CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük'te "Millet İradesine

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin bu haftaki adresi Karabük oldu. Mitingde Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun mesajı okunurken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel emeklilerin yoksullaşmasına, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ve iktidarın Gazze politikasına tepki gösterdi. Özel, Sumud Filosu’na yönelik saldırı sonrası Erdoğan’ın sessiz kaldığını belirterek, “Artık Trump’tan korkma, Allah’tan kork” dedi. İmamoğlu ise mesajında, iktidarın “millet egemenliğine son vermeye çalıştığını” söyledi...

Özel’den Erdoğan’a Sumud Filosu tepkisi: "Trump’tan korkma, Allah’tan kork"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük'te  "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuşuyor.

CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP'li belediye başkanlarına yönelik operasyonlara tepki amacıyla düzenlenen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi bu hafta Karabük'te düzenleniyor.

Mitingde ilk olarak CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun mesajı okundu.

Ardından kürsüye Özgür Özel çıktı.

Özel konuşmasında şunları söyledi:

"ÜLKENİN BÜTÜN DEMOKRATLARI BİRLİKTE YÜRÜMELİ"

“Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Herkes baba ocağına doğar. Sonra kimi orada kalır, kimi başka yeri arar. Kimi uzakta, ırakta oturur; kimi yakında. Kimi daha büyüğünü arar, kimi daha küçüğüne razı olur. Ama kimin ki huzuru bozulur, bilir; orada bir babaocağı vardır. Kapısı açık, çayı demli, çorbası sıcak, bacası tüten bir baba ocağı. O baba ocağının kapısı sonuna kadar açıktır. Zira o baba ocağının tapusu ne bendedir, ne bizdedir; hiç kimsede değildir. O baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır; o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun için Atatürkümüzle, bayrağımızla, Cumhuriyet’le derdi olmayan herkesle birlikte olmaya, yan yana durmaya, kol kola yürümeye kararlıyız. Gün demokratların, Cumhuriyetçilerin, milliyetçilerin, Atatürkçülerin birbiriyle didişme, mücadele etme değil; gün onun emaneti sandığa ve Cumhuriyet’e sahip çıkmak günüdür. O yüzden biz bu ülkenin bütün demokratları ile birlikte bir büyük yürüyüşü, bir iktidar yürüyüşünü; yüzyıl sonra bir kez daha herkesin yüzünün güldürecek, kimsesizlere sahip çıkacak, kimseyi geride bırakmayacak, hep birlikte çalışacak, çok çalışacak, kazanacak, kalkınacak, hakça bölüşecek, kimsenin kimseyi ezmediği, hiçbir ailenin imtiyazlı olmadığı bir düzeni 100 yıl sonra bir kez daha hep birlikte getireceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız.”

“KARDEMİR EN İYİSİNİ ÜRETECEK DURUMDA AMA RAY İNGİLİZDEN”

“Adı, ‘fabrikalar kuran fabrika’ oldu. Maalesef bu Cumhuriyet değeri son dönemde AK Parti tarafından sahipsiz bırakıldı. Çok basit bir örnek ki ben bunu Cevdet Bey’den Meclis’te duydum. Aklım almadı, inanamadım. ‘Doğru mu?’ dedim, ‘Bir yanlışlık olmasın’ dedim. Karabük Demir Çelik Fabrikası, Kardemir dünyanın en kaliteli çeliğini, dünyanın en kaliteli tren raylarını üretiyor. Doğru mu? Türkiye çok gecikmeli olarak hızlı trenler yapıyor. Hızlı tren ihaleleri veriyor. Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları Karabük’ten değil İngiliz firması, British Steel’den, İngiliz çelik firmasından alınıyor, öyle yazıyorlar. Bu British Steel dedikleri firma zordaydı, batıyordu. Bizimkilerin gayreti ile ayağa kaldırdılar. Kardemir dünyanın en iyi tren raylarını üretecek durumda, ama hızlı trenlerin rayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi. Ve maalesef Kardemir’de vagon işçileri var. Burada mı vagon işçileri? Vagon işçileri var orada. Vagon işçileri, Kardemir’de iki tür işçi var. Bir; kadrolu olan işçiler, bir de taşeronda olan işçiler. Güya taşerona kadro verildi. Ama vagon işi ağır iş zor iş. Bu işleri taşerona vermişler, orada zor şartlarda ağır işlerde emekleri sömürülen arkadaşlarımız var. Buradan Karabük’ten bu meydandan 3 Mayıs 2026 günü kayda geçiriyorum. O sandık gelecek, bu iktidar değişecek, Cumhuriyet Halk Partisi bütün işçilerimize kadro verecek. Söz veriyoruz. Türkiye’ye kamuda çalışan ve taşeron marifetiyle emeği sömürülen kim varsa, geçtiğimiz seçimlerde söz verilip de kandırılan kamudaki tüm taşeronlara sesleniyorum. Sandığı bekleyin, sandığı isteyin, iktidarı değiştirin, kadroyu bileğinizin hakkıyla siz alın.”

