Vitrinin arkasında derinleşen ekonomik kriz, baskılar ve hoşnutsuzluk var

 NATO Zirvesi öncesi yürütülen kapsamlı hazırlıklar, iktidarın emperyalist merkezlere yönelik bir vitrin oluşturma çabası. Bu vitrinin arkasında ise derinleşen ekonomik kriz, baskılar ve toplumsal hoşnutsuzluk yer alıyor...

Vitrindeki ülke sokaktan farklı

7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, Saray rejiminin emperyalist merkezlere kendisini yeniden pazarlama girişimi olarak da öne çıkıyor.

İktidar, ekonomik krizin derinleştiği, siyasal meşruiyetinin tartışıldığı ve toplumsal hoşnutsuzluğun büyüdüğü koşullarda NATO zirvesini uluslararası alanda da kendisini yeniden konumlanmanın ve iç siyasette kullanabileceği bir eşik olarak görüyor.

Ankara’da haftalardır sürdürülen ve sıradan bir zirve organizasyonunun çok ötesine geçmiş durumda olan hazırlıklar bunun bir kanıtı. Devletin bütün olanakları, başkenti birkaç günlüğüne uluslararası sermayenin ve NATO yöneticilerinin görmek isteyeceği bir dekor hâline getirmek için seferber edilmiş durumda. 

GEÇİCİ GÜÇLÜ TÜRKİYE FOTOĞRAFI

Zirve güzergâhlarında asfaltların yenilenmesinden, kaldırımlarım elden geçirilmesine, evlerin yeniden boyanmasından gecekondu mahallelerinin önüne çekilen bariyerlere kadar yapılan her bir hamle iktidarın emperyalistlere sunmak istediği bir Türkiye fotoğrafını ortaya koyuyor.

Özellikle bir film platosuna döndürülen başkentte gösterilmek istenen görüntü, güçlü, istikrarlı, güvenli ve NATO’nun yükünü taşıyan ‘örnek müttefik’ mesajı. 

HALK DEKORUN DIŞINDA BIRAKILIYOR

Yıllardır sağlık emekçilerinin ve meslek örgütlerinin karşı çıktığı "beş dakikalık muayene" sisteminin 20 dakikaya çıkarılması da bu açıdan tesadüf değil. Aylarca randevu bekleyen yurttaşların, yoğun bakım yükü altında çalışan sağlık emekçilerinin, şehir hastanelerine mahkûm edilen sağlık sisteminin gerçekliği ise bu dekorun dışında bırakılıyor. Aynı durum güvenlik politikalarında da yaşanıyor. Ankara başta olmak üzere birçok kentte toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yönelik yasaklar genişletiliyor. Fiilen uygulanan olağanüstü hâl rejimi, NATO zirvesiyle birlikte daha görünür bir karakter kazanırken en ufak ses çıkartan tüm kesimler hedef haline getiriliyor. Bu hafta içerisinde yaşanan yüzlerce tutuklama ve gözaltı da bunun örneklerini oluşturuyor.

Rejim açısından NATO liderlerinin karşısına çıkarılmak istenen Türkiye ise işsizliğin, yoksulluğun ve derinleşen gelir adaletsizliğinin yaşanmadığı, muhalefetin baskı altında tutulmadığı, sendikal hakların sınırlanmadığı, öğrencilerin, gazetecilerin yurttaşların özgür olduğu bir ülke. Rejimin iki yüzlülüğü de bu noktada daha fazla belirginleşiyor. Bir yanda iç siyasette kullanılan "yerli ve milli" söylemleri, iç cephe vurguları hatta son haftalarda bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından tekrar tekrar dile getirilen ‘Yenikapı ruhu’ sözlerinin bile gerçek anlamını sadece NATO zirvesi öncesinde yaşananlar açığa kavuşturuyor. Tüm bu sözlerin emperyalizme tam biat eden Saray rejiminin iç siyasetteki kesimleri arkasına sıralamanın aracı olarak kullanılıyor. Rejim NATO’nun bölgesel stratejilerinin en önemli uygulayıcılarından biri olmayı sürdürürken savunma harcamaları sürekli artırması, emekçilere kemer sıkma programı dayatılırken askeri bütçelerdeki artışın "güçlü devlet" söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılması bu hamlelerin gerçek yüzünü de açığa çıkartıyor. Son olarak NATO Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Benedetta Berti’nin açıklamaları da bu gerçeği ortaya koymakta yeterli. Berti, Türkiye’nin askeri kapasitesini, savunma harcamalarını ve NATO operasyonlarına sunduğu katkıları överken, Türkiye’nin savunma harcamaları, askeri kabiliyeti ve NATO’ya katkılarıyla İttifak’ın “üç temel ölçütte de güçlü bir müttefiki” olduğunu söyledi. Tam da bu noktada Saray rejiminin emperyalist merkezlerden aldığı övgüler ile yurttaşların gündelik hayatı arasında derin bir uçurum bulunuyor. 

