AFYON/KOCATEPE – DUMLUPINAR NOTLARI !..

Afyon-Kocatepe'nin de Gelibolu gibi, hurafelerle doldurulmaması, tarihin tersine çevrilmemesi için duruma kayıtsız kalmamak gerekiyor. Afyon Kocatepe-Dumlupınar izlenimlerimizi ve Kocatepe'nin de Gelibolu'ya dönüştürülmesi yolunda uygulanan devrim karşıtı gelişmeleri bilginize ve uygun gördüğünüzde dostlarınızla paylaşmak üzere sunuyorum.

AFYON – KOCATEPE'NİN AKIBETİ
.
GELİBOLU' YA BENZEMESİN!

25-26 AĞUSTOS 2008
AFYON/KOCATEPE – DUMLUPINAR
PROGRAMI NOTLARI ...

25 Ağustos Pazartesi Saat 21.00'de Kadıköy İskele'de, Haldun Taner Tiyatrosu önünden otobüsle hareket ettik. Okurlar arası kısa bir tanışmadan sonra yola koyulduk.Yolda ilk mola Bozüyük ilçesi çıkışında Ömür Restoran' daydı. Gece 03.00 civarında Afyon'da olmayı planlamıştık. Ancak RTE'nin sözde "duble"çift yol, özde biri sürekli arızalı tek yoldan oluşan karayolugeliştirme bizi bir saat kadar geciktirdi.

Niğde'den gelen Cumok Temsilcisi Mehmet Duruöz'ü Afyon'dan Saat 04.00'te alarak tırmanışa geçtik. 04.45 de Kocatepe'de program başladığı anda tepeye çıkmış bulunduk. Arkadaşlarımıza sıkça yaptığımız uyarılarımızın aksine, bu yılın 26 Ağustos' unda gece Kocatepe'de hava, geçen yıla göre oldukça yumuşaktı. Otobüsleri bıraktık. Tepenin aşağısında park alanında kaldılar. Birkaç yürüme problemi çeken arkadaşlarımızı araçlarla naklettik.

Kalanlar, "Dağ Başını Duman" almış diyerek marşa başlayıp yukarı tırmandılar ve 04.45 de Kocatepe'de yerleştik. Kocatepe Ü.Rektörü Prof. Dr. Ali ALTUNTAŞ' ın Zafer Yürüyüşü ile ilgili konuşmasından sonra yapılan Tiyatro gösterisini dikkatle izledik. Kutlama programının Tiyatro Bölümünde eleştiri yapılması gereken önemli içerik hataları vardı.Sanatsal yönden Okurlarca bize iletilen eleştirileri erbabına bırakarak yaşanmış gerçek tarihin çarpıtıldığı kısmına bakalım...

Bu bölüm; Afyon Kocatepe Üniversitesi Halk Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi Halk Dansları Topluluğunun Tiyatral Gösterisi (1. Bölüm Kuva-i Milliye Destanı, Bölüm Ergenekon' dan Cumhuriyete) başlığıyla halka sunuldu. Ancak, başlangıçtaki Ergenekon ve ardından gelen Ertuğrul Gazi'ye kadar olan dönemi anlayabildik. Ama, sonraki süreçte gösterinin neredeyse yüzde 80'i Osmanlı İmparatorluğu övgüsü biçimindeydi. 26 Ağustos Büyük Taarruz, 30 Ağustos Zaferi, Kahraman Mehmetçik, Cumhuriyeti Kuran Gazi Mustafa Kemal'i ara ki bulasın! Bunların tümü genel gösterinin yüzde beşi bile olmayacak zamana sıkıştırılmış adeta tarihten eritilerek silinmiş ve yok edilmişti.

Uyduruk bir taht üzerinde kavuklu bir şahsın omuzlar üzerinde tuğlar arasında sağa sola yönlendirildiği sahneler ve ardısıra dualar, namazlar, ilahilerle ağırlıklı olarak süslenmiş bu gösterinin amacı neydi? Bu tarihi günün yıldönümünde burada bununla ne yapılmak isteniyordu? ABD-AB Emperyalistleri ve işbirlikçilerince güncellenmek istenen moskof düşmanlığına bulanmış bir Kemalist Devrim düşmanlığına denk düşen; Türk - İslam Sentezli(islam ağırlıklı) Osmanlı övgüsünden ibaret bu oyunu 26 Ağustos gecesi Kocatepe'de sergilemek karşıdevrimin nerelere tırmandığını gösteren açık bir ölçekti, anlayabilene...

