200 sanıklı yargılamada duruşma 8’inci gününde sürdü...
Aralarında 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı yargılamada duruşma 8’inci gününde sürdü...
'Aziz İhsan Aktaş' davasında üçüncü hafta :
İtirafçılar birbirine girdi, Ozan İş, Aziz İhsan Aktaş'ı da suçladı
Aralarında CHP’li belediye başkanlarının da yer aldığı 200 sanıklı ‘Aziz İhsan Aktaş’ davada duruşmalar devam ediyor. Davanın ilk haftasında 33 tutuklu sanık savunma verirken, yargılama salonunun yetersiz kalması nedeniyle duruşmalar Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda yapılıyor.
Şu ana kadar aralarında Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu 33 sanık savunma yaptı.
Davada 7’nci gün, Zeydan Karalar’ın da aralarında olduğu 9 sanık tahliye edildi.
AZİZ İHSAN AKTAŞ İLK KEZ SAVUNMA YAPAMSI BEKLENİYOR
Davanın üçüncü haftasında, “örgüt lideri” olduğu iddiasıyla hakkında 187 yıldan 450 yıla kadar hapis cezası talep edilen ancak tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın bugün ilk kez savunma yapması bekleniyor. Aktaş, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 4 Haziran 2025’te tahliye edilmişti.
ZEYDAN KARALAR DA SİLİVRİ'DE
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, mahkemenin cuma günü yaptığı ara tutukluluk değerlendirmesi ile tahliye edilmişti. Karalar, bugün duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi.
Tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, bugünkü duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi.https://t.co/ztEAD4S4Lo pic.twitter.com/ddGarEljL0
— Gazete Pencere (@gazetepencere) February 9, 2026
DURUŞMADA YAŞANANLAR:
İlk olarak Adıyaman Belediyesi dosyası kapsamında rüşvete aracılık etme suçu iddiasıyla tutuksuz yargılanan tutuksuz sanık Bilginay Temizlik Firmasında Proje Müdürü Savaş Çetinkaya, tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan’ı suçladığı savunmasında, “Kendisi belediyede başkan yardımcısıydı. Görüşmelerimiz olmuştur ama iş görüşmelerdir. Arkadaşlık ilişkisine dayalı görüşmeler değildir. Böyle borç, para verme durumu yoktur. Tutuklandıktan 3 gün sonra eşi tarafından 200 bin TL gönderildi. Bu paranın geri gönderilmesinin sebebi, suçu örtbas etmek ve borç ilişkisi göstermeye çalışmaktadır. Rüşvet suçunu kabul etmiyorum. ‘Temizlik işlerine Ceyhan Kayhan bakıyor, onunla görüş’ dediler bana. Ceyhan Kayhan net bir şekilde para istedi ama Abdurrahman Tutdere istemedi” ifadelerini kullandı.
Çeytinkaya savunmasında şunları söyledi:
Benim çalıştığım şirket ihaleleri almak veya almaya devam etmek için rüşvet vermedi. Çalıştığım şirket, hak ettiği ödemeleri alabilmek için para vermeye mecbur bırakıldı ve istenen paraları teslim ettim. Rüşvete aracılık etme suçunu kabul etmiyorum. Hakkımda beraat kararı verilmesini talep ediyorum.
"SAVCILIKTA TANIK OLARAK İFADE VERDİM"
Ardından savunma yapan Adnan Tan Dehnioğluşunları söyledi:
Adana'da bulunduğum dönemde şirket hesabından hesabıma paralar gönderildi. Baki Bey, paraları çekip kendisine veya Tekin Sönmez'e vermemi söylerdi. Ben de dediği şekilde paraları çekerek kendisine veya proje koordinatörü olan Tekin Sönmez'e teslim ederdim.
Şu anda belirtildiğinin aksine, ben herhangi bir şekilde suç unsuru oluşturacak bilgiye sahip değilim. Ben sadece o dönem için proje yöneticisiyim ve Baki Bey'in talimatı doğrultusunda hesabıma gelen parayı ilgili firmaya veya Tekin Sönmez'e teslim ettim. Bu yüzden isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum. Savcılıkta tanık olarak ifade verdim; vermiş olduğum ifadeler yalnızca tanıklık ettiğim hususlara dairdir. Bu yüzden beraatimi istiyorum.