SARAY’DAKİ VE SOKAKTAKİ ÜLKE FARKLI

Rejimin tüm bu çabalarına karşı ülkenin dört bir yanında NATO’ya, emperyalist savaş politikalarına ve iktidarın ABD ile kurduğu bağımlılık ilişkisine itiraz edenler seslerini yükseltmeye de devam ediyor. İstanbul’dan İzmir’e, Eskişehir’den Adana’ya, Dersim’den Hatay’a kadar birçok kentte düzenlenen eylemlerde "NATO’ya hayır", "Emperyalizme karşı bağımsız Türkiye", sloganları yükselirken ABD’nin bölgedeki politikalarına, Trump yönetiminin Ortadoğu planlarına ve bunlarla uyumlu hareket eden iktidarlara karşı direnmeye devam ediliyor. O yüzden Ankara’da kurulmaya çalışılan vitrin ne kadar parlak olursa olsun, ülkenin sokaklarında başka bir fotoğraf var. O fotoğrafta asfaltı yeni dökülmüş yollar değil, geçinemeyen emekçiler; boyanmış kaldırımlar değil, geleceğini savunan gençler; NATO konvoyları değil, bağımsızlık talebini yükselten insanlar bulunuyor.  Sarayın göstermeye çalıştığı Türkiye ile meydanlarda konuşan Türkiye aynı ülke değil.

*** 

BU MEMLEKET SİZLERİ KABUL ETMEDİ, ETMİYOR

NATO’ya Hayır Koordinasyonu, Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılmak istenen NATO Liderleri Zirvesi’ne karşı başta Ankara, İstanbul ve İzmir’de olmak üzere ülkenin birçok noktasında sokağa çıkıldı. Aralarında SOL Parti, TİP, Emek Partisi, Halkevleri, TKH gibi birçok siyasi partinin de bulunduğu NATO’ya Hayır Koordinasyonu, İstanbul’da bulunan Trump Tower önünde buluştu. Polis ablukası altında gerçekleşen eylemde yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “İktidar, başta başkent Ankara olmak üzere, tüm Türkiye’yi bir açık hava hapishanesine çevirmiş durumda. 7-8 Temmuz öncesinde devrimci, yurtsever, demokrat, ilerici ve sosyalist güçleri kolluk güçleri ile baskı altına alan, Valilik kararları ile en basit “demokratik” hakkı bile hiçe sayan AKP iktidarı, adeta ülke çapında bir sürek avı başlatmış durumda. Emperyalistleri memnun etmek adına ülkenin başkentini felç eden, yüzbinlerce emekçiyi yerinden etmeyi “güvenlik” bahanesi ile göze alan, Macron ve Trump gibi figürler için “özelleşmiş” alanlar tahsis eden iktidar emperyalistlerin gözüne girmeye çalışıyor. Ancak bilsinler ki; Bölgemizde sizinle işbirliği yapacak hükümetler, patronlar ve siyasi çevreler bulabilirsiniz ama bu toprakların emekçileri, gençleri, kadınları, aydınları sizi istemiyor!”

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..