'Bu soygundan AKP’yi göndermeden kurtulamazsınız!
CHP’nin grup toplantısında konuşan Özgür Özel, "Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz. Bitmeyen, sonu görünmeyen bir ekonomik krizin içindeyiz.. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı... Bu ülkede vergi adı altında halkın soyulması var.! AKP’yi göndermeden bu vergiden kurtulamazsınız" dedi...CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, gıda enflasyonu ve vergi politikalarına tepki gösteren Özel, "Lüks çantaya yüzde 10, tezeğe yüzde 20 KDV ödendiği düzen, AKP’nin kara düzenidir. Bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. AKP’nin düzenini mutlaka değiştireceğiz" dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, iktidarın ekonomi politikalarını da eleştirdi.
"AKP 3Y İLE MÜCADELEİÇİN İKTİDARA GELMİŞTİ"
Özel'in ilgili açıklamaları şöyle:
"Tam böyle AKP’nin geçmişte diyorlardı ya ‘ustalık dönemi’. Tam böyle AKP’nin ‘tükeniş dönemi’ne uygun üçüncü bir kısım…
Bunlar geldiğinde 3Y ile mücadele için gelmişti. Yasakları, yoksulluğu ve yolsuzluğu ortadan kaldırmak için. Yolsuzlukta geldikleri nokta ortada. Yasakları gençlerle birlikte konuştuk ve bir yandan insanları yoksullaştıran bu kara düzen. Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin yüzde 80’i Afrika standartlarında, yüzde 20’si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Böyle bir ayrılık var. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı. Eskinin orta direği fakir, eskinin fakirleri derin yoksulluğun pençesindeler. Yüzde 32,6’lık enflasyonla Avrupa’da birinciyiz. Dünyada beşinci sıradayız. Avrupa Birliği’nin enflasyon ortalaması yüzde 3,3. Hani diyorlar ya ‘Enflasyon herkesin başının belası.’ Avrupa Birliği ortalaması yüzde 3,3, Türkiye’ninki yüzde 33; tamam 10 katı. Yani Türkiye’deki hayat pahalılığı hızı Avrupa’dakinin tam 10 katı ve her seferinde bir zam, bir önceki zammın üstüne binerek ilerliyor. ‘Tarımda kendi kendine yeten ülkelerden biri’ diye sayılıyorduk şimdi gıda enflasyonunda yine Avrupa’da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız. Dünyayı düşünün, dünyadaki bütün ülkeleri düşünün.
"EKONOMİDE TARİHİN EN KÖTÜ DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ"
Dünyadaki ülkelerin tamamında enflasyonu ve gıda enflasyonu bizden kötü olan dört ülke var sadece. Gerisinde gıda enflasyonda çok daha yüksek durumdayız. Gıda enflasyonumuz yüzde 35. Dünya ortalaması yüzde 2. Türkiye’deki gıda enflasyonu, bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı. Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz. Bitmeyen, sonu görünmeyen bir ekonomik krizin içindeyiz ve bunun en yakıcı tarafı, gıda enflasyonu. Çünkü herkesin evladının kursağından geçecek lokmanın, meyvenin ve proteinin, her birisinin hesabı kitabı burada tıkanıyor. Milletin vergileri maaşlara değil, maalesef israfa ve faize harcanıyor. Bu yılın ilk beş ayında toplanan büyük rakamlar söylemeyeceğim, toplanan her 100 liralık verginin 24 lirasını faize ödediler. Bu tutar, bundan 10 yıl önce 100 liralık verginin 11 lirasıydı. O gün de her toplanan verginin yüzde 11’i faize gidiyordu, çoktu. 10 yıl boyunca Erdoğan yönetiyor, 2018’den beri ‘Verin yetkiyi görün etkiyi’ diyerek yönetiyor. ‘Verin yetkiyi, nasıl enflasyonun beli kırılacak’ diye yönetiyor. Her kürsüye çıktığında, 'tek haneli enflasyona nasıl ulaşacağız' diye yönetiyor. Bu dediğini bizim dünya lideri değil, dünyanın lider diyenleri başardı. Dünyadaki 200 ülkenin lideri, ortalama gıda enflasyonu yüzde 2’ye, ortalama enflasyonu yüzde 3.3’e düşürmeyi başardı. Bir tek ‘dünya lideri’ diye yalandan parlattıkları, enflasyonu dünyanın 17 katında tutmayı başardı. Şimdi 10 yıl öncesine göre yüzde 11 olan toplanan vergilerin faize gitme payı, yüzde 24’e, yani 4 lira vergi veriyorsun 1 lirasını sadece faize ödüyorlar. Böyle bir noktaya geldi Türkiye."
