NEVRUZ BAYRAMI

 NEVRUZ BAYRAMI

Suay KARAMAN
Nevruz Bayramı, tarih boyunca baharın gelişini, doğanın uyanışını ve yeni başlangıçları simgeleyen bir gün olarak kutlanmaktadır. Her yıl 21 Mart’ta kutlanan Nevruz Bayramı, bahar ekinoksuna denk gelir ve gece ile gündüzün eşit olduğu günü simgeler. Kültürel değerlerin ve birlikteliğin de sembolü olan Nevruz, ‘yeni gün’ anlamına gelir; Türkiye, Orta Asya ve bazı Balkan ülkelerinde coşkuyla kutlanır.

Nevruz Bayramında insanlar genellikle ateş yakar, ateş üzerinden atlar, baharın gelişini simgeleyen yemekler hazırlar, şiir okunur, müzik çalınır, dans edilir ve dostluk ile barış mesajları paylaşılarak eğlenilir. Coşku ile yapılan bu kutlamalar, aynı zamanda kültürel miras açısından da zengin bir deneyim sunar.

28 Eylül-2 Ekim 2009 tarihleri arasında Abu Dabi’de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, Nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi ‘ne dahil etmiştir. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 23 Şubat 2010 tarihinde aldığı kararla 21 Mart tarihini Uluslararası Nevruz Günü ilan etmiştir.

Ülkemizde yıllardır büyük bir coşku ve heyecanla kutlanan Nevruz Bayramı, son yıllarda bazı provokasyonlara özellikle de PKK terör örgütünün yaşa dışı kutlamalarına neden olmaktadır. Özellikle bu yıl Diyarbakır’da yapılan Nevruz kutlamalarında çok üzücü ve ülkemizi bölünmeye götürebilecek olaylar yaşandı. PKK terör örgütünün bebek katili başının ve iki yıl önce TUSAŞ’a saldırıp beş vatandaşımızı şehit eden teröristlerin posterleri açıldı. 25 Aralık 1991 tarihinde İstanbul’da 12 vatandaşımızı yakarak öldüren bir terörist konuşma yaptı. Konuşma yapanların bazıları da teröristler için “şehitlerimiz” dedi.

Nevruz kutlaması öncesinde açıklama yapan DEM Partinin eş genel başkanı Tuncer Bakırhan; “İran meselesi sürecimizi hızlandırmalı. Türkiye Kürt meselesini demokratik yollarla çözerek Orta Doğu’da örnek model bir ülke haline gelebilir. Demokratik ülkelerin ne kadar korunaklı olduğunu ve ne kadar güvende yaşadıklarını hep birlikte görüyoruz.” dedi.

Tuncer Bakırhan’ın Nevruz kutlamasında yaptığı konuşmanın bazı bölümleri şöyle: “Kürtler, Türkiye’de kimliğinin tanınmasını istiyor. Ana dilinde eğitim istiyor. Anayasal güvence istiyor. Yerel demokrasi istiyor. Eşit yurttaşlık istiyor. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor. Geçen 27 Şubat’ta sayın Öcalan tarihi çağrısını yaptı. Üzerinden bir yıl geçti. Silahlar sustu, silahlar yakıldı. Şimdi sıra devlette ve iktidardadır. Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli, sürgündekiler evlerine dönebilmelidir. Sayın Öcalan’ın statüsü ve çalışma koşulları yasal düzenleme ile teminat altına alınmalıdır. Sayın Öcalan’ın elbette bu meydanda halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır.”

Emperyalizmin güdümünde bölücülük kokan bu söylemler için hiçbir soruşturma açılmaması, ülkemizin üzerinde oynanan oyunları göstermektedir. Üstümüze dayadıkları silahla, ülkemiz ‘demokratikleştirme’ adı altında bölünmeye doğru götürülmektedir. Ne yazık ki siyasi partilerin büyük çoğunluğu bu oyunun figüranları arasındadır.

