“Deli Karı” Tamar Tanrıyar meselesi değil AKP içi hesaplaşma!..
Son günlerde bir Tamar Tanrıyar fırtınası esiyor. CHP'lileri belaltı videolarla hedef alınca baş tacı yapılan isim, AKP'lilere ilişkin iki "dolaylı" videosu sonrasında bir anda linç edildi, hızlıca gözaltına alındı. Ancak yine kimsenin beklemediği şekilde de jet hızıyla serbest bırakıldı. soL, kimsenin odaklanmadığı AKP içi kavganın izinden giderek Tamar Tanrıyar olayının arka planını yazıyor...
AKP'deki iç savaş kızışıyor: Tamar
Tanrıyar meselesi değil AKP içi hesaplaşma
CHP’li birçok vekil hakkında belaltı yayınlar yapan, Özgür Özel’in dediği bir isimdi Tamar Tanrıyar.
Aylarca bu videolar AKP’liler tarafından baş tacı edildi ve sosyal medya üzerinden yaygın biçimde dolaşıma sokuldu.
Tanrıyar’ın dile getirdiği sözlerin kırıntısını AKP’liler için akıldan geçirmek bile tutuklanma nedeni sayılırken Özgür Özel, Murat Emir, Evrim Rızvanoğlu, Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba başta olmak üzere birçok CHP’linin hedef tahtasına oturtulmasına iktidar çevrelerince arka çıkıldı.
Ta ki AKP içi kavgayla Tamar arasındaki bağ açığa çıkana kadar…
AKP içi kriz ve Tamar Tanrıyar
AKP’nin içinde bulunduğu krizi uzun süre soL’da ayrıntılarıyla işlemiş, bunun yargı ayağına özel olarak odaklanmıştık.
AKP'de hemen her başlıkta farklı yönlere bakan, ayrı doğrultuda hareket eden isimler olduğu, bunun da Erdoğan sonrasına ilişkin hazırlık ve mücadeleyle ilişkili olduğu ortada.
Sadece CHP’ye yönelik AKP müdahalesi, mutlak butlan kararı bile parti içindeki bu farklı görüşleri açığa çıkarmaya yetmiş, bizzat yandaş isimler Erdoğan’ı bu karardan vazgeçirmek isteyenler olduğunu yazmıştı.
“Ben söylüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın çevresinde, AK Parti'nin içerisinde bu Londra-Tel Aviv hattından beslenen bir akıl, Sayın Erdoğan sonrasını, hatta sandıkta bir Erdoğan yenilgisinin üretilmesinin zeminini hazırlıyor. İmamoğlu projesinin asıl sahiplenicilerinden önemli bir hat AK Parti’de var.”
AKP’nin eski vekili Metin Külünk bu sözleri dile getiriyor ve mutlak butlan kararıyla bu sürece engel olunduğunu iddia ediyor örneğin.
Yani işin bir cephesinde Akın Gürlek'e ilişkin bir koruma kalkanı var.
Bunun karşısında ise AKP içinde Akın Gürlek’in hamlelerinden rahatsız olan, buraya set çekmeye çalışan başka bir ekip...
Bu ekibin varlığı bizzat Özgür Özel tarafından ilan edilmiş, Akın Gürlek’e ilişkin dosyaların kaynağı Meclis'te şu sözlerle duyurulmuştu:
“AKP'den bazı arkadaşlara söylüyorum. Yok başsavcıya ait MASAK raporu, yok mal varlığı, yok villa tapusu, yok yüz milyonluk villa almaya niyet, yok Lüksemburg’daki çift maaş, yok efendim senfoniler ıvırlar zıvırlar. Arkadaşlar ben mi atadım savcıyı? Bu bilgileri bana yollayıp benim söylememi söylüyorsunuz. Akın Gürlek’i atayana gidin konuşun. Yok Akın Gürlek Adalet Bakanı olacakmış, yok bunlar konuşulsun. Benim umrumda değil Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olması, sizin iç meseleleriniz benim umrumda değil. Akın Bey de ne zaman isterse bize ulaştırılan belgelerin hepsini ona verelim.”
