'Naci İnci’nin öğrencimize ve personele yaptıkları insanlığa sığmaz!'
Boğaziçi kayyumu insanlığı unuttu
Boğaziçi Üniversitesi’nin kayyum rektörü Naci İnci, üniversiteyi yasak ve baskı merkezine çevirdi. Son olarak Hamlin Hall’daki dört öğrenci kulübü odasının gece yarısı operasyonuyla boşaltılmasına karşı başlatılan nöbete polis müdahale etti.Üniversite içerisine polisin girmesi kamuoyunda büyük tepki çekti. Öğrencilerin ve akademisyenlerin kayyuma karşı direnişi ise sürüyor. İnci'nin bu direnişe yanıtı baskı ve soruşturma oluyor.
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu hakkında da son 4 yılda 17 ayrı disiplin soruşturması başlatıldı. Son olarak Tuğcu'nun, "istirahat raporu olmasına karşın", raporun "fenne aykırı" olduğu ididasıyla Beykoz Devlet Hastanesi'ne sevki yapılmıştı. Oybirliğiyle alınan Sağlık Kurulu değerlendirmesinde, "rapor usul ve fenne uygundur" tespiti yapıldı.
ÇAREYİ CEZADA BULDU
Yaşadıklarını BirGün'e anlatan Tuğcu, "Altıncı yılına giren Boğaziçi Üniversitesi Direnişi’nde 'Ben içeriden olduğum için beni kabul ederler' diye söz vererek Melih Bulu’nun yerine atanmayı beceren Naci İnci geçen bu süre içinde kendini kabul ettirmek bir yana tepkiyi her geçen gün daha alevlendirince çareyi gözüne kestirdiği kişilere cezalar vermek ve hatta üniversiteden atmakta buldu. Bunu personeli ya işten çıkarıp ya da sürgüne göndererek, mezunların kampüse girişini yasaklayarak, öğrencilere soruşturma açıp yurttan atarak hocaları ise doktor öğretim üyesi ise sözleşmelerini yenilemeyip üniversiteden atarak, doçent veya profesör ise soruşturma ve hatta ceza davası açarak yapıyor" dedi.
YÜZLERCE SORUŞTURMA
Kendisinin de bu mobbing silsilesinde payını fazlasıyla aldığını anlatan Tuğcu, "Sadece bana altı ay üniversiteden uzaklaştırma, havuz basında karalama kampanyası (Naci İnci bana şahsen tazminat ödemeye mahkum edildi), 17 disiplin ve ceza soruşturması, üç kez YÖK’te kamu hizmetinden çıkarma talebiyle soruşturma ve iki kez ceza davası açma teşebbüsünde bulundu. Öğrencilere açılan soruşturma sayısı dört yıl önce 500’ü aşmıştı. 30 yılda Boğaziçi’ni tanıyamayan Naci İnci daha sertleşerek ipleri ele alacağını zannederken aslında ipleri koparmış olduğunun farkında bile değil" diye konuştu.
TOPLANTI YAPMAK SUÇ
Tuğcu, yapılan usulsüzlükleri ortaya çıkardığı için açılan soruşturma serisinden özetle şöyle bahsetti:
“İki kez YÖK tarafından reddedilen kamu hizmetinden çıkarma soruşturmasında zaman aşımı dolacağı için 'toplantı odasında toplantı yapma suçu'ndan kınama cezasına, mahkeme iptal edince 'Danıştay’ın görevim olduğunu söylediği toplantıyı yaptığım için' maaştan kesme cezasına, o da yetmez 'Öğrencilere kahve ısmarlama' suçuyla soruşturma açmaya kadar vardı. Üniversite kampüsünde 15 yaşındaki bir kız çocuğunun kaçak çalıştırılırken silahla katledilmesi, depreme dayanıklı değil diye kütüphane yenilemesine girip binayı yıktıktan sonra bütçede para kalmadığını anlayınca kütüphanenin çayıra çevrilmesi ve bunları sıklıkla dile getirmem Naci İnci’nin iyice kontrolden çıkmasına neden oldu. Bunun sonucunda üçüncü kez kamu hizmetinden çıkarılmam için soruşturma açtırıp yılbaşının ertesi gününde de aynı konuda beş yeni soruşturma açtırdı."
İNSANLIĞA SIĞMAZ
İnci’nin öfkesinin dinmediğini kaydeden Tuğcu, "Almış olduğum istirahat raporunun sahte rapor olduğunu iddia etti. Ancak bunu yaparken bile raporun son günü gönderdi ki heyet raporu alamayayım. Üstelik bunun için evime 2,5 km mesafedeki tam teşekküllü şehir hastanesi yerine 23 km uzaktaki Beykoz Devlet Hastanesi’ne gitmeyi şart koştu. Tabii ki Sağlık Kurulu, Naci İnci’nin temelsiz iddialarının aksine, raporu doğru buldu. Doktor olan ablam 20 yıllık kolestrol rahatsızlığım nedeniyle 'Bu insanlığa sığar mı?' diye isyan etti. 5 yıldır Naci İnci’nin öğrencimize ve personele yaptıkları insanlığa sığmaz" ifadelerini kullandı.
***
AYM BİLE ANLAMADI!
Anayasa Mahkemesi, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Naci İnci'nin talebi üzerine, okuldaki protesto eylemleri nedeniyle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'a dayanarak hakkında önleyici tedbir kararı verilen kız öğrencinin bireysel başvurusunda ihlal kararı verdi. Öğrenciye 34 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Yüksek Mahkeme'nin gerekçesinde, kanunun amacının şiddete uğrayan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olanları korumak olduğu vurgulanarak, "Üniversite Rektörü'nün sahip olduğu kamu gücü dikkate alındığında, anılan kanun ışığında Rektör'ün nasıl bir yorum yöntemiyle ısrarlı takip mağduru olarak nitelendirildiği anlaşılamamıştır" tespitinde bulunuldu.
Kaan Ayhan / Birgün

