'İşsizlik Sigortası Fonu, İşveren Sigortası Fonuna dönüştü'
CHP’li Sındır, yine bir başka torba kanunun sarayda kaleme alınıp, Meclis gündemine taşındığını ve talimatla gündeme alındığını söyledi...CHP’li Sındır: 'İşsizlik Sigortası Fonu,
İşveren Sigortası Fonuna dönüştü'
İşsizlik Sigortası Kanunu Hakkında ve
Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması Hakkında Torba Kanun teklifinin
tümü üzerine konuşan CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, yine bir
başka torba kanunun sarayda kaleme alınıp, Meclis gündemine taşındığını
ve talimatla gündeme alındığını söyledi...
Sındır, “İktidar Covid-19'un yarattığı ekonomik, üretime dair ve tüm sektörel sıkıntıların mali yükünü tamamen ücretlinin sırtına yüklüyor. İşçinin hakkı olan Fon'a el atıyor. İşsizlik fonu, işsizi değil, işvereni güvence altına alan, sigortalayan bir Fon haline dönüştü. İşvereni de destekleyin ama işsizlik fonundan değil. İktidar sayesinde ülkemiz, tarihinin en büyük istihdam daralmasını yaşıyor. AKP, halkından kopmuş, işçisinin yoksulluğundan, esnafının gerçeklerinden, çiftçisinin yok oluşundan bihaber” dedi.
“TÜBA'NIN BAŞKANININ MAAŞINI KANUN TEKLİFİ OLARAK GÖRÜŞÜYORUZ!”
Sözlerine TÜBA ile ilgili düzenlemeye dikkat çekerek başlayan Sındır, “torba kanunun 2'nci maddesi TÜBA'ya görevlendirilen akademisyenlerin maaşlarında iyileştirme öngörüyor. TÜBA'da görevlendirilenler kimler bilmiyoruz, 3 kişiden bahsediliyor.
Peki sınırı var mı? Yok. TÜBA, işini
gücünü bırakmış; Türkiye'de bilim, akademi nereye gidiyor, bilimsel
özerklik var mı yok mu? bunlara bakmıyor.
Üniversitelerde düşünce ve
ifade özgürlüğü ayaklar altında, bilimsel üretim yapılamıyor, siyasi
atanmış rektörler, dekanlar, öğretim üyeleri var. 196 rektör arasında
uluslararası makalesi olmayan 68 rektör var. Yayınlarına hiç atıf
yapılmayan 71 rektör var. TÜBA'nın bunlarla uğraşması, bilimle uğraşması
gerekirken, Türkiye'nin bilimde yol katetmesinin haritasını belirlemesi
gerekirken, biz önümüzde, TÜBA'nın Başkanının maaşını kanun teklifi
olarak görüşüyoruz; çok iç acıtıcı bir durum” dedi.
“İŞÇİNİN ÖDENEKLERİNDEN KES, FON'A AKTAR, İŞVERENİ DESTEKLE”
Torba kanundaki işsizlik sigortasıyla ilgili düzenlemelerin altını çizen ve bu düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyerek sözlerine devam eden Sındır, “3 ve 4'üncü maddeler Anayasa'ya aykırı.
Bakınız TÜİK
verilerine göre Türkiye'de dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 12,8; bu,
DİSK'in raporunda da yazıyor, TÜİK verilerinde de var. Ümidini yitirmiş,
artık iş aramayanlar, çalışmaya hazır olup da henüz burada iş aradığı
belli olmayanlar, mevsimlik işlerde çalışanlar; bunları da eklediğinizde
9 milyon 756 bin işsizden bahsediyoruz.
Öte yandan, kısa çalışma
ödeneği alamayanların, kayıt dışı veya kendi hesabına çalışıp işsiz
kalanların önemli bir bölümü de Covid-19 nedeniyle iş arama eğiliminde
olmadığından iş gücü piyasası dışına çıktılar ve resmi anlamda işsiz
sayılmıyorlar. Oysaki Covid-19 nedeniyle istihdamın dışında kaldılar.
Bunun da eş değer tam zamanlı iş kaybı 9 milyon 364 bin işçiye denk
geliyor.
Öyle ki Covid-19 etkisiyle geniş tanımlı işsiz sayısı 17 milyon
722 bin kişidir. İktidarınız sayesinde ülkemiz tarihinde en büyük
istihdam daralmasının, iş kaybının yaşandığına şahit oluyoruz. 3'üncü
maddede, kısa çalışma ödeneğinden yararlanma süresinin bir bütün olarak
ifadesi, başvuru tarihini veya kısa çalışma ödeneği süresini, sektörel
olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak değişen bir düzenleme var.
Hangi
kıstaslara göre sektörel ayrımı yapacaksınız ve hangi nesnel
gerekçelerle bu ayrımı yapacaksınız ortada değil. 4'üncü maddeyle de
kısa çalışma ödeneğinden veya nakdi ücret desteğinden yararlanan iş
yerlerinin, normal çalışmaya dönmesi halinde işverenlerin işsizlik
sigortasından yararlandırılması öngörülüyor. Yani şu, işsizlik
sigortasına, bütçe dışı kaynağa el uzatmayı bırakın.
