Kandilli Rasathanesi gözlemevi neden İznik’e taşınmak zorunda kaldı?
Konu ABD’li bir akademisyenin "Marmara Depremi" paylaşımıyla gündeme geldi oysa Kandilli’nin jeomanyetik gözlemevi verileri 22 yıldır uluslararası standartları karşılamıyor. Rasathane gözlemevini çevresel gürültü yüzünden İznik'e taşıdı, 17 yıldır sadece buradan veriler paylaşıyor. Jeofizik mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut bu tartışmada asıl önemli olanın bilimsel bir merkezin rant hırsı yüzünden atıl kalması olduğuna, aynı şeyin İznik'te de yaşanabileceğine dikkat çekti...
Bunun arkasında da rant var: Kandilli
Rasathanesi gözlemevi neden İznik’e
taşınmak zorunda kaldı?
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün İstanbul'daki jeomanyetik gözlemevindeki ölçümlerin yapılaşma ve gürültü gibi nedenlerle İznik'e taşınması 17 yılın ardından ABD'li bir araştırmacının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla gündem oldu.
Arizona Üniversitesi’nden jeofizik doktoru Richard Cordaro önceki gün X hesabından yaptığı paylaşımda, bir kullanıcının Marmara Denizi’nde deprem olup olmayacağına dair sorusuna verdiği yanıtta, fay hattının kuzey ve güneyinde iki istasyon bulunduğunu, bunlardan birinin İstanbul’da diğerinin İznik’te olduğunu belirterek “Talihsiz bir kararla, Kandilli Gözlemevi İstanbul istasyonunu kapatmaya karar verdi” yazmıştı.
“Şimdi sadece bir istasyonla, sinyallerin Marmara Denizi içinden gelip gelmediğini bilemiyoruz. Umarım yetkili birileri Kandilli’yi İstanbul İstasyonunu yeniden açmaya ikna edebilir” diye yazan Cordaro’nun paylaşımı sonrası, Kandilli’deki istasyonda ölçüm yapılmamasının depremin önceden kestiriminde engel oluşturduğuna dair bilimsel dayanağı olmayan iddialar ortaya atıldı.
Kandilli'den açıklama: Yapılaşma ve gürültü nedeniyle İznik'e taşındı
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü de bir açıklama yaparak mevcut bilimsel bilgi birikimi ve teknoloji düzeyi çerçevesinde, yalnızca jeomanyetik veriler kullanılarak yer, zaman ve büyüklük bilgilerini içeren güvenilir bir deprem tahmini yapılmasının mümkün olmadığını, bu yöndeki spekülatif iddiaların bilimsel bir dayanak taşımadığını bildirdi.
Açıklamada İstanbul’daki gözlemevinin “sistemlerinin kapatılmadığı”, ölçümlerin yapılaşma ve gürültü gibi çevresel manyetik kirliliğe bağlı nedenlerle İznik’e taşındığını ifade edildi.
Rasathanenin açıklamasına göre 1947’de kurulan İstanbul–Kandilli (ISK) Jeomanyetik Gözlemevi, 1997 yılında Uluslararası Gerçek Zamanlı Manyetik Gözlemevleri Ağı’na (INTERMAGNET) dahil edildi.
Ancak İstanbul’da zamanla artan yapılaşma, yoğun araç trafiği ve çevresel metalik unsurların oluşturduğu yapay manyetik gürültü, gözlemevinde yürütülen ölçümlerin uluslararası hassasiyet standartlarını karşılamasını sürdürülemez hale getirdi.
Bu nedenle ISK istasyonunun INTERMAGNET üyeliği 2004 yılında zorunlu olarak sonlandı.
Enstitü tarafından manyetik kirlilikten uzak ve daha izole bir bölgede, İznik’te (IZN) Jeomanyetik Gözlemevi kuruldu.
İstanbul'daki gözlemevinden son veri 2009'da paylaşıldı
Geçiş sürecinde her iki istasyon (ISK ve IZN) bir süre paralel çalıştı, ISK verileri de 2009 yılı sonuna kadar uluslararası veri merkeziyle paylaşılmaya devam etti.
Yani Cordaro’nun talihsiz bir kararla kapatıldığını söylediği ISK verilerinin uluslararası veri merkezi ile paylaşılmamasının 17 yıllık bir geçmişi var.
Kandilli İznik’teki gözlemevinin 2007 yılından beri INTERMAGNET üyesi olduğunu belirtirken, taşınma sürecinin bir kapatma değil, bilimsel gereklilikler doğrultusunda gerçekleştirilen bir modernizasyon ve yer değişikliği çalışması olduğunu aktarıyor.
Konuyla ilgili soL’un edindiği bilgiye göre her iki istasyonun da çalışır durumda olması bir zorunluluk değil. Zira INTERMAGNET’in internet sitesindeki Asya haritasına bakıldığında tek bir gözlemevinin bulunmadığı Uzak Asya’ya uzanan geniş bir coğrafya görülüyor.

