İzmir'de el koyulmak istenen tarihi binalar Vakıflar'a verilmedi
Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen İzmir’deki üç tarihi yapı için tahliye süresi doldu. Meslek Fabrikası binasını boşaltmayacağını açıklayan belediye yönetimi bina önünde bekleyişe geçti. Bakanlıktan gelen "kreşleri kapatın" talimatıyla belediyenin yetki alanı daha da daraltılmak istenildi...
Belediye yetkilerine 'iktidar' tırpanı:
İzmir'de el koyulmak istenen tarihi
binalar Vakıflar'a verilmedi
Dört ay önce yapılan kanun değişikliğiyle belediyelere ait kültür varlıklarının, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devrinin önü açılmıştı.
Bu kapsamda ilk adımlardan biri İzmir'de atıldı, üç tarihi yapının tapuları belediyeye bilgi verilmeden Vakıflar'a geçirildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin (İzBB) itirazı üzerine mahkeme başta yürütmeyi durdurma kararı verse de sonradan bu kararlar hızlıca kaldırıldı. Son olarak Konak Kaymakamlığı tarafından binaların tahliyesi için verilen süre de doldu.
Binaları boşaltmayan belediye yönetimi, kararın hukuksuz olduğunu belirterek tarihi yapıları terk etmeyeceklerini açıkladı.
Polis geri çekildi
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yanı sıra Buca, Gaziemir, Selçuk, Bayraklı, Güzelbahçe, Menderes ve Bornova Belediye Başkanları ile İzmir Barosu, TMMOB, İzmir Tabip Odası ve DİSK temsilcileri tahliyesi istenen Meslek Fabrikası binası önünde buluştu.
Tahliye işlemleri için polis ekiplerinin bölgede beklediği görülürken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait araçlar binanın girişine park edilerek barikat oluşturuldu. İlerleyen saatlerde emniyet birimleri alandan ayrıldı.
Bina önünde sürece dair açıklamalarda bulunan Cemil Tugay, iktidarın belediye hizmetlerini engellediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
Vakıflar’ın yapmadığı, hiçbir hakları olmadığı, bütün hakların zamanında ilgili yerlere ödendiği ve İzmir halkının malı olduğuna inandığımız binanın zorla, hukuksuzca el konulmaya çalışılması kabul edebileceğimiz bir şey değil. Belediye para kazanmasın, belediyenin imkanlarını kısıtlayalım, engel olabildiğimiz kadar engel olalım gibi bin türlü yolla sürekli ayağımıza çelme takılıyor, sürekli engelleniyoruz.
Sırada belediye kreşleri mi var?
Meslek Fabrikası binasına yönelik tahliye baskısı sürerken, Milli Eğitim Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın belediyelere gönderdiği "kreş kapatma" talimatı da İzmir’de karşılık buldu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZELMAN A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren anaokulları için "Var olanları kapatın, yenilerini açmayın" içerikli yazının tebliğ edildiği öğrenildi.
İzmir genelinde faaliyet gösteren 22 "Yuvamız İzmir" Çocuk Etkinlik Merkezi'nden 3 bin 500 civarında çocuk yararlanıyor. Çocuklara üç öğün yemek ve uygun fiyatlı eğitim imkanı sunan bu merkezlerin geleceği, bakanlıktan gelen kapatma tebligatıyla belirsizliğe sürüklendi.
Kural tanımıyorlar
Yıllar önce, "Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir" demişti AKP Genel Başkanı. O günden bu yana, tıpkı bir anonim şirket gibi davranıyor, kural tanımıyor, yasalardan doğan boşlukları kullanmaya çalışıyor ve yaptım oldu düşüncesi ile hareket ediyorlar.
Şimdiye kadar saymakla bitmeyecek kadar çok haksızlığa imza atan iktidar, Meslek Fabrikası Binası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binasını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devrederek bir yenisini daha gerçekleştirmek istiyor. Bunun için de emperyalistlere yaranmak için çıkardıkları bir kanunun arkasına saklanıyorlar.
2008 yılında, Avrupa Birliği'ne uyum yasaları kapsamında, cemaat vakıflarının taşınmaz edinmelerinin önündeki engellerin kaldırmak için hazırlamışlardı, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nu. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ilk seferinde kanunu veto etmişti ancak AKP’li milletvekillerinin çoğunlukta olduğu TBMM, ısrar kararı alarak, yürürlüğe sokmuştu Kanun’u.
O Kanun’un 30. maddesi ile "Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur" hükmünü getirdiler.
Oysa 2008 öncesinde yürürlükte olan 1957 tarihli "7044 sayılı Aslında Vakıf Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair Kanun"da yer alan ve vakıf yolu ile yapılan, korunması gerekli tarihi veya mimari değeri bulunan eserlerin mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmesi öngörülüyordu. AKP’liler, "Vakıflar Genel Müdürlüğü" ifadesini kaldırmış, yerine "mazbut vakfına devrolunur" hükmünü getirmişlerdi.
