmelere karşı saptadığı önlemler 1938’den sonra da sürdürülebilseydi, Türkiye bugün gerici ve bölücü iç tehditle karşı karşıya kalmayacaktı. Türkiye yurttaşları olarak bunu başaramadığımız için, bugün Çorum’u, Kahramanmaraş’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü ve Sivas’ı yeniden yeniden yaşamak durumunda bırakıldık. Hainler hainliğine devam ediyor. 

Kutsal inançlar adına, din adına ve okyanus ötesindeki yeni tanrıların gözü doysun diye… Günümüzün kafa kesicileri 86 yıl öncesindeki gibi Menemen sokaklarında değil, ceplerinde yeşil Amerikan dolarları ile her yerde dolaşıyorlar. 15 Temmuzdaki gibi kendi vatandaşlarına silah sıkabiliyor, bomba atabiliyorlar. Kafa kesmek, bir gün Emevilik adına, başka bir gün Şiilik adına, Batınilik adına, Halifelik adına, Nakşibendilik adına, Hizbullah adına, Fethullah adına, IŞİD adına yapıldı. Ama hiçbir gün kafamızın kesilme tehlikesi bizlerden uzak olmadı. Kesemedikleri kafaları ezmeye kalktılar. Buna rağmen aydınlığı, çağdaşlığı istemekten ve uğruna mücadele etmekten geri durmadık.


Gericiliğin özgürlüğü olamaz. Fikir özgürlüğü adına da olsa, gerici ideolojilerin yaşamasına müsamaha ASLA gösterilemez. Bu bir demokrasi hakkı ihlali değildir. Tam tersi demokrasi için yaşamsal değerdedir. Yüzyıllardır, bütün gerici iktidarlar ve yapılar mevcut bilim ve teknolojinin verdiği her türlü nimeti büyük bir açgözlülükle  kullanırken topluma ise ortaçağın tozlu köhnemiş düşünce yapısını dayatarak miskin ve aptal bir nesil yaratmak istemektedirler. 

Yoksul ve biçare, sadece tek güvencesi cumhuriyetin koruyuculuğuna kendisini teslim etmiş yurttaşları, tekkelere, tarikatlara ve adı sanı ne olursa olsun cumhuriyetin hiç bir şekilde parçası olmayan din bezirganı cemaatlere terk etmek yada onlarla işbirliği yapmak; değil cumhuriyete, en başta insanlığa ihanettir.


İşte sonuçlarını hep birlikte açık açık yaşıyoruz. Kafa kesen dünün mehdi bozuntusu şimdi İşid ve onları finanse eden güçlerle karşı karşıyayız. Bilim düşmanlığı bir yana, kendilerine muhalif olan herkesin yaşam hakkını da ortadan kaldırmanın her türlü ahlaksız yolunu denemektedirler. Biri eski çağın artığı, diğeri insanlığın geleceği; yani hem özgürlük hem de irtica; hem bilim hem de gericilik aynı anda bir arada yaşayamazlar.  Cumhuriyet,  karanlık çağların artığı mevcut şeriatçı iktidardan da kendini elbette kurtaracaktır ve özgürleşip aydınlanacaktır. Bunu öğrenemeyenler bedellerini ağır olarak ödeyeceklerdir.


Türk Ulusu olarak; Cumhuriyetimize, temel değerlerine ve kazanımlarına sahip çıkmak bize zor gelmemelidir. Menemen’i anlamak ve diğer Menemenleri kavramak, Cumhuriyet ile yaşamak isteyen, geleceğini Cumhuriyet’te gören her Atatürkçü için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Yeni Menemenler yaşamamak için, gelecek kuşaklara yeni Menemenler yaşatmamak için tek yol, Cumhuriyetin devrimci, halkçı, laik, ulusalcı, çağdaş, antiemperyalist nitelikleriyle yeniden yaşama geçirilmesidir. Kubilay, çağdaş Cumhuriyetin temel değerleri ve kazanımları uğruna şehit olmuştur. Toplumu gerici bir anlayışla, ortaçağ karanlığına taşımaya geçmişte kimsenin gücü yetmediği gibi bugün de yetmeyecektir. Hepimizin görevi Kubilay’ı, Türk devriminin önderlerini unutmamak, hatırlamak ve hatırlatmak olmalıdır.


Gözün arkada kalmasın şehidim. TÜRK evlatları, emanet ettiğin bayrağı şerefle taşıyacaklardır. Bu topraklardan Cumhuriyet’i kaldırma emelleriyle yaşayanları görüp de kemiklerin sızlamasın. Varlığını bu yola feda edecek nice Kubilay’lar mevcuttur. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Şehit KUBİLAY’I, Cumhuriyet savaşçısı bir kahraman olarak yaşatacağız. dedi.
   Yedi Eylül Gazetesi
➽ Paylaş:

➽ Gözden Kaçırmayın... ➽ Bunları Okudunuz mu?..

“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..
.com/img/a/