Dünya ve Türk Kadını

8 MART'IN ARDINDAN

Suay Karaman
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği
(TÜMÖD) Genel Sekreteri

Daha iyi çalışma koşulları elde etmek için, 8 Mart 1857 tarihinde New York'taki bir tekstil fabrikasında 40.000 işçi grev yapmıştı. Polisin işçilere saldırması sonucunda çıkan kargaşa ve yangında çoğu kadın 129 işçi hayatlarını kaybetmişti.

1910 yılında Kopenhag'da 2. Sosyalist Enternasyonale bağlı toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart tarihinin "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

1921
yılında Moskova'da toplanan 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda bu günün "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmasının ilan edilmesinden ardından, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etmiştir.

Türkiye'de ise ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmıştır.
1984 yılından beri düzenli olarak her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaktadır.

Ülkemizde her yıl kutlanan kadınlar günü, sembolik olmaktan öteye gidememektedir. Çünkü hala erkek egemen bir toplum yapısı içinde, kadına gereken önem ve değer verilememektedir. Türkiye'de kadının çalışma hayatına katılma oranı her geçen yıl düşmektedir. Bu oran 1990 yılında %34 iken, 2002 yılında %27, 2004 yılında %25.5, 2006 yılında %24.5 ve 2006 yılında da %23.5 olmuştur.

Bu oranın her yıl düşmesinde, özellikle 2002 yılından sonra AKP iktidarının etkisi büyüktür. Geçenlerde başbakan yaptığı bir konuşmada hanımlardan en az üç çocuk doğurmalarını istemiştir. Ancak TBMM'de görüşülen sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası yasasında, kadınlarda emzirme yardımı süresini altı aydan, bir aya indirilmesi tam bir çelişki ve iki yüzlülük göstergesidir. Buradaki asıl amaç, kadını iş hayatından çekip, evde oturmaya zorlamaktır.

Bugün Türkiye'de devlet memurlarının % 35 kadarı kadındır. Öğretim elemanlarının %40, öğretmenlerin %45 kadarı kadındır. Türkiye'deki 3.225 belediye başkanından sadece 18 tanesi kadındır. 34.477 belediye meclisi üyesi arasında sadece 799 kadın vardır. 1935 yılından günümüze 8.294 erkek parlamentere karşılık, 186 kadın parlamenter bulunmaktadır. 1934 yılında, birçok ülkede kadınların seçme ve seçilme hakları yokken, Türk kadınına verilen bu hakkın hiç iyi kullanılmadığı ya da kullandırılmadığı çok açıktır.

AKP iktidarı döneminde, işe alımlarda da kadınlara çok az kadro verilmektedir. Günümüzde her dört kadından biri istihdam edilmektedir. Özgürlük maskesi altında, kadınımızı köle konumuna getirmek isteyen siyasi iktidara karşı, kadınlarımızın öncülüğünde mücadele yapmalıyız.

AKP iktidarında, tüm halkımızın yaşam gücü zorlanmıştır. "Türbanını çıkar demek, donunu çıkar demektir" diyen bir düşüncenin yönetimi altındaki bir ülkede, kadınlar için yaşam bir kabusa dönüşmüştür. Bu yüzden 8 Mart kutlamaları da bir formaliteden öteye geçememektedir.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk; "bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır" diyerek, sosyal hayatta kadının öncü rolünü almasını savunmuştur.

Kadınlarımız öncelikle haklarını bilmek ve haklarını aramak zorundadırlar. Hak aramak için örgütlü olmak gerekir. Zaten örgütsüz toplumların hiçbir başarıya ulaştıkları görülmemiştir. Toplumun çeşitli kesimlerinden gelen kadınlarımızın, üretimin her sektöründe, sağlıkta, eğitimde, bilimde, sanatta ve siyasette öncelikle yer almasında toplumun aydınlığı için büyük yarar vardır. Kadınlar toplumun ışığıdır, aydınlatır, ilerlemesine yol gösterirler. Aydınlık günlerde kadınlarımıza nice mutlu 8 Mart'lar dileğiyle…
➽ Paylaş:

➽ Gözden Kaçırmayın... ➽ Bunları Okudunuz mu?..

“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..
.com/img/a/