“BEŞ EMEKLİ BİR ARAYA GELSE YOKSULLUKTAN KURTULAMIYOR”

“Değerli Karabüklüler bitmeyen bir ekonomik krizle başbaşayız. Eskiden ekonomik krizde yıllarla anılıyordu, o yıl geçiyordu kriz atlatılıyordu bir sonraki kriz gelince yine o yılla anılıyordu. Maalesef on yıllardır bitmeyen, 10 yıla yaklaşan ama bitmeyen bir krizle karşı karşıyayız. TÜRK-İŞ Mayıs ayı rakamlarını açıkladı, resmi açlık sınırı 35 bin lira. Resmi yoksulluk sınırı 113 bin lira. Ama ne veriliyor emekliye? Orada emekliler derneği vardı. Tüm Emekliler Sendikası Karabük Şubesi. Hem örgütlü emeklilere, hem de Karabük’te herhalde 55 bin emekli var dediniz değil mi? 55 bin emeklisi olan Karabük’teki emeklerinin bir elini göreyim önce. Herhalde Türkiye’deki en yüksek, bir Zonguldak vardı Zonguldak’tan sonra en yüksek emekli oranı olan, ama meydan olarak herhalde gördüğüm en yüksek oran emekliler burada. Ömrü boyunca elleri nasırlanan, dirsekleri çürüyen, gözlük numaraları büyüyen, bu noktaya gelince de büyük bir haksızlığa uğrayan tüm emeklilere bir yürekten alkış, bir dayanışma alkışı. Düşünün bu iktidar öyle bir iktidar ki açlık sınırı 35 bin lira, emekliye 20 bin lira veriyor. İki emekli bir araya gelse açlığı ancak geçiyor. Beş emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamıyor. Beş emekli Ziraat Bankasına gidecekler, kartı sokacaklar, beşi de emekli maaşını çekecek. Aralarında kura çekip bütün maaşları birine verecek. Öbür dört tanesi açlıktan ölecek. Yine de o kişi insanca, yoksulluktan kurtulacak bir maaş alamıyor. Beş emeklinin toplamını yoksulluk sınırının altında tutan, iki emeklinin bir araya gelse açlıktan kurtulamadığı bir düzen kurdular. Birazdan söyleyeceğim yapacaklarımız içinde. Ama emekliler için en önemli vaadimiz şudur: Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında ilk yıl, ilk geldiğimizde 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak. Bugün için bu önemli bir vaat. Ya da gerçekleştirilmesi zor bir vaat olarak görülüyor, hiç öyle değil. Bu ülkede en büyük sorun şu: Vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmek. Ne münasebet kabulleniyoruz? Hangisi yaşam koşullarından, lüksünden taviz veriyor da emekli versin? Niçin emekliden isteniyor?”

“İKTİDAR SÜREKLİ EMEKLİDEN ÇALIYOR”