"ÇALIŞANDAN ALINAN GELİR VERGİSİ İKİ KAT ARTTI"
Özgür Özel, çalışanlardan alınan gelir vergisine de dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"75 bin, 80 bin lira net maaş alan beyaz yakalılar, mühendisler ya da mavi yakalı kıdemli teknisyenler, 75 bin lira maaş alıyor, aldığı 12 maaşın 3 tanesini vergiye veriyor. Şaka gibi. O artan vergi oranları var, Ocak ayında bir maaş, şubatla birlikte martta kesinti başlıyor. Mayıs’ta daha düşük ve Temmuz’da daha düşük derken 12 maaşın 3 tanesini 75 bin lira maaş alan, vergiye veriyor. Bu yüzden bu vergi dilimlerini bilerek güncellemedikleri için, bazı yılların enflasyonun altında, bazı yıllar hiç güncellemedikleri için öyle bir noktaya geldik ki sadece 2 yıl öncesine göre çalışanların ödedikleri gelir vergisi tam iki katı atmış. Maaşların ne kadar arttığını düşünün. Ama ödedikleri vergi tam iki katı artmış. Maaşı yetmeyen çalışan, kredi kartına yükleniyor. Kredi kartında nakit avans çeken yani gidip nakit tanımlanan nakit avans çeken ya da kredi kartının borcunu ödeyemeyen kişi, yıllık bileşik yüzde 94 faiz ödüyor, yüzde 94. Artık borç, borç ile çevrilmeyecek durumda. Parası olan bankaya koyduğunda, banka yüzde 40 veriyor, parası olmayan bankadan borç aldığında bileşik yıllık yüzde 94 ödüyor. Aradaki farka, bu farkın nasıl oluştuğuna ve en çok da şuna bakın. Bu yüzde 94’ün içinde ödenmeyen kredi kartına, ödenen faize yani çıkan faize yüzde 30 vergi ödendiğini unutmayın. Oradan yüzde 30 alıyor. Parası olan ve bankaya para koyuyor, kazandığı faize yüzde 18 ödüyor. Parası olmayan bankaya faiz öderken üstüne yüzde 30 da devlete vergi ödüyor. Hani bu kazandığında alınacak bir şey. Kazanandan almak varken kaybedenden ve tükenenden, intihara sürüklenenden, buhranda olandan alıyorlar. Yüzde 94, ödenemeyen kredi kartının tahsil edilen parasındaki faiz yüzde 94. Nakit avansa uygulanan bileşik faiz yüzde 94. Her gün iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Bir tek maaşlar artmıyor."
"İKTİDAR ASGARİ ÜCRETE ARA ZAMMI ASLA DİLE GETİRMİYOR"
AKP iktidarının asgari ücrete ara zammı asla dile getirmediğini hatırlatan Özel, "Seçimden önce biz söylediğimizde enflasyon çift haneli ise yani yüzde 9’dan yüksek, yüzde 10 ve üzerinde enflasyon varsa ‘Yılda dört kez ayarlarız asgari ücreti’ demişti Erdoğan. O günden bugüne enflasyon yüzde 80’i gördü, yüzde 65’i gördü, yüzde 35’leri gördü. Yılda dört değil sadece kanun gereği verilen ve enflasyonun altında kalan zammı verdiler asgari ücretliye. Bugün gelinen noktada asgari ücret verildiği günkü alım gücüyle 24 bin liraya gerilemiş durumda. 28 bin lira ocaktaydı, o 28 bin lirayı bugünkü 28 bin lira ile karşılaştırırsan o günün 24 bin lirası artık. Asgari ücrette beş ayda bu erime yaşandı ve ara zam yapmayı aklının ucundan geçirmeyen, asla ve asla dile getirmeyen bir iktidar var. Oysa hatırlayalım ki bu milletten seçimde oy isterken iki seçim arasında ‘Asgari ücrete yılda dört sefer düzenleme yapacağız’ diyordu" dedi.