BELTAŞ Muhasebe Uzmanı Ayben Yanardağ, "Beltaş’ın belediyeye borcu olduğu biliniyordu, bundan dolayı satışı yapıldı. İhale sürecinde Rıza Akpolat tarafından baskı, talimat ya da telkin olmadı" dedi.
"BİR HUKUKÇU OLARAK NASIL YAPABİLİRİM BÖYLE BİR ŞEYİ"
Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Esra Yenidünya ise şunları söyledi:
"CHP Beşiktaş Belediyesi Meclis üyesiydim, sonrasında İBB Meclis üyesi de oldum aynı zamanda. Resmi evrakta sahtecilik suçlamasıyla karşınızdayım. Ben 2024 yılı Mayıs ayı içinde Beltaş A.Ş'nin Yönetim Kuruluna seçildim. 3 Ocak 2025 ya da daha öncesinde BELTAŞ’tan evrak istendiğinden haberim yoktu. Örgütlü suçlar bürosu BELTAŞ'tan evrak isteyecek ben de bunu bileceğim, geriye dönük imza atacağım, savcılığın inceleyeceğini bile bile bir hukukçu olarak nasıl yapabilirim böyle bir şeyi... Ben bu iddiayı kabul etmiyorum. Ben kamu görevlisi değilim, Beşiktaş'ta kamu görevi yapmadım. Dolayısıyla bu suçlamayla sorumlu tutulmam da mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle yapılacak yargılama neticesinde beraatımı talep ederim."
"EVRAKLARIN SONRADAN DÜZENLENMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR"
Beltaş Çalışanı Gözde Şahin, şunları söyledi:
Sayın savcı evrakları talep ettiğinde ben çoktan çalışmaya başlamıştım. Dolayısıyla evrakların sonradan düzenlenmesi mümkün değildir. Beltaş, Türk Ticaret Kanunu'na göre faaliyet gösteren ticari bir şirkettir. Şirket işleyişinde ticari kurallar geçerlidir. Yapılan işlemler şirketlere özgü mevzuat dahilinde yerine getirilmiştir.
Yönetim Kurulu Başkanımız Önder Gedik, satış sürecinde şeffaflık olması için ihale yapılması kararını aldı. Kendisi ihale komisyonunu tebliğ etti. Firmaların zarfları teslim ettiği ve teklif mektuplarının açılma anında orada bulundum. Taşınmaz, niteliği itibariyle raporda belirtilenin oldukça üzerinde bir rakama satılmıştır. Herhangi bir kamu zararı söz konusu değildir. Gerçeğe aykırı veya sahte bir komisyon kararına imza atmadım.
Suç işleme kastıyla hareket etmedim. Yaptığım işlemler mevzuata ve hukuka uygundur. Ayrıca bu belgeler resmi belge niteliği taşımamaktadır. Bizler komisyon üyeleri olarak kamu görevlisi değil, şirket çalışanlarıyız. Önceki beyanlarımı tekrar ediyorum ve beraatimi talep ediyorum.
Beltaş Çalışanı ve komisyon Üyesi Mustafa Emin Güleryüz şunları söyledi:
Beltaş, Türk Ticaret Kanunu'na göre faaliyet gösteren bir ticaret şirketidir. İhalenin yapılmasına ve işlemlerin şeffaf olması gerektiğine karar vermiştik. Teklif zarfları komisyon huzurunda teslim alındı ve açıldı. Gerçeğe aykırı veya sahte herhangi bir komisyon kararına imza atmadık. Yaptığım işlemler mevzuata ve hukuka uygundur. Önceki beyanlarımı tekrar eder, beraatimi talep ederim.
Duruşmaya bir saat ara verildi.
OZAN İŞ: “HİÇ KİMSE BASKIYLA 460 MİLYON LİRALIK YATIRIM YAPMAZ"
Aranın ardından Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcı Ozan İş’in savunmasına geçildi. “2024 yılı Ocak ayı içerisinde yapılan başkan yardımcılığı toplantısında, Beltaş’a ait hastane ve petrol istasyonunun satılacağıyla ilgili karar alındı” diyen İş, sürecin belediye başkanının talimatıyla başladığını, görüşmeleri ise koordinatör başkan yardımcısı Ali Rıza Yılmaz ile ihale danışmanı Mustafa Mutlu’nun yürüttüğünü söyledi.
