Milli Eğitim gerici vakıflara teslim!..
Milli Eğitim Bakanlığı, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek talebini "kaynak yok" diyerek geri çevirirken, gerici vakıfların çatı platformuyla el ele verip okullarda "Ramazan süslemesi" yarışması başlattı. Kazanan okulun müdürü ve öğretmenleri Umre'ye götürülecek...
Öğrenciye bir öğün yemek 'kaynak yok' diye reddedilirken: Gerici vakıflar okullarda 'Umre ödüllü' etkinlik düzenleyecek
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in imzasıyla 81 ile gönderilen yazıyla, okullarda "ramazan temalı etkinlikler" düzenleneceği duyurulmuştu.
Bu kapsamda ilk adımlardan biri İstanbul'da atıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve gerici vakıfların işbirliğiyle okullar arası "Ramazan süslemesi yarışması" düzenleneceği açıklandı.
Dersliklere asılan ilanda etkinliğin amacı "Okullarımızda estetik, eğitici ve kültürel bir Ramazan ortamı oluşturmak amacıyla düzenlenmek" olarak tarif edildi.
Etkinlik kapsamında okullarda koridorlar, sınıflar, bahçeler ve panolar "Ramazan" temasıyla süslenecek.
Ödül olarak müdür ve öğretmenler Suudi Arabistan'a Umre ziyaretine gönderilecek.

Milli Eğitim gerici vakıflara teslim
Etkinliği düzenleyen kurumlar arasında "Eğitime Destek Platformu (EDP)" öne çıkıyor.
EDP, iktidarın çevresindeki gerici ve cemaatçi kurumları bir araya getiren bir çatı platform.
Platform bünyesinde çocuk istismarlarıyla gündeme gelen Ensar Vakfı, Menzil tarikatına ait Semerkand Vakfı, Nur cemaatine ait Hayrat Vakfı ve Bilal Erdoğan'ın kontrolündeki TÜGVA'nın yanısıra TÜRGEV, İlim Yayma Cemiyeti ile İmam Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği bulunuyor.
Platformun hedefi imam hatip okullarını çoğaltmak, diğer okullardaysa dini içerikli dersler ve faaliyetlerin sayısını artırmak.
Öğrencinin temel ihtiyaçları 'kaynak yok' diye reddedilirken...
Okullarda "ramazan temalı etkinlikler" düzenlenmesi kararını soL'a değerlendiren komünist öğretmenler, "eğitimin laik ve bilimsel niteliğine yönelik açık bir ideolojik müdahale" başlatıldığına dikkat çekerek şunları söylemişti:
“Çocuklarımızın bizi bir arada tutan değerleri sahiplenmesi iddiasıyla sunulan bu uygulamalar, toplumun tümünü kapsayan ortak değerler değil; belirli bir inanç anlayışının devlet eliyle çocuklara dayatılmasından ibarettir. Bu yaklaşım, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ÇEDES projesi ile okulları dini vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanına dönüştürme politikasının bir devamıdır.
Öte yandan, çocuklara bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlamayı dahi 'kaynak yok' gerekçesiyle reddeden Milli Eğitim Bakanlığı’nın; konu din ve Ramazan ayı olduğunda tüm imkânlarını seferber etmesi, bu politikanın insani değil ideolojik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Açlık ve yoksullukla mücadele eden milyonlarca öğrencinin temel ihtiyaçları görmezden gelinirken, dini etkinliklerin öncelik haline getirilmesi kabul edilemez.
Okullar, dini ritüellerin ve kutsal ayların propaganda alanı değildir. Devletin görevi 'millet olma bilinci'ni tek bir inanç üzerinden tanımlamak değil; çocukların özgürce düşünebildiği, sorgulayabildiği, bilimsel ve kamusal bir eğitim ortamı yaratmaktır. İnanç bireyseldir, eğitim kamusaldır. Bu iki alanı bilinçli biçimde birbirine karıştırmak pedagojik değil, siyasidir.
Laik eğitimi savunmak bireysel bir tercih değil, örgütlü bir sorumluluktur. Çocuklarımızın inançları üzerinden ayrıştırılmasına, okulların cemaat ve vakıf projeleriyle kuşatılmasına sessiz kalmayalım.