Özel, Diyarbakır ve Gaziantep'te sanayici ve iş insanlarıyla birlikte olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:
"Orada asgari ücretle ilgili söyledim. ‘Diyorum ki’ dedim, ‘Alan için çok düşük, veren için çok yüksek.’ Hepsi hak verdi. Burada ne yapacağız? Yani ne yapacağız? Asgari ücretli perişan mı olacak? Kira verirse aç mı kalacak çocukları? Çocuğu doyurursa sokakta mı kalacaklar? Hayır, devlet devletliğini yapacak. Çıkardım, izah ettim, gösterdim, arkadaşlarımızın çalışmalarını söyledim. Bizim asgari ücrette önerimiz şudur… O günkü rakamlarla anlatıyorum. O zaman sevgili Volkan Demir, ekonomist arkadaşlarla çalışmışlardı hep beraber ve açıklamıştık. ‘Asgari ücret 28 bin lira değil 39 bin lira olursa alınan toplamda SGK primlerindeki artış bu kadar. Bunu kasaya almayın. Bunu desteklemeye ayırın. Bir ile beş arası çalışan, beş ile 10 arası çalışan, özellikle tekstil, deri sanayiinde çalışanlar, KOBİ’ler, buralara 10 bin 500 liraya kadar desteklemeler açıklayalım. Yani asgari ücret küçük bir işletmede ya da tekstil gibi, deri sanayii gibi Mısır’ın asgari ücretiyle rekabet etmek zorunda olan alanlarda teşvik mekanizmasıyla… Yoksa sektörel asgari ücretten bahsetmiyoruz ya da bölgesel. Teşvik mekanizmasıyla alan için 39, veren için 29 bin lira olsun’ dedik. Bugün bu hesabı duyan sanayici… O gün de izah etmişti ekonomi komisyonumuzdaki, Ekonomi Masası’ndaki arkadaşlarımız, yeni ismiyle Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’ndeki arkadaşlarımız. Bunu duyduklarında hak verdiler, ‘Doğru proje’ dediler. Ama bunu düşünmek gibi bir derdi olmayanlar asgari ücreti arttırmayarak işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar."
"EMEKLİYE BÜYÜMEDEN PAY VERMEYEN ANLAŞIYLA MÜCADELEYE DEVAM"
Özel, emekli maaşlarına ilişkin ise "Emekliye zam yapılacak, kanuna muhtaç kök maaşlardan dolayı. Orada yine grubumuz mücadele verecek ama TÜİK’in maskelenmiş, hem yanlış sepetten hesaplanan hem de yöntemsel olarak yanlış olan, emekliyi milli gelir artışında var görmediği için büyümeden pay vermeyen, bu yüzden bağıl olarak küçülten anlayışla yine Meclis’te hem ilgili komisyonda, hem de Meclis Genel Kurulu’nda mücadele etmeye devam edeceğiz. Ama bütün emeklilere ve bütün emekçilere söylüyoruz ki bu yaşananların tamamı bir zaruret falan değildir. Bu yaşananların hiçbiri küresel bir sorundan kaynaklanmamaktadır. Bu yaşananların her birisi tercih meselesidir. Erdoğan ve arkadaşları parayı bulmakta ve kaynağı kullanmakta, zengini, yandaşı ve özel tercih ettikleri bir grubu; biz ise emekliyi ve emekliyi tercih etmekteyiz. Emeklinin ve emekçinin iktidarı kurulmadan bu işler düzelmeyecektir" diye konuştu.
