'Bu ülkeye demokrasiyi getirmiş bir partinin bu ayıptan derhal...'
CHP Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na çağrıda bulunarak, “Bu ülkeye sandığı, demokrasiyi getirmiş bir partinin bu ayıptan derhal kurtulması lazım.. Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum." ifadelerini kullandı...Özel, konuşmasında mahkemenin 'mutlak butlan' kararıyla CHP'ninbaşkanlık kolturuğuna oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu’na çağrıda bulunarak, “Bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş ve bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin, bu ayıptan derhal ama derhal kurtulması lazımdır. Bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum." ifadelerini kullandı.
"HEP BERABER ADIM ADIM BU KARANLIKTÜNELİN UCUNDAKİ IŞIĞA YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ"
Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar:
Partimizi, demokrasimizi ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle birlikte, sizlerle birlikte milletimizin meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyor; hep beraber adım adım bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
"EFENDİM SORDUM KURULTAYI YAPAMIYORUZ"
Geçen hafta 74 il başkanımız; 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleriyle, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleriyle birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan (hükümsüzlük) yönetiminde olan genel merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli, çok tarihi ve çok güçlü bir açıklama yaptılar; 1040 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. İşte 'İstanbul'u düşünelim, şunu düşünelim, bunu düşünelim' derken; resmiyet kazandığını söyledikleri 833 imza teslim edildi ve o günden itibaren de kurultayı bekliyoruz.
Tabii bir tek onların kararı var: 'Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız. Biraz inceleriz, sonra söyleriz.' Bu tip, kamuoyunun ve partililerimizin hiç tahammül edemediği yaklaşımlar sergileniyor. Delegeyse delege, imzaysa imza! Onu alıp gereğini yapmak ve İlçe Seçim Kurulu'na bildirmek görevdir. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak esas niyetin göstergesidir. 'Hani kurultay yapabilecek olsak hemen yaparız' sözü gerçek olsa, samimi olsa derhal bu yapılır. Kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün olarak mücadele verilmesi gerekirken; birtakım bahanelerle, engellemelerle 'Efendim sorduk, kurultayı yapamıyoruz' gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız.
"AKSİNE HIZLI BİR KURULTAY GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ"
Şimdi buradan kendilerine, teslim ettiğimiz imzalarla birlikte koca bir dosya verdik. O dosyada; Türkiye'de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin imzası var. Aralarında Profesör Doktor Fahri Bakırcı, Metin Günday, Murat Sevinç, Fazıl Sağlam, Güçlü Akyürek, İbrahim Kaboğlu, Korkut Kanadoğlu, Necmi Yüzbaşıoğlu, Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Sibel İnceoğlu, Sultan Üzeltürk, Süheyl Batum, Şule Özsoy Boyunsuz ve Tolga Şirin'in de bulunduğu, yayınlandıktan sonra da bu alandaki pek çok akademisyenin 'Biz de aynı görüşleri paylaşıyoruz' dediği bir metin yayınlandı. Bu metinde; tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi.
Bunun üzerine özel hukuk alanında çalışan ve bu kanun yapılırken Medeni Usul Kanunu'ndaki ki bu tedbir Medeni Kanun'un usulle ilgili kısımlarında konmuş, tarif edilmiş bir uygulamadır. Bu kanun yapılırken meclise gelip yapımına katkı veren hocalarımız Hakan Pekcanıtez ve Muhammet Özekes bu konuda hakemli bir dergiye yazı yolladılar. Ayrıca resmi bir mütalaa verdiler. Bu kanunu yapanlar, oraya 'tedbir' lafını yazanlar, Medeni Kanun'a bunu ekleyenler diyorlar ki: 'Tedbir kurultaya engel değildir. Aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulanmamalı, derhal kurultay yapılmalıdır.'
"AKSİNİ SAVUNAN TEK BİR HUKUKÇU YOK"
Şu an Türkiye'de aksini savunan tek bir hukukçu yok. Çıkıp da 'Hayır, bu böyle olmaz' diyen, sözüne güvenilir, bu konuda çalışmış, uluslararası alanda ya da akademide Türkiye'de kabul görmüş tek bir hoca yok bunu söyleyen. Ama maalesef buna rağmen imzaları elde tutup İlçe Seçim Kurulu'na yollayıp da 'Bakalım İlçe Seçim Kurulu ne diyor, Yüksek Seçim Kurulu ne diyor?' denmesine bile mani olmaya çalışan bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla ve ibretle takip ediyoruz.
Ancak Türkiye'ye sandığı getirmiş partinin, son yaptığı kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış genel başkanının, 6 yıl önceki bir seçime gidip aradaki 4 tane seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atama ile yönetmeye çalışmasının izah edilebilir hiçbir tarafı yok. Ve şunu söylemem lazım: 1040 delege 'kurultay yapılsın' diye imza vermiş. Bu delegeler; bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız, benim ilk turunu 682'ye karşı 664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandığım kurultayın delegeleridir. Bakın, çok basit bir hesap.
O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız, hemen onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap: O gün Kemal Bey'e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520 tanesi şu anda 'kurultay yapılsın' diye imza vermiş durumda. Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık. 19 Mart darbesinden sonra laf söz ediyorlardı, 'kurultay iptal olacak' falan diye. 'Gelin, bir daha oy kullanın' dedik. O gün 1171 geçerli oyun tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu.
Bu konuda son sözüm: O kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması ve o coşkusu karşısında, bütün salonla birlikte Kemal Bey de ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay; mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleriyle oluşmuş yeni kurultaydır. Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevdedir. Bu kongrelerin delegelerini seçtiği il başkanları görevdeyken şimdi onlar hedefte! 2023 yılından bahsetmiyoruz; 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkılıyor, orada seçilmiş olan yönetimler tasfiye edilmek isteniyor.
Hatta ve hatta en ayıbı şu: Bizim kadın kolları ilçe başkanlarımızı, il başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar; ayrı bir prosedürle, ayrı bir takvimle. Gençlik kollarını sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar; ayrı bir prosedür, ayrı bir takvimle. Ve o seçilmiş kadın kollarının, gençlik kollarının başkanlarına erkekler atama yapıyor! 'Kadınların kendi seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek' diye... 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara; tamamı 30 yaş üstü kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.
"BU ÜLKEYE DEMOKRASİYİ GETİRMİŞ PARTİNİN, BU AYIPTAN DERHAL KURTULMASI LAZIM"
O yüzden, bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş ve bu
ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin, bu ayıptan
derhal ama derhal kurtulması lazımdır.
Bunu tarihi bir çağrı olarak 2
milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve
yaşamından memnun olmayıp iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına
yapıyorum. Her yönüyle hocaların görüşleriyle, delegelerin imzasıyla,
sokağın öfkesiyle, inancıyla ve kararlılığıyla; ama en çok da bu
partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya,
ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet
ediyorum."