Özel burada da durmayıp mutlak butlan kararından yaklaşık 10 gün önce el yükseltip, şunları söylüyordu:
"Başsavcıyken Cumhurbaşkanıyla arasında kriptolu hat var. Her bir operasyonu kendine söylüyor. Kriptolu telefonun bir özelliği var. Dinleyemiyorsun, kaydedemiyorsun ama bir özelliği daha var. Küçük bir şeyle kişi isterse karşı tarafta da kırmızı ışık yanarak bildirilirse, bu taraf kaydediyor diye kendi kaydedebiliyor. O küçük stikleri toplamış, bir banka kasasına istiflemiş. Bu kadar iş ortaya çıkınca bana bir şey olmaz diyormuş. Görüşmeleri hep kaydettim. Şimdiki telefonundan da her birinden, şimdi kriptolu kullanmıyor, her birinden kaydediyormuş. Bu işten Sayın Erdoğan o kırmızı ışığı fark etmemiş. Şunu yapayım mı yap, bunu yapayım mı yap. Öyle kayıtlar var, Ekrem Başkan'ın bahçesinden 20 kasa altın bulduğu yalanını atmış, Erdoğan'ı inandırmış. Bu işte Türkiye siyaseti tehdit altındadır. Normal bir parti olarak devam edilecekse AK Parti siyaseti tehdit altındadır. Erdoğan ne durumdadır bilmem, Erdoğan'ın ailesi tehdit altındadır. Geçen seferki Zekeriya Öz kaçtı. Kaçmam, uğraşanı pişman ederim diyen bir hadsiz başınızın belasıdır. Size bunu buradan söyleyeyim. Bu aziz milletin vicdanına sesleniyorum. Olmayacak işler yapıyorlar."
Yani Erdoğan’a mutlak butlan kararından hemen önce “Akın Gürlek seni dinliyor, dikkat et” uyarısı yapıyordu Özel.
Bu uyarıdan 10 gün sonra ise karar geldi.
Özel bu çıkışları yaparken, soL’da 31 Mart’ta AKP’nin mutlak butlan konusundaki kararı verdiğini duyurmuştuk oysa.
Yani Özel’in bu çıkışları çoktan boşa düşmüştü. Ancak yine de AKP içindeki güç savaşını gözler önüne sermesi açısından son derece çarpıcıydı.
İşte bu kavgayla Tamar Tanrıyar gündemi arasında çok da dolaylı olmayan bir bağ var.
Cem Küçük ve ortaya atılan ilk ipuçları
Tanrıyar’ın CHP’lileri hedef alması iktidar kanadında neredeyse herkesi mutlu etmişti ama yine de bu operasyon sürecine bazıları yukarıda da işaret ettiğimiz üzere mesafeli duruyordu.
Bu isimlerden biri yandaş yazar Cem Küçük’tü.
Küçük’ün operasyonlara tam boy arka çıkmaması sonrası Tamar Tanrıyar, birden Cem Küçük’ün “Adnan Oktarcılığını” gündeme getirdi.
Küçük'ün yanıtı sert ve AKP içi kavgayı anlamak açısından "açıklayıcı" oldu. “Seni bana kimin saldırttığını çok iyi biliyorum. Sırf 'mutlak butlana' itirazlarım var diye seni tetikçi olarak kullanıyorlar. Sen git sahibin gelsin. Küçük bir çete olduğunuzu tüm Türkiye biliyor” dedi ilk olarak.
Kimdi bu bilinen “küçük çete” ilan etmedi tabii.
Sonra devam etti:
“Sen git, sahibin gelsin. Ben kimseye, düşmanlarıma bile belaltı vurmadım. Ama bundan sonra iş değişti. Bu videoların bazılarını yurtdışından çekiyorsun. Seni de Suriye hatları üzerinden arıyorlar, hatta kendi kullandığın hattı bile değiştirdin. Diyarbakırlı iş insanını hamileyim yalanıyla nasıl tehdit ettiğin ortada. Kocan Can Tanrıyar kırmızı bülten ile aranan Muhammet Yakut'a devletimiz ve hükümetimiz ile bilgi sızdırmaktan tutuklandı. Dosyası Yargıtay’da. Üzerinize onlarca tapu var. Kimleri tehdit ederek ne servetler edindiğiniz ortada. Sizi kullananlar birkaç yıl sonra sizi tanımayacaklar. Ama hepiniz yaptığınız FETÖ yöntemlerinin bedelini ağır ödeyeceksiniz. Belaltı işleri yapanların sonu hukuki anlamda hiç iyi olmadı. Örnek FETÖ. Sana da son uyarım. Yoksa rezil rüsva olursun.”
İkinci dalga Albayraklar oldu
Bu kavga bir düzeyde devam ederken Küçük’ün TGRT arkadaşlarından eski AKP’li vekil Şamil Tayyar ilgi çeken bir çıkış yaptı.
Tayyar, AKP’de uzun süredir devam eden, Erdoğan sonrasına ilişkin güç savaşıyla artan iç krize işaret ettiği paylaşımında, “partinin altının oyulduğunu” söylüyor, “Gelinen bu noktada, Cumhurbaşkanımızın yükünü alacak, siyaset ve bürokrasi ilişkisini rayına sokacak, gelecek kaygısı taşımayacak, toplumla yeni bir ahit yapacak güçlü ve güvenilir bir isme ihtiyaç var” diyordu.
Kavga da tam burada koptu.
Tayyar, uzun süredir gündemden düşen, AKP’deki liderlik yarışında hayli arkalarda kalan Berat Albayrak’ı öneriyordu.