Bu gösteride Cumhuriyet'in Kurtuluş ve Kuruluşuna yol açan sürecin tersine çevrildiğini; yıkılan Osmanlı'nın hesabının, padişahı ve halifeyi kovarak ulusun egemenliğini yaratarak, Cumhuriyet'i kurarak bu devri kapatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten sorulduğunu; O'na karşı açıkça sergilenen bir siyasal, ideolojik saldırıya dönüştürüldüğünü; görmek isteyen gözler görebiliyordu.

Bizler gördük.Hepimiz tanığız.

Şaşırtıcı olan; bu gösteriyi düzenleyen Komite'nin T.C. Afyon Valiliği, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Afyon Garnizon Komutanlığının eşgüdümü içinde yürütüldüğü savıydı. Olmaması gerekir ya; haydi bir an için, Üniversite ideolojik bir sapma; Valilikte de iktidar etkilemesinde doğan bir siyasal sapma etkin oldu diyelim... Peki ya, Garnizon Komutanlığı!... Bu gösteride Atatürk'e, Cumhuriyet'e ve TSK ya yönelik tarihsel saldırıyı göremiyorlar mı? 26 Ağustos gecesi araya bir parça Nazım Hikmet konularak ve Osmanlı övgüsüyle açıklanabilir mi?

Gösterinin ağırlık merkezinin nerede olduğunu göremiyorlar mı?
Bu gösteride Kurtuluş nerede?
Osmanlı'nın bu tepede, Kocatepe'de işi ne?
Bu konuda herkesi uyanık olmaya ve görevini yapmaya çağırıyor, uyanmayanları uyarmaya çağırıyoruz. Bu konuda yazdıklarımız hem tarihsel bir sapmaya karşı uyarı ve hem de 1915 Çanakkale Direnişini Mehmetçiğin kanı, özverisi ve asker Mustafa Kemal'in dehasına değil de evliyalara bağlayan dinsel gericiliğin Gelibolu yarımadasında yarattığı yıkımın, şimdilerde Ulusal Kurtuluş Savaşı alanlarına da muasallat olmaya başladığının belirtisini görmekten büyük üzüntü duyduk.
Duyduğumuz üzüntü ve utancı, kamusal görevi olanların da duymalarını umarak bu yazımızı ilgili mercilere de göndereceğiz.

O karabasan gösterinin ardından gelen Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası Konseri biraz ruhumuza su serpti. Ama aslında bu programda olmayan gösterinin Şuhut' taki programından sonra rica üzerine buraya geldikleri bilgisi de iç karartıcıydı. (Koro eşliğinde söylenen marşlar ve Kurtuluş Savaşının müzikli anlatısı çok güzel, etkileyici ve hoştu. Bir Devlet Üniversitesi olarak katkılarından dolayı Anadolu Üniversitesi teşekkürü hakketmektedir.)
Geçen yıl yapılan askeri gösterinin bu yıl yapılmamasının nedenini ise anlayamadık. Kocatepe'de Süvarileri temsil eden dört atlı, Büyük Taarruzu ne kadar temsil edebilirse?

Nerede, geçen yıl yapılan Kara Harb Okulu Subay Adaylarının yaptığı simgesel taarruz, nerede bu yıl yapılan...
Gün doğdu. Diğer katılımcıların çoğu inerken, bizler tepede kaldık ve kendi programımıza başladık. Yaşanan bu tiyatro olayının ne anlama geldiğini saat 07.30 da Anıtın önünde değerlendirdik.
Önce Mustafa Kemal'in paltosuyla uzandığı siperi temsil eden siperin içinin pisliği ve o tarihsel fotoğraftakine benzemeyen bu siperin neyi ifade ettiğini; tarihe saygıyla bağdaşmazlığını arkadaşlarımızla değerlendirdik. Daha sonra Kocatepe'nin coğrafi - askeri anlamını, Ordu karargahının Akşehir'e naklini; Şuhut'tan Kocatepe'ye uzanan yolu, Büyük Taarruz sabahı Afyon'a inen yolda Büyük Kalecik'te, Kartalkaya'da Yzb.Ağah Efendi Şehitliğinden, Dumlupınar'a kadar uzanan askeri harekatı, siyasal sonuçlarıyla, Başkomutanlık Meydan Savaşını ve bugün nerelere geldiğimizi değerlendirdik. 1874 rakımlı Kocatepe'den Çankaya'ya ve bütün Türkiye'ye mesajlarımızı gönderdik.

