Kadıköy'de sahile devasa cami projesi: 'Halkın haklarına saldırı
Kadıköy’ün siluetini ve kamusal alanlarını hedef alan devasa cami projesinde mahkeme iptal kararını bozarken, İBB yönetimi "devlette süreklilik" bahanesiyle AKP’nin kent suçuna kalkan oldu. Kadıköy Halk Meclisi kentsel yağmaya karşı mücadele vurgusu yaptı: "Bu ülke, bu kent bizim!"
Kadıköy'de sahile devasa cami projesi: 'Halkın haklarına saldırı, gövde gösterisi girişimi'
İstanbul'da Kadıköy Rıhtımı’nda, yapılması planlanan cami ve yeraltı otoparkı projesine ilişkin hukuki süreç devam ediyor.
Cami projesiyle ilgili daha önce verilen iptal kararı, istinaf mahkemesi tarafından bozuldu. Mimarlar Odası, kararın kent silueti ve Haydarpaşa Garı ile görsel ilişkiyi dikkate almadığını belirterek karara karşı Danıştay’a başvuracaklarını açıkladı.
Kadıköy Halk Meclisi, gericilik ve rantçılığın Kadıköy’e karşı işlenen suçlarda cisimleştiğini belirterek “Ülkenin hafızasını, değerlerini silmeye ant içmiş bir iktidarın silüeti korumasını beklemiyoruz. Biz de ant içiyoruz: Bu kent bizim, bu ülke bizim, yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerleri bizim” dedi.
İstanbul Kadıköy rıhtıma yapılmak istenen ve "kent suçu" olarak nitelendirilen devasa cami projesi, AKP ve CHP belediyeciliğinin rant ve "devlette süreklilik" paydasında nasıl buluştuğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Planlanan ne?
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2015 yılında Haydarpaşa Garı’nın da yer aldığı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda İSKİ arıtma tesisi alanı olarak görünen, fiilen ise otopark olarak kullanılan Moda Sahili’ndeki dolgu alanına cami yapılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuruda bulundu.
Hazırlanan projede cami, şadırvan ve hizmet birimleri için 11 bin 232 metrekare taban oturumlu, toplam 33 bin 559 metrekarelik inşaat alanı öngörüldü. Proje kapsamında ayrıca üç bodrum katlı, bin 242 araç kapasiteli bir yeraltı otoparkı planlandı.
İBB 'devlette süreklilik esastır' dedi
Sözkonusu cami projesine ilişkin yargı sürecinde yeni bir aşamaya gelindi. Kadıköy Belediyesi’nin açtığı dava sonucunda 2024 yılında yerel mahkeme, bilirkişi raporlarını esas alarak projeyi iptal etmişti.
Kadıköy’de yeşil alan statüsünde olan ve 2015 yılında AKP’li belediye başkanı Kadir Topbaş döneminde yapılması planlanan devasa proje, kent suçu kapsamında şehir plancılık ilkelerinin tamamını ihlal ediyor. Çamlıca tepesine Sultanahmet Camisi’nin taklit edilmeye çalışıldığı, Osmanlı padişahları özentisiyle devasa bir dini sembol yapılması konuşulduğu süreçte Kadir Topbaş yönetimindeki İBB, 2015 yılında Kadıköy rıhtımında kıyı dolgu alanına 20 bin kişi kapasiteli, 1242 araçlık yer altı otoparkı, 80 metre yüksekliğinde minareleri, 51 metre kubbesi olan ve Kıyı Kanunu’nda belirtilen emsal sınırlarını 24 kat, yükseklik sınırlarını yaklaşık 15 kat aşan bu “cami” projesini gündeme getirdi.
Mimarlar Odası ve Kadıköy Belediyesi’nin açtığı dava sonucu yerel mahkeme, bilirkişi raporlarını dayanak göstererek 2024 yılında projeyi iptal etmişti. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, 15 Aralık 2025 tarihli kararla iptali bozdu ve davanın reddine karar verdi.
Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin iptalini bozan İBB, AKP iktidarının kent suçu kapsamındaki uygulamalarını “devlette süreklilik esastır” gerekçesiyle uyguladı.
Mimarlar Odası Yargıtay’a gidecek
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, kararın bilim ve teknik uyarıları yok saydığını ifade ederek Danıştay’a dava açacağını açıkladı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Bölge İdare Mahkemesi, bilirkişi raporundaki hayati uyarıları, cami yapılarının Kıyı Kanunu’ndaki yükseklik sınırından muaf tutulması gibi usuli ve yönetmelik odaklı yorumlarla geçersiz kılmıştır. Bilimin ‘Burada bu ölçekte bir yapı yapılamaz’ dediği noktada, yargı, ‘Plan kesinleşmişse yapı yapılabilir’ diyerek kentsel yağmanın önünü açmıştır.
Oda Danıştay’a itirazda bulunulacağını ve Kadıköy sahilinin savunulacağını duyurdu.
Halkın direnişi İBB’ye geri adım attırmıştı
İBB’nin "devamlılık" bahanesiyle AKP projelerine sahip çıkması ilk değil.
Kuşdili Çayırı’nı da benzer bir gerekçeyle yapılaşmaya açmaya çalışan İBB, Kadıköy halkının kararlı direnişi karşısında geri adım atmak zorunda kalmıştı. Ancak İBB yönetimi, Kadıköylülere verdiği "yeşil alan" sözünü hâlâ tutmuş değil.
