Dava 10 Temmuz’a ertelendi. ileler isyan etti: "Acımızla dalga geçmeyin"
Gayrettepe'de 29 işçinin hayatını kaybettiği gece kulübü yangınına ilişkin davanın 14’üncü duruşmasında mahkeme, ailelerin itirazları üzerine yeni bilirkişi raporu kararı verdi. Aileler tutuklu sayısının dava başından beri azalmasına tepki gösterirken, d...
Gayrettepe Katliamı davasında aileler isyan etti: "Acımızla dalga geçmeyin"
İstanbul Gayrettepe’de 29 işçinin yaşamını yitirdiği gece kulübü yangınına ilişkin davanın 14’üncü duruşması, Çağlayan Adliyesi’ndeki 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmayı faciada hayatını kaybedenlerin ailelerinin yanı sıra CHP Parti Meclis Üyesi Baran Seyhan, DEM Parti İstanbul milletvekilleri Özgül Saki, Cengiz Çiçek, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu ve HDK Genel Meclis Üyesi Esengül Demir de izledi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederken, ailelerin olay yerinde keşif yapılması talebini reddetti. Mevcut bilirkişi raporuna itiraz eden kayıp yakınlarının yeni rapor alınması yönündeki talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 10 Temmuz’a erteledi.
"BİZİM ACILARIMIZLA DALGA GEÇMEYİN"
Duruşmada hâkim, katılan sıfatıyla yer alan müştekilere tek tek mevcut bilirkişi raporuna ilişkin itirazları olup olmadığını sordu. Müştekilerin tamamı raporu reddettiklerini beyan ederek isyanlarını ve adalet taleplerini dile getirdi.
Yangında hayatını kaybeden Şivan Dolu’nun ablası Fatma Gedizmen, kulüpte kullanılan malzemelerin geri dönüşüm ürünü olduğunu ve kolay yanmaz malzeme seçilmesi gerektiğini belirterek, "Sanık avukatlarına sesleniyorum; lütfen savunmalarınızı yaparken bizim acılarımızla dalga geçmeyin" dedi.
Yangında ölen 19 yaşındaki Onur Aladağ’ın babası Bayram Aladağ ise denetimsizliğe tepki göstererek şunları kaydetti:
"Hiçbir sorumlu zabıta komiser gelmiyor. Hepimiz evimizde tadilat yapıyoruz. Boya badana yaparken naylon örtülerle kamufle ediyoruz. Belediye ekipleri gördüğünde ‘siz burada nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?’ diye müdahale ediyor. Buradaki sanıkların hiçbirini tanımıyorum. Ben burada resmen kendimi enayi gibi hissediyorum. Benim buradaki hiçbir talebim yerine getirilmiyor. Neden Ercan Erkan kendi atölyesinde altı kişi gidip sadece kendisi kurtuluyor?”
"NEDEN SERBEST BU KADAR İNSAN?"
Yangında hayatını kaybeden 26 yaşındaki Mahmut Emin Kaya'nın annesi Gülsen Kaya, davadaki tutuklu sayısının azalmasına şu sözlerle tepki gösterdi:
“İmza yetkisi olanlar, bu kulübün açılışında imzası olanlar neden tutuksuz yargılanıyor? Biz davada tutuklu sayısının artmasını beklerken dörde düştü. Aynı şeyleri söyleyip duruyoruz. Mahkemenin bizi dikkate aldığını düşünmüyorum. Lütfen cevap verin. Neden serbest bu kadar insan?”
Mehmet Okumuş'un kardeşi Tuğba Okumuş ise geçmiş duruşmalarda yaşanan skandalları ve olay yerinin durumunu hatırlattı:
"Bundan iki duruşma önce kardeşini kaybeden müştekiye 'gevezelik yapma lan!' denilmişti. Mahkeme bütün sanıkları alıp dışarı çıkarıldık. Buradan şunu çıkarıyorum; bu ülkede suçlu da olsanız bir şekilde can güvenliğiniz korunuyor demek ki. 29 kişinin can güvenliği sağlanabilirdi demek ki. Türkiye bir hukuk devleti. Siz 29 kişinin canına kast etseniz bile canınız korunuyor. Savcılıktan görüntüleri aldığımızda 55 saniyelik 51 farklı kamera kaydı var ama elektrikler kesildiği için sadece 55 saniyeyi izleyebiliyoruz. Bu 55 saniyeden sonra içeride ne olduğunun kaydını istiyorum. İlaveten yaptınız mı yapmadınız mı bilmiyorum. Ben sizden bir kere olay yerini incelemenizi istiyorum. Çünkü göreceksiniz labirent gibi bir alan. Gün ışığında bile aydınlık olmayan bir alan. Tek bir giriş çıkışı var. Mal kabul kapısı ve baca olan çıkış. Dilerim gider görürsünüz."