Yabancı savaş gemilerinini geçtiği Boğazların ve Gürcistan aşkının nedenlerinin, Irak'ta Güneydoğu'da yaşananlara baştaki takkeli, ılımlı siyasal islamcı kadronun varoluşunu ve doğuş nedenlerini irdeledik. Bizlerin bu emperyalist kuşatmaya karşı nasıl bir tutum içinde olması gerektiğini Kocatepe' de konuştuk, söyleştik. Tepedeki törenlere geçen yıl katılmış olan dostlarımızın bir kısmını bu yıl görememekten dolayı üzüntü duyduk.

Antalya ADD Başkanı Mustafa Durna'yı, Cumok Temsilcisi Emel Akbay'ı gördük.Polatlı'dan gelen dostumuz Münevver Hanımı ve bazı aşina yüzleri gördük. ADD Merkez Üyesi ve Mersin Cumok, Fethi Karaduman' ve ADD Genel Sekreteri Dostumuz Suay Karaman'la kucaklaştık. Suay Karaman'ın çağrısı ve daha önce ADD Gençlik Kolu Başkanı Öner Tanık'ın yazdığı çağrıya uyarak ovaya inmeden önce ADD Gençlik Kolu'nun Kampında mola verdik. Ziyaretimiz herkes için çok iyi oldu.. Çadırlar arasında hep birlikte ADD'li gençlerimizin sunduğu kahvaltıyı paylaştık, birlikte söyleştik. Cumok çalışmalarında Anadolu'da rastladığımız İstanbul'dan tanıdığımız bazı gençlerle anı tazeledik. Bir gece önce yaptıkları gece yürüyüşü ve kampları dolayısıyla gençleri ve otobüsümüze katılan arkadaşlarımızı kutladık Daha sonra Yzb.Agah Efendi Şehitliğini herzamanki hüznüyle gezdik. Arkadaşlarımız, bu arada Büyük Kalecik'in katkısız domateslerinden ve diğer ürünlerinden çokça almayı ihmal etmediler...

Afyonkarahisar' da bir saatlik bir moladan sonra hep birlikte savaş alanlarına ve Dumlupınar'a yöneldik. Öğle saatlerinde Dumlupınar Zafer Anıtı'nı ve şehitliği gezdik. Çetmili Kara Ali Çavuş ve oğlu Sancaktar Mehmet Onbaşı'nın destanlaşan şehadetlerini simgeleyen anıtı; zaferin kadın şehitleri 19 yaşındaki Ayşe, 20 Yaşındaki Zeynep ve 21 yaşındaki Fatma'nın mezarları'nda, yurdun dörtbir yanından gelerek bedenleri toprak olmuş yiğitlerin anıtlaşmış mezarları önünde saygılar sunduk, fotoğraflar çektik. Sonra, Dumlupınar Tanıtma Grubundan arkadaşlarımızla buluştuk . Müzeyi gezdikten ve rehberimizin verdiği bilgilerden sonra, Karargah binası olarak kullanılan Atatürk'ün kaldığı evin içini gezdik. Bahçesinde bize karşılıksız olarak sunulan pide ve ayranları diğer dostlarımızla birlikte yedik.

Dumlupınarlı Arkadaşlarımıza yurtseverce konukseverliklerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Seneye kendileriyle daha kapsamlı bir program yapacağız. Dumlupınar'dan Zafertepe ve Çalköy'e yöneldik.
Önce Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtının öyküsünü yerinde dinledik. Topraktan fışkıran kolun öyküsünü betimleyen anıt herkesi çok etkiledi. Zafertepe'de harita üzerinden hücumu, düşmanın bozgununu birlikte dinledik. Değerlendirdik. Çalköy'de geçen yıl açılmış olan üç komutanın üzerine harita sererek durum değerlendirmesini yaptıkları Üç Komutan ve Kağnı heykelinden fotoğraflar aldık.Sonra İstanbul yönüne dönüşe geçtik. Şehitlik ve müze gezmelerinde toplu davranılması ve dağılınmaması konusundaki uyarılarımıza arkadaşlarımız genellikle uydular.