İş, hastaneyi satın alan Aziz İhsan Aktaş’a baskı yapıldığı iddialarını “hayatın olağan akışına aykırı” sözleriyle reddetti ve “Hiç kimse baskıyla 460 milyon liralık yatırım yapmaz. Baskı varsa kaçarsınız, yatırım yapmazsınız” dedi.
Savunmasında, satışa ilişkin ihale dosyasının savcılık evrak talebinden sonra hazırlandığını öne süren İş, tüm ihale belgelerinin Mustafa Mutlu tarafından oluşturulduğunu iddia etti. Kendisine yöneltilen “resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme” isnadının somut delile dayanmadığını söyledi.
AZİZ İHSAN AKTAŞ'I SUÇLADI
İş savunmasında Aziz İhsan Aktaş ile ilgili şu sözleri söyledi:
"Ayrıca hakkımda Aziz İhsan Aktaş’ın ileri sürdüğü rüşvet iddiası, gerçeği arama amacıyla değil, bir sorumluluktan kurtulma, suçu örtme ya da kişisel bir hesabı kapatma çabasının ürünüdür. Bu iddia maddi gerçeği değil, ihtiyaç duyulan bir hikayeye dayanmaktadır. Dosyada rüşveti gösteren tek bir somut delil yoktur."
Beşiktaş Belediyesi’nde ihalelerin tek merkezde toplandığını söyleyen Ozan İş, Mustafa Mutlu’nun yalnızca danışman değil, fiilen tüm süreci yöneten kişi olduğunu iddia ederek şu ifadeleri kullandı:
“Tüm Beşiktaş bürokrasisi bilir ki; Mustafa Mutlu'nun onayı olmayan hiçbir konuda karar verilemez. Müdürlüklerin ne kadar harcama yapacağına, bunun bütçedeki karşılığına kendisi karar verirdi.”
Hastane satışında yalnızca kiracıyla görüştüğünü söyleyen İş, süreci yönetmediğini, sadece kamu zararını önlemek amacıyla değerleme alınmasını tavsiye ettiğini ifade etti. İddianamede yer alan “azmettirme” suçlamasının hukuki dayanağı bulunmadığını söyleyerek beraatini talep etti.
OZAN İŞ İLE AZİZ İHSAN AKTAŞ ARASINDA GERİLİM
Savunmalar bittikten sonra Aziz İhsan Aktaş ile Ozan İş arasında polemik yaşandı. Aktaş, Ozan İş'e ihalelerle ilgili sorular sordu.
İşte o soru cevap şöyle:
Aziz İhsan Aktaş: Savunmasının başından beri benden yana iddiaları var, saygı duyuyorum. Kendisine birkaç sorum olacak. Öncelikle; belediyeye bağlı kaç tane belediye şirketimiz var? Eski Başkanımız, "Getirin gereken kararı" (diyerek) kendisini tehdit ettiği için ve sürekli kendisine baskı yaptığım için; kendisinin görevli olduğu şirketlerden aldığım gelirlerle ilgili birkaç sorum olacak Başkanım.
Mahkeme Başkanı: Davayla ilgisi var mı yok mu? Tehditle ilgiliyse onu ayrıca aranızda halledebilirsiniz. Suç duyurusu yolu her zaman açık.
Aziz İhsan Aktaş: Davayla da alakalı. Personel A.Ş.’de göreviniz nedir?
Ozan İş: Yönetim Kurulu Başkanı.
Aziz İhsan Aktaş: Yönetim Kurulu Başkanı olduğunuz dönemlerde, özellikle benim "Personel A.Ş."den almış olduğum doğrudan teminleri de mi size zorlamayla aldırdım? Belediyeden işleri alırken orada "zorla verildi" iddiası...
Ozan İş: Sayın Başkan, ben belediyeden işleri alırken zorla verildiği iddiasını sunmadım. Kendisinin bana sadece parayla (ödemelerle) ilgili yaptığı baskılardan bahsettim.
Aziz İhsan Aktaş: BELTAŞ hastanesinin satışının yapıldığı dönemde BELTAŞ'ta resmi göreviniz var mıydı?
