2,9 trilyonluk kıyak: Patronun vergisi daha baştan silindi

 AKP iktidarı 2027'de patronlardan alınması gereken 2,9 trilyon liralık vergiden daha şimdiden vazgeçti. Patronlara tanınan vergi ayrıcalığı tüm eğitim bütçesine denk, fon vurgununda konuşulanın tutarın da 3 katı. Buna karşın vergi yükünün en az yüzde 73'ü yine emekçilerin sırtına bindirilecek...

2,9 trilyonluk kıyak:
Patronun vergisi daha baştan silindi

2027 yılı bütçe teklifi Meclis'e sunuldu. Görüşmeler önümüzdeki günlerde Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başlayacak.

Hükümet bu bütçeye "dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi" diyor. Refahın kime gideceğini görmek için teklifin "vergi harcamaları" bölümüne bakmak yeterli.

Bu bölümdeki tablonun en alt satırında 4 trilyon 878 milyar 722 milyon lira yazıyor.

Bu para 2027'de devletin kasasına girmeyecek. Çünkü devlet bu vergiyi almaktan baştan vazgeçiyor.

'Vergi harcaması' ne demek?

Adı "harcama" ama ortada harcanan bir para yok.

Vergi harcaması, devletin kanunla almaktan vazgeçtiği vergi demek. Bir şirkete, bir sektöre ya da bir gelir türüne istisna, muafiyet veya indirim tanınıyor. O vergi hiç tahsil edilmiyor.

Bütçe teklifi de bunu gizlemiyor. Tablonun altındaki açıklamada vergi harcaması şöyle tanımlanıyor: "Devletlerin gelir toplamını azaltan, standart vergi sisteminden ayrılan ayrıcalıklar veya istisna ve muafiyetler." Yani bütçenin kendisi bile bunlara "ayrıcalık" diyor.

Bu ayrıcalıkların en önemli özelliği görünmez olmaları. Bir okula, bir hastaneye ayrılan para bütçede tek tek yazılır. Milletvekilleri tartışır, oylar.

Vergi harcamasıysa bütçenin gider tarafında hiç görünmez. Para kasaya hiç girmediği için çıkışı da kaydedilmez.

Teklifte bu istisnaların hangi kanunlara dayandığını sayan bir liste var. Liste tam 45 sayfa tutuyor. Ama hangi istisnanın kaç lira tuttuğu yazılmıyor.

Açıklamada bir not daha var. Hakkında veri bulunamayan istisnalar "hesaplama dışında tutulmuş". Yani gerçek rakam 4,9 trilyondan da büyük.

Aslan payı sermayeye

Bütçe teklifi istisnaları kalem kalem tutarlarıyla vermiyor. Bu yüzden kimin ne kadar kazandığını görmek için hesap yapmak gerekiyor.

soL olarak bu hesabı yaptık. Gelir vergisinde, Gelir İdaresi'nin Vergi Harcamaları Raporu'ndaki kalem paylarını 2027 tutarına uyguladık. Kurumlar vergisindeki istisnaların tamamını sermaye hanesine yazdık, çünkü bu vergi şirketlerin vergisi.

KDV, ÖTV ve diğer kanunlarda kalem tutarı yayımlanmadığı için, kalemlerin kime yaradığına bakarak tahmini pay biçtik. Sonuç şöyle:

  • Sermayeye düşen tutar yaklaşık 2 trilyon 907 milyar lira. Toplamın yüzde 60'ı.
  • Ücretlilere düşense yaklaşık 1 trilyon 407 milyar lira. Toplamın yüzde 29'u. Bunun neredeyse tamamı asgari ücretin vergi dışında tutulmasından kaynaklanıyor.
  • Ayrıştırılamayan kalemler yaklaşık 566 milyar lira. Toplamın yüzde 11'i. Burada engelli araçlarında ÖTV istisnası, kamu kurumlarının harç muafiyetleri gibi kalemler var.

Yani devletin almaktan vazgeçtiği her 10 liranın 6 lirası sermayenin cebinde kalıyor.

2,9 trilyon ne kadar büyük?

2,9 trilyon lira kulağa soyut gelebilir. Biraz açalım.

Bütçede temel eğitim, ortaöğretim ve yükseköğretim programlarına toplam 2,91 trilyon lira ayrıldı.

Yani devletin almaktan vazgeçtiği vergi, ilkokuldan üniversiteye tüm eğitime ayrılan paranın toplamına yakın.

Bugünkü net asgari ücretle hesaplandığında bu para, 8,6 milyon işçinin bir yıllık maaşı ediyor.

2027'de faiz ödemelerine 3 trilyon 975 milyar lira ayrıldı. Vergi harcamaları faiz giderinin 4'te 3'ü kadar.

Bütçenin 3 trilyon 868 milyar lira açık vermesi bekleniyor. Vergi harcamaları bu açığın 1 trilyon lira altında. Kağıt üzerinde, bu ayrıcalıklar olmasa bütçe açığı yüzde 75 daha az olacaktı.

