İşte bütün mesele bu: Yolsuzluk davası değil, siyasi hesaplaşma

Gazeteci Sedat Bozkurt, 9 Mart’ta yapılacak İBB duruşması öncesinde dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sürecin yalnızca hukuki değil siyasi sonuçlar doğurabileceğini belirten Bozkurt, davanın muhalefeti yeniden şekillendirme hedefi taşıyabileceğini savundu...

Sedat Bozkurt’tan 9 Mart İBB duruşması yorumu: Mesele yolsuzluk davası değil, siyasi hesaplaşma

Gazeteci Sedat Bozkurt, 9 Mart’ta başlayacak İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası öncesinde dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bozkurt, CHP’de Cumhurbaşkanı adaylığının henüz tartışılmadığı ve iki güçlü “forvet” ismin bulunduğu dönemde Ekrem İmamoğlu’nun adaylık isteğinin arkasında, partiyi kurumsal bir güç olarak arkasına alma hedefinin yattığını ifade etti. 

'İMAMOĞLU'NUN BUNA İHTİYACI VARDI'

İmamoğlu’nun yalnızca İBB Başkanı kimliğiyle kalması durumunda CHP’nin kurumsal desteğini ve toplumsal muhalefetin güçlü dayanışmasını bu ölçüde arkasına alamayacağını belirten Bozkurt, “Buna ihtiyacı vardı ve bu stratejiyi de gerçekleştirdi.” dedi.

Kısa Dalga'nın Politicast programında konuşan Bozkurt değerlendirmesinde, “Aslında daha önce de belirttiğim gibi; ortada belirlenmiş bir yol haritası var. Hiçbiri sürpriz bir şekilde ortaya çıkmış değil. Eğer siz bu hamleleri yapmazsanız, Erdoğan elinde araçsallaştırdığı devlet organlarıyla üzerinizde politik bir baskı kuruyor. Ancak bu hamleleri yaptığınızda da aslında rakibinizin eline kullanabileceği bir malzeme vermiş oluyorsunuz.” ifadelerini kullandı. 

'ERDOĞAN BU STRATEJİYİ ÇOK İYİ BİLİR'

Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü:

“9 Mart’ta başlayacak olan davada da benzer bir süreç işleyecektir. İlk başlarda kamuoyu bu konuyu çok yoğun bir şekilde takip edecektir; Beşiktaş örneğinde de aynısı yaşanmıştı. Ancak zamanla konu gündemden düşecek ve aşınacaktır. Erdoğan bu stratejileri çok iyi bilir; meseleyi sessizliğe bırakır ve oradaki savunmalar bir süre sonra etkisini yitirir.”

Medya düzenine de değinen Bozkurt, “Zaten oradaki savunmaları ortalama vatandaşa aktarabilecek tarafsız bir medya organı da kalmadı. Medya ikiye bölünmüş durumda: Bir tarafta Erdoğan medyası, diğer tarafta İmamoğlu medyası. İnsanlar her iki tarafa da bu gözle bakacağı için, dile getirilen gerçekler bile arada kaynayıp gidecektir.” dedi. 

'O İSMİ O KOLTUKTA OTURTMAZLAR'

Sürecin yalnızca siyasi baskıyla açıklanamayacağını vurgulayan Bozkurt, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Bu noktaya sadece Erdoğan’ın zorlaması veya dayatmasıyla gelinmedi. Yargının araçsallaştırılması ve meselenin bu kadar abartılması (gözaltılar vs.) gibi durumları bir kenara koyuyorum; çünkü işin vehameti başka bir noktada. Bu iddianameyi hazırlayan isim şu an Adalet Bakanı koltuğunda oturuyor. Eğer bu iddianame çökerse veya boşa çıkarsa, o ismi o koltukta oturtmazlar. Bu, davanın ne kadar önemsendiğini gösteriyor.” 

OLAY NEREDE SİYASALLAŞIYOR?

Bozkurt, davanın siyasi sonuçlar doğurma ihtimaline de dikkat çekti:

“Peki, buradan siyaseti dizayn edebilecek bir yargı süreci çıkar mı? Tabii ki çıkar. Asıl amaç da bu olabilir. Erdoğan sadece 2027 veya 2028 seçimlerini değil, sonraki birkaç seçimi daha planlıyor ve kafasında buna uygun bir muhalefet yapısı dizayn etmeye çalışıyor. Hatta bence bu dizayn sürecini çoktan başlattı.”

Son olarak iddianamenin niteliğine değinen Bozkurt, “Ekrem İmamoğlu'nun bir ajandası olması veya Cumhurbaşkanı olmak istemesi son derece makul. Buna kimse itiraz etmiyor. Ancak iddianame, bu politik hedefleri suçun motivasyonu olarak sunuyor. Olay tam da burada siyasallaşıyor. Mesele artık bir yolsuzluk davası olmaktan çıkıp tamamen siyasi bir hesaplaşmaya dönüşüyor." dedi.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..