Ozan İş: Az önce cevapladım Sayın Başkanım.
Mahkeme Başkanı: Bir daha cevap soramayız, kayıtlara girdi zaten.
Aziz İhsan Aktaş: O zaman şu soruyu soruyorum: BELTAŞ Genel Müdürü Önder Yedi'nin arkasına imza attığı 840 milyon TL'lik çeki Ozan İş'ten tehdit ederek mi aldık? Kendisinin de imzası var o çekte.
Ozan İş: Sayın Başkanım, bu iddianame konusu değil. Bu konuda eğer hukuki bir platform olursa cevaplayabilirim ama şu an bu kadar süre içerisinde tekrar buna cevap vermek istemiyorum.
Aziz İhsan Aktaş: Ulaşım ihalesini yapan Bilginay şirketi çok sayıda araçla bu işi yapıyor dedi. Ulaşım ihalesi Bilginay şirketine geçtiği dönemdeki araç sayısı mı fazlaydı, önceki dönemdeki mi? Kendisi mali hizmetlerden sorumlu olduğu için bu konuda bilgi sahibi midir?
Avukat Tufan (Ozan İş Müdafii): Efendim az önce "Benim araç sayısından haberim olması mümkün değildir, teknik personel var" diyerek benzer mahiyetteki bir soruyu cevaplamıştı. İtiraz ediyorum.
Aziz İhsan Aktaş: İddianameyle ilgili soruyorum: "Mali üyelerle ilgili Ali Rıza Yılmaz ve Mustafa Mutlu sürekli aynı kişilerin olmasını istiyordu ve ben buna karşı çıkıyordum" diyordu. Ali Rıza Yılmaz ile Mustafa Mutlu'nun istediği bu kişiler kimlerdir?
Ozan İş: Özellikle bir isim belirttiğimden bahsetmedim. Sadece "belirlenmiş iki kişi olsun" dediklerini belirttim.
Aziz İhsan Aktaş: Hiçbir resmi göreviniz olmamasına rağmen tüm satış süreçlerinde bilgi sahibisiniz, ihalenin yapılmadığını söylüyorsunuz. Resmi göreviniz olmadığı bir kurumda (BELTAŞ) tüm bu bilgilere nasıl sahip olabiliyorsunuz?
Ozan İş: Az önce görev tanımlamamı yaptım. Sayıştay ve Valilik nezdindeki görev pozisyonum gereği dahil olduğum kadar bir durum var. Onun ötesinde bir talimatım olmadığını zaten belirttim.
Aziz İhsan Aktaş: Şirketlerimin ihaleleri ya açık ihale ya da pazarlık ihalesidir. Sizin yönetim kurulu başkanı olduğunuz Personel A.Ş.'deki doğrudan temin ihalelerini ben sizi tehdit ederek nasıl alabiliyorum?
Ozan İş: Onu az önce söyledim; konu hak edişlerle ilgilidir, ihale alma süreciyle ilgili değildir.
Aziz İhsan Aktaş: Savcılık soruşturmayı başlattığı süreçte evrakları sizler mi sundunuz?
Ozan İş: Yazı İşleri Müdürlüğü bana bağlı olduğu için tabii ki evrakları hazırlayıp teslim eden biz olduk.
Aziz İhsan Aktaş: Soruşturma aşamasında çok dikkatimi çeken bir husus var. Sizin döneminizde yapılan birer aylık ihaleler soruşturma dosyasının içinde yoktur. Bunlar özellikle sizin tarafınızdan çıkartılıp mı gönderilmedi, yoksa unuttunuz mu?
Ozan İş: Konuyla ilgili bilgi sahibi değilim. Kesinlikle ihale dosyalarına müdahil olmadım. Evrak eksik verilmesi gibi bir endişe taşımadığım için tam verilmiş olması lazım. Eksik verildiği iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum.
Aziz İhsan Aktaş: Dosya içerisinde olmayan bu iki dosyadan dolayı şu an bilirkişinin yaptığı tespitlerde "fesattan" dolayı yargılanan şirket sahipleri var. Eğer bu iki dosya savcılığa teslim edilseydi, bilirkişi bunun bir önceki ihalenin devamı olduğunu görecek ve "model şartından" dolayı bir problem olmadığını anlayacaktı. Bundan dolayı birçok kurum çalışanı ve şirket sahibi mağdur durumda ve ilginç bir şekilde siz bu konuda yargılanmıyorsunuz. Sizce bunun sebebi nedir?