Şirket 2 lira öderken 1 lirası bağışlanıyor

Bütçeye göre 2027'de şirketlerden 2 trilyon 223 milyar lira kurumlar vergisi toplanacak. Bu, toplanacak bütün verginin yalnızca yüzde 11'i.

Aynı yıl kurumlar vergisinde tanınan istisnalar 1 trilyon 79 milyar lira. Yani şirketler her 2 lira kurumlar vergisi öderken, yaklaşık 1 liralık vergiden muaf tutuluyor.

Tablo genişletildiğinde daha da çarpıcı. Sermayeye tanınan toplam vergi ayrıcalığı 2,9 trilyon lira. Bu, şirketlerden toplanacak kurumlar vergisinin 1,3 katı. Sermayeden alınmayan vergi, şirketlerden alınan vergiden fazla.

Öte yandan kurumlar vergisi hanesine yazılan tutarın önemli bir kısmının da şirketlerden tahsil edil(e)mediğinin altını çizelim.

Peki patronlardan alınmayan bu vergiler neleri kapsıyor?

  • Fon kazançları: Gelir İdaresi'nin raporuna göre kurumlar vergisindeki en büyük kalem, yatırım fonları ve ortaklıklarının kazanç istisnası. Bu fonların kazancından kurumlar vergisi alınmıyor. İstisna, son haftalarda vurgun soruşturmalarıyla gündeme gelen serbest fonları da kapsıyor.
  • Üretimde yarı yarıya indirim: 2027'den itibaren sanayi sicil belgeli şirketlerin üretim kazancına kurumlar vergisi yüzde 25 yerine yüzde 12,5 uygulanacak. Düzenleme bu yıl çıkarılan 7582 sayılı kanunla geldi.
  • Teşvik belgeli şirketler: Yatırım teşvik belgesi alan şirketler indirimli kurumlar vergisi ödüyor.
  • İhracat patronları: İhracattan elde edilen kazanca kurumlar vergisi 5 puan indirimli uygulanıyor.
  • Yurt dışı kazançlar: Şirketlerin yurt dışındaki iştiraklerinden elde ettiği kazançlar istisna.
  • İstanbul Finans Merkezi: Merkezdeki finans kuruluşları, kanunda sayılan faaliyetlerden elde ettikleri kazancın tamamını 2047'ye kadar kurumlar vergisi matrahından düşebiliyor.

Faize, borsaya, kâr payına hafif vergi

Bir de ücretliye bakalım. Asgari ücretin üstünde kazanan bir çalışanın fazladan kazandığı her lira, yüzde 15'ten başlayıp yüzde 40'a kadar çıkan dilimlerle vergilendiriliyor. Vergi, maaş daha hesaba yatmadan bordrodan kesiliyor. Yıl ilerledikçe çalışan bir üst dilime geçiyor, eline geçen para azalıyor.

Faiz ve borsa kazancında ise sabit oranlı bir stopaj var. Kazanç ne kadar büyük olursa olsun oran değişmiyor. Bu gelirler çoğu zaman beyannameye bile girmiyor. Yani milyonlarca liralık faiz geliri, bir mühendisin ya da bir öğretmenin maaşının girdiği dilime hiç girmiyor.

Listede bir ayrıcalık daha var: "Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi." Vergisini düzenli ödeyen işletmelere, hesaplanan vergide yüzde 5 indirim yapılıyor.

Bordrodan her ay peşin vergi kesilen işçinin böyle bir indirimi yok. Oysa en “uyumlu” vergi mükellefi, vergisini maaşı yatmadan ödeyen işçidir.

Sekiz yılda 27 kat

Vergi harcamaları yeni değil. Ama her bütçede biraz daha büyüyor.

2019 bütçesinde vergi harcaması 179 milyar lira olarak öngörülmüştü. 2027 bütçesinde bu rakam 4 trilyon 879 milyar lira. Sekiz yılda 27 kat artış. 2019'dan 2027'ye dokuz bütçede almaktan vazgeçilmesi öngörülen vergi, toplam 15,6 trilyon lirayı buluyor.

Bu artışın bir kısmı enflasyondan geliyor. O yüzden asıl bakılması gereken, vazgeçilen verginin toplanan vergiye oranı. Bu oran yıllardır neredeyse değişmiyor. 2022 dışında her yıl yüzde 20 ile 27 arasında kaldı.

Bir kıyas daha yapalım. 2019'dan 2026'ya net asgari ücret 14 kat arttı. Aynı dönemde kurumlar vergisi istisnaları tam 27 kat arttı.

Kısacası işçinin ücreti 14 kat artarken, şirketlerin vergi ayrıcalığı 27 kat büyüdü.

1

Asgari ücretlinin hakkını lütuf gibi sunuyorlar

Vergi harcamaları tartışıldığında hükümetin ilk sarıldığı kalem asgari ücret istisnası oluyor. 