Dönüşte mola yerimiz farklıydı. Bir gecelik uykusuzluk ve 1874 rakımlı Kocatepe ile Dumlupınar dan alınan temiz havanın zihinleri berraklaştırdığına, ulusça yenilmeyeceğimize olan inancımızı bileyen 25 Saatlik yoğun ulusal bağımsızlık programı, hepimizi yaşadığı tatlı bir yorgunluğu aşan bir dinçlikle kavradı. Yolboyu, türküler, marşlar ve siyasal gericiliği değerlendiren söylemlerle konuşarak İstanbul'a ulaştık. Tahmini dönüş saatimiz yarım saat aşarak Akşam 22.30 da Kadıköy de indik. Bu gezinin bizlere verdiği iki saptamayı ve bunların sonucunu da sizlerle paylaşmak isteriz:

Özetle; katılanlara cesaret ve ulusal bilinç ışığı veren bu gezinin bir önemli yanı emperyalizmin işbirlikçisi olan karşıdevrimin Çankaya'dan sonra Kocatepe' ye de tırmanmaya başladığını görmek ve "Çanakkale'de yapılan, burada da yapılmak isteniyor" olarak somutladığımız bu gözlemi; " yurdunu ve ulusunu özünden çok seven" dostlarımızla paylaşarak, yurttaş kimliğini onurla taşığının düşünen her kişiyi bu konuda göreve davet etmek olmuştur. Birinci saptama budur. Bu gezinin kısa özet notları; tarih bilincinin sadece kitaplardan değil bu önemli mekanları gözle görerek, olayları yerinde dinleyerek oluşacağına ilişkin bilgi ve kanaatimize, etkinliğe katılan Cumokların da katılması ve bu eylemliliğin ulusalcı, aydınlanmacı saflarda arttırılarak sürdürülmesi kararının çıkmasıdır. İkinci saptamamız da budur.

26 Ağustos notlarımızı okuyan dostlarımıza gelince; Sizler şu sorulara yanıt vermelisiniz: Tarihe saygı, gerçeğe saygı, kul değil de yurttaş, ulusun bir ferdi olmak bilinci nedir, nasıl gözlenir, nice gösterilir?

Sizler yanıtınızı hazırlarken bizim yanıtımızı söyleyelim,: Tatillerini kendi özel yaşamına hasretmekle yetinmeyerek, soluğudumuz havayı, altında yattığımız güneşi, üzerine bastığımız ve adına vatan dediğimiz toprağı bizlere miras olarak bırakanlara; onların anılarına, özverilerine, dünya görüşlerine, bizlere açtıkları aydınlık geleceğe sadece saygı duymakla yetinmeyerek, bu ülkenin tarihte emperyalizme karşı ilk Ulusal Kurtuluş Savaşını kazanarak kurulduğunu; kuruluşunda çağdaş bir bağımsız ulus devlet olarak sosyal, kamucu ve halkçı ilkelerle yurttaşın egemenliğin kullanıcısı ve ulusun efendisi olduğunu gözeterek kurulduğuna ilişkin Tarihsel gerçeğe ve bu sonucu yaratan tarihsel mekanlara ancak eylemli olarak sahip çıkmakla ve bu uğurda Atalarımız kadar kararlı, cesur ve özverili olmaktan geçtiğini bilerek bu topraklarda hakkederek yaşamaktan geçmektedir.

Bunu yapmayanlar, özel yaşam gerekçelerine, özel yaşam sorumluluklarına sığınarak bu ulusal ve yurttaşlık sorumluluğunu es geçenler, birgün bu ihmalin ağır bedeliyle hem kendiler ve hem de çocukları ve torunları önünde yüzleşeceklerdir. Hepinizin çok iyi bildiği bir teatral deyimle sonlandıralım, yazımızı...

Tarih affetmez! Ders almayanları, kesinlikle affetmez.
Saygı ve dostlukla.

Namık Kemal Boya
Cumok İstanbul Koordinatörü
Türkiye Cumok
Eşgüdüm Sorumlusu
➽ Paylaş:
“AKP karanlığının erişim yasağı ile engellediği SivriSinekCaz'a ücretsiz Opera VPN ile kolay ve sorunsuz erişebileceğinizi biliyormuydunuz?..”
Okurlara..