"İSTANBUL'UN GÖBEĞİNDE 29 KİŞİ NASIL ÇIKAMAZ?"
Yangında hayatını kaybeden Ahmet Uzun'un ablası Kader Kaçmaz, "Biz adalet istiyoruz. Şurada ayakta duramayan anneler babalar var. İstanbul gibi bir yerde 29 kişi nasıl çıkamaz?" diyerek sitem etti.
Şivan Dolu'nun diğer ablası Zülfiye Dolu ise iki yıldır süren hukuk mücadelesine değinerek, asıl denetim mekanizmalarının aklanmaya çalışıldığını savundu:
"Bu çemberin kırılmasına, gerçeğin ortaya çıkmasına kim ya da kimler engel oluyor? İki yıldır baktık; kamu görevlileri çapraz sorgulamaya bile alınmadılar, neden, niçin? Bu mahkeme süreci uzatılarak ne elde edilmek isteniyor? 29 canımızın ölümüne sebep olanlar kim? 29 canımızın hayatını kaybettiği bu iş cinayetini basit bir kaza gibi göstermeye çalışarak aklımızla ve acımızla dalga geçmektedirler. Sorumluluğu sadece işletmecilere yükleyip asıl denetim mekanizmalarını aklamaya çalışan bu raporu kabul etmiyoruz."
Faciada eşi Özkan Baş'ı kaybeden Emine Kayabaş, "Her gün, her sene, her ay, her bayram olmadıklarını hissettikçe geçmiyor. Zaman da geçmiyor. Biz başkalarının acılarına da şahitlik etmek istemiyoruz. Üç kapı var. Deniyor ikisi pasaja açılıyor. Bilirkişi heyeti onu kapı olarak geçirmiş orada" ifadelerini kullandı.
Hayatını kaybeden Onur Aladağ'ın annesi Gülşen Aladağ ise mahkeme heyetine acısını şu sözlerle özetledi:
“Ben iki yıldır çocuğumu görmüyorum. Ben çocuğumdan iki gün bile ayrılmamıştım. Hep onu düşünüyorum. ‘Benim oğlum nerede?’ diyorum. Onur'umun ve 29 canın gittiğine inanamıyorum. 2 Mart’ta annemi, 2 Nisan’da Onur’u kaybettim. Annemin acısı hiçbir şeymiş. Ben bu mahkemenin daha fazla uzamasını istemiyorum. Ölenlere acısınlar. Bir gün onların yakınları da toprak olacak. Hakime hanım size yalvarıyorum. Bana ya Onur’umu verin ya da ağırlaştırılmış müebbet hapsi verin.”
İDDİANAMEDEN DETAYLAR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede 29 kişi maktul, 27 kişi müşteki, 9 kişi ise sanık sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, 2 Nisan 2024'te saat 12.35 sıralarında "Masquerade" isimli iş yerinde yangın çıktığı, müşteki sanık Ercan Erkan ile dumandan etkilenen Usamettin Yıldırım ve Gülden Taşpınar'ın yangında yaralandığı aktarılıyor.
Savcılık ve bilirkişi incelemelerine göre, gece kulübü işletmesinin sahiplerinin Şahzade Şekergümüş, Fatma Dörtgül ile Mehmet Memduh Ceylan; mesul müdürünün ise İsmet Şen olduğu belirtiliyor.
