'Tarikatlarla TERÖR ÖRGÜTÜ gibi mücadele edilmeli'
Türkiye'de faaliyet gösteren tarikatlarla ilgili yapılan araştırmalara göre, 30 tarikata bağlı 2.5 milyon kişi var. İlahiyatçılar ise uyarıda bulunarak, "Cinsel istismar vakalarının önlenmesi için yasadışı oluşumlara son verilmeli ve laik eğitim tam anlamıyla uygulanmalı" dedi...Türkiye'de tarikat ve cemaat bağlantılı kaç kişi var?
Tarikatlar ile ilgili Türkiye'de yapılan
araştırmalara göre, 30 tarikat ve onlara bağlı 400 kol faaliyet
gösteriyor. Bu 30 tarikata bağlı 2.5 milyondan fazla insanın
tarikatlarla organik bağı var...
İlahiyatçılar ise tarikatlara karşı
uyarıda bulunarak, “Cinsel istismar vakalarının önlenmesi için yasadışı
oluşumlara son verilmeli ve laik eğitim tam anlamıyla uygulanmalı” dedi.
Cumhuriyet'ten Zehra Özdilek'e konuşan ilahiyatçılar, Uşşaki tarikatının
lideri Fatih Nurullah’ın, 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel
istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmasını yorumladı.
İlahiyatçılar, yaşananların en önemli sorunu olarak laik eğitimden
uzaklaşılması olduğunu söyledi.
TARİKATLARLA TERÖR ÖRGÜTÜ GİBİ MÜCADELE EDİLMELİ"
İlahiyatçı yazar Cemıl Kılıç, tarikatlarla terör örgütü gibi mücadele
edilmesini gerektiğini söyleyerek, şöyle konuştu:
Tarikatlar yasadışı oluşumlardır. 677 sayılı kanunla tarikatlar, tekke
ve zaviyeler yasaklanmıştır. Cumhuriyet devriminin en önemli
kanunlarından biridir. Bu kanun ödün verilmeden uygulanması gereken bir
kanundur.
Günümüzde bu kanun uygulanmadığı gibi tarikatlar faaliyet icra
ediyorlar. Kurdukları vakıflar ve dernekler aracılığıyla bunu
yapıyorlar. Tarikatların mevcudiyeti suçtur.
Ben de doğrudan doğruya tarikatların varlığına karşıyım. Tarikatların
denetlenmesi diye bir şey olamaz. Tarikatlarla mücadele edilmelidir
tıpkı bir terör örgütüyle mücadele edilir gibi.
Tekrar hatırlatıyorum
677 sayılı kanun hala duruyor kaldırılmış değil. O kanun Cumhuriyet
devrim yasaları arasında en önemli kanunlardan biridir.
Tarikatlar içinde yaşanan istismar vakaları denetleme yoluyla veya
başkaca yollarla önlenebilir, önlenemez tartışmalarını abes olarak
telakki ediyorum. Tarikatlarda bu gibi istismarların sebebi ise haremlik
selamlık olayı abartılmış durumda.
Çocuk veya yetişkin yaşta kadın ve
erkekler birbirinden tamamen yalıtılıyor.
Bu da hemcinsine yönelmek gibi ya da savunmasız küçük çocuklara yönelmek
gibi sapkınlıklara sebep oluyor. Cinsel istismar vakalarının önlenmesi
için laik eğitimin tam anlamıyla uygulanması gerekiyor. En önemli sorun
laik eğitimden uzaklaştırılmış olmasıdır.
"TARİKATLARIN, DERNEK ADI ALTINDA SİYASİLERLE PAZARLIK YAPTIĞI
ORTADADIR"
İlahiyatçı İhsan Eliaçık da 1925 yılında tekke ve zaviyelerin
kapatılmasının bir önemi kalmadığını, tarikatların dernek ve vakıf adı
altında siyasilerle pazarlık yaptıklarını söyleyerek, şöyle konuştu:
Tarikatlarda kadın ve cinsellik meselesi bir tabu olarak ele alınıyor.