Nevruz Bayramından bir gün önce ABD Ankara Büyükelçisi olan ancak kendisini sömürge valisi sanan Tom Barrack, Türkiye ile PKK terör örgütü arasındaki barış sürecine hayran olduğunu belirtip, bazı yöneticileri övdükten sonra şu açıklamayı yaptı: “Gelinen süreç Kürtlerin yaşadığı dört büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkân tanıma fırsatı. Bu yüzden Kürtler için umutluyum. Kürtler harika ve tarihleri de harika. Mirasları etkileyici. Zaman içinde kendi devletlerini kuramamış olmaları üzücü. Bu yüzden hayal kırıklığı yaşadıklarını anlıyorum. Ama umut şu ki, artık bulundukları ülkelerde entegrasyonla hak ettikleri refaha ulaşabilirler.” Kısaca ‘büyük Kürdistan’ tablosu çizilmektedir.

Yani terörsüz Türkiye masalı dedikleri olay şudur: açıkça ABD’nin kılavuzluğunda, gözümüzün içine baka baka, toplumu kandıra kandıra ‘büyük Kürdistan’ın temellerini atıyorlar. Başta ana muhalefet olmak üzere, bu konuya destek veren siyasi partiler de bu ihanete ortaktır.

Nevruz Bayramı sadece Diyarbakır’da değil, birçok kentimizde de kutlandı ve ne yazık ki yine bölücü sloganlar eşliğinde hukuksuz, temelsiz istekler sıralandı, provokasyonlar yapıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü, Nevruz kutlamaları öncesi ve sonrasında terör örgütü propagandası yapmak ve örgüt mensuplarına ait fotoğrafların yer aldığı pankartı açmak iddiasıyla 15 kentte toplam 170 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Yapılan bu olaylardan rahatsızlık duyan siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütlerinden ise güçlü bir tepki gelmediği görüldü.

Diyarbakır’daki kutlamalara mesaj gönderen ana muhalefet partisi genel başkanı, atılan sloganlardan, teröristlerin posterlerinden, yapılan konuşmalardan rahatsız olmamışsa, terörsüz Türkiye masalı tam yol ilerliyor demektir. Bir yılı aşkın süredir hapiste tutulan İstanbul Anakent Belediye Başkanı da PKK paçavraları ve bebek katili terörist başının posterlerinin açıldığı Nevruz meydanında olmayı çok istediğini açıklayarak, önümüzdeki yıl Nevruz Bayramını Diyarbakır’da kravatlı teröristlerle kutlamak dileğinde bulundu. Cumhuriyeti kuran partiye, cumhuriyeti yıktırmak için emperyalistlerin oyununa gelmek işte böyle olur.

Bu arada 28-29 Mart günlerinde ‘Kürt Milli Platformu’ isimli oluşum, çalıştay düzenleyerek kuruluşunu ilan etti. Sözde Kürt ulusal marşı okunarak başlayan çalıştayda, salonda sözde Kürdistan bayrakları açıldı. Platform sözcüsü ise resmi dil, resmi kimlik ve kendi kaderini tayin hakkı talep ettiklerini söyledi. Terörsüz Türkiye masalı meyvelerini vermeye başlıyor.

Terörsüz Türkiye masalının sonucunda yeni bir anayasa yapılarak, ülkemizin bölünmesine kapı açılmak istenmektedir. Fiili olarak anayasayı askıya almış bir iktidarla, ifade özgürlüğünün, demokrasinin, hukukun olmadığı bir ortamda anayasa yapılamayacağı gibi anayasa değişikliği bile yapılamaz. Gerçek ve kalıcı bir çözüm devlet ve terör örgütü arasındaki görüşmelerle değil, toplumun güveni ve desteğini artıracak, toplumun demokrasi, hukuk ve barışa dair umutlarını artıracak adımlarla gerçekleşir. PKK terör örgütünün ardındaki gücün emperyalizm olduğunu bilerek, ülkemizin nerelere sürüklendiğini anlamak zorundayız. Nevruz Bayramını bahane ederek yapılan hukuksuzlukların hesabını soracak, ülkemizin bölünmesine dur diyecek bir makam ya da kişilerin bulunacağı günlere en kısa sürede kavuşmak dileğiyle…  

https://www.azimvekarar.net/nevruz-bayrami/

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..