“Bu iktidar geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı bir de değil, 1,5 asgari ücretti. Beğenmedikleri Ecevit’in üçlü koalisyon hükümeti görevi bunlara verirken en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz 28 bin liradan hesaplayın asgari ücreti, bugünkü parayla 42 bin lira emekliler maaş alıyordu. Sadece AK Parti’nin iktidarda kalmasının maliyeti; 42’den 20’ye düşüş. Kaldı ki biz asgari ücret olarak 28 bin değil, 39 bin lirayı hesapladık, öneriyoruz. Öyle olduğunda en düşük emekli maaşının 57 bin lira olması lazım. Bugün bakınca imkansız gibi geliyor ama bu iktidardan hemen önce öyleydi. Emeklilere hatırlatırım. Bu iktidar geldiği gün, şimdiki 42 bin lirayı çok, 57 bini imkansız diye düşünenlere hatırlatırım. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugünkü parayla 80 bin lira. Bugün en düşük emekli maaşı 2 çeyrek altın alamıyor. Dünya emeklilerine kalkınmadan refah payı verirken, refah payını kalkınmanın üstünde verirken, bu ülke çeşitli oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla sürekli emekliden çalıyor. Onun için öyle imkansızı söylemiyoruz. Sandık gelecek. Bu meydan sandığa koşacak ve hakkını söke söke geri alacak. Buradan beni televizyonundan dinleyen ya da bu meydana gelmese de hemen meydanın etrafında kulak kabartan, yıllarca da oyunu AK Parti’ye vermiş olan bir emekliye hatırlatıyorum. Bugün gitsen bir kuyumcudan 1 çeyrek altın alsan, o çeyrek altını cebine katsan ya da çantana koysan, eve gitsen ve bir baksan ki çeyrek altın yok. Deli çıkar insan, doğru değil mi? Hemen kalkar, yürüdüğü yollara bakar. Çünkü bir şey nerede yitirildiyse orada bulundur. Bakın, 1 çeyrek altın değil; ayda 6 çeyrek altın. Bir sefer değil, her ay. Bir kişi değil her emekli kaybediyor. Bir şey nerede kaybedildiyse orada bulunur. Doğru mu? Biz nerede kaybettik 6 çeyrek altını? Seçim sandığında, 3 Kasım günü kaybettiklerimizi kurulacak ilk sandıkta geri almaya hazır mıyız? Emekliler hazır mı? İşte bu kararlılık olursa her şey olur. Emekli de hakkını alır, emekçi de hakkını alır. İki husus var. Bir, en düşük emekli maaşı eskiden ortalama emekli maaşının yarısıydı. Bugün ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani bütün emeklilere söylüyorum. AK Parti sizi boş bir kutu kola kutusu gibi ezip en aşağıya yaklaştırmış. Eskiden ortalama emekli maaşı en düşüğün iki katına yakın veya en azından yüzde 50’siydi. Yani 20 ise 30 iken, 23’e gelmiş. Herkes en aşağıda birleşmiş.” 

