PISA 2025 raporu iktidarın eğitim politikalarının çöküşünün tablosudur!
PISA 2025 raporu iktidarın eğitim politikalarının çöküşünün tablosudur. Bir başarı konuşulacaksa eğer, o başarı eğitimde yaratılan yıkıma rağmen laik, kamusal, bilimsel eğitimin ve öğretmenlerin direnişinin başarısıdır...
Sonuçlar kamusal eğitimin direnişidir
Ekonomik işbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) PISA 2025 sonuçları siyasi iktidar tarafından büyük başarı söylemleri ile yaygınlaştırıldı.
Toplum üzerinde insanlık tarihi kadar eski olan en etkili yöntem algı yönetimi oldu. Amaçlanan kitleleri yönetmek, iktidarın, gücün sürekliliğini sağlamak ve hegemonyanın inşasıydı. Son 24 yılda iktidarın temel hattı hakikati gizlemek ve algıyı yaratma, yönetme çabaları oldu. PISA sonuçlarının başarı olarak ilan edilmesinde de benzer bir tablo ile karşı karşıyayız.
Sonuçları değerlendirmede ülkemiz gerçeklerine ilişkin yeterli veri paylaşılmaması da algıyı yönetmenin bir parçası. Örneğin PISA 2025'te değerlendirmeye alınan okulların yüzde kaçının sınavla öğrenci alan okullar olduğu paylaşılmıyor. Öğrenme kayıpların en yoğun yaşandığı deprem bölgesindeki kaç okulun, MESEM'li, kırsal kesimde yaşayan, özel eğitim gereksinimi olan, okul öncesi eğitime erişen/erişemeyen kaç öğrencinin değerlendirme kapsamında olduğunu bilmiyoruz.
Raporda yeterli veri paylaşılmamasına rağmen açıklanan veriler üzerinden dahi PISA 2025 sonuçları iktidarın eğitim politikalarının çöküşünü, kamusal, laik, bilimsel eğitimin vazgeçilmezliğini ve öğretmenlerin tüm olumsuzluklara rağmen ne kadar büyük bir emek verdiğini kanıtlıyor.

ÖZEL OKUL GÜZELLEMESİ ÇÖKTÜ
AKP iktidar olduğu günden bugüne özel okul artışını temel hedef olarak belirledi. Kamu okullarına aktarılmayan kaynaklar özel okullara aktarıldı. Kamu kaynaklarından aktarılan teşvikler, kamu arazi tahsisleri, vergi indirimleri gibi adımlarla özel okullar ülkemiz tarihinin en yüksek oranına ulaştı. Son 15 yıldaki artış yüzde 164.
Ancak PISA verilerinde her alanda milyonlar akıtılan özel okullar sınıfta kaldı. PISA 2025'te fen bilimleri alanında devlet/kamu okullarının ortalama puanı 497 iken özel okulların ortalama puanı 475. Okuma becerileri alanında kamu okullarının ortalama puanı 475 iken özel okulların ortalama puanı 449. Matematik alanında kamu okullarının ortalama puanı 464 iken özel okulların ortalama puanı 444.
Özel okullarla kamu okulları arasındaki politik tercihi okullaşma politikasında da yaşadık. Fen, sosyal bilimler, Anadolu liselerine ayrılmayan kaynaklar mesleki eğitime ve imam hatiplere aktarıldı. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'ne ayrılan bütçe ve kaynaklar ciddi oranlara ulaştı. Meslek liseleri, MESEM'ler, dört yeni okul modeli büyük oranda artırıldı ve çocuk yaşta işçiliği yaygınlaştırma kurumları haline getirildi. Liselerde mesleki ve teknik "eğitimin" oranı yüzde 43'e ulaştı. Kamu bütçesi ve kamu kaynakları teşvik, protokoller, iş birlikleri gibi isimlerle bu yerlere aktarıldı.

PISA 2025'te başarı olarak nitelendirilen verilerde öne çıkan okullar ise her geçen yıl sayıları, kontenjanları azaltılan, yeterli bütçe kaynak aktarılmayan fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve Anadolu liseleri oldu. Akademik, bilimsel eğitim veren bu okulların PISA 2025'teki oranı yüzde 55,7.
PISA 2025'e katılan okulların; yüzde 46,6'sının Anadolu lisesi, yüzde 32,8'inin mesleki ve teknik Anadolu lisesi, yüzde 9,5'inin ise Anadolu imam hatip lisesi öğrencisi olduğu görülüyor. Fen liseleri yüzde 5,9, sosyal bilimler liseleri yüzde 3,2, çok programlı Anadolu lisesi, Anadolu güzel sanatlar/ spor lisesi yüzde 1,0 oranında yer aldı.
Genel orandaki akademik liselerin yüksekliği akademik başarıda da büyük bir farkla öne çıkıyor.
Ülkedeki fen ve sosyal bilimler liselerinde öğrenim gören öğrencilerin fen bilimleri, matematik, okuma becerileri alanındaki ortalama puanları, en yüksek performans gösteren ülkelerdeki öğrencilerin puanlarıyla benzer seviyede.
Fen bilimleri alanında ortalama puanlar fen liselerinde 617, sosyal bilimler liselerinde 578, Anadolu liselerinde eğitim alan öğrencilerin ortalama fen bilimleri puanı 513, imam hatip liselerinde 493, meslek liselerinde 435.
Okuma becerileri alanında ortalama puan, fen liselerinde 579, sosyal bilimler liselerinde 549, Anadolu liselerinde 492, imam hatip liselerinde 470, meslek liselerinde 414.
Matematik puanları fen liselerinde 606, sosyal bilimler liselerinde 549, Anadolu liselerinde 479, imam hatip liselerinde 458, meslek liselerinde 435.

EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR
Açıklanan veriler her alanda öğrenciler arasındaki eşitsizliğin derinleştiğini gösteriyor. Örneğin; Türkiye'deki öğrencilerin en yüksek yüzdelik dilimi ile en düşük yüzdelik dilim arasındaki puan farkı 248. Yirmi puanlık fark iki grup öğrenci arasında iki okul yılına karşılık geliyor.
KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMİYORLAR
Ülkemizde öğrencilerin kendini okulda güvende hissetme indeks değeri -0,10, OECD ülkeleri ortalaması ise 0,18. Türkiye'de öğrencilerin okulda güvende hissetme düzeyinin OECD ülkeleri ortalamasının oldukça altında kaldığı görülüyor. Öğrencilerin okula aidiyet hissi de OECD ülkeleri ortalamasının altında.
PISA 2025'te öğrencilere "çevreye diğer insanlarla birlikte olumlu katkı sağlamak amacıyla yapabilecekleri eylemler konusu" sorulduğunda öğrencilerin büyük bölümü demokratik haklarını kullanabileceğini düşünmüyor. OECD ülkelerinde öğrencilerin kolektif çevresel yeterlik inancı indeks değeri 0,00 iken Türkiye'deki indeks değeri -0,16.
Öğretmenlerin ülkemiz tarihinin en büyük hak kayıplarını yaşadığı bir dönemde ise öğretmenlerin öğrencilerin akademik başarıdaki etkisi OECD ülkeleri ortalamasının oldukça üzerinde.
PISA 2025 raporu iktidarın eğitim politikalarının çöküşünün tablosudur.
Bir başarı konuşulacaksa eğer; o başarı eğitimde yaratılan yıkıma rağmen laik, kamusal, bilimsel eğitimin ve öğretmenlerin direnişinin başarısıdır.
∗∗∗
GERÇEKLER İKTİDARIN SÖYLEDİĞİNDEN ÇOK FARKLI
AKP iktidarı, ekonomiden sağlığa, demokrasiden adalete kadar birçok alanda Türkiye’nin önemli başarılar elde ettiğini iddia etse de gerçek bambaşka. İktidar, her fırsatta ülke ekonomisinin “güçlendiğini” öne sürerken yurttaşlar gün geçtikçe daha da yoksullaşıyor. TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31,51. Gıdada fiyatlar bir yılda yüzde 33,79, ulaşımda yüzde 35,08, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda ise yüzde 39,77 arttı.
Muhalefetin belediyelerine yönelik operasyonlar sürerken, belediye başkanları tutuklanırken demokraside de durum pek farksız değil. Freedom House’un 2026 raporunda Türkiye, özgürlükler bakımından 100 üzerinden yalnızca 32 puan aldı. Raporda “özgür olmayan ülke” kategorisinde yer alan Türkiye’nin siyasi haklar puanı 40 üzerinden 16, sivil özgürlükler puanı ise 60 üzerinden 16 oldu.
Dünya Adalet Projesi’nin (WJP) 2025 Endeksi’ne göre de tablo iktidarın çizdiğinden oldukça farklı. Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye, 143 ülke arasında 118’inci sırada yer aldı. Türkiye’nin endeks puanı 0,41’de kaldı. Ülke, 2015’te 102 ülke arasında 80’inci sıradayken 2025’te 118’inci sıraya geriledi.
AKP’nin 25 yıllık iktidarlığında en çok övündüğü sağlık sistemi de adeta dökülüyor. TÜİK’in 2024 verilerine göre hanehalklarının tedavi, ilaç ve benzeri amaçlarla yaptığı cepten sağlık harcaması bir yılda yüzde 100,2 artarak 442 milyar 356 milyon TL’ye yükseldi. Bu harcamaların toplam sağlık harcamaları içindeki payı da yüzde 18,8 oldu. TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması da sağlık hizmetlerine erişimdeki sorunlara işaret etti. Muayene veya tahlil için randevu almayı sorun olarak görenlerin oranı devlet hastanelerinde yüzde 52,5 oldu. Özel hastanelerde ise muayene ve tahlil ücretlerini sorun olarak görenlerin oranı yüzde 67,9’a çıktı. Sağlık sistemindeki sorunlar yalnızca yurttaşın cebinden çıkan parayla sınırlı değil. Sağlık çalışanlarının iş yükü ve şiddet sorunu da sürdü. 2025 yılında 18 bine yakın sağlıkçı şiddete uğradı.
Feray Aytekin Aydoğan / Birgün