Gelin o kanunun da,
fonun adını da değiştirelim; İşsizlik Sigortası Fonu'nun adını, İşveren
Sigortası Fonu olarak değiştirin olsun bitsin. Zira o fon, artık işsizi
değil, işvereni güvence altına alan, sigortalayan bir Fon haline
dönüşmüş durumda. ‘İşçinin ödeneklerinden kes, Fon'a aktar, işvereni
destekle.’ Yapılan bu.
İşsizlik Sigortası Fonu, İşveren sigortası fonuna
dönüştü. Bakın, 2019 yılında bu Fonda, iş verene teşvik ve
desteklerinin toplam gider içindeki payı yüzde 43,8 yani 2019 yılındaki
bu Fon'un giderlerinde yüzde 43,9'u iş veren teşvikleri ve destek almış.
Bu fon kimin işine yarıyor? Peki, işsizlik sigorta ödemelerinin toplam
gider içindeki payı neymiş? Yüzde 28,3. İşsizlik için ödemeler,
işverenin yarısı neredeyse, bu kabul edilemez. İşverenin desteklenmesi
gerekiyorsa bunu genel bütçe kaynaklarından yapın.” dedi.
“İKTİDARDAN GİDECEKSİNİZ VE HALKIMIZ YETER DİYECEK"
Covid-19'un yarattığı ekonomik ve üretime
dair ve tüm sektörel sıkıntıların mali yükünü tamamen ücretlinin sırtına
yüklendiğini söyleyerek sözlerine devam eden Sındır, “işçinin hakkı
olan Fon'a, işçinin cebine el atmış durumdasınız, boğazındaki lokmaya
uzanmış durumdasınız. İşsizlik Sigorta Fonu bütçe dışı bir kaynaktır.
Bu
Covid-19'un mali yükünü bütçe dışı fonlara uzanarak kotarmaya
çalışıyorsunuz. İşçiye asgari ücreti garantilemek yerine, aylık 1.168
lira, günlük 39 lirayı reva görüyorsunuz. Ücretsiz izin ödeneğiyle
yaşamını idame ettirmesini istiyorsunuz.
Vatandaş bu parayla ev kirasını
mı ödeyecek, elektrik parasını mı, su parasını mı, doğal gazını mı,
çocuğun okul masraflarını mı? Hepsini bıraktım, bu parayla temel gıda
ihtiyaçlarını mı karşılamasını bekliyorsunuz?
4'üncü maddede bir de
hüküm konuyor ki işçinin, sigortalının hissesine karşılık gelen işverene
destek tutarını işçi işverenden talep edemeyecek. Kimin parasını kimden
kaçırıyorsunuz? İşsizlik Sigorta Fonu'ndan işverene destek
yapacaksınız, işçinin oradaki sigorta prim hakkını talep etmesini
kanunla engelliyorsunuz.
“ENGELLİLERE SAHİP ÇIKIN, DEĞER VERİN, KIYMET VERİN, HAKLARINI
ÖTELEMEYİN”
Engelliler Hakkındaki Kanunun karmakarışık
bir hal aldığını ifade eden, yabancı plakalı araçlara ilişkin
düzenlemeyi eleştiren, Sındır, “engelliler hakkındaki 7'nci madde 5378
sayılı Kanun- 2005 yılında çıkmış bir kanun- geçici 3'üncü maddesi daha
önce 5 kez değiştirilmiş, bu 6'ncı.
Bu yasa maalesef karmakarışık bir
hal almış durumda. Engelli haklarını verin, ötelemeyin, itelemeyin,
engellilere sahip çıkın, değer verin, kıymet verin. Yani, engellilerin
önündeki en büyük engel siz olmayın. AK PARTİ ve onun Cumhurbaşkanı
nezdindeki iktidarına sesleniyorum: Lütfen engellilerin bu tür
ötelemeler, itelemelerle önlerine engel olmayın.
Torba Kanunda ayrıca yabancı plakalı araçlara ilişkin cezalı köprü
otoyol geçişlerinde on beş günlük bir süre veriliyor, ödeme yapabilmesi
için.
Peki, ceza tebligatını nereye yapacaksınız? Yabancı plakalı araç,
adresi belli değil, nerede olduğu belli değil. Tebligatı nereye
yapacaksınız? O tebligat, on beş günden önce o kişiye ulaşmış olabilecek
mi, bunu da belirsizlik olarak ifade etmek istiyorum.
Ez cümle birçok
maddesiyle bu torba yasa Anayasa'ya aykırı, Meclis İçtüzüğü'ne aykırı;
kendi içinde belirsizlikler, çelişkiler, yanlışlar barındıran;
halkımızın huzur ve refahına, ülke ekonomimizin geleceğine katkısı
olmayan; kamu yararı olmayan bu torba kanunun bu şekilde yasalaşmasını
doğru bulmadığımızı ve karşı olduğumuzu bildirmek isterim” dedi.