11 bin zeytin ağacı KATLEDECEKLER!
Antalya’nın Akseki ilçesinde, aralarında anıt ağaçlarında bulunduğu 11 bin zeytin ağacı mermer ocağı tehdidiyle karşı karşıya. Ülke genelindeki zeytinlikler vahşi madencilikten korunmazsa Türkiye Suriye’nin zeytinyağına muhtaç kalabilir...11 bin zeytin ağacı katledilecek!
Antalya’nın dağları, ormanları ve
yaylalarıyla ünlü Akseki ilçesi aynı zamanda bir zeytin coğrafyası.
Ancak Akseki’nin yüksek rakımlı coğrafyasında yetişen zeytin ağaçları,
1200 metre yükseklikte bile varlığını sürdürebiliyor...
Yüksek rakımda
yetişen sedir ağaçlarıyla aynı coğrafyayı paylaşan Akseki’nin zeytin
ağaçları, bu bölgeyi yüksek kalitede organik zeytin üretimi için de
önemli kılıyor.
Özellikle Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltıçukuru, Çukurköy ve
Taşlıca köyleri antik çağdan bugüne önemli bir zeytincilik merkezi
konumunda. Son yıllarda yöre halkının da önem vermesiyle bu köylerdeki
zeytinlikler de artış gözleniyor.
Uzmanlara göre bu bölgedeki
zeytinlikler gerçek bir hazine. Ancak aralarında anıt ağaçlarında
bulunduğu 11 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu bölgede mermer ocağı
ruhsatı verildi. Yöre halkının itirazlarına rağmen geçtiğimiz yıl ÇED
süreci başlatılan mermer ocağıyla ilgili son kararı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı verecek. Eğer yöre halkının ve bilim insanlarının itirazları
dikkate alınmaz ise Türkiye’nin en değerli zeytinlikleriyle birlikte
yüzlerce bitki ve canlı türüyle onlarca arkeolojik kalıntı yok olma
tehdidiyle karşı karşıya kalacak…
Odatv'den Yusuf Yavuz'un haberine göre,
Akseki’ye bağlı Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca
köylerinin ortasında kalan arazide yaklaşık 140 hektarlık mermer ocağı
ruhsatı verildi. TEKNOMER adındaki özel bir madencilik firması, ilk
etapta ruhsat sahasının 52 hektarlık kısmında mermer çıkarmak için ÇED
başvurusu yaptı. Haziran 2018’de başlatılan ÇED sürecinin
sonlandırılmasını isteyen yöre halkı, hem Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na hem de ilgili diğer kurumlara resmi başvurular yaparak
alanın tarım arazileriyle dolu olduğunu, ayrıca yüzlerce bitki ve hayvan
türüne ev sahipliği yapan bölgenin aynı zamanda arkeolojik kalıntılarla
dolu olduğunu belgeledi.
YAŞAM KAYNAĞI DAĞLAR PARÇALANIP MOLOZA
DÖNÜŞECEK
Projeyle ilgili hazırlanan ÇED dosyasında yer verilen bilgilere göre
alandan yılda 1 milyon 200 bin metreküp ham mermer çıkarılması
planlanırken bunun yalnızca 84 bin metreküpünün mermer, geriye kalan 1
milyon 116 bin metreküplük kısmının ise pasa (moloz) olarak ayrılacağı
belirtiliyor. Bu rakamlara göre bölgeden çıkartılacak ham maddenin
yalnızca yüzde 7’si mermer olarak değerlendirilirken, geri kalanı ise
alanda kurulması planlanan kırma eleme tesisinde işlenecek.
