İnanç hortumcuları
ÇARŞAFLAMAK
Suay Karaman
(TÜMÖD) Genel Sekreteri
Argo anlamıyla "çarşaflamak", kötü duruma düşmek, becerememek anlamına gelir. Siyasal simge türban konusunda iktidar, diğer birçok konuda olduğu gibi tam anlamıyla çarşaflamıştır. Başbakan partisinin il başkanları toplantısında konuşurken, ".. Ama biz bu yola çıkarken o beyaz çarşaflarla yola çıktık. Biz bu konuda bedele hazırız.." demiştir. Başbakanın her zaman bildiğimiz o mağdur edebiyatı…
Siyasal simge türbanla ilgili Anayasa değişikliği yapıldı ancak, her yasayı noter gibi jet hızıyla imzalayan Çankaya'nın konuğu, bu değişikliği henüz onaylamadı. Üstelik YÖK yasasının ek 17. maddesi de değiştirilmedi. Bu durumda üniversitelerden başlayarak, ülkede bilinçli bir kaos ortamı yaratılmak istenmektedir. Yıllardır huzur içinde eğitim-öğretim yapan üniversiteler, çatışmaya, kavgaya sürüklenmektedir. Ülkemiz, okyanus ötesinin talimatlarıyla, bölünmeye, parçalanmaya doğru gitmektedir. Kabul edilen Anayasa değişikliği ile, toplumda gerilim yaratılmıştır. Tarsus'ta etekleri kısa bulunan iki kız öğrencinin kezzapla saldırıya uğraması, İstanbul'da bir alış-veriş merkezinde iki kişinin, bir dükkanın önünde ortalık yerde namaz kılması düşündürücüdür.
Kıbrıs sorunu, terör konusu, din sömürüsü, AB önünde onursuzca yalvarış, Sevr'e özlem duyanların tatlı rüyası vakıflar yasası, sosyal güvenlik yasası, gelir adaletsizliği, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, 33 milyar doları aşan dış ticaret açığı, emperyalist saldırılar, huzur, güven, eğitim, sağlık, adalet yok sayılırken, başbakan masal anlatmaya devam ediyor. Siyasal simge türban, sadece bayanların başını örtmüyor, ülkemizdeki tüm olumsuzlukların da üzerini örtmektedir. Dünya ekonomik krizi konuşurken, başbakan gergin ve boş konuşuyor…
Yaklaşık iki yıl önce, Şubat 2005 tarihinde, başbakan Almanya'da Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte; "Benim eşim ve kızlarım inançlı Müslüman'dır. Kuran'da da bir kadının başörtüsü takması hükmü var. Benim kızım da Kuran'a saygı duyduğu için bu kuralı uyguluyor." demiştir. Bu demecinde üniversitelerde türban yasağını da yanlış bulduğunu söyleyen başbakan, "Demokratik bir ülke dini özgürlükleri garanti altına almalıdır. Buna, vatandaşların barışçı ve yasalarla çelişmediği müddetçe, dini düşüncelerini sembollerle ifade etmesi hakkı da dahildir" demiştir.
İslam dünyasının Osmanlı hanedanından gelen halifesi Abdülmecit'in kızı Dürrüşehvar Sultan (1915-2007), hiç türban takmamıştır. Acaba bu olgu bugün Türkiye'yi yöneten kafalar için ne anlam taşımaktadır? Başbakanın eşi ve kızları inançlı Müslüman da, Halife'nin kızı ve ailesi inançlı Müslüman değiller miydi? Acaba Halife'nin kızı ve ailesinin dini inançları az mıydı, yoksa bugün din sömürüsü yaparak ülkeyi yönetenlerin çok mu? İktidardaki inanç hortumcuları deşifre olmuşlardır…
Başbakan sürekli konuşuyor, olur olmaz konuşuyor. Hızını alamıyor kışkırtıcı konuşuyor. Hep konuşuyor ama doğru konuşmuyor. Söyledikleri başbakana yakışmıyor.. Sinirlenmeye, hırçınlaşmaya başlıyor. Bu hırçınlığına gerekçe olarak, "ben ciğerimle konuşuyorum" diyor. Ciğeriyle, böbreğiyle, karnıyla, anüsüyle konuşanların hep çarşafladıkları görülmüştür. Aklıyla, mantığıyla konuşanlar ise daima doğruyu bulurlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin, bilimin ışığında Atatürk ilke ve devrimleri ile aydınlığa kavuşacağı günler yakındır.