Enerji piyasasının yükü yurttaşın omuzlarına yüklendi...
Enerji sektöründe kamunun payı azalırken özel sektörün payı arttı. Dışa bağımlı olunmasına rağmen fosil yakıt tüketimi katlandı. İthalat ve özel sektör kıskacındaki enerji piyasasının yükü yurttaşın omuzlarına yüklendi...
Yanlış politikanın faturası halka
Makina Mühendisleri Odası (MMO) Enerji Çalışma Grubu, ‘Türkiye’nin Enerji Görünümü 2022’ başlıklı raporunu yayımladı. Rapor, iktidar ve sermaye arasındaki ilişkilerin boyutunu gözler önüne sererken enerji alanında nasıl bir vurgun yapıldığını ortaya koydu...
Rapor, 2020-2022 döneminde, çevreyi koruyucu yatırımları yapmayıp çevreyi zehirleme pahasına üretimlerini sürdüren santralların yarattığı sorunları, alım garantisi, kapasite mekanizması, YEKDEM uygulamalarıyla özel şirketlere kaynak aktarılmasını, enerji fiyatlarındaki çok yüksek artışı ve yaygınlaşan enerji yoksulluğunu gibi kritik ve önemli konuları kamuoyu gündemine taşıyor.
Elektrik üretiminde kamunun payı özelleştirme politikalarının başladığı 1984’te yüzde 87,20’iken AKP’nin iktidara geldiği 2002’de yüzde 48,20 seviyesine düştü. Gelinen noktada ise kamunun payı 2021’de yüzde 16,10’a kadar geriledi. Elektrik dağıtımı ve satışı tamamen özel şirketler tarafından yapılıyor.
Rapordan yola çıkarak ülkenin enerji görünümüne mercek tuttuk.
***
ENERJİ YOKSULLUĞU VE SOSYAL DESTEK
Enerji
yoksulluğu, özellikle Rusya- Ukrayna savaşı ile daha da önem kazandı.
Enerji yoksulluğuna yol açan faktörlerden birisi olan enerji
fiyatlarının yüksekliğinin arkasında enerji piyasalarındaki
özelleştirmelerin yol açtığı sermaye yoğunlaşması, tekelci piyasa
yapılanmaları ve bu tür piyasalarda oluşan fiyatların yüksekliği
karşısında kamusal düzenlemelerin sınırlı kalışı yatıyor.
Elektrik faturalarını ödeyebilmek için başta gıda olmak üzere diğer
temel harcama kalemlerinde kısıntılar yapan ailelerin yaşadığı elektrik
yoksulluğu 2008 kriz döneminden sonra daha hissedilir oldu.
Pandemi koşullarında daha da yoksullaşan emekçi kesimleri enerji yoksulluğunun baskısı altındayken 2021 yılında hükümet elektrik tarifelerinde dördüncü dönem artışını yapamamış ve 2021 yılında bastırılmış elektrik fiyatları nedeniyle elektrik tarife artış endeksi, enflasyon endeksinin gerisine düşmüştü. Ancak yapılan son zamlarla 2022 yılında elektrik fiyatları konutlarda günlük 8 kwh olarak belirlenen ve 30 günlük 240 kwh’a denk gelen ilk kademe sınırında yılbaşından bu yana yüzde 109’luk fiyat artışı yaşandı.
TÜİK’e göre Aralık ayına
göre TÜFE’deki artış ise yüzde 45,72’de kaldı. Elektrik fiyatlarındaki
artış enflasyonun üzerinde seyrediyor. Yüksek enerji fiyatlarına karşın
düşük gelirlileri koruyacak gerçek bir sosyal destek programı ise mevcut
değil. 2021 yılında elektriği kesilen abone sayısı 2 milyon 803 bin
623, doğalgazı kesilen abone sayısı ise 1 milyon 78 bin 78 kişi oldu.
