Kayyım ekonomisi büyüyor: TMSF'nin yönettiği şirket sayısı 1184'e çıktı!

Yetkileri genişletilen TMSF, bugün 1184 şirketi yöneten ve aktif büyüklüğü 500 milyar liraya yaklaşan dev bir holding konumuna yerleşti. Kurumun kayyım olarak atandığı şirket sayısı 14 ayda yüzde 53 arttı...

Kayyım ekonomisi büyüyor: TMSF'nin
yönettiği şirket sayısı 1184'e çıktı

2025 yılı başında yürürlüğe giren bir düzenleme Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) yetkilerini genişletti. Kurum, o günden bu yana yüzlerce şirkete kayyım olarak el koydu.

Bu şirketler önceki örneklerdeki gibi iflas etmiş veya Fethullahçı patronları yurtdışına kaçmamıştı. Aksine birçoğu kısa süre önce satın alınmış ya da büyük sermaye artırımlarına gitmişti.

Çoğunun ortak noktası “kara para”ydı.

Söz konusu düzenleme TMSF’ye “malvarlığını aklama” veya “terörizmin finansmanı” suçlaması yöneltilen şirketlere 5 yıl süreyle el koyma yetkisi verdi.

Bu yetkiyle Bankpozitif, Assan, Can Holding, Ciner Holding ve daha birçok şirkete kayyım atandı.

Toplam değerleri milyarlarca lira eden bu şirketlerle birlikte TMSF Türkiye’nin en büyük ekonomik güçlerinden biri haline geldi.

500 milyar liraya dayandı

2025'in Nisan ayında TMSF’nin elindeki şirket sayısı 699’du. Bu ay itibariyle TMSF’nin yönettiği şirket sayısı yüzde 53 artarak 1184'e ulaştı. Yaklaşık 14 aylık süreçte 414 şirket TMSF'ye geçirildi.

TMSF’nin aktif büyüklüğü 500 milyar liraya yaklaşmış durumda.

TMSF’nin yönettiği şirketlerdeki çalışan sayısına dair net veri paylaşılmıyor. Ancak Nisan 2025’te yayımlanan resmi açıklamalarda 770 şirkette 40 bini aşkın kişinin istihdam edildiği bildirilmişti. Ciner ve Can Holding gibi binlerce kişiyi istihdam eden grupların da devralınmasıyla bu sayının önemli oranda arttığı tahmin ediliyor.

Ancak bu noktaya 14 ay içerisinde gelinmedi. TMSF kurulduğu günden bu yana sermaye ve iktidar içi hesaplaşmaların kullanışlı bir aracı oldu.

Finans sermayesine can simidi oldu

TMSF, 1983 yılında o dönemin Bankalar Kanunu temel alınarak kuruldu.

Amaç basitçe şuydu: Bir banka iflas ettiğinde başta yabancı sermaye olmak üzere alacaklıları zor durumda kalmasın diye borçları devlet tarafından üstlenilecekti. Böylece paralarını bankalar aracılığıyla değerlendiren yabancı sermayedarlar açısından risk son derece sınırlı tutulacaktı.

1990’ların finansal krizlerinde patronlar için hayati rol oynadı.

Bu dönemde İmar Bankası, Pamukbank, Egebank, Kentbank, Etibank, Demirbank, Bank Kapital, İnterbank gibi çok sayıda özel banka TMSF’ye devredildi.

Bu süreçte TMSF’ye şu olağanüstü yetkiler tanındı. Bu sayede TMSF, yalnızca bir “sigorta fonu” olmaktan çıkarak finans sermayesini yeniden yapılandıran bir aktör haline geldi.

2001 finansal krizi sonrası 21 bankaya el koydu, yaklaşık 47 milyar dolar mali yük ortaya çıktı. El konulan bankaların bir kısmı tasfiye edildi, bir kısmı birleştirildi veya satıldı.

Neoliberalizmin ekonomiye egemen olduğu dönemde yabancı bankaların önünü açtı.

Medyada el değiştirmenin şifresi

Sadece bankalar değil, bu bankaların sahiplerine ait medya, enerji, inşaat gibi alanlardaki şirketler de el konulup, satılmaya başlandı.

2000’lerden sonra TMSF’nin yönettiği şirketler arasında Uzan Grubu, İmar Bankası çevresi, Sabah-ATV, Akşam Gazetesi, Show TV gibi siyasi açıdan kritik yapılar da yer aldı.

Bu sayede medyanın sahiplik yapısı AKP’ye yakın patronlar lehine önemli ölçüde değişti.

'Kayyımlığın' yolunu 15 Temmuz açtı 

TMSF’nin yıldızının parladığı üçüncü dönem 15 Temmuz oldu. OHAL döneminde TMSF’nin yetkileri arasına kayyımlık eklendi.

Gülen Cemaati'nin yıllarca kamu desteğiyle büyüttüğü şirketlerine el konuldu.  

Bu şirketlerin bir kısmı satıldı, bir kısmı Varlık Fonu’na devredildi, bir bölümüyse hâlâ TMSF bünyesinde tutuluyor.

Bir 'iç savaş' alanı olarak TMSF

TMSF 4 Şubat'ta yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte, yalnızca ekonomik bir aktör olmanın ötesine geçerek, AKP içindeki iktidar dengelerinin yeniden şekillendirilmesinde stratejik bir araç haline geldi.

BDDK'nın onayını alarak yasa dışı bahis parasıyla banka kurmasına izin verilen Erkan Kork'a daha önce kalkan olan yargı kararları aniden tutuklanmasına yol açtı. Payfix'ten Flash TV'ye dek elde etmesine göz yumulan çok sayıda şirket TMSF'ye devredildi.

TSK ile MKE arasında paylaşılan gizli tedarik planlarını elde ettiği gerekçesiyle TMSF'nin el koyduğu Assan’a ilişkin soruşturma AKP'li ve MHP'li avukatlar da tutuklandı.

Akaryakıt ve sigara kaçakçılığıyla mimlenen, şirket sahiplerinin Binali Yıldırım’ın evinde fotoğrafları ortaya çıkan Can Holding'e TMSF kayyım olarak atandığında iktidara yakın kalemlerin ilk yorumu Saray'ın hukuk danışmanı Mehmet Uçum'un "yarışı kaybettiği" yönünde oldu.

Can Holding aylar önce Ciner Holding'in medya grubunu satın almıştı. Bu satışta aracılardan birinin bu yıl tutuklanan avukat Rezan Epözdemir olduğu öne sürülüyordu. Nitekim Can Holding'den haftalar sonra soruşturma ve TMSF sopası Ciner Holding'e uzandı.

Kayyım dalgası son olarak akaryakıt şirketlerini vurdu.

Bir dönem “bankacılık sisteminin sigortası” olarak kurulan kurum, bugün iktidar içi dengeleri yeniden dizayn etmenin aracına dönüşmüş durumda.

Mevcut tablo TMSF'nin sadece ekonomik bir oyuncu değil, aynı zamanda iktidar içindeki hizipler arasındaki güç mücadelesinde önemli bir aktör haline geldiğini gösteriyor.

Bu nedenle TMSF'nin el koyduğu şirketler ve medya organları yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik bir değer taşıyor.

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..