Karabulut: Bu istasyonların amacı sadece deprem kestirimi değil
soL’a konuşan Gebze Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi jeofizik mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut da dünyadaki manyetik istasyonların standartları olduğunu ve buralarda yerin manyetik alanının değişimlerinin, iç ve dış kaynaklarının incelendiğini, bunların mühendislik alanında, eğitimlerde kullanıldığını, bu istasyonların amacının sadece deprem kestirimi olmadığını dile getirdi.
Arizona Üniversitesi’nden söz konusu paylaşımı yapan araştırmacının manyetik alandaki değişimlere bakarak depremlerin kestirimleriyle ilgili kendi görüşleri olduğunu ifade eden Karabulut ancak yer manyetik alanındaki parametrelerin tek başına kullanımının deprem kestirimi için yeterli olmadığını kaydetti.
Deprem öncesinde yeraltı sularında değişim, gaz çıkışı veya küçük depremler gibi birçok farklı parametreye bakıldığını ancak bunlara bakarak da tek başına depremlerin olacağının söylenemeyeceğini ifade eden Karabulut, yer manyetik alanındaki ani değişimlerin iç ya da dış kaynaklı pek çok nedeni olabileceğini belirtti.
'Çevresinde manyetik bir çivinin bile olmaması gerekiyor'
Karabulut burada önemli olanın şehirdeki rant yüzünden bir istasyonun atıl kalması olduğunu dile getirdi.
Kandilli’deki rasathane ilk kurulduğunda burasının yerleşimin olmadığı çok ıssız bir yer olduğunu dile getiren Karabulut, manyometrelerin çalıştığı yerlerde manyetik kalkan olması gerektiğini ifade etti:
Mesela orada kullanılan çiviler bile pirinç çiviler, metal çiviler kullanılmaz. Yani manyetik alan ölçümlerinin yapıldığı yerde kesinlikle bir manyetik elektrik alanının, bir manyetik çivinin bile olmaması gerekiyor.
Yurtdışındaki laboratuvarların yüzde 99'unun manyetik kalkanla korunduğu söyleyen Karabulut “İçinde metal hiçbir şey bulamazsınız. Ve genellikle bunlar orman alanları içerisinde ıssız yerlere kurulur ki çevresel gürültülerden etkilenmesin” diye konuştu.
'Aynı şey İznik'in başına de gelecek'
Gürültüden kastedilenin burada elektrik alanlar, kablolar, binalar, her türlü metalik, elektrik ve manyetik alan olduğunu dile getiren Karabulut “Onun için ben rantsal bir dönüşümden dolayı böyle olduğunu söyledim. Zamanında orasını açmasalardı yerleşime. Fakat İznik'te bulunan rasathane etrafında şu an böyle bir gürültü yok. O yüzden de orası şu anda kullanılıyor. Fakat gelecekte aynı şey İznik’in başına da gelecek. Çünkü yine yapılaşmaya açılacak. Bu böyle gidecek” dedi.
Rasathaneyi kullanılamaz hale getiren rant hırsı
Aynı şeyin deprem kayıt istasyonları için de geçerli olduğunu dile getiren Karabulut bilim insanlarının bu “sessizlik isteyen ortamları”na kimsenin gürültü yaparak engel olmaması gerektiğini ifade ederek “Gürültü de rant hırsı oluyor. Bu işi buradan okumak gerekiyor” dedi.
Uluslararası bir kuruma veri sağlayan Kandilli Rasathanesi’nin atıl kalmasının nedeninin oradaki bilim insanları ya da cihaz değil çevresine yapılan yerleşim olduğunu vurgulayan Karabulut “Keşke zamanında buralar yerleşime, imara açılmasaydı. Durum bundan ibaret. Oraya yapılan yoğun yerleşimle rasathaneyi kullanılamaz hale getirdiler” diye belirtti.
ABD'li araştırmacıya tavsiye: Fay bölgelerine geçici istasyon kurabilir
Karabulut, Arizona Üniversitesi’nden konuyu gündeme getiren araştırmacıya dairse şunları söyledi:
Bu kişinin verilere ihtiyacı var galiba. Bir çalışma yapmak istiyorsa yapacağı şu olmalı. Normalde deprem beklenen fayların olduğu bölgeye geçici istasyon kurması gerekiyor. Faya dik şekilde. Örneğin şu anda Marmara Denizi'de kırılma olacak. Kendisinin o zaman adalara, Marmara'nın güneyine, kuzeyine ve hatta daha fazla deniz dibine gerekirse, istasyonlar kurup yer manyetik alanında değişimin anomalisini yakalaması gerekiyor. Yani sadece Kandilli Rasathanesi’ndeki bir istasyonla bunu başaramaz.
Burcu Günüşen / soL