ERDOĞAN'A GAZZE TEPKİSİ: SUMUD FİLOSU AÇIKLAMASI

Dün yine hepimizi kahreden, canını sıkan, hırslandıran bir şey yaşandı. Dış politikada ilkesiz, ekonomide beceriksiz, hukukta adaletsiz, yönetimde liyakatsiz bu iktidar, gitti bir masaya oturdu biliyorsunuz. Gazze’de soykırım yapıyor Netanyahu, İsrail. Bunu biz kınıyoruz ama Netanyahu’ya Trump ‘Kahramanım’ diyor. ‘Savaş kahramanı kendisi’ diyor. Erdoğan da zaman zaman ağız ucuyla Netanyahu’ya bir şey söylüyor ama Trump’a ağzını açıp bir şey söylemiyor. Geçtiğimiz günlerde Gazze’ye yardım taşıyan küresel Sumud Filosu’na yine bir saldırı oldu, 20’si Türk, 175 kişiyi gözaltına aldı İsrail askerleri. Erdoğan bununla ilgili bir cümle kurmadı. Niye kurmadı? Çünkü Trump ve Netanyahu yönetimi ile sözde Gazze Barış Masasında oturuyor. Ve Sumud Filosu’na yapılan saldırıyı değil; Gazze Barış Kurulu, bu kurulu biliyorsunuz değil mi? Trump şöyle dedi ya, ‘Gazze’yi gördüm, güzelmiş. Orada Filistinliler’e yer yok. Onları etraftaki beş ülkeye yollayacağım. Oraya oteller, kasinolar yapacağım. Önünde de -Doğu Akdeniz’i diyor- petrol varmış, doğal gaz varmış. Onları da istiyorum’ diyor. Bu söylediklerini çizdi. Böyle büyük oteller, kasinolar, lüks yerler ve oraya bir plan yaptı. Bu planı yayınladı ve Gazze Barış Kurulu diye bir şey kurdu. Dünyanın aklı başında, demokratik hiçbir lideri oraya gitmezken, örneğin dostumuz, canımız, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez başta olmak üzere. Bizimkiler koşa koşa gitti, oturdu. Biz dedik ki, ‘Ya Filistin’in olmadığı masada ne işiniz var?’ ‘İsrail de yok’ dediler. İki gün kala Trump bir oldu bitti ile İsrail’i de oturttu. Bizim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son toplantıda İsrail Dışişleri Bakanı’yla ve Trump’ın adamlarıyla birlikte orada oturdu. Gazze’yi işgal masasında. İşte o Gazze Barış Kurulu, Sumud Filosu’na saldırı yapıldı ya, saldırıya bir şey demiyor. Filodaki insanlara ‘Gösteriş yapıyorsunuz’ diyor. Destek paylaşımlarına ‘İğrenç paylaşımlar’ diyor. Bu açıklama Gazze Barış Kurulu adına yapılıyor ve o kurulda bulunduğu için bu açıklamanın altında Türkiye’nin de, Erdoğan’ın da, Hakan Fidan'ın da imzası var. Biz açıklamayı kınıyoruz, bunlar açıklamanın sahibi olarak susuyorlar. Buradan Erdoğan’ı bir kez daha uyarıyorum. Artık Trump’tan korkma, Allah’tan kork. Allah’tan kork. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit nasıl Yaser Arafat’ın dimdik arkasında durduysa, biz de Filistin’in öyle arkasında duruyoruz. Biz Altıncı Filo geldiğinde ona karşı selam duranların, ona doğru namaz kılanların değil; onu denize döken Deniz Gezmiş’lerin tarafındayız. Buradan bir kez de Karabük’ten söyleyeyim. Amerika’nın Dışişleri Bakanı Erdoğan için ‘Trump’la 5 dakika görüşmek için yalvarıyor’ dedi. Türkiye’deki Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack dünya kadar saçma sapan laf etti ama ‘Trump akıllı adam, Erdoğan’a onda olmayan meşruiyeti veriyor, her şeyi alacak’ dedi. Biliyorsunuz, uçak siparişini aldılar 250 tane. Pahalı LNG siparişini yani pahalı sıvılaştırılmış doğalgazı Türkiye’ye sattılar. Türkiye’den çeşit çeşit taviz aldılar, en çok da kıymetli, nadir toprak elementleri için Erdoğan’la anlaşmayı yaptılar. Hemen üstüne gittik, Eskişehir’de toprak elementleri, kıymetli toprak elementleri, nadir toprak elementleri için protesto mitingini yaptık, buna izin vermeyeceğimizi söyledik. Barrack diyor ki, Erdoğan’da meşruiyet yok, yani Türkiye’de desteği kalmadı ona destek verip ondan her şeyi alıyor Trump, akıllı adam’ diyor. Geçen gün de çıkıp dediler ki, onlara göre dünyada hangi ülkeyi kimin yöneteceğini artık Amerika kararı veriyor. Venezuela’da yaptılar, Suriye’de yaptılar, Irak’ta denediler, çamura saplandılar. Şimdi Türkiye’de seçim gelecek, Erdoğan gidecek diye tutuyor diyor ki ‘Buralarda demokrasi işlemiyor’ diyor, ‘Bu topraklarda en iyisi meşrutiyet’ diyor. ‘Tek adam yönetimleri’ diyor, ‘Demokrasiyi denedik, buralarda olmuyor’ diyor. Buradan bir kez daha söylüyorum. Barrack’a söylüyorum, Trump’a söylüyorum: Bu topraklar o sizin bildiğiniz topraklar değil. Bu evlatlar o sizin bildiğiniz korkaklardan değil. Denemesi bedava, asla teslim olmayız. Yaşasın demokrasi, kahrolsun Amerika’nın emperyalizmi. Öyle Trump’ın  Barrack’ın askerlerini uçak gemilerine doldurup getirmekle olmaz, bak o askeri görünce Karabük’ten sesleniyor Mustafa Kemal’in askerleri. ”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in, önümüzdeki ilk genel seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ardından başlatılan “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının Türkiye ayağının bu haftaki durağı Karabük oldu. İmamoğlu’nun Silivri’den Karabük’e yolladığı mektubu CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar kamuoyu ile paylaştı.