Tamar Tanrıyar’ın Turkuaz Medya’yı, yani Berat Albayrak’ın abisinin yayın grubunu hedef alması bu çıkışın hemen ardından geldi.
Tanrıyar, Turkuvaz Medya'nın sahibi Albayrakları Sözcü gazetesinin dağıtımını yaptıkları gerekçesiyle uyarırken, son derece cüretli bir şekilde “Acele kopun bunlardan. Size 1 Temmuz'a kadar müsaade. Koptunuz koptunuz, yoksa beni susturamazsınız" diyordu.
Tamar’ın boyu yetmedi ama...
Sonuç olarak bu çıkışın bedeli oldu.
CHP’lileri istediği gibi belaltı videolarla hedef alan Tanrıyar, AKP içine yönelik ikinci dolaylı dokundurmasının sonunda yandaş basının bir bölümünün lincine maruz kaldı:
“Bir süredir devlet içi kimi odakların cumhurbaşkanımızın gücünü istismar ederek gayrinizami oluşumlar içinde olduğunu yazıp duruyorum. CHP’ye vurarak sözümona kendilerine siyasal meşruiyet sağlayanlar, şimdi ince işçilikle Cumhurbaşkanımızın etrafına yöneldiler. Sonra TGRT’yi hedef aldılar, yetmedi Serhat Albayrak’ın yönettiği Turkuaz grubunu tehdide başladılar. Bu istismarcı grubu frenlemek için Cumhurbaşkanımızın yanında ‘oyun bozucu’ bir göreve getirilmesini önerdiğim Berat Albayrak’a yönelik itibar suikastı, tehdidin boyutunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Mevzu bir sosyal medya paylaşımı değil, hayli derindir.”
Şamil Tayyar, açıkça devlet içi bir güç odağını işaret ediyordu ve bunun dolaylı uzantısı parti içi güç savaşıydı.
Tayyar'ın salvosunun devamı bugün Sabah yazarları Hilal Kaplan’dan geldi.
Tanrıyar’ın böylesi bir operasyonu planlayabilecek bir aktör olmadığını söyleyen Kaplan, şöyle diyordu:
“Bir araçtır ama bilerek seçilmiş, dikkatle yerleştirilmiş ve zamanı gelince soğukkanlılıkla terk edilmiş bir araç. Dönmüş, ifade verip adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış. Yani gemi limana çekilmiş, demir attırılmış. Şimdi esas mesele kaptanı bulmakta."
Gerçekten terk edildi mi?
Kaplan, Tamar Tanrıyar’ın “terk edilmiş” bir araç olduğunu yazsa da, bu kadar cüretli çıkışlar yapan bir ismin hakkında gözaltı kararı verildikten hemen sonra Türkiye’ye dönecek kadar kendine güvenmesi başlı başına verilecek kararın da özeti gibiydi.
Bu güvenin karşılığını aldı, kimsenin beklemediği şekilde serbest bırakıldı.
Küçük’ün sözünü ettiği Suriye hatları üzerinden gelen bilgiler, Tayyar’ın sözünü ettiği çete ve bunca dijital bilginin kaynağı araştırılmadan serbest bırakılıyordu Tanrıyar.
Yani arkası düşünüldüğünden daha sağlamdı.
Tekrar Hilal Kaplan’a dönelim:
“Zaten devletin elinde olan istihbaratlar Tanrıyar'a ince zaman ayarıyla ulaştırıldı. O da magazinci geçmişinden de ötürü belaltı vurmayı da ihmal etmeden kamuoyu oluşturdu. Hem bu kitleyi ikna etti hem de onların zaten olan şüphelerini doğruladı. Sanki o olmasa devlet bu operasyonları yapamayacaktı gibi bir imaj çalışması da başarıya ulaşmış oldu.”
Kaplan, devletin elindeki bilgilerin Tanrıyar’a ulaştırıldığını ilan ya da itiraf ediyor.
Bunun kaynağının AKP içi kavga olduğu, eski Pelikancı Kaplan’ın da bu kavganın taraflarından biri olduğu açık değil mi?
Ancak bu "araca" bunca bilgiyi AKP içinden hangi isimlerin, hangi niyetlerle servis ettiğini açık açık konuşacak bir cesaret, AKP içinde henüz ortaya çıkmış değil…
Şimdilik...
Bu yüzden de bir diğer Sabah yazarı Dilek Güngör, “Nedense, FETÖ gibi her türlü terör örgütüyle mücadele eden ve daima savaşacak olan Turkuaz Medya Grubu’nu hedef alıyorlar. O videoyu çektirenlerin boyu buraya yetmez" diyor, boy imasının adresine dair sosyal medyada yorumlar dolaşıma girince de paylaşımını silmek zorunda kalıyor.
Şimdilik...