YAŞLARI 200 İLE 1000 ARASINDA 11.578 ZEYTİN
AĞACI TESPİT EDİLDİ
Akseki’nin doğal ve kültürel dokusunu önemli ölçüde koruyan köyleri için
son birkaç yıldır adeta kâbusa dönüşen mermer ocaklarına karşı harekete
geçen yöre halkı, bölgedeki doğal, kültürel ve tarımsal üretim
varlığını belgelemeye başladı. Köylülerin talebi üzerine mermer ocağı
açılmak istenen bölgedeki zeytin ağaçlarıyla ilgili bir tespit çalışması
yapan Akseki İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, 7 Ocak 2019
tarihli raporda özetle şu bilgilere yer verdi: “Söz konusu bölgede, 200
ile 1000 yaşları arasında olduğu tahmin edilen 4 adet anıt zeytin ağacı
ve 255 zeytin üreticisi ve muhtelif yaşlarda yaklaşık 11. 578 adet
zeytin ağacı olduğu, kurumumuzca saha çalışmalarıyla tespit edilmiştir.”
ZEYTİN AĞAÇLARININ 10.500’DEN FAZLASI
KORUMA SINIRINDA
Öte yandan bölgedeki zeytin ağaçlarının 10.500’den fazlasının, 3573
Sayılı Zeytincilik Kanununun öngördüğü koruma alanı olan 3 bin metrelik
alanın içerisinde kaldığı tespit edildi. Kanuna göre, zeytinlik sahalara
3 kilometre mesafenin dışındaki alanlarda madencilik izni
verilebiliyor.
TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ MERMER OCAĞINDA SAKINCA
GÖRMEDİ
Hazırladıkları dosya ile birlikte Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne
başvuran yöre halkı, zeytinlikleri koruyan kanunu da anımsatarak mermer
ocağı ile ilgili ÇED dosyasına olumsuz görüş verilmesini talep ettiler.
Ancak Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü mermer ocağına olumsuz görüş
vermek bir yana çalışmalar sırasında toz çıkarılmaması kaydıyla projenin
bir sakıncası olmadığı yönünde görüş bildirdi. Antalya İl Tarım ve
Orman Müdürlüğü’nün konuyla ilgili görüşünde, “…tesisten kaynaklı toz
çıkışına hiçbir şekilde fırsat verilmemesi için gerekli tedbirlerin
alınması ve çevrede bulunan tüm tarım arazilerine olumsuz etkilerinin
yaratılmaması koşulu ile Akseki ilçesi Pınarbaşı Mahallesinde yapılması
planlanan mermer ocağı tesisi faaliyetinde kuruluşumuzca sakınca
olmayacağı değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.
YÖRE HALKI ÜNİVERSİTEDEN BİLİMSEL RAPOR
TALEP ETTİ
Konuyla ilgili uzmanların değerlendirmesine göre mermer ocaklarında
‘sıfır toz’ koşulu bugüne kadar hiçbir işletmede yerine getirilmiş bir
uygulama değil. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün mermer ocağının
zeytinliklere bir sakıncası olmayacağı yönündeki görüşü üzerine Güzelsu
Kültür ve Dayanışma Derneği Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne
başvurarak bilimsel bir rapor hazırlanmasını talep etti. Derneğin,
bedelini ödeyerek Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne hazırlattığı
raporda, mermer ocağı açılmak istenen bölgenin mikro klima özelliğine
sahip olduğu belirtilerek şu bilgilere yer verildi:
MİKRO KLİMA ZEYTİN AĞACININ 1200 METREYE KADAR YETİŞMESİNİ SAĞLIYOR
“Yörenin kuzeyinin kapalı olması, arazinin yüzde 60 ila 80'e varan bir
eğime sahip olması ve dağların denize dikey olarak uzanması nedeniyle
güneyden sıcak hava akımının gelmesi sonuca subtropik iklim meyvesi olan
zeytin zeytinin 1200 rakımlı yüksekliğe kadar olan ılıman iklim
bölgesinde yetiştiriciliğini mümkün kılmıştır. Bu iklimin farkına varan
yöre halkı da orada zeytin yetiştiriciliğine başlamış ve bölgenin
yaklaşık zeytin ağacı varlığı Akseki İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün
verilerine göre 11.758'e kadar ulaşmıştır. Bölge bakir bir alana sahip
olması nedeniyle organik zeytin yetiştiriciliğine de oldukça uygundur.