AKP, ücretlerdeki vergi istisnasının 2027'de 1 trilyon 460 milyar lira tutacağını söyledi ve bunu "sosyal harcama" hanesine yazdı. Açıklanan 3,4 trilyon liralık sosyal harcamanın yüzde 43'ü aslında harcama değil. Bu kısım, asgari ücretten vergi alınmamasından ibaret.

Ama bu kalemi patronlara tanınan ayrıcalıklarla aynı kefeye koymak doğru değil. Çünkü asgari ücret bir geçim ücreti. Bir ailenin geçimine bile yetmeyen bir ücretten vergi almamak ayrıcalık değil. 

Ayrıca bu istisna 2022'de var olan bir hakkın yerine geldi. Ücretlilerin yararlandığı asgari geçim indirimi kaldırıldı, yerine asgari ücret istisnası getirildi. Yani ücretliye yeni bir ayrıcalık tanınmadı, var olan bir hak başka bir adla sürdü.

Üstelik bu istisnanın faydası yalnızca işçiye gitmiyor. Asgari ücret pazarlığında konuşulan rakam net ücret. Vergi kesilmediği için aynı net ücret daha düşük bir brüt ücretle sağlanıyor. Bu da patronun işçilik maliyetini hafifletiyor.

Asgari ücret istisnası hesaptan çıkarıldığında tablo iyice netleşiyor. Kalan 3,5 trilyon liralık vergi harcamasının yüzde 83'ü sermayeye gidiyor.

Vergiyi kim ödüyor?

Şimdi madalyonun öbür yüzüne bakalım. 2027'de 19,9 trilyon lira vergi toplanması bekleniyor. Bunun büyük kısmının nereden geleceği belli:

  • KDV: 5 trilyon 681 milyar lira
  • Gelir vergisi: 5 trilyon 533 milyar lira
  • ÖTV: 3 trilyon 284 milyar lira
  • Kurumlar vergisi: 2 trilyon 223 milyar lira

KDV ve ÖTV markette, faturada, akaryakıtta, sigarada ödenen vergiler. Bunlara dolaylı vergi deniyor. Herkesten aynı oranda alınıyorlar.

Gelir vergisinde de durum farklı değil. Bütçeye göre gelir vergisinin yüzde 93'ü kaynakta kesinti yoluyla toplanacak. Bu kesintinin büyük bölümü de ücretlerden, maaş bordrosundan yapılıyor.

KDV, ÖTV ve gelir vergisi birlikte 14,5 trilyon lira ediyor. Bu, toplanacak bütün verginin yüzde 73'ü. Şirketlerin ödediği kurumlar vergisinin payı ise yüzde 11.

Bütün bunlar düşünüldüğünde sonuç açık, bütçenin gelir tarafının yükünü ağırlıkla emekçiler taşıyor.

Emekçi ödüyor, sermaye muaf

Bir örnekle düşünelim. Bir fabrikada asgari ücretin biraz üstünde maaş alan bir işçi var. Maaşı hesabına yatmadan gelir vergisi kesiliyor. Markette KDV ödüyor. Kendi aracıyla işe gidiyorsa benzinde ÖTV ödüyor.

Aynı fabrikanın şirketi ise 2027'de üretim kazancına yüzde 25 yerine yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Teşvik belgesi varsa yeni makine alırken KDV ödemeyecek.

Fabrikanın sahibi şirketten kâr payı aldığında, bu payın yarısı gelir vergisinden istisna. Parasını bankada ya da borsada değerlendirirse, kazancı sabit oranlı bir stopajla vergilendirilecek ve yüksek dilime hiç girmeyecek.

Her yıl 3 fon vurgunu

Son haftalarda gündemden düşmeyen fon vurgununda konuşulan tutar 900 milyar lira civarında.

Devletin 2027'de patronlardan almaktan vazgeçeceği 2,9 trilyon lira, bunun 3 katından fazla.

Kurumlar vergisindeki istisnalar tek başına fon vurgununu aşıyor. Üstelik bu istisnaların en büyüğü, vurgunun merkezindeki fonlara tanınan kazanç istisnası.

Fon vurgunu için soruşturma açıldı. Bu ayrıcalıklarsa kanunla korunuyor.

Tartışılmasını dahi istemiyorlar

Bütçe oylamasıyla bu istisnaların hiçbiri değişmiyor. Milletvekilleri ödenekleri oylarken, 2,9 trilyon liralık vazgeçiş olduğu yerde kalıyor.

Hükümet her bütçede "tasarruf" ve "mali disiplin" diyor. Kemer sıkma çağrısı emekçiye, emekliye yapılıyor. Ama patronlardan almaktan vazgeçilen trilyonlar bu çağrının hiç kapsamına girmiyor.

2027 bütçesi bir kez daha gösteriyor ki bu bütçe, sermayenin bütçesi /.

Emre Alım / soL

➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..