• Asıl sanıklar: Kahraman Erdem, Çağatay Altunel, Şahzade Şekergümüş, Fatma Dörtgül, Mehmet Memduh Ceylan, İsmet Şen, Dursun Çelik, Sibel Çelik ve İbrahim Bildirici'nin "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak" suçundan 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
• Kamu görevlileri (birleştirilen dosya): Beşiktaş Belediyesi başkan yardımcıları Ali Rıza Yılmaz, Ahmet Koray Bayraktaroğlu, Yasemin Saral, Ahmet Mithat Şermet, İtfaiye Çavuşu Fazlı Yavuz, eski İtfaiye Zabıta Amiri Numan Bulburu, eski İtfaiye Müdür Yardımcısı Tuncay Akdağ, eski İtfaiye Teknik Müdür Yardımcısı Şükrü Öztürk ile belediye çalışanları Feridun Tayfun Erelmas, Lalehan Taşdelen Başkaya, Nilüfer Oğuz, Rahşan Tekin Ölmez ve Uğur Türkyılmaz hakkında ise "Görevi kötüye kullanma" ve "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçlarından 2 yıl 6'şar aydan 17'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde savunma yapan tutuklu sanıklar ve avukatları, olayın "bilinçli taksir" kapsamında değerlendirilemeyeceğini öne sürerek tahliye ve beraat talebinde bulundu. Tutuksuz sanıklar ise adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istedi.
DOSYAYA GİREN BİLİRKİŞİ RAPORU
Duruşmada dosyaya eklenen yeni bilirkişi raporunun detayları da ortaya çıktı. Hayatını kaybeden 29 kişinin "müteveffa", Beşiktaş Belediyesi’nin ise "şüpheli" sıfatıyla yer aldığı raporda, belediyenin kusur durumunun tespiti yapıldı.
Raporda öne çıkan tespitler şu şekilde sıralandı:
• Yangının çıkış nedeni: Eğlence mekanının mal kabul bölümünde yoğun duman ve alevli yanma başladığı, bu bölümdeki elektrik panosunda patlamalar meydana geldiği aktarıldı. Mal kabul girişi ve çevresindeki 15 metrelik alanda ağır tahribat oluştuğu; burada tadilat amacıyla kullanılan prize takılı kaynak makinesi, elektrikli metal kesme motoru, elektrikli el aletleri ve sanayi tipi oksijen tüpleri bulunduğu saptandı.
• Kaçak tadilat ve izin eksikliği: Yangın öncesinde kulüpte yürütülen geniş çaplı tadilat için Beşiktaş Belediyesi’nden herhangi bir izin ya da resmi belge alınmadığı netleşti.
• 2006'dan beri itfaiye raporu alınmamış: Taşınmazın 7 Kasım 2006 tarihli itfaiye ruhsatından sonra tam 7 kez el değiştirdiği, isim değiştirdiği veya devredildiği belirlendi. İş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi sürecinde zorunlu olan itfaiye raporunun, 2006 yılından sonra açılan bu 7 işletmenin hiçbirisi için alınmadığı ve belediyenin bu konuda gerekli yönlendirmeleri yapmadığı vurgulandı.
• İş kazası kapsamında değerlendirildi: Yapılan çalışmaların mevzuat gereği "yapı işi" sayılması gerektiği; ancak mekanda sağlık ve güvenlik koordinatörü görevlendirilmediği, sağlık ve güvenlik planı hazırlanmadığı, iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi hizmeti alınmadığı tespit edildi. Çalışanlara eğitim verildiğine dair hiçbir kayıt bulunamaması ve olayın mesai saatinde gerçekleşmesi nedeniyle süreç resmen "iş kazası" kapsamında değerlendirildi.
• Yangın güvenlik sistemleri devre dışı: Yangın esnasında 'sprinkler' (otomatik söndürme) sisteminin çalışmadığı, yangın dolaplarının devre dışı bırakıldığı, acil yönlendirme levhalarının ve acil aydınlatma sistemlerinin işlevsiz olduğu raporda yer aldı. Ayrıca bazı yangın kaçış yollarının tamamen kapatıldığı veya daraltıldığı, istiflenen tadilat malzemelerinin tahliyeyi imkansız hale getirdiği bildirildi.
Raporda; gece kulübü işletmecileri, tadilat işlerini yürüten/yürüttüren kişiler, ilgili firmalar, taşeronlar ve işverenler "asli kusurlu" bulundu.
Mahkeme, mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve çalışanların sorumluluklarının tam tespiti amacıyla yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar vererek duruşmayı 10 Temmuz’a erteledi.