Siluet ve görünüm uyarısı
Bilirkişi raporunda, rıhtım çevresinde 400 metre yürüme mesafesinde Sultan 3. Mustafa İskele Camisi'nin, 500 metre yürüme mesafesinde Osman Ağa Camisi, Kethüda Çarşı Camisi ve Cafer Ağa Camisi'nin bulunduğu kaydedildi. Raporda ayrıca insan ve araç trafiğine yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı belirtildi. Yani Rıhtım çevresinde 400-500 metre mesafede halihazırda 6 cami bulunuyor ve bölgede bir ibadet alanı eksikliği bulunmuyor.
Cami projesiyle birlikte önerilen yeraltı otoparkının, üzerinde tescilli ağaçların bulunduğu koruma alanıyla çakıştığı, alanın bir bölümünün araç giriş - çıkışına ayrılmasının, yaya odaklı kullanımdan taşıt odaklı kullanıma dönüşmeye yol açacağı değerlendirmesine yer verildi. Uzmanlar, 1242 araçlık otoparkın Kadıköy trafiğini kilitleyeceğini, yaya odaklı kullanımın yerini taşıt işgaline bırakacağını belirtiyor.
Raporda kent siluetine etkiler bakımından da değerlendirme yapıldı. Proje alanı, Marmara Denizi’ni koruyacak olan biyolojik arıtma tesisi alanını da kapsıyor. Bu projenin gerçekleşmesi, İstanbul’un atığının Marmara’yı kirletmeye devam etmesi anlamına geliyor. Projenin Haydarpaşa Garı ve Tarihi Yarımada ile olan görsel ilişkiyi kestiği, kent silüetine bir saldırı niteliği taşıdığı vurgulanıyor. "Cami projesinde kentin simgesi olan koy ve Haydarpaşa Garı'yla görsel ilişkinin kurulmadığı, Anadolu yakası kent siluetine etkisinin göz önünde bulundurulmadığı" belirtilirken, "karşı kıyıda yer alan tarihi yarımada ve anıtsal yapılarla oluşacak etki konusunda herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığı" tespiti aktarıldı.
Kadıköy Halk Meclisi: Bu kent, bu ülke bizim!
Kadıköy Rıhtımı’nda yükseltilmek istenen devasa cami projesine karşı açıklama yapan Kadıköy Halk Meclisi, AKP’nin "kent suçu" projelerinin İBB eliyle ve "devlette süreklilik" bahanesiyle sürdürülmesine sert tepki gösterdi.
Açıklamada; projenin yalnızca kent siluetini değil, Marmara Denizi’nin geleceğini ve halkın ulaşım hakkını da gasp eden bir "gövde gösterisi" olduğu vurgulandı.
Kadıköy Halk Meclisi'nin açıklamasının tamamı şöyle:
"Düzenin saldırılarından Kadıköy’ün payına düşen parça hep çok büyük. Gericilik, rantçılık, halk düşmanlığı Kadıköy’e karşı işlenen kent suçları ile cisimleşiyor. Kadıköy Rıhtım’a AKP’li İBB tarafından yapılmaya çalışılan cami projesinin, CHP’li İBB tarafından önü açılıyor.
Mimarlar Odası ve Kadıköy Belediyesi’nin açtığı dava sonucu yerel mahkeme, bilirkişi raporlarını dayanak göstererek 2024 yılında AKP’li İBB’ye ait projeyi iptal etmişti. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, 15 Aralık 2025 tarihli kararla iptali bozdu ve davanın reddine karar verdi. Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin iptalini bozan CHP’li İBB, AKP iktidarının kent suçu kapsamındaki uygulamalarını ‘devlette süreklilik esastır’ gerekçesiyle uygulamakta sakınca görmemektedir.
İBB, bu aymazlığı ilk kez yapmıyor. Kuşdili çayırını da yine devamlılık esası gerekçesiyle yapılaşmaya açmaya çalışmış, Kadıköy halkının etkili protestoları sonucunda projeyi geri çekmek zorunda kalmıştı. İBB, Kadıköylülere Kuşdili Çayısı’nı ‘çayır’ niteliğinde yeşil alan yapma sözü vermesine karşın hâlâ bu sözü yerine getirmemiştir.
Kadıköy Rıhtım civarında 6 adet cami var. Yani inançlı insanların camisiz kalması gibi bir sorun bulunmuyor. Ancak bu projenin ibadet alanı değil, gövde gösterisi amacı taşıdığı net bir şekilde ortadadır.
Projede, cami ile birlikte yeraltına da 1242 araçlık otopark planlıyor. Ulaşım uzmanları, otopark yapımının şehir merkezi trafiğini artırdığını dile getiriyor. Yapılan her araçlık otopark alanı için 10 araç yola çıkıyor. Kadıköy Rıhtım bölgesinin böyle bir trafik yoğunluğunu kaldıramayacağını hatırlatmak istiyoruz.
Projenin yapılmak istendiği alan, İSKİ’nin katı atık artıma tesisine komşu ve hiç gerçekleşmeyen biyolojik arıtma tesisi alanını da içeriyor. Bu projenin gerçekleşmesi, İSKİ’nin biyolojik arıtma tesisinin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği ve İstanbul atığının Marmara’yı kirletmeye devam edeceği anlamına geliyor.
Yapılması planlanan ve Haydarpaşa Garı’ndan bile yüksek olan cami projesi, kent silüetine de bir saldırı anlamı taşımaktadır. Ülkenin hafızasını, değerlerini silmeye ant içmiş bir iktidarın silüeti korumasını beklemiyoruz.
Biz de ant içiyoruz: Bu kent bizim, bu ülke bizim, yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerleri bizim!"



