Orantılı İşler!..
1 MAYIS ÜZERİNE
Suay Karaman
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği
(TÜMÖD) Genel Sekreteri
1 Mayıs günü dünyanın her yerinde tüm çalışanlar birlik, mücadele ve dayanışma için meydanları doldururlar. Büyük bir coşku içinde 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlarlar. 1 Mayıs 1886 tarihinde Şikago'da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler, günde 12 saat çalışma süresine karşı günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bırakmışlardır.
Çeşitli kentlerde yapılan gösterilere yüz binlerce işçi katılmış ve bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde de devam etmiştir. 3 Mayıs'ta Şikago'da direnişçi işçilerin üzerine ateş açılmış ve yüzlerce işçi vurulmuş, birçoğu hapse atılmıştır. Olayı protesto eden işçiler, 4 Mayıs günü yeniden alanlara çıkmışlar, ancak kalabalık dağılırken bir kışkırtıcının attığı bomba ortalığı karıştırmıştır. Bunun üzerine polisler gösterilere katılanlara karşı silah kullanmıştır. Olaylar sonunda dört işçi önderi idam edilmiştir.
Bu olaylardan üç yıl sonra Temmuz 1889 tarihinde Paris kongresi ile kuruluşu gerçekleştirilen 2. Enternasyonal, 1 Mayıs gününü işçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günü ilan etmiştir. 1890 yılından sonra 1 Mayıs, bütün ülkelerde uluslararası işçi bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır.İstanbul'da ilk kez 1912 yılında 1 Mayıs kutlaması yapılmıştır. Bu tarihten sonra da zaman zaman İstanbul'da kutlamalar yapılmıştır.
1 Mayıs 1977 tarihinde İstanbul'da Taksim Meydanı'nda yapılan 1 Mayıs kutlamalarında, kışkırtıcı kimselerin açtığı ateş ile çıkan panik sonucunda 34 insan yaşamını yitirmiştir. Üzerinden otuz yılı aşkın zaman geçmesine karşılık bu olay hala aydınlatılamamıştır. Daha sonraki yıllarda da Taksim Meydanı'nda kutlamalar olaysız bir şekilde yapılmıştır. 1 Mayıs 2008 tarihinde de yine Taksim Meydanı'nda kutlama yapılmak istenmiş, ancak hükümetin getirdiği yasaklamayı, valilik ve emniyet güçleri "orantılı güç kullanımı" kapsamında savaş alanına çevirmiştir. Siyasi iktidarın yaptığı sivil darbe, AKP terörü ile kendisini 1 Mayıs'ta açıkça göstermiştir. 1 Mayıs günü İstanbul'dan akılda kalanları şöyle sıralayabiliriz; insanların üzerine sıkılan boyalı sular, acımasızca savrulan coplar, hastane acil servisine atılan gaz bombaları, biber gazıyla zehirlenen insanlar, ayaklar altında ezilen işçiler, yere düştüğü halde tekmelenen kadınlar, dövülerek kolu kırılan gazeteciler ve onlarca yaralı...
İşte özgürlüğü savunan AKP iktidarı… AKP için özgürlük, yalnızca türban denen bez parçasının özgürlüğüdür. Bu olaylar sonucunda AKP'nin sahte demokrat olduğu, demokrasiyi çarpıtarak laikliği ortadan kaldırmayı amaçladığı açıkça ortaya çıkmıştır. Eğer 1 Mayıs'ı kutlamak isteyen emekçi kitleler, birlik ve dayanışma içinde olsalardı, 1 Mayıs günü o görüntüler yaşanmazdı. Siyasi iktidarı ellerinde tutanlar, karşılarında birlik halinde demokratik bir güç görselerdi, "orantılı güç kullanımı"nın bedelini çok ağır ödemek zorunda kalırlardı. Yaşananlarda emekçi kitlelerin bölünmüşlüğünün de payı büyüktür.
1 Mayıs günü işçi konfederasyonlarından birinin genel başkanı ortalarda gözükmedi. Bir diğer konfederasyon iktidara destek mitingi yaptı. Bir başka konfederasyon da toplum gerçeklerinden kopuk siyasetiyle, emekçi kitleleri peşinden sürükleme gücünden yoksun kalmıştı.. İşçi sendikalarının liderleri, 1 Mayıs eylemini yönetemediler. Çünkü uzunca bir süreden beri AB'ye gireceğiz sevdalarına ve aldatmalarına kapıldılar. "Sendika üyelerine insan haklarına saygıyı öğretme" adı altındaki projeler karşılığında AB'den paralar alarak, AB'nin düdüğünü hükümetle beraber çaldılar. Sosyal devletin ortadan kaldırılması karşısında, etkin ses çıkaramadılar.
Özelleştirmeler için "kaynağın kimin elinde olduğu önemli değil, üretmek önemlidir" diyerek suskun kaldılar. Bütün bu ideolojik sapmalar, gelinen noktayı gözler önüne sermektedir. Emperyalizmin demokrasi getireceğini sananlar, bu masallara bizlerin de inanması için gayret sarf ediyorlardı. Dileriz yaşanan bu olaylardan sonra gerçekleri görmüşlerdir. ABD ve AB'nin çok yüzlü yüzsüzleri, kendi ülkelerinde her türlü yürüyüş ve etkinliklerle kutlanan uluslararası bir günün Türkiye'de önlenmesi söz konusu olunca kıllarını bile kıpırdatmamışlardır. Kullanılmak istenen Türk emekçilerine ait bir haktır ve bunun ihlal edilmesi emperyalist güçlere zarar değil yarar sağlamaktadır.
1 Mayıs'ın ülkemizde de özgürce ve barış şenlikleriyle kutlanacağı günler bizi beklemektedir. Örgütlü toplum olmanın bilinciyle, gelecek aydınlık günler hepimizindir..