Türkiye’de pandeminin ikinci yılı olan 2021 yılında enerji yoksullarına
ilişkin özel bir program uygulanmadı. Sadece aktif enerji tüketim
tutarı üzerinden yüzde 1 oranında alınan enerji fonu bedeli 1 Ocak 2021
tarihinde yüzde 0,7’ye indirildi, bu azalmanın enerji faturaları
üzerinde bir etkisi olmadı. 2022 yılında ise 7346 sayılı yasa ile Enerji
Fonu ve TRT Payı tümüyle kaldırıldı. Ancak artan enerji fiyatları
karşısında bu bedellerin faturalara yansıtılmamasının da haneler
üzerinde kayda değer bir etkisi olmadı.
DÜNYADA ENERJİ DESTEKLERİ
Bir yandan pandemi döneminde hanelerin artan enerji ihtiyacı bir yandan
da pandemi krizinin ağırlaştırdığı geçim koşulları karşısında
hükümetler, enerjiyi uygun fiyatlı ve kullanılabilir kılmak için çeşitli
önlemler aldı.
Elektrik yoksullarına yönelik önlemler, krizin
ilk birkaç ayında, Mart-Nisan 2020’de hızla uygulamaya kondu. Pandeminin
süresi uzadıkça uzun vadeli önlemler alınmaya başlandı. ABD’nin bazı
eyaletlerinde faturaların ödenmesinde erteleme süresi 36 aya kadar
çıkarıldı. Bağlantı kesme yasakları ve ertelenmiş ödeme planları pandemi
döneminde yoksul haneleri enerjisiz bırakmama amacına yönelik benzer
önlemler olduğu için genellikle birbirlerine alternatif olarak
kullanıldı.
***
Fosil yakıt arttıkça fatura kabarıyor
İklim krizine neden olan fosil yakıtların payı dünya genelinde azaltılmaya çalışırken Türkiye’de büyük ölçüde dışa bağımlı olunmasına rağmen artıyor. Son 10 yılda Türkiye’de petrol tüketimi yüzde 44 artarken dünya genelindeki artış yüzde 6’da sınırlı kaldı. Kömür tüketimi ABD’de yüzde 50 oranında azalırken Türkiye’de yüzde 23 oranında arttı. Elektrik üretiminde de fosil yakıtların payı 2021’de arttı ve yüzde 64’ü geçti. Geçen yıl yaşanan kuraklık, hidroelektrik kaynaklı elektrik üretimini de 10 puana yakın oranda geriletti, doğalgazın payını ise aynı oranda artırdı.TEİAŞ’ın verilerine göre geçen yıl üretilen 331 milyar kwh’yi bulan elektriğin yüzde 32,71’lik kısmı doğalgaz çevrim santrallarından, yüzde 31,43’ü ise kömürlü termik santrallardan sağlandı. Böylece elektrik üretiminde fosil yakıtla çalışan santralların payı yüzde 64’ün üzerine çıktı. 2020 yılında bu oran yüzde 58’di. Fosil yakıt tüketimi enerji hammadesi ithatının faturasını da artıyor. 2022 yılının ilk altı ayında enerji hammaddesi ithalatına 48 milyar dolar para ödendi.
***
Enflasyon daha da körüklenecek
Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMO) Başkanı Yunus Yener, 1
Eylül’de doğalgaza ve elektriğe gelen zamların ardından “Elektrik ve
doğalgaz zamları enflasyonu daha da körükleyecek, yüksek faturalar
yurttaşların belini bükecektir” dedi.
İthalat rekor kıracak
İzlediği yanlış politikalarla, son on yılda dışa bağımlılık oranı yüzde
99,5 olan doğalgaz tüketimini yüzde 37, yüzde 93 olan petrol tüketimini
yüzde 44, yüzde 60 olan taşkömürü tüketimini yüzde 23 oranında
artıranın iktidar olduğunu belirten Yener, “Gerek son birkaç yıl içinde,
gerekse de 2022 yılı içinde enerji fiyatlarındaki artışlar, TÜİK’in
resmi enflasyon oranlarının çok üzerindedir. Türkiye’nin 2022 yılı
enerji hammaddeleri ithalatı 100 milyar dolara ulaşarak rekor kıracak”
ifadelerini kullandı.