Uzun süre sadece cemaat vakıfları yararlandı
Uzun süre, sadece cemaat vakıfları yararlandı 5737 sayılı Vakıflar Kanun’dan. Ancak 2019 seçimleri sonrasında, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte büyükşehirlerin bir bölümünü kaybetmesi sonrasında, 5737 sayılı Vakıflar Kanun’unun başka amaçlar için de kullanılabileceğini düşündüler. Sadece İstanbul’da, 65’i İstanbul Büyükşehir Belediyesine, 36’sı da ilçe belediyelerine ait olan toplam 101 kültür varlığı, 5737 sayılı Vakıflar Kanun gerekçe gösterilerek, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Bunların arasında Galata Kulesi, Vahdettin Köşkü, Selimiye Kışlası, Gezi Parkı gibi yerler de vardı.
Devir işlemleri, herhangi bir detaylı inceleme olmaksızın, bir anda gerçekleşiyor. Yerel yönetimlere ise haklı olduklarını kanıtlamaları için ise sadece hukuk yolu açık bırakılıyordu. Ancak, adalet mekanizmasının nasıl işlediği, herkesin malumuydu. Hukuk “işlerken”, gelir getiren işletmeler ya da kültürel hizmetler dâhil olmak üzere yerel yönetimlerce kullanılan alanlar, yerel yönetimlerin elinden çoktan alınıyordu.
2025 yılının Aralık ayında, 5737 sayılı Vakıflar Kanun’un 30. maddesinde yeni bir düzenleme yapıldı. Artık, 30. madde şu hükümleri içeriyordu:
“Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idareler, köy veya diğer kamu tüzel kişileri ile bunlara ait müessese, iktisadi işletme ve bağlı ortaklıklarının mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur. Birinci fıkrada sayılan tüzel kişilerin mülkiyetinde olup doğrudan vakfedilen veya mevcut olup olmadığına bakılmaksızın vakıf kaynaklarından inşa edilmiş, onarılmış veya ilaveler yapılmak suretiyle katkı sağlanmış vakıf kültür varlıkları, vakıf yoluyla meydana gelmiş sayılır.”
Hukuki değil, siyasi bir başlık
Yapılan yeni düzenleme ile yasanın kapsamı genişletiliyor, belediye iştirakleri de kapsama dahil ediliyor. Ancak daha önemlisi, “vakıf kaynaklarından inşa edilmiş, onarılmış veya ilaveler yapılmak suretiyle katkı sağlanmış” ifadesi ile yasanın uygulanmasına ilişkin muğlaklık arttırılıyordu. Bir yapıya çakılan tek bir çivi bile devir için yeterli kabul ediliyordu.
İşte, bu yasal düzenleme sonrasında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası Binası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binasının, haksız bir şekilde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi gündeme geldi. Miadını doldurmuş ve kapatılmış vakıflara verilen, devir işlemleri açısından hukuki bir karşılığı olmayan geçiş hakkı, gelirden yararlanma gibi şerhler, gerekçe olarak gösterildi.
Fakat AKP’nin gerekçe dediği, önceden yazılmış bir metne eklenen boşluklar. AKP dâhil herkes, bunun gerçek bir karşılığı olmadığını biliyor. Bu nedenle, Meslek Fabrikası Binası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binasının, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmek istenmesi, hukuki değil, siyasi bir başlık olarak karşımıza çıkıyor.
TKP: Cumhuriyet yasalarının değersizleştirilmesine dönük atılmış bir adım
Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir İl Örgütü de konuyla ilgili bir açıklama yaptı.
"Meslek Fabrikası Binası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binasının 'Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne Devredilmesi Meşru Değildir!" başlıklı açıklama şöyle:
"İzmir’in tarihsel belleğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin emeğini taşıyan bu yapıların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmek istenmesi, muhalefet partilerinin elindeki kaynakları azaltma, çalışmayı etkisizleştirme hamlesi olmanın ötesinde, Cumhuriyet yasalarının değersizleştirilmesine dönük atılmış bir adımdır.
Konunun, basit bir mülkiyet tartışmasına indirgenmesi de doğru değildir. Çünkü kültür varlıklarının, toplumsal hafızanın bir parçası olduğu ve bu nedenle 'kamu'ya ait olduğu, tartışma götürülmeyecek olan bir gerçektir. Asıl sorun, bu hafızanın, nasıl korunmak istendiği ve geleceğe taşınacağı ile ilişkilidir.
Mahal Bomonti ve yakın zamanda Elektrik Fabrikası örneklerinde gördüğümüz gibi, yanı başında oteller ve alışveriş merkezleri inşa ederek ya da, ülkenin tüm kamu kaynaklarını özelleştirerek bir mirasın korunacağını düşünenler yanılmaktadır.
İzmir halkı, tüm Türkiye gibi, bu yanılgıya düşenlere, gereken yanıtı verecektir."
Ne olmuştu?
İzBB'ye ait Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve bir gasilhane binasının tapuları, Ekim 2025’te belediyeye bilgi verilmeden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.
Belediye yönetimi, söz konusu taşınmazların Vakıflar Kanunu kapsamında el konulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, binaların vakıf yoluyla oluşmuş eserler değil, belediye bütçesiyle kente kazandırılmış kamusal yatırımlar olduğunu savunuyor. Özellikle Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla belediye mülkiyetine geçtiğini kanıtlayan tarihi belgeler bulunuyor.
Hukuki süreçte İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi taşınmazların üçüncü kişilere devrini engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı alsa da, İzmir 5. İdare Mahkemesi 24 Şubat’ta tahliye işlemlerinin durdurulması talebini reddetti. Belediye bu karara karşı aynı gün üst mahkemeye itirazda bulunmuştu.

