Siyasi ve askeri sahnede öne çıkan isimler 8 kişi etrafında şekilleniyor...
İran ile ABD ve İsrail arasında patlak veren savaşın ilk gününde ülkenin dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından, İran yönetimi stratejik karar alma kapasitesini korumayı başardı. Bu süreçte özellikle Devrim Muhafızları’nın yetkileri daha da genişlerken, karar alma mekanizmasındaki etkisi belirgin biçimde arttı...
İran’da güç dengesi: 8 isim
öne çıkıyor, bir figür gizemini koruyor
İran’da savaşın gölgesinde şekillenen yeni güç dengesi, yalnızca askeri cephede değil, devletin en üst karar alma mekanizmalarında da belirgin bir dönüşüme işaret ediyor. Ali Hamaney sonrası dönemde Devrim Muhafızları’nın artan etkisi, siyasi ve bürokratik aktörlerin konumunu yeniden tanımlarken, ülkenin yönetim mimarisi daha görünür hale geliyor.
Yeni dönemde siyasi ve askeri sahnede öne çıkan isimler 8 kişi etrafında şekilleniyor.
DEVRİM MUHAFIZLARI’NIN YENİ LİDERİ
Ali Hamaney sonrası süreçte Devrim Muhafızları’nın başına getirilen Ahmed Vahidi, uzun yıllardır sistem içinde etkili bir figür olarak öne çıkıyor. İran-Irak Savaşı’na katılan Vahidi, geçmişte Kudüs Gücü’nü yönetmiş, savunma bakanlığı yapmış ve iç muhalefetin bastırılmasında rol oynamış bir isim.

GÖLGEDEKİ EN GİZEMLİ İSİM
Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani, listedeki en gizemli figür olarak dikkat çekiyor.
2020’de ABD’nin Bağdat’ta düzenlediği insansız hava aracı saldırısında Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından göreve gelen Kaani, İran’ın Irak, Lübnan ve Yemen’deki müttefik ağlarını yönetiyor ve dış operasyonları koordine ediyor.
Hakkında daha önce birçok suikast girişiminden sağ kurtulduğuna dair iddialar ortaya atılırken, İran makamları bu iddiaları reddetti. Batılı analistlere göre Kaani, selefi Süleymani’ye kıyasla daha az görünür, daha temkinli ve daha düşük etki kapasitesine sahip bir profil çiziyor.

SİYASİ AĞIRLIĞI ARTAN İSİM
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski bir Devrim Muhafızları komutanı ve Tahran Belediye Başkanı olarak öne çıkıyor. Daha önce cumhurbaşkanlığına aday olan ancak seçilemeyen Kalibaf, son haftalarda savaş sürecinde İran’ın pozisyonunu şekillendiren güçlü siyasi aktörlerden biri haline geldi.
Bazı kaynaklara göre Kalibaf, son günlerde ABD ile temas halinde yürütülen görüşmelerde rol oynuyor.

YARGININ SERT YÜZÜ
Yargı Erki Başkanı Ayetullah Ghulam Hüseyin Muhsini Ejei, sistemin en sert muhafazakâr isimlerinden biri olarak biliniyor.
Daha önce istihbarat başkanlığı yapan Ejei, 2009’daki kitlesel protestoların “kanlı şekilde bastırılmasındaki” rolü nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalmıştı.

YETKİLERİ SINIRLI CUMHURBAŞKANI
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, doğrudan halk oyuyla seçilen en üst düzey yetkili olmasına rağmen, sistem içindeki etkisinin sınırlı olduğu değerlendiriliyor.
Pezeşkiyan’ın bu ay başında Körfez ülkelerine yönelik saldırılar nedeniyle özür dilemesi, Devrim Muhafızları’nın tepkisini çekmiş ve sonrasında geri adım atmak zorunda kalmıştı.

TAVİZSİZ MÜZAKERECİ
Eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Said Celili, İran siyasetinin en katı muhafazakâr isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. İran-Irak Savaşı gazisi olan Celili, aynı zamanda geçmişte yürütülen nükleer müzakerelerde sert tutumuyla tanınan bir isim.
2024’te cumhurbaşkanlığına aday olan Celili, seçimleri kaybetmişti.
SİSTEMİN İÇ ÇEKİRDEĞİNDEN BİR DİN ADAMI
Anayasa Koruyucular Konseyi üyesi Ali Rıza Arafi, rejimin en güvenilir din adamlarından biri olarak görülüyor. Hamaney’in ölümünün ardından ülkeyi yöneten üç kişilik geçici konseyde yer alması, sistem içindeki ağırlığını ortaya koydu.
SAVAŞIN ORTASINDA DİPLOMASİ
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, savaş ortamına rağmen diplomatik temaslarını sürdürüyor. Deneyimli bir diplomat olan Arakçi, hem Batılı ülkelerle hem de Rusya ve Çin gibi Tahran’a daha yakın aktörlerle uzun yıllardır müzakereler yürütüyor.
İRAN’DA GÜÇ YAPISI
İran’daki mevcut yönetim sistemi, 1979 İslam Devrimi sonrasında kurulan çok katmanlı bir güç yapısına dayanıyor. Bu sistem, birkaç kişiye değil, birbirini dengeleyen kurumlara dayalı bir yapı sunuyor.
'Velayet-i Fakih' doktrinine göre en yüksek otorite, siyasi ve dini yetkileri bir arada bulunduran dini liderde toplanıyor. Lider, Şii inancına göre 9. yüzyılda 'gaybete giren' 12. İmam adına yetki kullanıyor.
Dini liderin ofisi, 'Beyt' olarak bilinen yapı üzerinden devletin farklı kurumlarını denetliyor. Geniş bir kadroya sahip bu yapı, liderin devletin tüm bürokratik ve kurumsal mekanizmalarına doğrudan müdahale edebilmesini sağlıyor.
Bu çerçevede İran’da güç, tek bir figürden ziyade birbirine bağlı kurumsal ağlar üzerinden şekillenmeye devam ediyor.