İMAMOĞLU: ÇIRPINDIKÇA BATAN MEVCUT İKTİDAR, MİLLET EGEMENLİĞİNE SON VERMEYE ÇALIŞMAKTADIR

İmamoğlu, Yaşar tarafından kamuoyu ile paylaşılan mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Köklü tarihiyle, güzel coğrafyasıyla yaşayan canım Karabük, merhaba… Silivri’den Karabük’ün yiğit insanlarına selam olsun… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, sevgili gençler, güzel çocuklar; sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, büyük bir hasretle kucaklıyorum. Karabük’te buluşmamıza vesile olan, büyük mücadelemizi ve güçlü direncimizi temsil eden il başkanım Vedat Yaşar’a ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Kıymetli kardeşlerim, tam 106 yıl önce, bir 23 Nisan günü, yüreğinde bağımsızlık ateşini taşıyan bu millet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde tüm dünyaya şunu ilan etti: ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' O gün bu büyük millet, tarihin seyrini değiştirerek, kendi geleceğini ancak ve ancak kendi iradesinin belirleyeceğine karar verdi. Ancak bu büyük irade, bağımsızlığını kazandıktan 106 yıl sonra bugün büyük bir tehditle karşı karşıyadır. Çırpındıkça batan, kendi yarattığı kumpasların içinde yok olma sürecine girmiş mevcut iktidar, devletin tüm kurumlarının üzerine çökerek, millet egemenliğine son vermeye çalışmaktadır.”

“BU İKTİDARIN KOLTUĞUNU KORUMAK DIŞINDA HİÇBİR AMACI KALMAMIŞTIR”

“Vatandaşın seçimle iş başına getirdiği, yetki verdiği Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına gece yarılarında, delilsiz ve hukuksuz yargı operasyonlarıyla saldıran bu iktidarın koltuğunu korumak dışında hiçbir amacı kalmamıştır. Milletin desteğini ve güvenini yitirdiği, vatandaşına büyük haksızlıklar ve adaletsizler yaşattığı için bir daha asla seçim kazanamayacağını bilen bu iktidarın kendi menfaatinden başkasını gözü görmemektedir. Madencinin, emeklinin, kadınların ve çocukların hayat mücadelesini önemsemeyen güç sahipleri, bu ülkenin esas sorunu haline gelmiştir. İktidar sahipleri değişmedikçe milletin sorunları çözülemez. Milletimize ve onun temsilcilerine karşı baskıyı ve zorbalığı artıranlara karşı biz de cesaret ve direncimizi artırıyoruz. Korkmadan sinmeden, azim ve kararlılıkla mücadelemize devam ediyoruz.”

“TÜRKİYE’Yİ TÜM KURUMLARINDA ADALETİN  HÜKÜM SÜRDÜĞÜ BİR ÜLKE YAPACAĞIZ”

“Bu büyük mücadelenin sonucunda Türkiye’yi hak ettiği değere kavuşturacağız. Bu aziz milletle birlikte, Türkiye’yi tüm kurumlarında adaletin hüküm sürdüğü bir ülke yapacağız. 86 milyonluk ülkemizin her bir ferdi evde, sokakta, iş yerinde, hastanede ve adliyede güvende olduğunu hissedecek. Ülkemiz; geçim derdi çekmeden, gelecekten korkmadan yaşayan, özgür ve mutlu insanların ülkesi olacak. Türkiye çalışacak, üretecek, kazanacak ve adilce paylaşacak. Devletin kudretli ve adaletli eli her vatandaşına aynı özen ve şefkatle uzanacak. Bu meydan ve ülkenin dört bir yanındaki meydanlar hakkını arayan, geleceğine sahip çıkan on milyonların sesiyle yankılanıyor: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir… Tarihin hiçbir döneminde zalimlere geçit vermeyen, her koşulda baskıya, zorbalığa ve adaletsizliğe direnen, haysiyetinden ödün vermeyen bu güçlü irade ilelebet yaşayacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

 

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..