Ayrıca bölgede gece gündüz sıcaklığı farkının fazla olması nedeniyle,
gündüz fotosentez sonucu biriktirilen organik maddelerin, gece solunumla
az harcanmasından dolayı meyvelerde organik maddelerin daha fazla
birikmesine neden olacaktır. Bunun sonucunda gerek meyve ve gerekse yağ
kalitesi oldukça artacaktır.
‘BÖLGE ORGANİK ZEYTİN YETİŞTİRMEK İÇİN BİR
HAZİNE’
Bölgenin sahip olduğu özellikler nedeniyle yatışa zeytinlerin ve
yağların kaliteleri Türkiye'de en iyi yağ kalitesi veren Körfez
bölgesinden (Ayvalık, Edremit ve Havran) dahi kaliteli olacaktır.
Dolayısıyla markalaştırılmış zeytin ve zeytinyağı üretimi kırsal
kesiminde yaşayan insanlar için önemli bir gelir kaynağı olabilecektir.
Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca mahalleleri
organik zeytin yetiştirmeyi bekleyen bir hazinedir ve bunun
değerlendirilmesi gerekir.”
‘MERMER TOZU ZEYTİNDE YÜZDE 80’E VARAN ÜRÜN KAYBINA YOL AÇIYOR’
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin raporunda, mermer ocağı
işletmesi açılması planlanan sahaya 3 kilometre mesafede zeytinlikler
bulunduğunun altını çizilirken, bu zeytinliklerin 3573 sayılı kanunun
20. Maddesi kapsamında kaldığı vurgulanarak şöyle denildi: “Güzelsu,
Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca mahallelerinde eğer mermer
ocakları işletmeye açılır ise bazı önemli sakıncalar ortaya çıkacaktır.
Her ne kadar bütün mermer işletmecileri işlemler sırasında ortamdan toz
çıkmasını önleyici tedbirler alacaklarını belirtseler de, bugüne kadar
pratikte uygulayan hiçbir işletme rastlanmamaktadır. Gerek mermerlerin
kesimi ve gerekse bunları taşıyan yüksek tonajlı araçların geçişi
sırasında çıkan tozlar zeytin yaprakları üzerinde birikerek bitkinin
gelişimini olumsuz etkileyebildiği gibi ölümlerine de sebebiyet
verebilmektedir. Özellikle yaz aylarında havanın kurak ve yağışsız
olmasından dolayı çıkan toz miktarı artmaktadır. Bunun sonucu olarak
zeytinlerde meyvenin alındığı yıllık sürgünlerin gelişimi zayıflamakta
ve yıllık sürgünler üzerinde çiçek tomurcuğu oluşmadığı için %70-80’lere
varan ürün kayıpları olmaktadır. Üreticiler, zeytinin periyodisite
göstermesi (meyvenin bir yıl olup bir yıl olmaması) ve tozdan
ürünlerinde azalma olmasından dolayı mermer ve taş ocaklarının bulunduğu
alanlarda zeytin yetiştiriciliğinden vazgeçmekte ve var olanı da
sökmektedirler.
‘TOZ MİKTARI OLMASI GEREKENDEN 26 KAT FAZLA ÇIKABİLİYOR’
Uluslararası Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı bir ortamda olması gereken
toz miktarı 60 mg/m³ (miligram metreküp)’tür. Hâlbuki bu oran mermer ve
taş ocağı işletmelerin olduğu yerlerde 1540 mg/m³’e kadar (yaklaşık 26
kat fazla) çıkabilmektedir. Tozlarının artmasına paralel olarak
bitkilerin gaz (karbondioksit alma, oksijen verme) ve nem alışverişini
yaptığı stomaların üzerini kapanmakta ve bitkinin fotosentez yapma oranı
yüzde 20’lere kadar düşebilmektedir. Bunun sonucunda bitkiler
besinlerini yeterince üretemediği için zayıf düşmekte ve verim ile meyve
kalitesinde önemli düşüşler görülmektedir. Güzelsu, Pınarbaşı,
Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca mahallerini içeren mikro klima
alanlar, tarım için bulunmaz nimetlerdir ve yörede yetişmez denilen
ürünlerin yetişmesine olanak sağlarlar.
