Konuşulmayan o rapor

Konuşulmayan o rapor

Barış PEHLİVAN
Gündemin hoyrat ritmi, bir rapora hak ettiği parantezi açma imkânı vermedi maalesef. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty tarafından hazırlanan Türkiye raporundan bahsediyorum. 16 sayfalık rapor, komiserin 1-5 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretindeki tespitlerini içeriyor.

İşte bakanlık yetkililerinden Anayasa Mahkemesi başkanına, barolardan öğrencilere kadar yapılan görüşmelerden demlenen o rapordan bazı bölümler:

-Mart 2025’te, komiser Türk yetkili makamlarına, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer muhalefet belediye başkanlarının gözaltına alınmasının ardından düzenlenen protestolarla ilgili olarak barışçıl toplantı özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü haklarını korumalarını tavsiye etti. Türkiye’nin büyük şehirlerinde yapılan protestolar çocuklar dahil olmak üzere, 1879 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı; gözaltına alınanların 260’ı yargılama öncesinde tutuklandı ve 468 kişi adli kontrol tedbirlerine tabi tutuldu. Raporlarda hukuki desteğe erişimde gecikmeler, bağımsız izleme faaliyetinin önündeki engeller ve kolluk kuvvetleri tarafından bibergazı, tazyikli su ve plastik mermi dahil olmak üzere aşırı güç kullanıldığı vurgulanmıştır. Raporlarda aynı zamanda yaralanma ve dayak, ters kelepçenin kötüye kullanılması dahil olmak üzere kötü muamele iddiaları da belgelenmiştir. Her ne kadar gözaltına alınanların bazıları daha sonra serbest bırakılsa ve bazı yargılamalar beraatle sonuçlansa da bazı kişiler protestolara katıldıkları iddiasıyla uzun süre adli kontrol tedbirleri altında kalmaya devam etmiştir.

HSK KARARLARINA ELEŞTİRİ 

Komiser, HSK’nin işe alma, terfi, tayin ve disiplin soruşturmalarına ilişkin yetkilerinin, 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda yer alan kriterlerle ve kararların objektif kriterlere ve şeffaf bir yargılama sürecine dayandırılmasını gerektiren mahkeme içtihadı ile uyumlu olmayan şekillerde kullanılmaya devam ettiğini kaydeder. Bunlar örneğin, yerleşik kıdem şartlarını ihlal eden terfiler, siyasi gelişmeleri kamuoyu önünde eleştirme ya da sanıklar lehine karar verme nedeniyle alınan disiplin cezaları, kadrolu görevlerine son verme ya da önemli duruşmaların hemen öncesinde ya da sonrasında uzak bölgeler de dahil olmak üzere ani tayinleri kapsamaktadır. Bu uygulamalar bilhassa gazeteciler, insan hakları savunucuları ve muhalefet politikacılarını ilgilendiren davaları etkilemiştir. Komiser, Venedik Komisyonu’nun HSK’nin görevden alma kararları dışındaki kararlarının bağımsız yargısal denetime tabi olmaması bulgusuna dikkat çeker ve bunun Avrupa standartlarıyla uyuşmadığını belirtir.

İDDİANAMELERDEN ENDİŞE 

Komisere savcılık uygulamalarının bazı hususlarının yasallık, öngörülebilirlik, ölçülülük ve daha geniş anlamda hukukun üstünlüğü ile bağdaşmadığına dair endişeler dile getirilmiştir. Bunlar arasında, iddianamelerde, sözleşme kapsamında korunan ifade ve eylemler dahil olmak üzere demokratik bir toplumda yasal olarak addedilmesi gereken eylemlerin çok ağır suçları işleme yönündeki suç kastının kanıtı olarak sıralanıp yorumlandığına dair şikâyetler yer almaktadır. Aynı zamanda iddianamelerde, delillerin belirli bir suç fiilinin kanıtı olarak nasıl yorumlanabileceğini ortaya koyan sağlam bir hukuk analizi ya da iddia edilen güvenlik kaygıları ile insan hakları arasında denge kuran bir mantık bulunmamaktadır. İddianamelerin kalitesi, bazen binlerce sayfaya ulaşan aşırı uzunluk nedeniyle de olumsuz etkilenmektedir. Komisere savcılar ve hâkimlerin aynı ya da benzer olgulara ya da hukuki gerekçelere dayanarak birden fazla, örtüşen suçlama ve dava açma eğiliminin adil yargılanma hakkını olumsuz etkileyen karmaşık ve uzun süreli yargılamalara yol açtığı da bildirilmiştir.

445 DAVA BEKLİYOR 

Komiser, Türkiye’nin mahkeme kararlarını uygulama oranının yüzde 90 civarında olduğunu ve bunun Avrupa Konseyi üye devletleri arasında en yüksek oranlardan biri olduğunu kaydeder. Bununla birlikte Türkiye, üye devletler arasında, gelişmiş prosedür altında sınıflandırılan en yüksek sayıda pilot dava (37) ve standart prosedür altında sınıflandırılan 106 pilot dava ile icra edilmeyi bekleyen en fazla dava sayısına (445) sahip olan ülkedir. Bu davaların birçoğu beş yıl ya da daha fazla süredir uygulanmayı beklemektedir. Komiser yetkili makamların daha fazla gecikme olmadan mahkeme kararlarını uygulamak üzere gerekli adımları atması gerektiğini düşünmektedir.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..