Önce okuldan sonra gelecekten koparıyorlar...
MESEM’e geçen 11. sınıf öğrencisi Havvanur eğitimden kopuşu, uzun mesai saatlerini ve yok sayılan geleceklerini anlattı. Havvanur’un meslek lisesinden MESEM’e geçişi, aslında yüz binlerce öğrencinin ortak hikayesi: "Bizi öğrenci olarak görmüyorlar, hiç umursamıyorlar. ‘Zaten bunlar okumaz’ gözüyle bakıyorlar..."
Önce okuldan sonra gelecekten koparıyorlar: 'MESEM'lerde bizi öğrenci olarak görmüyorlar'
AKP iktidarının çeşitli teşvik ve düzenlemelerle öğrenci sayılarını büyük ölçüde artırdığı Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), çocuk emeği sömürüsüne yönelik “kurumsal” merkezler olarak kurgulandı.
Patronların kârını artırmayı hedefleyen eğitim politikalarının önemli bir parçası olan bu uygulama, Yusuf Tekin döneminde daha da yaygınlaştı.
Öğrencilerin emeği, bir miktar "harçlık" karşılığında haftanın dört günü fabrikalarda ve atölyelerde patronların hizmetine sunuldu. Diğer yanda ise ölümler, iş kazaları ve yolsuzluklar var.
Okul çağındaki yüz binlerce öğrenci örgün eğitimden kopartılmaya devam ediyor. Okul idaresinin yönlendirmesiyle meslek lisesinden MESEM’e geçen 11. sınıf öğrencisi Havvanur, MESEM’lerin gerçek yüzünü soL’a anlattı.
'Yapamıyorsan MESEM’e geç'
Havvanur’un meslek lisesinden MESEM’e geçişi, aslında yüz binlerce öğrencinin ortak hikayesi.
Havvanur, İstanbul’daki okulunda yaşadığı bir sorun sebebiyle disiplin soruşturmasına tabi tutulduğunu ve bu süreçte okul idaresinin MESEM’e geçiş için “teşvik” ettiğini şöyle anlattı:
"Eski okuduğum okul elektrik ve bilişim üzerine bir meslek lisesiydi. Ama bu alanlar üzerine uygulama yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu. Okulla ilgili herhangi bir sorundan bahsettiğimde direkt ‘Yapamıyorsan, uyum sağlayamıyorsan MESEM’e geç’ diyorlardı. MESEM’e geçişi çok özendiriyorlar, harika bir şey gibi anlatıyorlar. Ama okula gittiğimizde hiçbir ders olmadığını herhangi bir şey öğretilmediğini görüyoruz."
'Öğrenci olarak görmüyorlar'
MESEM’lerin geçtiğimiz yıllarda örgün eğitim kapsamına alınmasıyla yüz binlerce öğrenci okullardan kopartıldı.
Bir yandan milyonlarca yurttaş yoksulluğa mahkûm edilirken emekçi ailelerin çocuklarına MESEM’ler "kurtuluş" olarak pazarlandı.
Havvanur, MESEM’lere yönlendirilen öğrencilerin aslında gözden çıkarıldığına işaret ediyor:
"Hep şu gözle bakılıyor, MESEM’e geçti, orada öğrenir, ustalık belgesi alır, dükkan açar. Üniversiteye gider mi, gitmez mi hiç düşünmüyorlar. Bu yüzden YKS’de çıkan derslerin hiçbirini görmüyoruz. Meslek lisesinde olduğum zamanlarda da çok iyi eğitim göremiyordum. Ama en azından bir şeyleri öğreniyor olmak güzeldi. MESEM’e geçmek benim kararım olsa da hiçbir bir ders görmeyeceğimizi düşünmüyordum. Sadece çalışıyoruz, o da uygulama olarak geçiyor. Hiç öğrenci olarak görmüyorlar, hiç umursamıyorlar, ‘Zaten bunlar okumaz’ gözüyle bakıyorlar. Ama biz de bir yerlere gelmek isteyen normal insanlarız."
'Bize verilen hiçbir ders programı yok'
Milli Eğitim Bakanlığı, MESEM’leri meşrulaştırmak için öğrencilerin iş yerlerindeki “uygulama dersi” olarak tanımlanan çalışma zamanları dışında “okullarda ders işlendiği” yalanına sığınıyor.
Havvanur’un anlattıkları ise okul günlerindeki derslerin sadece kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor:
“İşten çıkıp okula gittiğimiz günler oluyor. Okulumuz 17.00’de başlayıp 20.15’te bitiyor. Genelde sadece yoklama alıp bıraktıkları için hangi derse girdiğimize dair hiçbir fikrimiz olmuyor. Bize verilen ve gösterilen hiçbir ders programı yok. Haftada iki gün gidip sadece oturuyoruz. Mesela yazı yazmayalı çok uzun zaman oldu."
AKP iftarı için 11 saat çalıştırıp mesai ücreti bile ödemediler
MEB yönetmeliklerine göre MESEM öğrencilerinin günde 8 saatten fazla çalıştırılması yasak olsa da Havvanur sözlerine, “Yarın çalıştığım otele AKP Gençlik Kolları gelecek ve 11 saat çalışacağız” diye devam ediyor.
Fazla mesainin ödemesi ise “üç saat alacak”:
“Bunun için herhangi bir ek ücret verilmeyecek. Mesai ücreti yerine 'üç saat alacak’ verecekler. Yani işlerin yoğun olmadığı bir gün üç saat erken çıkmama izin verilecek.”
Havvanur’un anlattıkları iş yerine giriş çıkışların denetlenmesi için kullanılan yüz tanıma sisteminin de mobbing aracına dönüştüğünü gösteriyor:
“Toplantılarda sürekli ‘İşe giriş çıkışta giyinme payını, yukarı çıkma payını da hesap ederek giriş çıkış yapacaksınız’ diyorlar. Yani örneğin saat tam 15.00’te yüzümü okutursam mesaiyi erken bitirip aşağıda bekledi ve tam 15.00’te çıktı diye düşünüyorlar. Girişte de aynı şekilde erken girmemizi istiyorlar.”
‘Aylık 9 bin 924 lira veriyorlar’
MESEM’lerde çırak olarak sınıflandırılan 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerine asgari ücretin yüzde 30’u, kalfa adayı olan 12. sınıf öğrencilerine ise yüzde 50 oranında ücret ödeniyor.
Bu ücretlerin tamamı veya büyük bir kısmı MEB’in kasasından karşılanırken, öğrencilerin bu sayede “aile ekonomisine katkı yaptığı” iddiasını ise sıkça gündeme geliyor. Havvanur bu iddiaya da şu yanıtı veriyor:
“Bana yol parası bile verilmiyor. Aylık 9 bin 924 lira veriliyor, 925 bile yapmamışlar. Aile ekonomisine bu kadar düşük bir ücretle katkı yapamıyorum, babam tek başına idare etmeye çalışıyor genel olarak.”