"BUNUN ADI; HALKIN VERGİ ADI ALTINDA SOYULMASIDIR"
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Vergiden bahsettim. Bu ülkede bir vergi düzeni yok, bu ülkede vergi adı altında halkın soyulması var. Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV. Net söyleyelim, hep söyleyelim, anlatalım. Bir ülkede dolaylı verginin payı yüzde 65 ise o ülke yoksulu, emekliyi, emekçiyi sömüren, zengini kayıran bir vergi düzeni içindedir. Çünkü vergi kazanandan alınır. Çok kazanandan çok alınır, çok serveti olandan çok alınır. Az olandan daha az alınır, kazanmayandan vergi alınmaz. Vergi kazananın ödeyeceği bir şeydir. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor; 65 lirası dolaylı, 24 lirası gelir vergisi yani maaşlardan ve diğer gelirlerden, 11 lirası kurumlar vergisi. Yani o çok konuşulan, hakkında çok konuşulan çok kazananlar verginin yüzde 11’ini, geri kalan sizler verginin yüzde 89’unu… Yani 10 liralık verginin dokuz lirasını ya hiç vergi vermemesi ya da çok azını vermesi gerekenler, 10 liralık verginin 1 lirasını gerçekte vermesi gerekenler ödüyor. Dolaylı vergi zengin - fakir ayırmayan vergidir. Dolaylı vergi elektrikten, sudan, telefondan, her türlü tüketimden alınan vergidir. Türkiye’nin en zengin adamı torununa ayakkabı alıyor. Türkiye’nin en fakir insanı torununa ayakkabı alıyor. Aynı vergiyi alıyorlar ikisinden de. Yaktığı elektrikten aynı vergiyi alıyorlar. Çocuğu sütünden, bezinden aynı vergiyi alıyorlar. Dolaylı vergiyi toplamak, bütün herkesten eşit vergi almak, milyarder ile asgari ücretliyi hatta hiçbir geliri olmayanı aynı düzeyde vergi mükellefi görmektir. Bu düzeni, bu haksız kara düzeni tepetaklak etmeden, AKP’nin bu kara düzenini bitirmeden Türkiye’de gerçekten kimsenin yüzü gülmeyecek.
"GÜNE BAŞLARKEN ÜÇ, TELEFON ALINCA DÖRT ÇEŞİT VERGİ VAR"
Güne başlarken yataktan kalktı, yüzünü yıkayacak, musluğu açan üç adet vergi ödüyor. KDV, çevre temizlik vergisi, atık su vergisi. Telefon alıyorsun, dört çeşit vergi ödüyorsun. Şarja takıyorsun, üç çeşit vergi ödüyorsun. Otomobil, telefon, tablet, bilgisayarda TRT bandrol ücreti var. Niye? ‘Otomobilde giderken radyoyu açarsan ya TRT’ye denk gelirsen?’ Telefon alıyorsun, telefonda TRT bandrol ücreti var. Ne bileyim, internete girersen, radyodan TRT’yi açarsan ya da TRT televizyonuna bakarsan diye bandrol. Hani televizyon alıyorsun, arkasına bandrolü yapıştırılıyor ya, o bandrolü, artık o görünmeyen bandrolü, gencecik yoksul çocuğun cep telefonuna TRT izleme ihtimaline karşı yapıştırıyorlar. Mutfak tüpünde, tırnak makasında özel tüketim vergisi var. Elmasta, pırlantada yok. Koymaya kalktılar. Biz bunları söyleyince koyulmaya kalkıldı. Geldiler lobi yaptılar, uğraştılar mı uğraştılar tekliften çıkarttırdılar. Binlerce Euro’luk çanta alırken yüzde 10 KDV ödeniyor, bahçeye dökmek ya da kuzinede sobada yakmak için tezek alsan yüzde 20 KDV ödeniyor. Lüks çantaya yüzde 10, tezeğe yüzde 20 KDV ödendiği düzen, AKP’nin kara düzenidir. Bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. AKP’nin düzenini mutlaka değiştireceğiz.
"AKP'Yİ GÖNDERMEDEN BU VERGİDEN KURTULAMAZSINIZ"
Biliyorsunuz AKP’nin adaletsiz vergi politikalarını anlatan bir site kurmuştuk, adı akp’den.com’du. Birincisi sultancıların, ikincisi butlancıların elinde kaldı. Allah’a şükür akpden.net’i kurduk, dimdik ayakta, akpden.net. Bu, 56 ekran, fazla bir özelliği olmayan normal bir televizyon. Bugünkü fiyatı 50 bin lira. Bunu, 'cebime koydum, sepete ekledim' deyip de basınca, akpden.net devrede. 50 bin lira ama ‘Ya sen bu televizyondan TRT’yi açarsan?’ Yüzde 16 TRT bandrol ücreti 8 bin lira. Bunun üstüne ilave yüzde 6.7, ‘Bu zorunlu bir tüketim değil, özel tüketim vergisi, gözümde lükse giren bir tüketim harcaması, pırlantada sıfır ama televizyon izlemede yüzde 6.7. 3 bin 886. Bu üçünün toplamına bir de gel bakalım yüzde 20 KDV, 12 bin 377 lira. 50 bin liralık televizyon, AKP’yi iktidarda tutma bedeli olarak 74 bin 263 lira. AKP’yi göndermeden bu vergiden kurtulamazsınız. Herkesin dikkatine, incelemek isteyenler için akpden.net’te" dedi.
ANKA