Avukat Tufan: İlgisiz soru, itiraz ediyoruz.
Ozan İş: Mülkiye müfettişlerinin bu bahsettiği ihalelerle ilgili raporları vardır. Geçen hafta bu hususlarla ilgili mülkiye müfettişi belediyede soruşturma yaptı ve benim ifademe başvurdu. Bilgiler kendilerine verilmiştir. Bizim literatürümüzde "dosya saklama", "evrak yırtma" gibi sahtekarlıklar olmaz. Neye istinaden söylediğini bilmiyorum ama böyle bir şeyden haberim yok. Niye evrak eksik verelim?
Aziz İhsan Aktaş: İfademde ben kurumda kimseyi ayırt etmeden, maruz kaldığım tüm zorluklar çerçevesinde tüm yetkililerle ilgili söylenmesi gereken her şeyi söyledim. Ali Rıza Yılmaz, Ozan İş, Rıza Akpolat ve Alican Abacı ile ilgili tüm beyanlarımı etkin pişmanlık ifadelerimde belirttim. Bunlarla ilgili tüm beyanlarda bulunmama rağmen, Ozan İş ile ilgili de satış sürecinde 10 milyon TL parayı istemesi hususu sabittir. İlginç olan, soruşturma dosyası incelendiğinde; kendisi paranın verildiği gün belediye dışında olduğunu söylemişti. Ancak HTS kayıtlarına bilirkişi incelemesi yaptırdığımda, resmi kullandığı telefonun gün boyu belediyeden ayrılmadığı gözükmektedir. Buna ne diyeceksiniz?
Avukat Tufan (Ozan İş Müdafii): Sayın Başkan, burada bir itirazım var. Emniyet ifadesine ben de girmiştim. Orada saat 14:00 sularında sinyali kesiliyor. Müvekkil bu sebeple yanlış yönlendirildi; savcılığın sunduğu evrakta kesinti olduğu için müvekkil de o anki hafızasıyla "Demek ki dışarı çıkmışım" şeklinde anlattı. Ama bugünkü 10 milyon TL rüşvet iddiasına ilişkin savunmasında zaten böyle bir argüman sunmadı, o gün odasında kimlerin nelere şahit olduğunu açıkladı.
Aziz İhsan Aktaş: Sayın Başkanım, sorumu tekrarlayabilir miyim? Ozan Bey emniyet ifadesinde "Öğleden sonra belediyede değildim, baz kayıtlarıma bakılırsa dışarıda olduğum görülecektir" demişti. Hatta siz de bu soruyu sormuştunuz kendisine. Dosyadaki kısıtlılık kalktıktan sonra mahkemeye sunacağım bilirkişi raporunda, Ozan İş'in telefon numarası gün boyunca benimle aynı paralellikte belediyeden sinyal alıyor. Kendisi o gün belediyede benimle beraber. Bu çelişkiyi soruyorum kendisine.
Ozan İş: Sayın Başkanım, ben az önce avukat beyin de anlattığı gibi; (teknik veride) kesintiye uğradığı için öyle söyledim ama orada olduğumu şu an zaten inkar etmiyorum. Ben gözaltında kaldığım süredeki beyanımı anlatıyorum. Ben zaten Aziz İhsan Aktaş ile sadece o gün değil, biz her zaman aynı baz istasyonundan sinyal vermişizdir. Belediyede olduğumuz sürece baz vermediğimiz gün zaten çıkmaz; bunu anlatmaya çalışıyorum. Sadece HTS bir kağıt parçasıdır; ortada başka hiçbir şey yokken böyle bir ithamda bulunulması tabii ki de çok soyut kalmaktadır.
RIZA AKPOLAT SORU SORDU
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Ozan İş'e sorular sordu. Mahkemede yaşanan diyalog şöyle:
Rıza Akpolat: Ozan Bey, Beşiktaş Belediyesi’ne İSKİ’den geldiğini ifade etti. Sadece İSKİ’de müfettiş olduğu için mi buraya geldi, yoksa üniversiteden sınıf arkadaşı olmamızın bir etkisi var mıdır?
