Beştaş: 31 Mart’tan sonra ortam oluşursa hükümet ile görüşürüz
DEM Parti İstanbul Büyükşehir Eş Belediye Başkan Adayı Meral Danış Beştaş, 31 Mart'ta düzenlenecek yerel seçimlerin sonrasına ilişkin konuştu. Çözüm sürecine değinen Beştaş, "Diyelim ki böyle bir ortam oluştu, tabii ki varız çözüme" ifadesini kullandı ve hükümetle görüşebileceklerini söyledi.
Meral Danış Beştaş: 31 Mart’tan sonra
ortam oluşursa hükümet ile görüşürüz
DEM Parti tarafından Murat Cepni ile birlikte İstanbul Büyükşehir Eş Belediye Başkanlığı'na aday gösterilen Meral Danış Beştaş, çözüm süreci tartışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Kürt siyasetinin deneyimli ismi, T24 yazarı Cansu Çamlıbel'e verdiği
söyleşide "Çözüm süreci biliyorsunuz bir 'AKP projesi' olarak görüldüğü
için bugün kendini 'muhalif' olarak tanımlayan pek çok siyasi yorumcunun
hayli eleştirel yaklaştığı bir konu" şeklindeki ifade üzerine şunları
kaydetti:
"Biz o dönemde partideydik ama aynı zamanda Mecliste'ydik ve siyaset
yürütüyorduk. Her zaman da şunu söylüyorduk; Adalet ve Kalkınma Partisi
bizim iktidar olarak muhatabımız ama bizim ittifak ortağımız değil. Biz
onunla ittifak yapmadık. Bu sorunun çözümü için görüştük. Başka bir
parti iktidarda olsa yine görüşürdük. Bugün için de aynı şey söz konusu.
Bu, seçimle ilgili bir mesele değil. Seçimi çok aşan, seçimin üstünde
ve Türkiye'nin geleceği açısından en hayatı mesele.
Bugün Adalet ve
Kalkınma Partisi ile ittifakımız yok, görüşmemiz yok.
Bizim siyasi mücadelemiz içinde seçimin sonrasına ertelemediğimiz bir
dolu şey var. Mesela tecridin kaldırılması için bir kampanya yürüyor.
Özgürlük Yürüyüşü yapıldı. Pazar günü İstanbul Esenyurt'ta miting
yapıldı. Çünkü biz bu yolların açılmasını istiyoruz. Meselenin artık
konuşarak ve diyalogla çözüm yoluna girmesi noktasında irade koyuyoruz.
Seçim öncesi, seçim sonrası ayırmadan böyle bir talebimiz ve mücadelemiz
var. Biz siyaseti sadece seçimlere sıkıştırılan bir olgu olarak
görmüyoruz. Biz siyaseti bir toplumsal mücadele olarak da görüyoruz."
Beştaş, "Muhalif kanallardaki yorumcu arkadaşlar şimdi bu cümlelerinizi
okuyunca yine 'DEM Parti hükümete yanaşıyor' diyecek" yorumuna da "Evet,
diyebilirler. Dedim ya söylediklerimiz bilinçli olarak manipüle
ediliyor genelde" karşılığını verdi.
'TABİİ Kİ GÖRÜŞÜRÜZ'
Çamlıbel ile Beştaş arasında şekillenen diyalog şöyle:
- Şunu diyorsunuz; "Şimdi bir temas ya da hazırlık yok ama seçim
sonrasında hükümet adım atarsa kapınız açık."
Seçim sonrasında diyelim ki böyle bir ortam oluştu, tabii ki varız
çözüme. İktidar tarafından böyle bir adım atılırsa, ittifak yapmak için
değil muhataplık açısından tabii ki görüşürüz. Zaten 2013'te de meseleye
aynı şekilde yaklaşmıştık. İttifak değil muhataplık.
'CHP İLE ARAMIZDAKİ CİDDİ AÇI FARKI, ÇÖZÜM SÜRECİNİ 'GÜNAH' OLARAK
KODLAYAN DİL'
- Ama 2013'te Türkiye bambaşka bir politik iklimin içindeydi. Ülke
tarihindeki en yaygın sivil toplum direnişi olan Gezi protestolarının
yapılabildiği bir Türkiye idi. Aradan geçen 11 sene içinde AKP iktidarı
ülkeyi demokratikleştirme ajandasını bir kenara atarak güvenlikçi bir
devlet anlayışına ve otokratik uygulamalara döndü. 11 sene önce
televizyonlarda tartışılabilen şeylerin onda birini söyleyen birisinin
bugün kendini bir terör soruşturması kapsamında bulma ihtimali son
derece kuvvetli. Bugünün Erdoğan'ından ve AKP'sinden çözüm için samimi
bir adım beklemek ne kadar gerçekçi sizce?
Biz burada beklentiyi aşan bir psikolojideyiz. Bunun mücadelesini
yürütüyoruz. Yani bu konuda direniyoruz. Arkadaşlarımız hala cezaevinde.
Çözümün gerektiği konusunda hiçbir tereddüdümüz yok, o yüzden de hiçbir
'fakat'mız yok. Biz demokratik siyaset yürütürken bu konuda birçok
tartışmaya muhatap olduk bugüne kadar. Bugün iktidar kendisine oy
vermeyen herkesi 'terörist' görüyor. O konuda sizinle aynı fikirdeyim.
Ama bizim bugünkü açmazımız sadece iktidarın bu tutumu değil. Tamam o
'terörist' görüyor ve elinde güç var, peki CHP'den ve diğer partiler
Kürt meselesi için herhangi bir tavır ortaya koyuyor mu? Hepsinin çözüm
sürecini neredeyse bir günah olarak kodlayan bir dilleri var.
Meclis'te de onlarla yaşadığımız en büyük tartışmalarda hep bu vardı. En
ufak bir şeyde "Efendim siz de Salih Müslim ile görüşmediniz mi?" ve
bunun gibi çözüm sürecini hükümetin en büyük günahı olarak gösteren bir
açı. CHP ile aramızda mesela böyle bir açı farkı var ve bu ciddi bir açı
farkı. Biz çözüm sürecinin devam etmesi gerektiğini, bugün yine sorunun
konuşularak çözülmesi gerektiğini savunurken, bu ülkenin muhalefeti tam
tersi bir dil kullanıyor. Kendine 'Demokratım' diyen muhalefet partisi
siyasetçileri de bu sorunu tanımıyor.