Ülke için büyük tehdit: Menzil’den yayılan karanlık…

Fethullahçıların ardından ülkedeki kritik birçok kuruma yuvalanan tarikat ve cemaatlerden biri, hatta en öne çıkanı olmuştu Menzil. Son dönemde hem iç çatışmayla hem de İzmir’deki gövde gösterisiyle gündemdeler. Tehlike bu iki başlığa veya İzmir'e sığmayacak kadar büyük...

Sadece İzmir için değil, ülke için büyük tehdit: Menzil’den yayılan karanlık…

“Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız da eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ da bizim evimizde büyüdüler. Her hafta yanımda olan insanlardı. Şimdi selam vermiyorlar. Biz, Menzil'den kopunca bizden koptular. Biz değil, Menzilciler Türkiye'nin her yerinde güçlüdür. Bilmiyorum, devlette her yerde adamları var.”

Bu sözler Menzil'in Buhara kolunun şeyhine ait ve bundan tam 7 yıl öncesinde söylenen sözler.

10 Bakan evimize geldi” denilerek devam eden itiraflar, söz konusu tarikatın kazandığı gücü göstermesi açısından çok çarpıcıydı.

O günden bu yana büyüyen, birçok devlet kurumunda kritik noktalara yerleşen bir tarikattan söz ediyoruz.

Fethullahçıların tasfiyesinin ardından buldukları tüm boşluklara yerleşen ve yerleştirilen Menzilciler, son dönemde iki ayrı başlıkla gündeme geldiler.

Bunlardan biri İmamoğlu’nun diploma davasında halka karşı saldırgan tavırlar sergileyen teğmenin Menzilci olduğuna ilişkin haberlerin ortaya çıkması, diğeri ise tarikat içinde bir iç savaş görüntüsü sürerken İzmir’de geçtiğimiz gün yapılan gövde gösterisiydi.

İzmir’de artık laiklik bitti” diye özgüvenli paylaşımlar yapan tarikat üyelerinin bu mesajları İzmir üzerinden tehlike haberlerine konu olurken, ortada İzmir’den ibaret olmayan daha büyük bir sorun var.

Büyüyen ve büyütülen Menzil

Ülkemizde tarikat ve cemaatler eliyle yaygınlaşan karanlık ağ öylesine büyük bir güç kazandı ki, her şey olağan hale gelmeye başladı.

Ülkenin dört bir yanında açıkça anayasaya aykırı olmasına rağmen medreseler kuruldu.

Binlerce çocuk ve genç doğrudan tarikat ve cemaatlerin medreselerine teslim edildi.

Bu açıdan en güçlü tarikatlardan biri Menzilciler.

Çocuklar ve gençleri pençesine alan, buradan hem insan kaynağı hem de maddi bir güç devşiren Menzilciler, yerleştikleri kamu kurumları aracılığıyla da sürekli güçlerini artırıyorlar.

Öyle ki, Türkiye'de Menzil tarikatı denilince akla gelen ilk şey Sağlık Bakanlığı oluyor.

İş öyle bir noktaya gelmiş durumda ki, Menzil'den icazet alamayan biri başhekim dahi olamıyor.

Bu durum birçok AKP'linin itiraflarına da konu olmuş durumda.

Bu isimlerden biri olan Hüseyin Besli, 15 Temmuz sonrası yaptığı bir açıklamada "Misal olarak, ismini palazlandığı şehirden, Adıyaman/Menzil’den alan bir yapının özellikle bir bakanlığımızda neredeyse bütün pozisyonları kendi mensuplarıyla doldurmasına dikkat çekmek istedim…" diyordu.

Ancak gelinen noktada Sağlık Bakanlığı artık sadece bir başlangıç noktası olarak değerlendirilebilir. TSK ve Emniyet dahil, birçok kamu kurumunda bu tarikat yuvalanmış durumda.

Bu yuvalanma, tüm tarikat ve cemaatlerde olduğu gibi mali bir güçle beraber büyüyor.

Fethullahçılar gibi Menzilciler de aynı zamanda bir holding; birçok şirketleri var, medya dahil hemen her sektörde faaliyet gösteriyorlar.

Üstelik bu adımları iktidarın desteğine konu oluyor.

Örneğin Menzil'e bağlı olan ve tarikatın birçok ekonomik faaliyetinin merkezi olan Beşir Derneği'nin Genel Başkanı Fatih Sarıyar'a Erdoğan tarafından "Devlet Üstün Fedakârlık Madalyası" verilmesi çok güçlü bir mesajdı. 

Tarikata bu bağ üzerinden yağan ihaleler de cabası.

İç savaş ve büyüyen tehlike

Bu tablonun üstüne, tüm ülke aylardır Menzilcilerin iç savaşına sahne oluyor ama kimse bu savaşa müdahale dahi edemiyor.

Söz konusu iç savaş, Menzil lideri Abdulbaki Erol'un 2023 yılındaki ölümü sonrası oğulları arasındaki "miras kavgasıyla" başladı.

Milyarlarca liralık bir servet, Türkiye’nin sınırlarını aşacak şekilde bölgeye yayılan devasa bir holding yapılanmasından söz ediyoruz.

Bakanlıklara girmiş, TSK’da, emniyette ağlar kurmuş, tüm kurumlarda elde edilmiş büyük bir güç söz konusu olan.

Güç büyük olunca, kavga da büyük oluyor.

Laik ülkede şeriat mahkemesiyle mal paylaşımı

Anayasası’nda hâlâ kağıt üzerinde dahi olsa laiklik yer alan bir ülkenin orta yerinde şeriat mahkemesi kurup mal bölüşümü kavgası yaptılar, medreselerin ve paraların nasıl paylaşılacağına karar vermeye çalıştılar.

Karar veremeyince birbirlerini vurmaya başladılar.

Düşünün, ülkenin tüm kurumlarına yerleşmiş bir karanlık ağ, kendi miras kavgası dolayısıyla açık bir savaşa girişiyordu.

Sonunda Erol’un oğulları parayı ve mirası nasıl bölüşeceklerini bilemeyince tarikat fiilen üçe bölündü.

Şimdi bu karanlık ağın üç ayrı temsilcisi, üç ayrı aktörü var. Hepsi kendi çıkarları doğrultusunda ayrı noktalara bakan en az üç aktör.

Bu ağların Türkiye için nasıl büyük bir tehdit anlamına geldiğini 15 Temmuz’a kadar ilerleyen süreçte görmemiş, yaşamamışız gibi, AKP iktidarı bir kez daha ülkeyi bu karanlık ağlara teslim etmeye devam ediyor.

Cumhuriyetin ve laikliğin tasfiyesi ve Menzile açılan kapı

Tarikatların 12 Eylül sonrasında ülkede nasıl büyük bir güç kazandığı ortada.

AKP iktidarıyla birlikte bu güçleri, devletin yönetim katlarına çok daha rahat çıkmalarına vesile oldu.

Cumhuriyet’in tasfiyesi, laikliğin ortadan kaldırılması tarikat ve cemaatlerin önünü açtıkça açtı.

Şimdi ortada “laikliğin kalesi” yanılsamasının merkezinde olan İzmir’de, Menzil’deki bölünmenin aktörlerinden biri olan Muhammed Saki Erol’un gövde gösterisi görüntüleriyle karşı karşıyayız.

Tehlike sosyal medya paylaşıldığı üzere sadece İzmir’den ibaret bir tahlike değil, tüm ülkeyi sarmış durumda.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..