Ozan İş: Tabii ki vardır. Sadece müfettiş olduğum için geldiğim yönünde bir beyanda bulunmadım zaten.
Rıza Akpolat: Peki, 2019 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi kazanınca; "Artık orada duramam, ailem Üsküdar örgütünde AK Parti üyesi ve yöneticisi, beni orada artık yaşatmazlar. Buraya gelip sizinle görev yapmak istiyorum" dediniz mi?
Ozan İş: 2019’daki görüşmemizde kesinlikle böyle bir konuşma geçmemiştir. Bunun altını çiziyorum. Benim kadromu aldığım tarih 2024’tür. Sizin söylediğinizden tam beş yıl sonradır.
Rıza Akpolat: Kadrodan bahsetmiyorum, 2019’da görevlendirmeyle geldiniz. Şimdi, kendisi ifadesinde Sayıştay raporlarını açıkladı, birtakım eleştirileri söyledi. Bu konuların hepsi 2019’dan gözaltına alındığımız 13 Ocak 2025 tarihine kadar hem Sayıştay hem de mülkiye müfettişleri tarafından denetlendi. Sayıştay raporlarında her belediyeye ait 50-100 tane eleştiri olur. Konu şudur: Bunlar soruşturmaya dönüştü mü? Müfettişler bir bulguya rastladıklarında bunu soruşturmaya dönüştürürler. 2019’dan bugüne kadar bunca denetim geçiren bir belediye olarak, neden hiçbir soruşturmaya muhatap olmadık? O raporlardaki bulguların müfettişlerde bir karşılığı olmamış mıdır, yoksa onlar bizi kayırmış mıdır?
Ozan İş: [Denetim süreçlerinin] Denetçilerin takdiridir.
Rıza Akpolat: Efendim, denetçinin takdir yetkisi var mıdır? Bir usulsüzlük, yolsuzluk bulduğunda bunu takdiriyle görmezden mi gelir, yoksa soruşturmaya mı dönüştürür?
Ozan İş: Sayıştay denetçileri zaten kamu zararları çıkararak görevlerini yerine getirmiştir. Mülkiye müfettişlerinin denetim kapsamı bellidir. Onlar görüp de yapmadılarsa ben bu konuda niye kendimi sorumlu tutayım ki?
Rıza Akpolat: Kendisi Teftiş Kurulu Müdürü olduğunu, sonra Başkan Yardımcısı olduğunu, usulsüzlükleri bana ilettiğini, benim de Mustafa Mutlu’yu korumak için görmezden geldiğimi iddia etti. Arkadaşımdır, mesleğine saygı duyuyorum ama şunu merak ediyorum: Madem bu kadar usulsüzlüğün, haksızlığın, yıllara sâri kurulmuş usulsüz bir düzenin içerisindeydi; neden istifa etmeyi düşünmedi? Neden geldiği kuruma geri dönmeyi düşünmedi de 13 Ocak’a kadar sustu? Hatta emniyetteki ilk ifadesinde bile hiçbir şey anlatmadı. Neden o zaman değil de şimdi birdenbire bu ifadeleri veriyor?
Ozan İş: Sonuç itibarıyla Sayıştay tenkitleri ve kamu zararları bellidir. Biz bir şeylerin daha iyi olması ümidini her zaman içimizde taşımışızdır. Dolayısıyla, bu konuyla istifa edip etmeme arasında bir bağlantı kuramadım işin açıkçası.
DURUŞMA SAVUNMALARLA DEVAM ETTİ
Sorgulardan sonra Sibel Çelik'in savunmasına geçildi. Çelik şu ifadeleri kullandı:
"Öncelikle başlamadan önce, az önceki söylenen şeyle ilgili bir cevap vermek istiyorum: Evrakların sonradan düzenlendiği iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Bizim (komisyon üyelerinin), savcının evrak talep ettiğinden dahi haberimiz yoktu; diyerek başlamak istiyorum.