‘MERMER OCAKLARI AÇILIRSA ÖNEMLİ MİKRO KLİMA BÖLGESİ KAYBEDİLECEK’
Örneğin mikro klima iklime sahip Gazipaşa, Anamur ve Alanya'da muz,
avokado pikan cevizi ve ejder meyvesi, Iğdır’da kayısı, badem ve pamuk
gibi ürünler yöre insanlarına nasıl önemli katkı sağlıyorsa, zeytin de
Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca için benzer
özelliklere sahiptir. Bunun olabilmesi için yörenin temiz bir havaya
sahip olması gerekir. Mermer ocaklarının açılması yörenin bu özelliğinin
bozulmasına önemli katkı verecek ve önemli bir mikro klimaya sahip
bölge tarım açısından kaybedilecektir.”
‘ZEYTİN KANUNUN İŞLEMESİ İÇİN DAHA NE GEREKİYOR?
Konuyla ilgili hazırlanan bilimsel raporların da işaret ettiği şekilde
zeytinliklerin korunması gerektiğinin altını çizen yöre halkı, Antalya
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün önceliğinin tarım ve zeytinlikler olması
gerektiğini belirterek, Mevcut zeytin kanununun işlemesi için daha ne
gerekiyor?” diye soruyor. Yöre halkının verdiği bilgiye göre yörede
henüz zeytin ağaçları sayılmamış köyler de bulunuyor.
ZEYTİN ÜRETİCİLERİ VE YÖRE HALKININ GÖZÜ BAKANLIKTA
Endüstriyel kirlilikten uzak arazilerinde zeytin ağacı yetiştirerek hem
yörenin tarımsal üretimine hem de ülke ekonomisine katkıda bulunan
üreticilerin gözü şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mermer ocağı
ile ilgili vereceği kararda. Hazırladığı kamu spotlarıyla tarım
arazilerinin ve çevrenin korunması için kamuoyuna çağrıda bulunan
bakanlıkların zeytin ağaçlarını mı yoksa mermer tozunu mu tercih
edeceğini önümüzdeki günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda
yapılması beklenen İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı
gösterecek.
ZEYTİN AĞACI ANA VATANINDA ZOR DURUMDA
Zeytin ağacının (Olea europaea L.) ana vatanı olan coğrafyada yer alan
Türkiye, iklim ve coğrafi avantajını ne yazık ki doğru biçimde
kullanamıyor. İspanya, İtalya ve Yunanistan zeytin üretiminde ilk üç
sırayı paylaşıyor. Türkiye ise zaman zaman Portekiz’in, kimi zaman da
Tunus’un ardından 5. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz yıl savaşın
ortasındaki Suriye’den zeytinyağı ithal edilmesi tartışmaları gözleri bu
ülkeye çevirmişti. Savaşın ardından nüfusunun büyük bölümü Türkiye’ye
sığınan Suriye her şeye rağmen zeytin üretimini sürdürüyor.
ANTALYA’DA 5 MİLYONA YAKIN ZEYTİN AĞACI VAR, AKSEKİ GİZLİ HAZİNE
2018 yılı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 180 milyon civarında
zeytin ağacı bulunuyor. Antalya’da ise bu rakam 5 milyona yakın. Ancak
bu rakamlara pek çok yörede tam olarak sayımı gerçekleşmeyen zeytin
ağaçları dâhil değil. Örneğin Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin
hazırladığı 2018-2019 yıllık ürün raporu Antalya’da Gazipaşa, Alanya ve
Manavgat gibi ilçelere bağlı köylerdeki ağaç sayısı ve üretimi kapsarken
Akseki’deki zeytin ağacı varlığı bu kapsamda ele alınmış değil. Akdeniz
Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin hazırladığı raporda da altı çizilen
Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca köylerindeki
zeytin üretimi, hem kalitesi hem de lezzetiyle Türkiye’nin uluslararası
alandaki çizgisini de yükseltebilecek nitelikte. Binlerce yıl meyve
veren zeytin ağaçlarını yok edecek vahşi madencilik ve plansız enerji
politikalarından geri adım atılmazsa Türkiye Suriye’nin zeytinyağına
muhtaç hale gelebilir.