AKP’nin bu transferleri büyük bir çaresizliğin dışavurumudur
Transferler: Büyük bir çaresizliğin dışavurumu mu, psikolojik tedavi mi
Orhan BURSALIEn çarpıcısı Eceabat’ta gerçekleşti: AKP’nin adayı belediye seçimlerinde 153 oy almıştı. CHP’nin ismi lazım değil adayı ise 2084 oyla başkan seçildi.
CHP, 2019’da İYİ Parti’den seçilen kişiyi aday yapmıştı. Parti değiştiren, herhangi bir partiden seçilmek için ortalıkta dolaşan kişiyi aday göstermek, mahalli seçimlerin tipik yanlış uygulamalarından biri. “Tanınıyor, seçilir” ilkesi ile yaklaşmanın temel yanlışlarından biri. Ayrıca CHP 2024 seçimlerinde büyük bir yükseliş içinde; güvenilir, karakterli, CHP’li, sağlam birini gösterse seçilecek. İlkesizlik, adı lazım değil bu kişinin 2 bine yakın oya, seçmene ihanet etmesiyle sonuçlandı.
***
Kişi daha iyi hizmet için AKP’ye geçtim demiş. Acaba arka planda neler oldu, sorusunu buraya bırakalım.
***
YENİ Parti bundan bir ders çıkartır mı, bilmiyorum. Umarım. Ayrıca parti, seçim yaklaşınca, kimi aday yapalım kargaşasından önce, daha şimdiden seçilebilecek (çoklu) adaylar üzerinde durmalı, onları bir eğitimden geçirmeye ve hazırlamaya başlamalı. İlkesel bir zeminde.
Boşuna yazıp duruyorum diye bir duygu var içimde.
***
İktidar kaybettiği seçimleri, dönüştürmeye karakter olarak uygun kişileri transfer ederek neredeyse 2024 yerel seçimlerini kazanmış sayacak kendini. O yolda ilerliyor.
***
Parti olarak YENİ Parti ile arasında, çeşitli anketlere göre, 5-10 puana yakın fark var.
AKP’nin yeniden seçimi kazanma olasılığı epey yerle bir olmuş.
Ama her hafta sahnede ve 25. kuruluş yıldönümünde, kendilerine seçimi kaybettiren partilerin “transfere uğramış” belediye başkanlarının ve milletvekillerinin ellerini havaya kaldırarak gövde gösterisi yapıyor.
***
Ülkede böylesine yoğun belediye başkanı ve milletvekili transferi borsası kurulmuş olması ülke siyasi hayatında yaşadığımız olağanüstü koşulları gösteriyor.
Bu transfer tablosu, Saray’a en büyük rakip ve şimdi seçim yapılsa seçilebilecek durumda olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’na, toplam 40 kadar tutuklu belediye başkanına, CHP’nin çökertilmesine ve geride kalan artığın Cumhur İttifak’ına dahil edilmesine; AİHM ve anayasa kararlarının uygulanmamasına, seçilmiş milletvekili Can Atalay’ın hapiste tutulmasına, Kavala, Demirtaş, Gezi tutsaklarına, Türker Ertürk’ün ve daha onlarca kişinin zırva gerekçelerle tutuklanmasına, ifade özgürlüğünün rafa kaldırılmasına ve bir korku ikliminin yaratılmasına varıncaya kadar, ülkenin nasıl bir yönetim altında yaşadığının kanıtları olan toplam olaylar zinciriyle uyumlu ve tutarlıdır.
***
AKP’nin bu transferleri büyük bir çaresizliğin dışavurumudur.
Veya iktidarın kendi kendine uyguladığı adeta bir psikolojik tedavi yöntemidir.
Bu dönüştürülmüş kişi transferlerinin partiye itibar kazandıracağına, parti oylarını artıracağına inanan aklı başında bir AKP’li var mıdır, bilmiyorum.
***
Yönetimden bahsetmiyorum sadece.
Sıradan üyeleri, oy veren seçmenleri de kastediyorum.
***
Saray, kendilerine rakip olan önde gelen politikacıları, Soylu ve Kurtulmuş gibi, transfer ederek vitrine oturtmak ve onların enerjilerini iktidara değil de de muhalefete yönlendirmekte başarılıdır.
Fakat şimdikilere bakıyorum da AKP’ye sadece yük olurlar.
Saray, yükleri sırtından atmayı da iyi bilir.


