RANTA HİZMET: Milli parklarda talanın ilk 5 maddesi Meclis'ten geçti
Meclis'te kabul edilen Milli Parklar Kanunu teklifinin ilk 5 maddesiyle, korunan alanlarda turistik yapılaşmanın ve özel şirketlere devrin önü açıldı. Hukukçular, düzenlemenin doğayı korumaktan ziyade ticari ranta hizmet edeceğini vurguluyor...
Milli parklarda talanın ilk 5 maddesi Meclis'ten geçti: Şirketlere 99 yıllık kapı aralanıyor
TBMM Genel Kurulu, Milli Parklar Kanunu'nda yapılmak istenen değişiklikleri görüşmeye başladı.
Yapılan oylama sonucunda, teklifin korunan alanlardaki yapılaşma ve işletme yetkilerini kökten değiştiren ilk 5 maddesi kabul edildi. Diğer maddelere ilişkin görüşmeler 24 Şubat'ta başlayacak.
Kabul edilen düzenlemelerle birlikte, milli parklar ve tabiat parklarında "kamu yararı" gerekçesiyle turistik bina ve tesislerin yapılması yasallaşırken, bu alanların şirketlere tahsis edilmesinin kapsamı genişletildi.
Yapılaşmanın önü açılıyor, işletme süresi 99 yıla çıkıyor
Yeni yasalaşan maddelere göre, milli park dışındaki korunan alanlar için de milli park planlama süreçleri uygulanacak. Planlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak veya hazırlattırılacak. Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinde uygulanacak projelerde Genel Müdürlüğün olumlu görüşü belirleyici olacak.
En dikkat çeken düzenleme ise işletme sürelerine ilişkin oldu. Milli park ve tabiat parklarında turistik tesis yapmak üzere özel kişilere verilecek intifa hakkı süresi 49 yıl olarak belirlendi. Ancak işletmenin "başarılı olduğu" belgelenen tesislerde bu süre 99 yıla kadar uzatılabilecek.
Düzenleme sadece üst yapı ile sınırlı kalmıyor. Korunan alanların içinden ulaşım yolları, enerji nakil hatları, doğalgaz iletim hatları, içme suyu ve atık su tesisleri gibi altyapı projelerinin geçmesine de bedeli karşılığında izin verilebilecek. Özellikle içme suyu temini gibi durumlarda, uzun devreli gelişme planı şartı aranmadan tesis kurulumuna imkan tanınacak.
İstanbul Barosu: Tahribat hız kazanacak
İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, teklifin ekolojik dengeden ziyade ekonomik getiriye odaklandığı tespiti yapıldı. Raporda, "Teklifte doğayı gerçek anlamda korumaktan çok, tabiat alanlarını kontrol altına almayı ve turizm ile ekonomik getiriye açmayı hedefleyen bir dil kullanılmaktadır. Korunan alanlara dair izin süreçleri özel kişi ve şirketler lehine yeniden düzenlenmektedir" denildi.
Hukukçular, teklifin yasalaşması halinde korunan alanlardaki denetimin zayıflayacağını savunarak, "Tarım alanlarımızda, kıyılarımızda, ormanlarımızda, derelerimizde günden güne artan tahribatla birlikte milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip alanlardaki tahribatlar hız kazanacak, denetim ise zayıflayacaktır" uyarısında bulundu.