2019 yılında BELTAŞ A.Ş. satın alma biriminde göreve başladım. Son sekiz aydır Kafeler Müdürü olarak BELTAŞ’ta halen çalışmaktayım. 2024 senesi Temmuz ayında BELTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Önder Gedik; taşınmazların satılacağını, satışa ilişkin ihale komisyonu kurulacağını ve benim de komisyonda yer alacağımı tebliğ etti.
Gerçeğe aykırı yahut sahte herhangi bir komisyon kararına imza atmadım. Yaptığım işlemler mevzuata ve hukuka uygundur. Önceki beyanlarımı tekrar ederim. Suç işleme kastıyla hareket etmedim. Beraatımı talep ederim Sayın Başkanım."
Çelik'ten sonra İETT Satın Alma Müdürü Cevdet Akarsu konuştu:
Sayın Başkan, ben bu dosyada ihale komisyon üyesi olarak görev aldım. İhale komisyonları, ihale yetkilisi tarafından mevzuat gereği 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca en az beş asil ve beş yedek üyeden oluşturulur. İddianamede adı geçen yedi adet dosyada komisyon üyesi olarak görev yaptım ancak komisyon üyesi olarak görev almak kendi başına bir suç teşkil etmemektedir.
Komisyonun görevi, ihale tarihinde EKAP sistemine yüklenen dosyaları ihale dokümanına ve yeterlilik kriterlerine uygunluk açısından değerlendirmek, ekonomik açıdan en avantajlı teklifi tespit etmek ve isteklilerin gerekli şartları taşıyıp taşımadığını kontrol etmektir. İhale komisyonunda yaklaşık maliyet, tekliflerin açılmasıyla birlikte ihale saatinde istekliler huzurunda açıklanır. Teklifler alındıktan sonra yaklaşık maliyetin altındaki en düşük ve geçerli teklifi sunan firmaya ihale uygun görülür; ardından bu karar yazılı hale getirilerek ihale yetkilisinin onayına veya iptaline sunulur.
Bu aşamalarda herhangi bir şahıs lehine ya da aleyhine ayrım yapılmamıştır ve kimseden talimat alınmamıştır. Söz konusu ihaleler, yerli ve yabancı her isteklini katılabileceği 4734 sayılı kanunun 19. maddesindeki açık ihale usulüyle gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu yedi adet ihale, Mülkiye Müfettişleri ve her yıl düzenli olarak Sayıştay denetçileri tarafından denetlenmiş, hiçbir aykırılık tespit edilmemiştir. İhale süreci yaklaşık maliyetin belirlenmesinden sonuçlandırılmasına kadar kanunun öngördüğü şekilde yürütülmüştür.
İhale ilanları yayımlandıktan sonra ihale yetkilisi durumu komisyon üyelerine e-posta yoluyla tebliğ eder. Komisyon üyeleri de ihale gün ve saatinde yeterlilik değerlendirmesini yapar. Bahsi geçen ihalelerin çoğu elektronik ihale yöntemiyle yapılmıştır. Elektronik ihalede tekliflerin alınması ve değerlendirilmesi tamamen sistem üzerinden gerçekleştirilir. Eğer sisteme teklif girilmemişse, sistem yaklaşık maliyeti bile açmaz ve kapalı tutar. İddianamede yer alan piyasa araştırması ve tekliflere dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Açık ihale usulünde her istekli katılım sağlama ve itiraz etme hakkına sahiptir ancak bu ihalelerle ilgili mevzuat çerçevesinde herhangi bir şikayet veya itiraz başvurusu da yapılmamıştır.
Somut dosyada bu teklifler, mevzuata uygun biçimde değerlendirme dışı bırakılmaktan öte bir hukuki sonuç doğurmamıştır. Bu nedenlerle, isnat edilen ihaleye fesat karıştırma suçlamasının, Kamu İhale Hukuku tekniği bakımından somut ve belirli bir mevzuat ihlali ile desteklenmediği; yedi ihalenin dosyalarıyla bağ kurulmadan, soyut beyan ve yorum seviyesinde kaldığı değerlendirilmektedir.
Sayın Başkan, öncelikle davanın açılmış olması ve ifademin alınmış olması nedeniyle hakkımdaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum.
İETT yetkilisi Halil İbrahim Kaya ,Samet Altup Arıkan ve Şevket Eygi savunmalarını verdi.