Sağlıklı bir cinsel hayat yaşamıyorlar. Kadınlar ve erkekler arasında
sağlıklı bir iletişim kurulamıyor. Tarikatlardaki aşırı teslimiyetçi
tutumda buna yol açıyor. 90’lı yıllarda bazı tarikatlar tekke ve
zaviyeler kapatılmıştı.
Birçok tarikat görmezden gelinerek siyasilerle ilişki kurarak sanki hiç
kapatılmamış gibi faaliyetlerine devam ediyorlar.
Geldiğimiz noktada
1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasının hiçbir anlamının
kalmadığı, vakıf ve dernek adı altında siyasilerle pazarlık yaptığı
ortadadır.
Mesela mevcut hükümeti bu konuda oldukça ileri noktada. Bunların
cesaretlenmelerine etki uyandırdığını görüyoruz.
"DİYANET'İN YAPISI VE FETVALARI TARİKATLARI DESTEKLİYOR"
Nazif Ay ise, Diyanet'in yapısının tarikatları desteklediğini ve
Diyanet'in verdiği fetvalarla tarikatların temsilcisi gibi davrandığını
söyleyerek, şöyle devam etti:
Diyanet’in bugünkü yapısı bunları destekliyor. Diyanet birtakım verdiği
fetvalarla bunların temsilcisi gibi davranıyor.
Ayasofya’da Diyanet
İşleri Başkanı’nın kılıçla çıkması bile cemaat ve tarikatlara cesaret
veriyor. Biz defalarca uyarmamıza rağmen AKP yine aynı hatayı yapıyor.
Tarikatlar İslama alternatif oluşturdu. Aile hayatı ve cinselliğe dair
bunların sapkın kaynakları var.
Kadınları ikinci plana bile almayan kadınlara öğüt adı altında birçok
kitap yayımlanıyor bunlar tarafından. Kadınları şeytani bir varlık
olarak kabul ediyorlar.
Çağdaş yaşama ayak uyduramamanın faturası olarak
zaaflarını da ortaya çıkarıyorlar. Hem lanet ediyorlar hem de lanet
ettikleri düşünceye karşı birtakım sapkınlıklar geliştiriyorlar.
Dinin ana kaynaklarının neler olduğu ve nasıl yorumlanması gerektiğini
ciddi bir din bilginleri komisyonu oluşturulması, tamamen siyasetten
arındırılarak gerekmektedir.
Aksi halde bunlar mahalle arasındaki dindar
halka karşı etkili olmaya devam edecektir.
Yeni kuşakta İslam denilince hemen akla bunlar geliyor. Bu sebeple
ateizm ve deizme büyük bir yönelim var. Bu kendi raporlarıyla da ortaya
çıktı. Her anlamda tarikatların bir sapkınlığı temsil ettiğinin farkına
varılması gerekiyor. Aksi halde bunun faturasını hepimiz ödüyoruz ve
ödeyeceğiz.
TÜRKİYA'DE 2.5 MİLYONDAN FAZLA KİŞİNİN TARİKATLARLA BAĞI VAR
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun 30 Kasım 1925’te
yürürlüğe girse de tarikat ve cemaat faaliyetlerini sürdürüyor.
Tarikatlarla ilgili araştırma yapan uzmanların raporlarına göre
Türkiye’de 30 tarikat ve onlara bağlı 400 kol bulunuyor.
Sadece İstanbul’da 445 tekke faliyet yürütüyor. Siirt, Diyarbakır,
Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis,
Gaziantep ve Şanlıurfa’da ise cemaat ve tarikatlara ait 800’ün üzerinde
faal medrese bulunuyor. Araştırmacılar, İstanbul’da “apartman medresesi”
olarak kullanılan yer sayısın bilinmediği belirtiliyor. Türkiye’de 2.5
milyondan fazla kişinin bir tarikat ya da cemaatle organik bağı
bulunduğu tahmin ediliyor.